,
 
Menu
Anasayfa Hakkımızda Kadromuz Çalışma Alanlarımız Linkler Önemli Bilgiler İletişim
MARKETTE UNUTULAN PARA CÜZDANITÜKETİCİ MAHKEMESİNİN GÖREV ALANINA GİRER Mİ? / 11-02-2015
 MARKETTE UNUTULAN PARA CÜZDANITÜKETİCİ MAHKEMESİNİN GÖREV ALANINA GİRER Mİ?

T.C.

YARGITAY HUKUK GENEL KURULU

ESAS NO: 2013/13-2166

KARAR NO: 2014/709

KARAR TARİHİ: 23.5.2014

> TÜKETİCİ MAHKEMELERİNİN BAKMAKLA GÖREVLİ OLDUĞU DAVALAR -GÖREVSİZLİK KARARI-MARKETTE UNUTULAN MÜŞTERİYE AİT PARA CÜZDANI

Taraflar arasındaki “maddi ve manevi tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 1. Sulh Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 13.12.2011 gün ve 2010/1676 E., 2011/2927 K. sayılı kararın incelenmesi davalı K... A.Ş. vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 27.02.2013 gün ve 2012/23593 E., 2013/4687 K. sayılı ilamı ile;

( ... Davacı, davalı şirkete ait markette alışveriş yaparken cüzdanını kaybettiğini, güvenlik kamerası kayıtlarından cüzdanın davalı şirkette güvenlik görevlisi olarak çalışan davalı İ. Ç. tarafından alındığının tespit edildiğini fakat zararının giderilmediğini belirterek cüzdanının içinde bulunan 550,00 TL nakit, 450 EURO, keşidecisi D... Gıda olan 958,00 TL bedelli çek ile 450 Euro`nun tahsil tarihindeki Merkez Bankası satış kuru üzerinden TL karşığının Devlet Bankalarının bir yıllık mevduata ödediği faiziyle birlikte, nüfus cüzdanının ve ehliyetin yeniden çıkarılması için yapmış olduğu 200,00 TL masrafların ve maruz kaldığı muamele nedeniyle uğradığı ruhi sarsıntı sebebi ile 2.000,00 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.

Mahkemece, davanın maddi tazminat yönünden kısmen kabulüne, 1.553,00 TL nin 25.06.2010 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, manevi tazminat yönünden davanın kısmen kabulüne, 1.000,00 TL manevi tazminatın 12.06.2010 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, fazlaya dair taleplerin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı K... A.Ş. tarafından temyiz edilmiştir.

1-4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun`un Amaç başlıklı 1. maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2. maddesinde “Bu kanun, birinci maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar” hükmüne yer verilmiştir. Yasanın 3. maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları, hizmet; bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan mal sağlama dışındaki her türlü faaliyeti ifade eder. Satıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar. Tüketici ise bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen kullanan veya yararlanan gerçek yada tüzel kişiyi ifade eder şeklinde tanımlanmıştır.

Bir hukuki işlemin 4077 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir. Somut uyuşmazlıkta davacı ve davalı şirket arasında 4077 sayılı kanunda belirtilen şekilde alım satım sözleşmesi bulunmaktadır.

4077 sayılı Yasanın 23.maddesinde bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağı öngörülmüştür. Taraflar arasındaki uyuşmazlık Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kaldığına göre davaya bakmaya Tüketici Mahkemesi görevlidir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak da söz konusu olmaz. Bu durumda mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

2-Bozma nedenine göre davalının temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir... )

gerekçesiyle bozularak, dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulu`nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava; maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

Mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen karar davalılardan K... A.Ş. vekilinin temyizi üzerine, Özel Daire`ce yukarıda yazılı nedenlerle bozulmuş; yerel mahkemece önceki kararda direnilmiştir. Hükmü temyize davalı K... A.Ş. vekili getirmektedir.

DİRENME YOLUYLA HUKUK GENEL KURULU ÖNÜNE GELEN UYUŞMAZLIK; MÜŞTERİNİN ALIŞVERİŞ YAPTIĞI MARKETTE UNUTTUĞU CÜZDANIN, MARKET ÇALIŞANI ( GÜVENLİK GÖREVLİSİ ) TARAFINDAN BULUNUP İADE EDİLMEYEREK SAHİPLENİLDİĞİ OLAY NEDENİYLE UĞRANILAN ZARARIN TAZMİNİ İÇİN AÇILAN DAVADA, GÖREVLİ MAHKEMENİN TÜKETİCİ MAHKEMESİ Mİ YOKSA SULH HUKUK MAHKEMESİ Mİ OLDUĞU NOKTASINDA TOPLANMAKTADIR.

Davacı, davalı şirkete ait markette alışveriş yaparken cüzdanını unuttuğunu, güvenlik kamerası kayıtlarından cüzdanın davalı şirkette güvenlik görevlisi olarak çalışan davalı İdris Çoban tarafından alındığının tespit edildiğini, zararının giderilmediğini belirterek cüzdanının içinde bulunan paralar ( 550 TL ve 450 Euro ) ve çek ( 958 TL bedelli ) ile yeni nüfus cüzdanı ve sürücü belgesi çıkarılması için yaptığı masraflar ( 200 TL ) karşılığı maddi tazminat ve maruz kaldığı muamele nedeniyle uğradığı ruhi sarsıntı sebebi ile 2.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Ankara 19. Asliye Ceza Mahkemesi`nin 2010/1408-2011/761 sayılı kararında; “…sanığın olay tarihinde K... mağazasında güvenlik şefi olarak çalıştığı, alış veriş için gelen katılanın hesap ödeme sırasında kasada cüzdanını unuttuğu cüzdanı bulan sanığın, cüzdanı iade etmeyerek sahiplendiği, CD kaydının incelenmesinde de cüzdanın sanık tarafından alındığının tespit edildiği her ne kadar sanık hakkında hırsızlık suçundan kamu davası açılmış ise de, hırsızlık suçunun yasal unsurlarının olayda gerçekleşmediği, sanığın mağazada unutulan cüzdanı alıp üzerinde tasarrufta bulunmak suretiyle suçu işlediği anlaşılmakla cezalandırılmasına karar vermek gerekmiştir” denilmek suretiyle davalı İ. Ç.`ın kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinden tasarrufta bulunduğundan bahisle TCK`nın 160/1 maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verilmiştir. Mahkemenin kesinleşen bu mahkumiyet kararındaki oluş ve kabul konusunda Yerel Mahkeme ile Özel Daire arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık davacının olay nedeniyle uğradığı maddi ve manevi zararının giderilmesini istediği bu davada görevli mahkemenin Tüketici Mahkemesi mi yoksa genel mahkemeler mi olduğu konusundadır.

Uyuşmazlık odaklı olarak, özel görevli mahkeme olarak “Tüketici Mahkemeleri”nin görev alanı üzerinde durmak gerekir.

Toplumdaki değişmelere bağlı olarak ülkemizde tüketiciler ile satıcılar arasında çıkan uyuşmazlıkların giderek artması, uyuşmazlıkların çözümünün ise uzmanlık gerektirmesi dikkate alınarak özel nitelikte Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ( 4077sayılı TKHK ) çıkarılmış, Kanun`un uygulanmasından doğan ihtilaflara bakmak üzere de Tüketici Mahkemeleri ( 4077 s. K. m. 23 ) ihdas edilmiştir.

Tüketici mahkemelerinin görevleri, Kanun`da; “Bu Kanunun uygulanmasıyla ilgili olarak çıkacak her türlü ihtilaflara tüketici mahkemelerinde bakılır” denilmek suretiyle belirlenmiştir ( 4077 s. TKHK m. 23/1 ). Maddede, açıkça “bu kanun…” tabiri kullanıldığına göre, TKHK`nin kapsamının ne olduğunu belirlemek gerekir. 4077 s. TKHK`nin kapsamı aynı Kanun`un 2. maddesinde gösterilmiş olup, “Bu Kanun, 1. maddede belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar” denilmek suretiyle 1. maddeye yollama yapılmıştır. Kanun`un 1. maddesinde belirtilen amaçlar ise; “kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarını koruyucu, aydınlatıcı, eğitici, zararlarını tazmin edici, çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı önlemleri almak ve tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini özendirmek ve bu konudaki politikaların oluşturulmasında gönüllü örgütlenmeleri teşvik etmeye ilişkin hususları düzenlemek” olarak belirlenmiştir.

Öte yandan, Kanun`un kapsamı belirlenirken “her türlü tüketici işleminden” bahsedilmiş olup, “tüketici işlemi”nin ne olduğu da “tanımlar” başlıklı 3. maddesinde açıklanmıştır. Buna göre; tüketici işlemi, mal veya hizmet piyasalarında tüketici ile satıcı-sağlayıcı arasında yapılan her türlü hukuki işlemi ifade etmektedir ( 4077s. TKHK m. 3/h ).

Kanun`da tüketici ile satıcı - sağlayıcı arasındaki “her türlü hukukî işlem” denildiğine göre, hukuki işlem 4077 s. Kanun`da düzenlenen bir sözleşme türü olmasa ve hatta sözleşme olarak ortaya çıkmış bir hukukî işlem olmasa dahi tüketici işlemi olarak nitelendirilebilecek ve böylece TKHK kapsamında kalacak, dolayısıyla bu tür işlemlerden kaynaklanan davalar Tüketici Mahkemeleri`nin görev alanında kabul edilecektir ( BULUT, Uğur: Sözleşme Görüşmelerinden Doğan Sorumlulukta Tüketici Mahkemelerinin Görevine İlişkin Bir Yargıtay Kararı İncelemesi”, Ankara Barosu Dergisi, Y. 70, S. 2012/2, s. 336-337 ).

Kanun`daki; tüketici ( bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişi ), satıcı ( kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişiler ), sağlayıcı ( kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye hizmet sunan gerçek veya tüzel kişi ) kavramları dikkate alındığında ( 4077 s. TKHK m. 3/e,f ve g ) somut olayda taraflardan birinin tüketici olduğu konusunda ( 4077 s. TKHK m. 2 ) duraksama bulunmadığına göre, görevli mahkemenin de Tüketici Mahkemesi olması gerekir.

Hal böyle olunca; Yerel Mahkemece, açıklanan tüm bu hususlar göz önüne alınıp, Hukuk Genel Kurulu`nca da benimsenen Özel Daire bozma ilamına uyulmak ve davaya bakma görevinin Tüketici Mahkemesi`ne ait olduğunun kabulü ile görevsizlik kararı vermek gerekirken; hatalı tespit ve değerlendirme sonucu Mahkemenin görevli olduğuna ilişkin önceki kararda direnilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır.

Direnme kararı bu nedenle bozulmalıdır.

SONUÇ : Davalı K... A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma ilamında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanunun 30.maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu`na eklenen “Geçici Madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu`nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, aynı Kanun`un 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 23.05.2014 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

 
Bugün Tekil: 84 Bugün Çoğul: 248 Dün Tekil: 547 Toplam Tekil: 1640723 Toplam Çoğul: 4058773
        Dataişlem