,
 
Menu
Anasayfa Hakkımızda Kadromuz Çalışma Alanlarımız Linkler Önemli Bilgiler İletişim
BOŞANMA DAVALARINDA KESİNLEŞMEDEN İCRAYA KONULACAK KARARLAR TEDBİR NAFAKASINA İLİŞKİNDİR. YOKSULLUK VE İŞTİRAK NAFAKASININ KESİNLEŞMESİ GEREKİR. / 21-02-2015
 BOŞANMA DAVALARINDA KESİNLEŞMEDEN İCRAYA KONULACAK KARARLAR TEDBİR NAFAKASINA İLİŞKİNDİR. YOKSULLUK VE İŞTİRAK NAFAKASININ KESİNLEŞMESİ GEREKİR.

YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ

ESAS: 2013/18343

KARAR: 2014/7453         

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire´ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

Takibe dayanak ...4. Aile Mahkemesi´nin 2012/583 E. 2013/171 K. sayılı ilamında Mahkemece, tarafların boşanmasına, ortak çocuk için dava tarihinden itibaren 150 TL. tedbir nafakasına (kararın kesinleşmesinden sonra iştirak nafakası olarak devamına), davacı lehine maddi ve manevi tazminata hükmedilmiş olup takip dosyasından takip talebinde birikmiş nafaka alacağı, maddi ve manevi tazminat alacakları yargılama gideri ve vekalet ücretinin takibe konulduğu anlaşılmıştır. Borçlu İcra Mahkemesi´ne başvurusunda, maddi ve manevi tazminatın boşanmanın eklentisi olması nedeniyle boşanma ilamı kesinleşmeden icraya konulamayacağını belirterek takibin iptalini talep etmiştir.

Mahkemece HMK.nun 367/2. maddesi gereğince boşanma ilamının kesinleşmesi gerektiği bildirilerek takibin iptaline karar verilmiş, karar alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

6217 sayılı Kanun´un 30. Maddesi ile 6100 sayılı Kanuna eklenen "Geçici Madde 3" atfıyla uygulanması gereken HUMK´nun 443/4 (HMK.nun 367/2.) maddesi gereğince aile ve şahsın hukuku ile ilgili hükümler kesinleşmedikçe takibe konu edilemezler. Ayrıca, boşanma kararının eklentisi olan tazminat, vekalet ücreti ve yargılama giderine yönelik hükümleri de aynı kurala tabidirler. Ancak, boşanma ilamı kesinleştiği takdirde, tazminat, vekalet ücreti ve yargılama gideri isteklerinin takibe konulabilmesi için nitelikleri gözetilerek kesinleşmeleri gerekli değildir (HGK. 28.2.2001 tarih 2001/12-206 E. 2001/217 K. ).

Anılan yasal düzenleme gereğince; yoksulluk ve iştirak nafakasının talep edilebilmesi için boşanma hükmünün kesinleşmesi zorunlu ise de tedbir nafakası yönünden ilamın kesinleşmesi gerekmez. Bu durumda, takipte talep edilen birikmiş nafaka alacağı yönünden boşanma ilamının kesinleşmesinin aranmayacağı dikkate alınarak Mahkemece bu kısım yönünden şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken takibin tümden iptali isabetsizdir.

SONUÇ: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.nun 366. ve 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK.nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK´nun 388/4. (HMK m. 297/ç) ve İİK´nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 17.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

12.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO: 2005/6009

KARAR NO: 2005/9100

KARAR TARİHİ: 28.04.2005

ÖZET: Somut olayda boşanma ile ilgili hüküm bölümü daha önce onanmış ve bozma kapsamı dışında kalmıştır. Bu durumda, sonradan hükmedilen ihtilaf konusu tazminat bölümlerinin takibe konulması için kararın kesinleşmesine gerek yoktur.

(1086 S. K. m. 443/4)

Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:

Karar: HUMK. nun 443/4. maddesi gereğince aile ve şahsın hukuku ile ilgili hükümler kesinleşmedikçe takibe konu edilemezler. Ayrıca, boşanma kararının eklentisi olan tazminat hükümleri de aynı kurala tabidirler. Ancak, boşanma ilamı kesinleştiği takdirde tazminat isteklerinin takibe konulabilmesi için nitelikleri gözetilerek kesinleşmeleri gerekli değildir. (HGK. 28.2.2001 tarih 2001/12-206E. 2001/217 K.)

Somut olayda boşanma ile ilgili hüküm bölümü daha önce onanmış ve bozma kapsamı dışında kalmıştır. Bu durumda, sonradan hükmedilen ihtilaf konusu tazminat bölümlerinin takibe konulması için kararın kesinleşmesine gerek yoktur. (HGK. 23.10.2002 tarih 2002/11-633 E. 2002/847 K. sayılı kararı)

O halde şikayetin reddi yerine kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.

SONUÇ: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.366. ve HUMK.428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 28.04.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.

 
Bugün Tekil: 344 Bugün Çoğul: 954 Dün Tekil: 698 Toplam Tekil: 1584615 Toplam Çoğul: 3933119
        Dataişlem