,
 
Menu
Anasayfa Hakkımızda Kadromuz Çalışma Alanlarımız Linkler Önemli Bilgiler İletişim
GEMİ REHNİ KONUSU / 18-03-2013
 YENİ TİCARET KANUNU IŞIĞINDA

GEMİ REHNİ

I.                    Sicile kayıtlı olmayan gemilerin rehni

II.                  Sicile kayıtlı olan gemilerin kanuni rehni

III.               Sicile kayıtlı gemilerin akdi rehni

Gemi İpoteği

a.       Düzenleyen Hükümler

b.       İçeriği

c.        Tesisi

d.       Kapsamı

e.        Temin ettiği alacaklar

f.        Derecesi

g.        Hükümleri

h.       Devri ve intikali

i.         Nevileri

j.         Sona ermesi

IV.          Cebri İcra

I.                    Sicile kayıtlı olmayan gemilerin rehni

Herhangi bir Türk Gemi Sicili’ne kayıtlı olmayan bir Türk gemisi üzerindeki ayni haklara Yeni Türk Ticaret Kanunu (“YTK”) m.997 uyarınca Türk Medeni Kanunu’nun (“TMK”) menkullere ilişkin hükümleri uygulanır. Burada Türk Gemi Sicilleri’nden kasıt Türk Milli Gemi Sicili (uygulamada 1. sicil olarak da adlandırılır), Türk Uluslararası Gemi Sicili (kısaca TUGS veya 2. sicil olarak da adlandırılır) ve İnşa Halindeki Gemilere Mahsus Sicil’dir.

Menkul mallara ilişkin akdi rehin TMK m. 939 uyarınca ancak zilyetliğin alacaklıya devri suretiyle gerçekleşebilir. Aksi taktirde rehin hakkı doğmaz. TMK hükümlerinin müseccel olmayan gemilere uygulanmasına rağmen, gemilerin rehni bazı noktalarda diğer menkullere göre farklılık gösterir. Bunlar;

- YTK m.1320 ‘ye göre gemiye ilişkin doğan bir gemi alacaklısı hakkı uyarınca gemi üzerinde kanuni rehin hakkı tanınması,

- YTK m.1012 uyrınca, geminin bir dontama iştiraki tarafından işletilmesi halinde müşterek donatanlardan birinin gemi üzerindeki payının rehnedilmesinin mümkün olmasıdır.

II.           Sicile kayıtlı gemilerin kanuni rehni

Sicile kayıtlı bir geminin kanundan kaynaklanan bir takım sebeplerle rehni mümkündür. Bu sebepler YTK’da sınırlı olarak sayılmıştır. Bunlar:

1) Gemi üzerinde YTK m.1320 uyarınca gemi alacaklısı hakkının doğması

2) Birlikte gemi ipoteğinde alacaklıya ödemede bulunan malikin diğer gemi maliklerine ait gemiler üzerinde YTK m.1046 uyarınca ipotek hakkına sahip olması ve

3) Tersane sahibinin geminin inşa veya tamirinden doğan alacakları için gemi üzerinde YTK m.1013 gereğince ipotek hakkı doğmasıdır.

Gemi alacaklısı hakları YTK m.1320’de tespit edilmiş ve donatanın deniz servetinden öncelikle tahsil edilmesi icap eden haklardır. Bu alacaklar YTK m.1321 uyarınca, alacaklısına gemi ve teferruatları üzerinde kanuni bir rehin hakkı bahşeder. Bu hak, gemi alacaklısının doğumu ile doğar, tesciline veya geminin teslimine gerek yoktur. Bu haklar, YTK m.1323 hükmü uyarınca, rehin veya ipotekle temin edilmiş diğer tüm alacaklara takaddüm eder. YTK m.1321 gereğince bu kanuni rehin hakkı, gemiye sonradan zilyet olan üçüncü şahsa karşı da ileri sürülebilir. Diğer bir ifadeyle, kanuni rehin hakkının doğumundan sonra gemi üçüncü bir kişiye satılsa dahi gemi üzerindeki rehin devam eder.

YTK m.1046 uyarınca, birlikte gemi ipoteklerinde alacaklıya ödemede bulunan gemi maliki, diğer ipotekli gemilerin maliklerine veya onların seleflerine ait gemiler üzerinde ipotek hakkına sahip olur. Böylece, ödemede bulunan gemi malikinin rücu hakkı teminat altına alınmış olur. Ödeyen gemi malikinin ipotek hakkı da tescile gerek kalmaksızın kendiliğinden doğar.

YTK m.1013 hükmü gereğince tersane sahibinin inşa veya tamir ettiği gemiler üzerinde bir ipoteğin tescilini talep etme hakkı vardır. Buradaki fark, diğer iki kanuni rehin çeşidinde rehin hakkı doğrudan doğruya doğmaktayken, burada rehin talep etme hakkı kanuna dayanmaktadır.

Dolayısıyla, rehin gemi siciline tescil ile doğmaktadır. Bu noktada, bu rehin akdi rehne benzemektedir. Akdi rehinden farkı ise, burada rehin tesisine ilişkin hakkın kanundan doğması ve fakat akdi rehinde talep hakkının taraflar arasındaki muameleye göre meydana gelmesidir.

Buna göre alacağın gemi maliki tarafından kabul edilmesi veya hüküm altına alınmış olması gerekir. Tescil talebi Gemi Sicil Nizamnamesi’nin (“GSN”) 16 ve 77. maddeleri gereğince ilgili sicile bir dilekçe ile yapılır. Alacağı tevsik eden, malikten sadır bir belge veya ilamın dilekçeye eklenmesi şarttır. Tersaneci ipoteğinin akdi ipoteklere nazaran bir önceliği yeni kanunun 1393. maddesiyle getirilmiştir.

III.          Sicile kayıtlı gemilerin akdi rehni

Gemi İpoteği

Gemi ipoteğinin öncelikli amacı gemi maliklerinin gemiyi işletmek için gerek duydukları krediyi temin edebilmesidir. Malikin zilyetliğinin sona ermemesi ve rehin alanın geminin fiziki ve hukuki durumunu takip edebilmesi de amaçlanmıştır.

                a. Düzenleyen Hükümler

Akdi gemi ipoteği esas olarak YTK’nın 1012-1058. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Buna ek olarak GSN’nin hukuki münasebetlerin tescili başlığını taşıyan 3. faslı, gemi sicili başlığını taşıyan 6. faslı, gemi evrakına dair 7. faslı ve usul hükümleriyle ilgili 9. faslında gemi ipoteğinin tescili ile tescil için gerekli belgeler, tadil ve terkine ilişkin hükümler mevcuttur. Bunların yanı sıra Türk Uluslararası Gemi Sicili Kanunu’nun 6. maddesi gereğince ipoteğe ilişkin bilgilerin TUGS’a kaydı gerekir. Bu maddelere yeri geldikçe değineceğiz.

                b. İçeriği

YTK m. 1014’te gemi ipoteğinin tanımı yapılmıştır. Buna göre, gemi ipoteği herhangi bir alacağı temin için ileride oluşabilecek alacakları kapsayacak şekilde de verilebilen ve geminin bedelinden tahsil edilebilen bir ipotektir. Bir bütün olarak incelenirse:

- YTK’da düzenlenen gemi ipoteği bir teminat ipoteğidir. Tedavül ipoteği niteliği taşımaz.

- Gemi ipoteği, gayrımenkul ipoteği örnek alınarak düzenlenmiş, özel bir rehin türüdür.

- Sicilli bir rehin türüdür, ipotekli borç senedi ile tesis edilemez. 

- Temin ettiği şahsi alacağa bağlı, feri bir haktır.

Bu son özelliğe değinmek gerekirse, gemi ipoteği, şahsi alacağın mevcudiyetine tabidir, bağımsız olarak oluşturulamaz. Bu alacaktan bağımsız olarak devredilemez. Alacağın sona ermesi ile düşer.

                c. Tesisi

Gemi ipoteğinin tesisi YTK m.1015’te düzenlenmiştir. Buna göre, malik ile alacaklının anlaşmaları ve gemi siciline ipoteğin tescili gereklidir. Aynı madde uyarınca anlaşmanın yazılı şekilde ve imzaları noterce tasdikli yapılması gerekir. Kanunun getirdiği önemli bir değişiklikle, gemi ipoteği sözleşmesi gemi sicil müdürlüğünde de yapılabilir. Böylelikle, gayrımenkul ipoteğine benzer bir sistem öngörülmüştür.

İpoteğin tesis edilmesi için, anlaşmanın alacaklıya alacağını gemi bedeli üzerinden alma yetkisini vermek üzere, ipotek hakkı tesisi amacıyla yapılması gerekir. İleride oluşabilecek bir şarta bağlı olarak da anlaşma yapılabilir. İpotek anlaşmasının YTK m.1015’te öngrülen şekle uygun yapılmaması halinde, anlaşma geçerli olmaz ve tescili yapılmaz. Anlaşmanın yanı sıra GSN m. 21 ve 25 uyarınca, malikin ipoteğe muvafakat veren bir tescil dilekçesinin de sicile sunulması gerekir. Bu tescil dilekçesi uygulamada malik ve alacaklı tarafından müstakil olarak imzalanır.

Yine uygulamada YTK m.1015 uyarınca yapılan anlaşmalar, noter huzurunda düzenleme şeklinde yapılmaktadır. Burada güdülen amaç, taraflar arasında anlaşmazlık halinde, gemiyi cebri icra yoluyla satışa koymak isteyen alacaklı lehine bir durum yaratmaktır. Zira, borçlu tarafından bir para borcunu ihtiva eden resen noterce düzenlenmiş bir ipotek anlaşması, İcra İflas Kanunu’nun 38. maddesi gereğince ilam niteliğinde bir belgedir ve bu belge ile ilamlı icra takibi yapılabilir. Yeni kanunda öngörülen sicilde anlaşmanın ne şekilde uygulanacağının ve hangi hususları içereceğinin gemi sicil nizamnamesiyle düzenlenmesi yerinde olacaktır. Aksi takdirde cebri icra prosedüründe belirsizlik gündeme gelebilir.

Usulüne uygun bir anlaşma ve dilekçe ile ipotek gemi siciline tescil edilir. Bu tescil yaratıcı etkiye sahiptir, başka deyişle ipotek sicile tescil anında doğar. Anlaşma var olsa bile, tescil olmadan ipotek hakkı oluşmaz. Sicile ipotekle ilgili kaydedilecek hususlar YTK m.1016’da sayılmıştır. Bunlar alacaklının adı, alacağın miktarı, faiz miktarının oranı, cezai şart gibi tali edaların tutarı ve ipoteğin derecesidir. YTK m.1016 uyarınca, yabancı bir para borcuna istinaden tesis edilen

ipoteklerde, ipotek bedeli yabancı para birimi olarak sicile kaydedilebilir. Yeni maddenin 5. fıkrası uyarınca, yabancı para birimi olarak kurulan derecenin boşalması halinde, Türk parası veya yabancı para üzerinden boşalan dereceye ipotek konulabilir.

Alacaklının adı ve alacağın miktarının sicilde gösterilmemiş olması halinde ipoteğin resen sicilden terkini gerekir. Bunun dışında alacağın akdi faizinin açıkça sicilde belirtilmediği durumda ipotek faizsiz sayılır. Sicilde gösterilmesi gereken diğer hususların gösterilmemesi ipoteğin varlığına tesir etmez. Esas alacak haricindeki yan edimlerin belirlenmesinde tescil talepnamesine atıfta bulunulabilir.

                d. Kapsamı

Akdi ipoteğin kapsamı YTK 1020-1029. maddeler arasında belirtilmiştir. Bu kapsama gemi, geminin mütemmim cüzü ve teferruatı, sigorta tazminatı ve zaruret halinde satılan geminin bedeli dahildir.

i)                    Tesis edilen ipotek ile her şeyden önce gemi takyit edilmiştir. Bu yüzden, üzerinde ipotek tesis edilen geminin açıkça belirtilmesi gerekir. Yalnız bir Türk gemi siciline tescil edilmiş gemiler üzerinde ipotek mümkündür. Bunun istisnası, yabancı bir ülkede satın alınmış ve bir Türk gemi siciline tescil edilme hakkına sahip olmakla beraber fiilen henüz tescil edilememiş gemiler, bayrak şahadetnamesine şerh verilmek suretiyle ipotek edilebilir. Uygulamada, bu suretle gemi ipoteklerine de sıkça rastlanmaktadır. Devlet gemileri üzerinde ipotek tesis edilemez.

ii)                  Gemi ile ayrılmayacak şekilde birleşmiş olmasalar bile, gemiye vidalanmış veya tutturulmuş parçalar mütemmim cüz sayılır ve gemi ipoteğinin kapsamına dahildir. YTK m.1020 uyarınca mütemmim cüzler iki halde ipotek kapsamında çıkarlar. Parçalar geminin işletilmesi icabı daimi surette gemiden uzaklaştırılırsa ve gemiye alacaklı tarafından el koyulmadan önce 3. kişilere temlik edilerek gemiden uzaklaştırılırsa. Gemi vinçleri, makineler mütemmim cüze örnektir. Mülkiyeti gemi malikine ait olan teferruat da ipoteğe dahildir. Ancak teferruat da geçici olmayan bir sebeple gemiden uzaklaştırılmışsa ipotek bunları kapsamaz.

iii)                Eski TTK m.900’ün atfıyla, TMK m.863 uyarınca, ipotek kapsamına navlun da dahildi.  Ancak, YTK’da navlunun taşıyanın geminin işletilmesinden dolayı değil, yük taşıma taahhüdünün ifası karşılığında talep edeceği bir ücret olması gerekçesiyle navlun alacağı ipotek kapsamından çıkarılmıştır.

iv)                YTK’da ipotek kapsamına kamulaştırılan geminin bedeli ile malikin geminin ziya veya hasarından dolayı 3. kişilere karşı sahip olduğu tazminat talepleri de dahildir.

v)                  Sigorta tazminatı YTK m.1022 vd. uyarınca gemi ipoteğinin kapsamına dahildir. Sigorta tazminatının gemi ipoteği kapsamına girmesi için malikin menfaatinin sigorta ettirilmiş olması şarttır. İpotek alacaklısının menfaati için yaptırılan sigorta ipotekle temin edilmez. Sigortanın, temin edilen rizikonun gerçekleşmesinden önce yapılmış olması gerekir. İpotek kanunen sigortaya dahil olduğundan, ipoteğin ayrıca sigortacıya bildirilmesi gerekmez, ancak bu husus alacaklıya daha geniş koruma sağlaması bakımından tavsiye edilir.

Gemide meydana gelen tamir işleri veya bir gemi alacaklısının talebi nedeniyle sigortacının doğrudan malike ödeme yapması ile, YTK m.1023 uyarınca sigortacının ipotek alacaklısına karşı olan sorumluluğu kalkar. Ancak uygulamada, geminin tam ziyaı ve/veya sigortacının sorumlu olduğu alacağın belli bir tutarı aşması durumunda, sigorta tazminatının doğrudan ipotek alacaklısına ödenmesi, alacaklı ve malik arasında akdedilen bir temlik sözleşmesi ile kararlaştırılmaktadır. Doğrudan ipotek alacaklısına sigorta tazminatının ödenmesi için “loss payable” adı verilen bu anlaşma sigortacıya bildirilir ve poliçeye dercedilir.

Gemi ipoteği sigortacıya bildirilmiş ise, sigortanın sağladığı himayeyi devam ettirme imkanı alacaklıya tanınmıştır. Bundan kasıt, sigorta priminin malikçe vaktinde ödenmemesi durumunda alacaklı primi ödeyerek sigortayı devam ettirebilir. Bunun yanında, sigorta akdinin vaktinden önce sona ermesini gerektirecek durumlar ortaya çıkarsa, bunların alacaklıya bildirilmesi gerekir.

Ayrıca, YTK m.1027 uyarınca, sigorta ettiren malikin fiillerinden dolayı sigortacı tazminat ödeme borcundan kurtulsa dahi, alacaklıya karşı olan borcu devam eder. Bu durumun istisnaları, primin süresinde ödenmemesi, geminin denize elverişsiz şekilde sefer çıkması, geminin rotasından ayrılmasıdır.

e. Temin ettiği alacaklar

YTK m.1018’de, TMK’nın 875 ve 876. maddesine yapılan atıfla gemi ipoteğinin alacak bakımından hangi meblağları güvence altına aldığı belirtilmiştir. Bunlar ana para alacağı, akdi faiz veya temerrüt faizleri, tali edalar, sigorta primleri ve sigortacıya yapılan sair ödemeler, alacaklının ipotekli geminin muhafazası için yapmış olduğu masraflar ve geminin paraya çevrilmesi için yapılmış masraflardır.

Ana para, ipoteğin tesisi anında sicile bildirilen alacaktır. Gemi ipoteğinin mutlaka belli bir alacağı temin etmesi gerekmez. Azami had (üst sınır, maksimal) ipoteğinde sicilde gösterilen miktar ipotekli alacaklının akdi faiz dahil bütün alacağının üst sınırını teşkil eder. Bu konuya ileride temas edeceğiz.

Gemi ipoteğinde kararlaştırılacak akdi faize ilişkin YTK m.1019’da yeni bir düzenleme getirilmiştir. Eski kanunda, taraflar arasında %5’i geçmeyen bir akdi faiz oranı kararlaştırılmışsa, ipotekle faiz tutarı temin edilmiş oluyordu. Ancak akdi faiz oranı %5’in üzerinde olduğunda kanun uyarınca, diğer alacaklıların izni olmaksızın faiz ipoteğin sağladığı teminata dahil olmuyordu. Yeni madde uyarınca, %5’lik sınır kaldırılmış, bu oran enflasyon yüzünden para değerindeki düşmelere yeterli güvence sağlamadığından asgarî kanunî faiz oranına yollama yapılmıştır. Diğer alacaklıların izni olmaksızın, asgari kanuni faiz oranını aşan faiz alacağı ipotek yoluyla tahsil edilemez. Ancak tüm alacaklılar tatmin edildikten sonra geriye bir şey kalırsa bu tutar alacaklıya ödenir.

BK m. 103 ve 104 uyarınca, alacağa ilişkin geçmiş günler (temerrüt) faizi ipotek anlaşmasında gösterilmesine gerek olmasızın temin edilmiştir. Dolayısıyla, sicilde temerrüt faizi oranı belirtilmemiş olsa dahi, ipotek bedeli kapsamına temerrüt faizi dahildir.

Tali edalara örnek olarak ana paranın ödenmemesi durumunda işleyecek cezai şart, bankaların faiz için ödedikleri gelir vergisi, geminin değeri için yapılan ekspertiz masrafları ve komisyonlar verilebilir. Bu tutarların, ipoteğin tescili anında kesin olarak belli olmaması söz konusu olabilir. Bu durumda, YTK m.1016 uyarınca ipotek tescil talepnamesinde, tali edaların tespitini mümkün kılacak bazı esasların yer alması yeterli kabul edilmektedir.

İpotek alacaklısı, gemiye ilişkin sigortanın devamını sağlamak amacıyla sigortacıya bir takım primleri ve başka borçları ödemiş olabilir. Bu halde, sicilde tescil edilmelerine gerek kalmaksızın bu masraflar YTK m.1029 gereği ipotek teminatı içine girer.

Alacaklı, YTK m.1030 uyarınca geminin değerinin azalmasına karşı gemi üzerinde bir takım tamir ve sair masrafların yapılmasını malikten talep etmiş olabilir. Bu taleplere ilişkin ihbar ve yazışma masrafları da ipoteğin temin ettiği alacaklardır.

Son olarak İİK m.138 uyarınca, geminin paraya çevrilme işlemi tamamlandıktan sonra, satış bedeli üzerinden öncelikle haciz ve paylaştırma masrafları alınır, ardından da takip masrafları ve faizler dahil olmak üzere alacaklar alacaklılar arasında alacakları nispetinde paylaştırılır. Takip masrafları ve avukatlık ücretleri kanunla temin edilmiş olduğundan bunların sicile kaydına gerek yoktur.

                f. Derecesi

YTK m.1017’de gemi ipoteğinin derecesine ilişkin şartlar düzenlenmiştir. Buna göre, gemi ipoteğinin derecesi TMK’da gayrımenkul ipoteği hakkındaki hükümlere göre belirlenir. Atıf yapılan hükümler TMK m.870-872’dir.

Rehnin derecesi bakımından, sabit dereceler sistemi Türk hukukunda kabul edilmiştir. Buna göre, bir derecede kurulmuş bir ipotek herhangi bir sebeple sona ererse, sonra gelen ipotek kendiliğinden boşalan dereceye ilerlemez. Malik, boş derece üzerinde yeni bir ipotek tesis edebilir. Ancak sonradan gelen alacaklıların serbest dereceden faydalanması anlaşmayla sağlanabilir. Bu anlaşmanın gemi siciline tescil edilmesi şarttır.

İpoteğin paraya çevrilmesi halinde satış bedeli rehin alacaklıları arasında derecelerine göre paylaştırılır. Bu noktada, uygulamada karşılıaşılan bir problem aynı derece ve fakat farklı sırada yer alan ipoteklerin paraya çevrilmesi sırasında satış bedelinin nasıl paylaştırılacağı sorunudur. YTK’nın atfıyla uygulanan TMK uyarınca, Türk hukukunda derece içinde sıra yoktur. Dolayısıyla aynı derecede yer alan ipotekler bakımından, paraya çevirme aşamasında elde edilen satış bedeli garameten paylaştırılır.

İpoteğin derecesinin değişmesi için, derecesi ilerleyen ve derecesi düşen ipotek alacaklılarının yazılı şekilde anlaşması ve malikin bu anlaşmaya rıza göstermesi gereklidir (YTK m.1042). Ayrıca yeni bir gemi ipoteği kurulurken gemi üzerinde varolan bir ipoteğin derecesi yeni ipotek lehine değiştirilebilir. Bunun için eski ipotek alacaklısı ile malikin bu hususta yazılı anlaşma yapması gerekir.  İpoteğin derecesinin değişmesi dereceleri değiştirilen ipotekler arasında bulunan ipoteklere etki etmez.  

                g. Hükümleri

Gemi üzerinde ipotek hakkının tesisi, ipotek alacaklısına ve malike bir takım haklar bahşeder. Alacağın muaccel olmasından önce ve sonra olmak üzere bu hakları ikiye ayırmak mümkündür.

1) Alacak muaccel olmadan önce: Müseccel bir gemiye ilişkin gemi ipoteğinde gemi, malikin elinde bulunduğundan alacaklı gemide oluşacak bir kötüleşmeyi önleyebilecek durumda değildir. Bu durum da, ipoteğin sağladığı güvenceyi tehlikeye düşürür. Dolayısıyla, YTK m.1030 uyarınca, alacaklı kötüleşmeyi bertaraf etmek üzere gerekli tedbirlerin alınmasını malikten talep etme hakkına sahiptir. Bu hakkın doğumu için geminin kötüleşmesi veya kötüleşmesinden endişe edilmesi yeterlidir. Geminin kötüleşmesinden kasıt, geminin fiziki durumundan kaynaklanan değer kaybı veya ticari işletim tarzı sebebiyle ipotek teminatının azalmasıdır. Aynı zamanda hukuki olarak ipotek alacaklısının durumu kötüleşmişse (örneğin gemi alacaklısı hakkı veren alacaklar doğmuşsa) bu durum da kötüleşmeye örnek teşkil eder.

Alacaklı kötüleşmeyi farkına vardığı anda, malike bir ihbarda bulunarak tehlikeyi bertaraf etmesini talep edebilir ve bu amaçla uygun bir süre tayin eder. Uygun süre içinde kötüleşme bertaraf edilmezse, alacaklı derhal ipoteğin paraya çevrilmesini talep hakkı kazanır.

YTK’da geminin sağladığı teminatın tehlikeye düşmesini engellemek amacıyla ipotek alacaklısına yeni bir imkan getirilmiştir. YTK m.1030 (2)’ye göre, ipotek alacaklısı, mahkemeye başvurarak, geminin ihtiyaten haczine, kaptandan başka bir yeddiemine bırakılmasına ve ihtiyati hacizden 1 ay içinde gerekli önlemlerin alınmasına karar verilmesini talep edebilir. Bu süre içinde gerekli önlemlerin alınmadığı farkedilirse, mahkeme rehnin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takip başlatması için alacaklıya 1 aylık süre verir. Daha önce, bu tür durumlarda,  ipotekli geminin sefere devam etmesi halinde alacağın tehlikeye gireceğinden bahisle, geminin seferden men edilmesi talebini bir ihtiyati tedbir yoluyla talp edebiliyordu. Ancak tedbirin devamında dava açma zorunluluğu olduğundan, sorunlar yaratıyordu.

2) Alacak muaccel olduktan sonra:

Eski kanunda 917 -920. maddeler arasında alacak muaccel olduktan sonra gemi ipoteğinin paraya çevrilmesine ilişkin maddeler mevcuttu. Bu maddeler yeni kanunda kaldırılmış ve deniz hukukuna ilişkin cebri icra prosedürü 1350-1400. maddeler arasında düzenlenmiştir. Bu maddelere yeri geldiğinde değineceğiz.

YTK’da, alacağın muaccel olmasından sonra esas borçlu olmayan malikin sahip olduğu başlıca hak, YTK m.1035 uyarınca borcu ödeme hakkına sahip olmasıdır. Bu durumda YTK m.1036 uyarınca alacak malike geçer.

h. Devri ve intikali

Gemi ipoteği rızaen bir başkasına devredilebileceği gibi, kanun veya mahkeme hükmüne göre intikal de edebilir.

YTK m.1038 hükmü uyarınca, ipotek bağlı olduğu alacak ile birlikte devredilebilir. Alacaktan bağımsız ipoteğin devri, ipotekten bağımsız alacağın devri mümkün değildir. Bunun istisnası azami had ipoteğidir. Miktarı belli olmayan alacakları teminen tesis edilen ipoteklerde, alacaklının birden çok alacak için tasarrufta bulunma yetkisinin saklı tutulması hedeflenmiştir. Bu sebeple de alacak temlik edildiği halde ipoteğin baki kalması, yeni alacaklar açısından bir güvence oluşturması hedeflenmiştir.

Alacağın temliki yazılı şekilde yapılmalı ve gemi siciline tescil edilmelidir. Temlik için tescil şart koşulmuştur.

Gemi maliki ipotek konusu borcun borçlusu değilse, ödeme nispetinde ipotek malike intikal eder. Bu durumda YTK m.1045 anlamında ipotek alacaklısı ve malik sıfatları birleşeceğinden ipotek düşer. 

Sigortacı alacağı alacaklıya ödediği nispette ipotek alacaklısının hakları YTK m.1028 uyarınca sigortacıya intikal olur. Birlikte gemi ipoteğinde alacaklıya ödemede bulunan gemi maliki, ipotekli diğer gemiler üzerinde ipotek hakkını haiz olur (YTK m.1046).

i.         Nevileri

1) Birlikte gemi ipoteği

YTK m.1021 uyarınca, aynı alacak için birden çok geminin her biri borcun tamamından mesul olacak şekilde ipotek edilmesine birlikte gemi ipoteği denir. Birlikte gemi ipoteğinde aynı borç için farklı maliklere ait gemilere ipotek konabilir. Gemi maliklerinin her birinin borçtan müştereken ve müteselsilen sorumlu olması gerekmez. Ancak, birlikte ipoteğin her bir gemiyi aynı ipotek şartları ile takyit etmesi şarttır.

Birlikte gemi ipoteği rehnolunan her gemi ile ilgili kayda ipoteğin işlenmesi suretiyle tesis edilir. GSN m.38 uyarınca, her geminin kaydına, birlikte ipotek edilen gemilerin de takyit edildiği işlenir. Birlikte gemi ipoteğinin hükmü, ipotek edilen her geminin borcun tamamından mesul olmasıdır. Alacaklı ipotekli gemilerin aynı anda satışa çıkarılmasını istemek zorunda değildir. Alacaklı aynı zamanda alacağını gemiler arasında paylaştırabilir, bu durumda her gemi alacağın tamamından değil, sadece bir kısmından sorumlu olur.

Birlikte gemi ipoteğinin sonuçlarından biri, alacaklıya ödemede bulunan gemi malikinin diğer ipotekli gemi maliklerine karşı ipotek hakkına sahip olmasıdır (YTK m.1046). Ancak ödemede bulunan malik, borçtan şahsen mesul ise, diğer gemi maliklerine rücu imkanı olmayacağından diğer gemiler üzerinde ipotek hakkı doğmaz (YTK m.1036).

2) Azami had ipoteği

İpotekle teminat altına alınmak istenen alacağın miktarı tesis anında kesin olarak bilinmiyor olabilir veya alacak ileride meydana gelecek bir şartın varlığına bağlanmış olabilir. YTK m.1014 ve 1016 gereğince, bu tip alacaklar için de gemi ipoteği tesis edilebilir.

Bu nevi ipoteklerde alacağın miktarı belli olmasa da, geminin sorumlu olduğu azami miktar belirlidir. Bu azami miktarın içine, ana alacak ve faizlerin dahil olduğu YTK m.1016 ile kabul olunmuştur. Başka bir ifadeyle, alacaklı ipotek miktarından daha yüksek bir miktarda esas alacak ve faiz talebinde bulunamaz.

Azami had ipoteğinin devri, ana para ipoteğine göre farklıdır. YTK m.1038 uyarınca gemi ipoteği alacak ile birlikte intikal etmek zorunda değildir. Alacaklının bu hususta bir seçim hakkı mevcuttur.

j.         İpoteğin sona ermesi

Genel olarak gemi ipoteği, alacağın sona ermesi ile birlikte sükût eder. Alacağın takas, tediye, ibra gibi sebeplerle sona erdiği anda, ipoteğin feri niteliğinden dolayı ipotek düşer. Sicilin gerçeğe uygun hale gelmesi için ipoteğin mutlaka terkini gerekir. Bunun için alacağın sona erdiğini gösteren bir belgenin sicile ibrazı yeterlidir. İpotek terkin edilmezse, iyi niyetli 3. kişilere karşı ipoteğin düşmüş olduğu ileri sürülemez.

Bunların haricinde, alacaklı ve borçlu sıfatlarının birleşmesi, alacaklının ipotekten feragatı, tarafların anlaşması, ipoteğinin süresinin dolması gibi sebeplerle de ipotek sona erebilir.

Bunların haricinde, deniz ticaretine has bir takım sebeplerle de ipotek sona erebilir. Geminin kurtarılamayacak şekilde batması, müsaderesi, geminin cebri icra yoluyla satılması, geminin sicilden terkini sebepleri bunlara örnektir.

Yeni kanunda bu hususta getirilen yenilik, 1049. madde uyarınca tarafların anlaşmasıyla ipoteğin düşmesi ve 1051. maddeye göre ipoteğin belirli bir süreye bağlanarak sürenin dolmasıyla düşmesidir.

IV. Cebri İcra

YTK’da deniz hukukuna ilişkin ayrı bir cebri icra prosedürü benimsenmiş ve 1350 ile 1400. maddeler arasında yeni hükümler kabul edilmiştir. Ayrıca İİK’da bir takım hükümler de değiştirilmiştir. Gemi rehninin paraya çevrilmesini ilgilendirdiği ölçüde bu hükümlere değineceğiz.

1)       Geminin ihtiyati haczi

Öncelikle değinilmesi gereken husus, gemi üzerinde bir ipotek bulunması durumunda, ipotek alacaklısının gemiyi seferden men etme hakkının bulunup bulunmadığıdır.

İcra İflas Kanunun halen yürürlükte bulunan 257. maddesi gereğince, rehinli temin edilmi alacaklar için borçlunun malvarlığı  üzerinde ihtiyati haciz talebinde bulunulamaz. YTK 1352. maddesi ile bu duruma gemiler açısından bir istisna getirilmiştir. Maddenin (v) bendine göre gemi ipoteği veya gemi rehni bir deniz alacağı teşkil eder ve 1353. madde uyarınca deniz alacaklısı, alacağını teminat altına almak için mahkemeden ihtiyati haciz talep edebilir. Bu alacaklar için ihtiyati tedbir kararı istenemez. İhtiyati hacze karar verilmesi için YTK m.1363 uyarınca 10.000 özel çekme hakkı tutarında teminat yatırılması gerekir. Bu teminat yatırılmadan mahkeme ihtiyati haciz talebini inceleyemez. Karardan itibaren 3 işgünü içinde kararın infazının istenmesi gerekir. İhtiyati haciz gece ve resmi tatil sayılan zamanlarda da yapılır. Gemi değerinin icra dairesine depo edilmesi ile gemi serbest bırakılır. İhtiyati haczi tamamlayan merasimde süreler YTK m.1376 atfıyla, gemilerin ihtiyati haczinde 1 ay olarak uygulanır.

2)       İİK m. 45’e ne oldu?

Gemi rehninin cebri icrasına ilişkin değinilmesi gereken bir diğer önemli husus ise İİK m.45’in halen uygulanıp uygulanmayacağıdır. Zira bu maddeye göre bilindiği gibi rehinle temin edilmiş bir alacak bakımından, öncelikle rahnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılması kuraldır.

YTK 1378. maddeye göre rehin alacaklısı iflas yoluyla takip yapabilir. Böylece İİK m.45’in 1. fıkrası gemi ipoteği açısından geçersiz hale gelmiştir.

YTK m.1379 sadece kanuni rehin hakkı sahiplerine haciz ve kambiyo senedine mahsus takip yollarını mümkün kılmıştır. Dolayısıyla halen gemi ipoteği alacaklısı, İİK m.45 uyarınca  haciz yoluyla takip yapamayacak gibi görünmektedir.

3)       Rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip

Rehinli alacakların takibi bakımından da YTK’da bir takım özellikli hususlar mevcuttur.

YTK m.1377’ye göre, gemi üzerindeki bütün rehin hakları alacaktan bağımsız olarak ayrı bir yargılama veya icra konusu yapılamaz. Ayrıca, rehnin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi yapılması için, hem alacağın hem de rehin hakkının ilam, ilam niteliğinde belgeler veya gemi sicilinde akdedilmiş ipotek sözleşmelerinde yer alması gerekir.

Hem YTK m.1381, hem de YTK’nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 41. maddesinin (ı) bendine göre, ipoteğin paraya çevrilmesine ilişkin İİK hükümleri gemi ipoteğinin paraya çevrilmesinde de uygulanır. Bu hüküm, yerli veya yabancı sicile kayıtlı tüm gemilere uygulanır.

İpotekli alacağın ve rehin hakkının bir ilamda veya İİK m.38 uyarınca ilam niteliğindeki bir belgede veya gemi sicilinde akdedilmiş ipotek anlaşmasında tespit edilmiş olması halinde sicili  YTK’nın 1377. maddesi uyarınca ilamların icrasına dair hükümler uygulanır. Alacak böyle bir belgeye dayanmıyorsa, malike İİK m.149/b uyarınca bir ödeme emri gönderilecektir. Bu takdirde, itiraz üzerine takip durur ve itirazın kaldırılması için icra mahkemesinde veya genel mahkemede dava açılması gerekir.

Bunun yanında, İİK m.150ı halen yürürlüktedir. Bu madde uyarınca, ipotek anlaşması ilam niteliğinde olmasa ve kayıtsız şartsız bir borç ikrarını içermese dahi, bankalar ve finans kuruluşları aynı maddede yer alan şartların gerçekleşmesi ile malike icra emri gönderilmesini talep edebilir.

Gemi ipoteğinin paraya çevrilmesi yoluyla takibe başlandığı icra müdürünce gemi siciline bildirilir. Bu durum sicile şerh edilir. Bir gemi siciline kayıtlı Türk veya yabancı gemilerin cebri icra yoluyla satışında YTK m.1383 atfıyla gayrı menkullerin tabi olduğu İİK m.123-136 arasındaki hükümler uygulanır. 

 
Bugün Tekil: 667 Bugün Çoğul: 1990 Dün Tekil: 698 Toplam Tekil: 1584938 Toplam Çoğul: 3934155
        Dataişlem