,
 
Menu
Anasayfa Hakkımızda Kadromuz Çalışma Alanlarımız Linkler Önemli Bilgiler İletişim
YENİ ÇEK KANUNU’NA GÖRE TÜZEL KİŞİLERİ TEMSİLEN ÇEK DÜZENLENMESİ VE SONUÇLARI / 18-03-2013
 YENİ ÇEK KANUNU’NA GÖRE TÜZEL KİŞİLERİ TEMSİLEN

ÇEK DÜZENLENMESİ VE SONUÇLARI

Özet

5941 sayılı Çek Kanunu tüzel kişiler adına çek keşide etme yetkisini ve keşide

edilen çeklerden doğan ceza sorumluluğunu yeni ve farklı bir anlayışla düzenlemiştir.

Kanun koyucu, tüzel kişiye ait nakit işlemlerinin bir başkası üzerinden yürütülmesini

engellemek için belirli ilişkiler çerçevesinde açılan çek hesaplarını, tüzel kişi tacir

adına açılmış saymış, böylece hukuki sorumluluk açısından da dikkate alınabilecek

dolaylı temsil karinesini kabul etmiştir.

I) GİRİŞ

Yeni Çek Kanunu (YÇK), tüzel kişiler adına temsil yolu ile çek düzenlenmesi

ve sorumluluk sistemini, yürürlükten kaldırdığı “Çekle Ödemelerin

Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun”dan (EÇK)

farklı bir şekilde düzenlemiştir. Kanun koyucu, EÇK’nın aksayan ve istismar

edilen hükümlerini ıslah etmek yerine tepki anlayışı ile yeni çözümler getirmiştir.

YÇK’nın getirdiği çözümlerin yeni sorunlar ve istismar alanları oluşturmaya

uygun olduğu görülmektedir.

YÇK, gerçek ve tüzel kişiler adına temsil yolu ile çek keşide edilmesi

ve sonuçları bakımından ayrı ilkeler benimsemiştir. EÇK’dan farklı olarak

gerçek kişiler adına, temsil yolu ile çek hesabı açmak ve kapatmak mümkün

olmakla birlikte çek düzenlemek yasaklanmıştır (YÇK m. 2/3, 10; m. 5/3).

Tüzel kişiler adına organları veya temsilcileri çek düzenleyebilecektir. Tüzel

kişi adına düzenlenen çeklerden dolayı hukuki sorumluluk tüzel kişiye aittir.

Fakat karşılıksız çek keşide etme suçunun ceza yaptırımı gerçek kişilerle sınırlı

olarak uygulanır. Bu sebeple tüzel kişi çeklerinde ceza yaptırımı sadece

“çek karşılığını ilgili banka hesabında bulundurmakla yükümlü yönetim organı

üyesi kişi” veya kişiler hakkında uygulanabilecektir. Karşılıksız çekten genel

olarak tüzel kişinin malî işlerini yürütmekle görevlendirilen yönetim organı

üyesi, görev dağılımı yapılmamışsa, yönetim organını oluşturan gerçek kişi

veya kişiler sorumlu olacaklardır (YÇK m. 5/1, 2).

Tacir tüzel kişinin; faaliyetleri ile ilişkilendirilebilecek, ortakları veya

yöneticilerinin etkisi altında kalabilecek gerçek kişiler adına açılmış olan çek

hesaplarının, tacir tüzel kişiye ait olduğu farz ve kabul edilmiştir (YÇK m.

4/2). Bu durumda ilgili tüzel kişi tacirin, vergiye ilişkin mali sorumluluğuna

ek olarak keşideci gerçek kişi ile birlikte hukuken de sorumlu tutulması gerekecektir.

Cezai sorumluluk tüzel kişi tacir ile belirli ilişkilere sahip gerçek kişilere

aittir (YÇK m. 4/2).

1 RG, 20.12.2009, S. 27438.

II) TÜZEL KİŞİLER ADINA TEMSİL YOLU İLE ÇEK

DÜZENLENMESİ

A) Çek hesabı açılması

1) Genel olarak

Tüzel kişiler adına çek hesabı açılması bakımından YÇK, kural olarak

genel hükümlerden farklı bir hüküm getirmemiştir. YÇK m. 2/3’e göre çek hesabı

açabilmek için ilgilinin bizzat kendisinin veya vekilinin ya da yasal temsilcisinin

imzasına ihtiyaç vardır. Tüzel kişiler adına çek hesabı, tüzelkişinin

yöneticileri veya temsilcileri tarafından açılabilir. Türlerine göre tüzel kişiyi

yönetim ve temsil yetkisine sahip olan kimseleri genel olarak aşağıdaki gibi

özetleyebiliriz.

Kollektif şirketlerde, ortaklardan her biri veya birkaçı ya da ticari mümessiller

(TK m. 160);

Komandit şirketlerde, komandite ortaklardan birisi veya birkaçı ya da

ticari mümessiller (TK m. 257);

Limited şirketlerde, müdürler (bu kimse ortaklardan birisi olabileceği

gibi dışarıdan birisi de olabilir) ya da ticari mümessiller (TK m. 540);

Anonim şirketlerde, yönetim kurulu üyeleri veya imza yetkisini haiz

bir ya da daha fazla murahhas üye yahut müdürler [ticari mümessiller (TK m.

317, 319/2, 342)];

Kooperatifl erde, yönetim kurulu üyeleri veya imza yetkisini haiz bir ya

da birkaç üye yahut ticari mümessiller (Koop. K m. 55, 58);

Derneklerde, yönetim kurulu üyeleri veya imza yetkisini haiz bir ya da

birkaç üye, bir ticari işletme işleten derneklerde ise yine yönetim kurulu üyeleri

veya ticari mümessiller (MK m. 85);

Vakıfl arda, mütevelli (yönetim organı), bir ticari işletme işleten vakıflarda

ise mütevelli heyeti üyeleri veya ticari mümessiller (MK m. 109);

Kamu tüzel kişileri tarafından kurulup özel hukuk hükümlerine göre

2 Bkz. Çağlar, H., “5941 Sayılı Çek Kanunu Hükümlerine Göre Ticaret Şirketi Yöneticilerinin,

Temsilcilerinin ve İmza Yetkililerinin Çek Hesabı Açma ve Çek Düzenleme Yasağı”,

Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi C. XIII, Y. 2009, S. 1-2, s. 3-8. Söz konu makaleye,

http://www.hukuk.gazi.edu.tr/editor/dergi/13_1.pdf (12.11.2010) web adresinden de

ulaşılabilir.

veya ticari şekilde işletilen işletmelerde ise işletmeyi temsile yetkilendirilen

kimselerdir.

Tüzel kişilerin yönetimi ve temsilinde, ticari işletmenin olağan (mutad)

veya belirli işleri için yetkilendirilen ticari vekillerin (BK m. 453) rolü ve

önemi göz ardı edilemez. Ancak yukarıda, tacir yardımcılarından özellikle çek

düzenleme yetkisini de içeren en geniş yetkiye sahip ticari mümessillere (BK

m. 449, 450) işaret edilmekle yetinilmiştir.

Tüzel kişiler adına çek hesabı açmaya yetkili olan kimseleri üç başlık

altında toplayabiliriz: 1) Yönetim organı, 2) temsilciler, 3) tüzel kişi adına

imza yetkisine sahip olan kimseler.

2) Yönetim organı

Bilindiği gibi tüzel kişiler, fi il ehliyetlerini organları aracılığı ile kullandıklarından

yönetim organı, tüzel kişinin temsilcisi değil bizzat kendisidir

(MK m. 48-50). Yönetim organının tüzel kişi adına ve hesabına yaptığı hukuki

işlemler için “temsil” kavramı kullanılmakla birlikte söz konusu işlemler,

tüzel kişinin işlemleri olduğundan BK m. 32 vd hükümleri anlamında temsilden

bahsedilemez.

Kural olarak tüzel kişi adına hareket etmeye yetkili olan organ yönetim

organıdır. Yönetim organının yetkileri, tüzel kişinin düzenlendiği kanun ve

statü (esas sözleşme, tüzük) hükümlerine göre belirlenecektir. Örneğin, aksi

kararlaştırılmamışsa, kollektif şirketlerde her bir ortak (TK m. 160, 175); limited

şirketlerde ortaklar müdür sıfatıyla (TK m. 540); anonim şirketlerde (TK

m. 317), kooperatifl erde (Koop. K m. 55) ve derneklerde (MK m. 85) yönetim

kurulu tüzel kişiyi yönetim ve temsil yetkisine sahiptir. İlgili kimselerin, tüzel

kişi adına çek hesabı açabilmelerinde, kuşkuya mahal yoktur.

3) Temsilciler

Aksi kararlaştırılmadıkça, tüzel kişiyi ortaklara (üyelere) ve üçüncü şahıslara

karşı yöneticiler temsil eder. Ancak tüzel kişiyi temsil yetkisini, yönetim

yetkisinden ayırarak ortaklardan birine veya birkaçına hatta dışarıdan birine

vermek mümkündür (TK m. 175, 160, 540, 541, 319, Koop. K m. 58, MK

m. 85/2). Yönetim organının fi il ve işlemleri doğrudan tüzel kişinin fi il ve işlemleri

olarak kabul edildiğinden, bu başlık altında kastettiğimiz kişiler, tüzel

kişinin –yönetim- organı dışında görevlendirdiği yönetici ve temsilcileridir.

İlgili kanun ve statü hükümleri doğrultusunda yetkilendirilen ve ticari mümessil

sıfatını taşıyan temsilciler, tüzel kişi adına çek hesabı açabileceklerdir. Ticari

vekil olarak atanan kimseler (BK m. 453/2) ile temsilciler (BK m. 388/3),

özel olarak yetkilendirilmedikçe çek hesabı açamayacaklardır.

4) Tüzel kişi adına imza yetkisine sahip olan kimseler

YÇK, tüzel kişiler adına çek hesabı açılması (m. 2/3), beyanda bulunma

yükümlülüğü (m. 2/3, 4), “çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı” (m.

5/4)4 ve sonuçları (m. 7/3) ile ilgili olarak ayrıca “imza yetkilisi” temsilciden

bahsetmektedir. Gerçekten tüzel kişiler adına işlem yapma, beyanda bulunma

yetkisine sahip kimseler arasında imza yetkisine sahip olan kimseler

de bulunmaktadır. YÇK imza yetkilisi ile kimleri kastettiğini açıklamamıştır.

Buna karşılık Bankacılık Kanunu’nda (Bank. K)5 “yönetici” sıfatına paralel

olarak imza yetkililerine de açıklık getirilmiştir. Bank. K anlamında “yönetici”,

“bankanın yönetim kurulu, denetim komitesi ve kredi komitesi başkan

ve üyeleri ile genel müdür, genel müdür yardımcıları ve imza yetkisine sahip

mensuplarından; bölge müdürleri, şube müdürleri ve genel müdürlük merkez

teşkilatında yer alan bölüm, kısım, grup ve bunlara eşdeğer” birimlerde faaliyet

gösteren kimselerdir (m. 3; 26; 27). Bank. K, yönetim ve temsil yetkisini

birbirinden ayırarak imza yetkilisini; temsil yetkisine sahip bölge müdürleri,

şube müdürleri, genel müdürlük merkez teşkilatında yer alan bölüm, kısım,

grup ve bunlara eşdeğer isimler altında faaliyet gösteren birim yöneticileri

olarak kabul etmiştir. “Bankanın yönetim kurulu, denetim komitesi ve kredi

komitesi başkan ve üyeleri ile genel müdür, genel müdür yardımcıları” dışında

kalan ve sadece yönetim görevi ile yetkilendirilen kimseler imza yetkilisi

sayılmayacaktır. Bu anlamda imza yetkilileri, kendilerine verilen temsil

yetkisinin kapsamına göre ticari mümessil veya ticari vekil konumundadırlar.

YÇK m. 2/3’te ifadesini bulan “imza yetkilisi” olan kişiler, tüzel kişinin

tabi olduğu kanun ve statü hükümlerine göre, organ üyesi sıfatını taşıyan

kimseler dışındaki temsilcileridir. Öyleyse ilgili maddelerde (YÇK m. 2/3,

4; 7/3) yönetim organı görevlileri ve temsilcilerden bahsettikten sonra ayrıca

imza yetkililerinden bahsetmeye gerek yoktur. Gerçekten yönetim organı dı-

4 YÇK m. 5/4’ün gerekçesine göre ileri tarihli çek keşide eden fakat tüzel kişi ile ilgisi kalmayan

imza yetkilisi hakkında da çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilebilecektir.

Ayrıca bkz. Çağlar, 5941 Sayılı Çek Kanunu Hükümlerine Göre Ticaret Şirketi

Yöneticilerinin, Temsilcilerinin ve İmza Yetkililerinin Çek Hesabı Açma ve Çek Düzenleme

Yasağı, s. 16-18.

5 RG, 01.11.2005, S. 25983 (Mükerrer).

şında temsil ile yetkilendirilen kimseler aynı zamanda imza yetkilisi sıfatını

taşıyan kimselerdir. Bankalarda olduğu gibi bu kimseler, ticari mümessil veya

ticari vekillerdir.

Gerçek kişilerin aksine, YÇK m. 2/3, ayrım yapmaksızın “imza yetkilisi”

olan kişiler ifadesine yer verdiğinden, ticari vekillerin de “çek hesabı”

açıp açamayacağı sorunu akla gelmektedir. YÇK m. 2/3 hükmünün beyan yükümlülüğünü

düzenlediği, bu sebeple çek hesabı açma ve çek düzenleme konusunda

ticari vekilin yetkisini genişleten bir içeriğe sahip olmadığı söylenebilir.

Ancak imza yetkilisi olan kişilerden ticari vekillerin, özel yetki olmadan

çek hesabı açamayacakları ve çek düzenleyemeyecekleri dikkate alındığında,

“hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı bulunan gerçek

kişinin, … imza yetkilisi olduğu tüzel kişiye çek defteri verilmez” hükmünün

amacını aştığı görülür. Şu halde çek hesabı açma ve çek düzenleme yetkisinden

yoksun olsa bile, hakkında yasak bulunan imza yetkilisi sebebiyle tüzel

kişiye çek defteri verilmeyecektir8.

Tüzel kişi tacirler için çek hesabı açılması bakımından önem taşıyan diğer

bir konu da tüzel kişiye ait kambiyo işlemlerinin bir başkası üzerinden yürütülmesini

engellemeye yönelik dolaylı temsil karinesidir. YÇK m. 4/2, belirli

ilişkiler çerçevesinde açılan çek hesaplarını, karine olarak, tüzel kişi tacire

ait kabul etmiştir.

B) Çek Keşide Edilmesi

1) Yönetim organı görevlilerinin tüzel kişi adına çek düzenlemesi

Tüzel kişiler adına temsil yoluyla çek keşide edilmesinde herhangi

bir problem yoktur. Yukarıda bahsettiğimiz tüzel kişi adına çek hesabı açmaya

yetkili olan kimseler aynı zamanda çek keşide etmeye de yetkilidirler.

YÇK’nın getirdiği farklılık, keşide edilen karşılıksız çekin cezai sonuçları konusundadır.

Tüzel kişilerde, çeki düzenleyenler, çek karşılığını banka hesabın-

6 BK m. 453/2’de özel yetki için kambiyo taahhüdünde bulunma işleminden bahsedildiği, çek

hesabı açılması işleminin ise tek başına müvekkil taciri borç altına sokmayacağı, dolayısıyla

özel yetki gerekmeyeceği sonucuna ulaşmak mümkündür. Ancak çek hesabı açmak, BK m.

453/2, 3 hükmü bakımından mutat muamele kapsamına girmez. Bu sebeple ticari vekil, özel

olarak yetkilendirilmedikçe çek hesabı açamayacaktır.

Ayrıca bkz. Çağlar, 5941 Sayılı Çek Kanunu Hükümlerine Göre Ticaret Şirketi Yöneticilerinin,

Temsilcilerinin ve İmza Yetkililerinin Çek Hesabı Açma ve Çek Düzenleme Yasağı, s.

 Bkz. Çağlar, 5941 Sayılı Çek Kanunu Hükümlerine Göre Ticaret Şirketi Yöneticilerinin,

Temsilcilerinin ve İmza Yetkililerinin Çek Hesabı Açma ve Çek Düzenleme Yasağı, s. 6.

da bulundurmakla yükümlü olanlar ve karşılıksız çekin cezai sorumluluğunu

taşıyanlar aynı kimseler olmayabilir (YÇK m. 5/2, 2/3).

Tüzel kişiler adına organ görevlisi sıfatını taşıyan kimseler çek düzenleyebilir.

Organ görevlileri aralarında iş bölümü yaparak mali konularda yetkili

ve görevli ortak ve üyeleri tespit etmiş olabilir. Aralarındaki işbölümüne

rağmen yetkisiz organ görevlilerinin düzenleyecekleri çekin geçerli olacağından

kuşku duyulmaz (TK m. 321/2, 5). Zira “konu” ile ilgili kısıtlamalar iç

ilişkide geçerlidir ve iyi niyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez. Bu durumda

karşılıksız çıkan çekten dolayı ceza sorumluluğu tüzel kişinin mali konularda

işlerini yürütmekle yetkili organ görevlisine aittir (YÇK m. 5/2). Ancak

yetkisini aşarak karşılıksız çek düzenleyen organ üyesinin tüzel kişiye

karşı hukuki sorumluluğu gündeme getirilebilecek, ayrıca iştirak hükümlerine

göre de cezalandırılabilecektir. Fakat tescil ve ilan edilen bu sebeple herkese

karşı ileri sürülebilecek birlikte temsil (çift imza)11 kuralına rağmen tek imza

ile keşide edilen çekler geçerli olmakla birlikte tüzel kişiyi bağlamaz (TK m.

321/2)12. Bu ihtimalde yetkisini aşarak çek keşide eden yönetim organı görevlisi,

çekin hukuki13 ve cezai sonuçlarından şahsen sorumlu tutulacaktır. Keşide

edilen çek tüzel kişiyi bağlamadığı için diğer yönetim organı görevlilerinin

çekin cezai sonuçlarından sorumluluğu gündeme gelmeyecektir.

YÇK, çek düzenleme yetkisine sahip olanlarla, söz konusu çekin karşılıksız

çıkması halinde sorumlu olacak kimseleri birbirinden ayırmış ve organ

görevlileri ile sınırlı bir sorumluluk anlayışı benimsemiştir. Tüzel kişiler adına

başta organ görevlileri ve temsilciler çek keşide edebileceklerdir. YÇK m.

2/8 “tüzel kişi adına çek düzenleyen kişinin adı ve soyadı”nı, keşide ettiği çek

9 Özgenç, İ, Çek Kanunu, Ankara 2010, s. 83, 84.

10 Aynı sonuç, temsil yetkisinin merkez veya şube (yer) ile kısıtlanarak sicile tescil ve ilan

edildiği hallerde de geçerlidir (TK m. 321/2; BK m. 451).

11 Bkz. Çağlar, 5941 Sayılı Çek Kanunu Hükümlerine Göre Ticaret Şirketi Yöneticilerinin,

Temsilcilerinin ve İmza Yetkililerinin Çek Hesabı Açma ve Çek Düzenleme Yasağı, s. 6.

12 Çift imzanın şart olduğu hallerde tüzel kişi adına tek imza ile çek keşide eden yönetim

organı görevlisi, yetkisiz temsili düzenleyen TK m. 590 hükmüne göre sorumlu

tutulabilecektir.

13 Ayrıca bkz. Kendigelen, A.: Çek Hukuku, İstanbul 2007, s. 102, 103 Yazar, söz konusu eserine,

Hukuki Perspektifl er Dergisi’nde yayınlanmış konuyla ilgili “Türk Ticaret Kanunu Tasarısı

ile Çek Hukukunda “Sessiz Sedasız” Yapılmak İstenen Değişiklikler” başlıklı makalesi

(Mayıs 2006, s. 74-79) ile “Çek Kanunu Tasarısı Taslağının Hukuki Açıdan Değerlendirilmesi”

(Eylül 2006, s. 177-185) başlıklı makalesini de eklemiştir. Ancak atıfl ar, makale başlığı

zikredilmeksizin, eserin sayfa numaralarına yapılacaktır.

üzerine açıkça yazmasını şart koşmakla yetinmiştir. Görüldüğü gibi tüzel kişi

adına çek keşide eden kişinin organ görevlisi olması şartı yoktur.

Kural olarak, temsil yoluyla düzenlenecek çeklerde temsilcinin, sadece

imzasını atması yeterli olmayacak, temsil ilişkisini gösterir bir ibareye ve

ismine yer vermesi gerekecektir. Temsil ilişkisinin anlaşılamadığı veya kanıtlanamadığı

hallerde temsilci, keşide ettiği çekten bizzat sorumludur (TK m.

590). TK, çekin şekil şartları arasında keşidecinin “imza”sını yeterli kabul

etmiştir (m. 692/b. 6). Çekin şekil şartı açısından ad ve soyadını içermese bile

keşideciye izafe edilebilecek bir imzanın varlığı yeterlidir. Tüzel kişilerde

organ görevlisi sıfatını taşıyan kimselerin ve temsilcilerin imzası ile düzenlenen

çekler geçerlidir. Fakat tüzel kişilerde bu durum istismar edilmiş, isim taşımayan

sadece imza içeren çekler keşide edilmiş, söz konusu çekleri sahiplenen

olmamış dolayısıyla karşılıksız çekle ilgili sorumluluk ortada kalmıştır.

Bu sebeple keşidecinin çek üzerine adını ve soyadını yazması zorunluluğu getirilmiştir

(YÇK m. 2/8). Bununla birlikte TK’nın öngördüğü şekil şartlarını

taşıyan çek, YÇK m. 2/6-8’deki şartlara aykırı olsa bile geçerliliğini muhafaza

eder (YÇK m. 2/9).

2) Organ üyesi sıfatını taşımayan temsilcilerin (ve imza yetkililerin)

tüzel kişi adına çek düzenlemesi

Çek hesabı açabilecek temsilci ve imza yetkilileri aynı zamanda çek

düzenlemeye de yetkilidirler. Ticari mümessiller (BK m. 451/1), kendilerine

kambiyo taahhüdünde bulunma yetkisi verilen ticari vekiller (BK m. 453/2)

ve temsilciler (BK m. 388/3) tüzel kişi adına çek düzenleyebileceklerdir.

C) Çek hesabının kapatılması

Çek hesabı, “ancak sahibinin veya yasal temsilcisinin yazılı talebi” ile

kapatılabilir (YÇK m. 2/10). Tüzel kişiler adına yönetim organı görevlileri

açılmış çek hesabını kapatabileceklerdir. Hesabı kapatmaya yetkili kimselerin

(m. 2/10) “ancak” ibaresi ile sınırlandırıldığı intibaı edinilse bile organ görevlisi

sıfatı taşımayan, fakat kendilerine kambiyo taahhüdünde bulunma yetkisi

verilen tüzel kişi temsilcileri (BK m. 388/3) ile ticari mümessiller de çek

hesabının kapatılmasında yetkili olacaklardır. Tüzel kişi adına kambiyo se-

14 Bkz. Kendigelen, Çek Hukuku, s. 103-105.

15 Aynı yönde bkz. Kırca, 5941 Sayılı Çek Kanunu, s. 13.

16 Aval; poliçe, bono ve çek ile sorumluluk altına giren kimseler lehine verilen bir tür kefalettir

(TK m. 612-614, 706). Uygulamada, senet sorumlularının ödeme gücü hakkında kuşkuya

sebep olabileceği endişesi ile aval yerine aynı zamanda teminat fonksiyonu da bulunan ciro

netleri aracılığı ile borçlanmaya yetkili kılınan temsilcinin, söz konusu senetlerin;

düzenlenmesi, tedavülü ve ifası sürecine ilişkin gerekli işlemleri yapabilmesi

asıldır. Bu anlamda temsilcinin, kambiyo taahhüdü sürecine ilişkin işlemler

için ayrı ayrı yetkilendirilmesine ihtiyaç yoktur.

Kambiyo taahhüdünün sadece belirli bir aşaması için yetkilendirildiği

anlaşılan gerçek kişi temsilcisi diğer işlemleri yapamayacaktır. Örneğin sadece

ciro işlemi için yetkili kılınan temsilci aval veremeyecektir. Bu ihtimalin

sadece gerçek kişilerin temsilinde önem taşıyacağı unutulmamalıdır. Zira

tüzel kişilerin temsilinde yetkinin, birlikte temsil ve merkez veya şube dışında

konu ile kısıtlanması, iç ilişki bakımından önem taşır, iyi niyetli üçüncü kişilere

karşı ileri sürülemez (TK m. 321/1, 2).

III) TÜZEL KİŞİLERLE BELİRLİ İLİŞKİLERE SAHİP GERÇEK

KİŞİLER TARAFINDAN DÜZENLENEN ÇEKLER

A) Genel olarak

TK m. 730/1-1; 585 hükümleri, üçüncü kişiler hesabına çek düzenleme

imkânını kabul etmekle birlikte dolaylı temsil ile çek düzenlemek yaygın bir

yol değildir. Dolaylı temsil, temsilcinin hukuki işlemi, kendisine verilen temsil

yetkisine uygun olarak kendi adına fakat temsil olunan hesabına yapmasıdır.

Üçüncü kişilere karşı işlemin sonuçlarından temsilci sorumludur. Bu sebeple

hukuki işlemden doğan hak ve borçlar temsilciye aittir (BK m. 32/2).

Temsilci, sonradan, edindiği hak ve borçları alacağın temliki ve borcun nakli

hükümlerine uygun olarak temsil olunana devredecektir (BK m. 32/3). Kanun

koyucunun özellikle muvazaalı işlemleri dikkate alarak düzenlediği YÇK

m. 4/2, temsil açısından TK m. 730/1-1; 585 hükümlerini somutlaştırmıştır.

YÇK m. 4/2, belirli kimselerin yarattığı hukuki görünüşü20 değil; görüntünün

işlemi tercih edilmektedir (Poroy/Tekinalp, Kıymetli Evrak Hukuku, İstanbul 2010, p. 288,

289).

Yetkisi bulunmadığı halde aval veren temsilci, TK m. 590 hükmü uyarınca aval işleminin sonuçlarına

katlanacaktır. Bilindiği gibi TK m. 590, kambiyo senetlerinde keşide, kabul, ciro,

aval ve araya girme işlemlerinden doğacak sorumluluklara uygulama imkânına sahiptir. Bkz.

Poroy/Tekinalp, Kıymetli Evrak Hukuku, p. 211.

Bkz. Yıldız, Ş., “Doğrudan Doğruya İradi Temsilde Özel Temsil Yetkisi Gerektiren Haller”,

Makalelerim 1988-2007, Ankara 2008, s. 59.

Bkz. Eren, F.: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul 2008, s. 388 vd.

Ayrıca bkz. Poroy/Tekinalp, Kıymetli Evrak Hukuku, p. 209; Yavuz, C.: Tük – İsviçre ve

Fransız Medeni Hukuklarında Dolaylı Temsil, İstanbul 1983, s. 134.

20 Kırca’ya göre, YÇK m. 4/2’deki belirli ilişkilerin varlığı halinde gerçek kişi adına düzenlenmiş

çeklerin tüzel kişiye ait kabul edilmesi hukuki olmaktan çok, ekonomik anlam taşır. KırGazi

arkasındaki gerçek (iç) ilişkiyi dikkate alan bir varsayımı esas almıştır.

Temsil olunana ait bir borcun ifası amacıyla dolaylı temsil ilişkisi çerçevesinde

çek düzenlemek mümkündür. Çekin karşılıksız çıkması durumunda,

hukuki ve cezai sonuçlara katlanacak olan kişi, hiç şüphesiz aynı zamanda

hesap sahibi olan gerçek kişi temsilcidir (YÇK m. 5/1). Bu ihtimalin YÇK m.

5/2 hükmünün uygulama alanı içine girmeyeceği aşikârdır.

B) Karine olarak dolaylı temsil ilişkisinin kabulü

YÇK, tüzel kişi tacire ait bir borcun ifası amacıyla söz konusu tüzel kişiyle

belirli ilişkilere sahip kimselerin, kendi adlarına açılmış çek hesabından

yapacakları ödemeleri engellemek ve kayıt altına almak istemiştir. “Bankaların

bildirim yükümlülüğü” başlığı altında düzenlenen YÇK m. 4/2’ye göre,

“tacir tüzel kişi veya onun faaliyetleri ile ilişkilendirilmek kaydıyla, tüzel kişinin

gerçek kişi ortakları, ortakların ilgili bulunduğu veya tüzel kişinin veya

ortaklarının etkisi altında bulundurduğu gerçek kişiler ile tüzel kişinin yönetim

organında görev alan veya temsilcisi sıfatını taşıyan gerçek kişiler adına

açılmış olan çek hesapları, tacir tüzel kişiye ait kabul edilir”. Amacı esasen kayıt

dışı ile mücadele olan YÇK m. 4/2’nin öngördüğü ilişkiler, perde arkasından

başkalarının hesabını kullanarak borçlarını ödeyen tüzel kişi tacirin dolaylı

temsil ilişkisini kullandığına delalet etmektedir. Böylece belirli ilişkilerin

varlığında, tüzel kişi tacirler hakkında dolaylı temsil yoluyla çek keşide edilebileceği

farz ve kabul edilmiş olmaktadır.

YÇK m. 4/2’den çıkartabileceğimiz sonuçları aşağıdaki gibi

özetleyebiliriz:

1) Kanun, tacir tüzel kişi hesabına hareket ettiklerini varsaydığı kişileri

sınırlandırmıştır. Tüzel kişi tacirin kendisi veya faaliyetleri ile ilişkili,

ca, İ.: 5941 Sayılı Çek Kanunu Konferans (22 Ocak 2010), Ankara 2010, s. 22, 23. Arkan da

aynı görüşü paylaştığını ifade etmiştir (Bkz. Kırca, 5941 Sayılı Çek Kanunu, tartışmalar kısmı,

s. 40, 41).

YÇK m. 4/2’nin amacının, gerekçede “… tacir sıfatını haiz tüzel kişinin taraf olduğu ticarî

ilişkilerde, bu tüzel kişinin borcuna karşılık olarak, organlarında görev yapan veya temsilcisi

sıfatını taşıyan ya da herhangi bir gerçek kişi adına açılmış çek hesabı ile ilişkilendirilmiş

çek düzenlenmesinin önüne geçmek” olduğu ifade edilmiştir. Kanun koyucunun, öngördüğü

ilişkilerin etkisini, gerçek kişilerle sınırlandırmak istediği anlaşılmaktadır. Ancak tacir tüzel

kişilerin, maddede işaret edilen ilişkilere sahip gerçek kişiler üzerinden borçlanarak çek düzenlemeleri

engellenmek istendiğine göre, pekala bu ilişkilere sahip olan kişiler, tüzel kişiler

de olabilir. Bkz. Poroy/Tekinalp, Kıymetli Evrak Hukuku, p. 505.

Ayrıca bkz. Poroy/Tekinalp, Kıymetli Evrak Hukuku, p. 506.

a) Tüzel kişi tacirin gerçek kişi ortakları,

b) Ortakların ilgili olduğu gerçek kişiler,

c) Tüzel kişi tacirin veya ortaklarının (gerçek ya da tüzelkişi) etkileri altında

bulunan gerçek kişiler,

d) Tüzel kişi tacirin yönetim organında görev alan gerçek kişiler,

e) Tüzel kişi tacirin temsilcileri,

Kanunun işaret ettiği kimselerdir.

2) YÇK m. 4/2’nin öngördüğü gerçek kişiler adına açılmış çek hesaplarının

tacir tüzel kişiye ait olduğunu kabul edebilmek için belirli ilişkilerin

veya etkileme gücünün varlığı şarttır. Bu anlamda söz konusu gerçek kişilerin:

a) Ortaklık sıfatı,

b) Yönetici sıfatı,

c) Temsilci sıfatı,

d) Tüzel kişi tacir veya ortakları ile ilgili olması ya da onların etkisi altında

bulunması,

Kanunun aradığı ilişki ve etkileme gücü için yeterli görülmüştür.

Kanunun kabul ettiği; ortaklık, yönetim ve temsil ilişkilerinin belirlenmesinde

kuşku olmamakla birlikte diğer faktörler (ilgi, ilişki ve etkileme

gücü) esnektir ve hukuk alanındaki sınırlarını çizmek güçtür. Söz konusu ilgi,

ilişki ve etki faktörleri, başta ticari ilişkiler olmak üzere, istihdam (çalıştıran

YÇK m. 4/2’de tüzel kişi tacirin yönetici ve temsilcileri ile ilgili veya onların etkisi

altında bulunan kimselerden bahsedilmemiştir. Her ne kadar tüzel kişi ile organları aynı

kapsamda değerlendirilse bile ortak ve organ görevlisi olmayan yönetici ve temsilcilerle

bağlantılı kimselerin madde kapsamına girmeyeceği açıktır. Ortaklarla olan ilişki özellikle

belirtilmişken üçüncü kişilerle tüzel kişi arasındaki ilişkileri yürüten ve yönlendiren yönetici

veya temsilcilerin etkisinin göz ardı edilmesi ceza ve vergi yükümlüğü açısından eksiklik

olarak görülebilir.

Krş. Poroy/Tekinalp, Kıymetli Evrak Hukuku, p. 506a.

YÇK m. 4/2’de tüzel kişi tacirin yönetici ve temsilcileri ile ilgili veya onların etkisi

altında bulunan kimselerden bahsedilmemiştir. Her ne kadar tüzel kişi ile organları aynı

kapsamda değerlendirilse bile ortak ve organ görevlisi olmayan yönetici ve temsilcilerle

bağlantılı kimselerin madde kapsamına girmeyeceği açıktır. Ortaklarla olan ilişki özellikle

belirtilmişken üçüncü kişilerle tüzel kişi arasındaki ilişkileri yürüten ve yönlendiren yönetici

veya temsilcilerin etkisinin göz ardı edilmesi ceza ve vergi yükümlüğü açısından eksiklik

olarak görülebilir.

veya çalışan), vekâlet, temsil, hısımlık hatta hısımlık dışındaki yakınlık ilişkilerini

bile kapsar. Öngörülen ilişkinin sınırlarının hayli geniş tutulduğu, üstelik

bu ilişkileri ispat şartının aranmadığı, emarelerle yetinildiği düşünülürse,

YÇK m. 4/2’nin potansiyel mağduriyetlere (hukuki ve cezai) yol açabileceği

kuşkusuzdur.

YÇK m. 4/2, kısaca “tacir tüzel kişi hesabına keşide edildiği anlaşılan

çeklerde muhatap banka durumu Gelir İdaresi Başkanlığına bildirir” şeklinde

ifade edilebilirdi. Maddede, kayıt dışı hesap hareketlerinde çekin başka kimseler

hesabına düzenlendiği kanaatini güçlendirecek belirli ilişkilere özellikle

yer verilmesi, uygulamada ortaya çıkabilecek tereddütleri büyük ölçüde gidereceğinden

isabetli olmuştur. Fakat YÇK m. 4/2’nin ne kadar uygulama alanı

bulacağı sorunu tartışmaya açıktır. Gerçekten banka, kendi adına çek hesabı

açan gerçek kişi müşterisinin ortaklık, yöneticilik ve temsilcilik sıfatları

dâhil bağlantılı olduğu veya etkisi altında hareket ettiği tüzel kişi taciri hangi

imkânlarla izleyecek ve tespit edecektir? Kuşkusuz banka, çek hesabı sahibi

müşterisinin durumunu ya hesap akışını ve edindiği bilgileri dikkate alarak

re’sen ya da ihbar yahut şikayet üzerine araştıracaktır. Bankaların araş-

26 Krş. Poroy/Tekinalp, Kıymetli Evrak Hukuku, p. 506a.

27 Bankalar, “şüphe” taşıyan belirli işlemleri Malî Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı’na

(MASAK) bildirmekle yükümlü tutulmuştur. “Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi

Hakkında Kanun”a (RG, 18.10.2006, S. 26323) göre yükümlüler (banka), “nezdinde veya

bunlar aracılığıyla yapılan veya yapılmaya teşebbüs edilen işleme konu malvarlığının; yasa

dışı yollardan elde edildiğine veya yasa dışı amaçlarla kullanıldığına, terörist eylemler

için ya da terör örgütleri, teröristler veya terörü fi nanse edenler tarafından kullanıldığına

veya bunlarla ilgili ya da bağlantılı olduğuna dair herhangi bir bilgi, şüphe veya şüpheyi

gerektirecek” (m. 4) işlemleri bildirmek zorundadır. “Suç Gelirlerinin Aklanmasının Ve

Terörün Finansmanının Önlenmesine Dair Tedbirler Hakkında Yönetmelik” (RG,

09.01.2008, S. 26751) başkası hesabına hareket edenlerle ilgili şu hükümleri içermektedir:

“(1) Yükümlüler bir başkası hesabına hareket edilip edilmediğini ve işlemin gerçek

faydalanıcısının kimliğini tespit etmek için gerekli tedbirleri alır. Bu kapsamda kendi adına

ve fakat başkası hesabına hareket eden kimselere sorumluluklarını hatırlatmak amacıyla

yükümlüler, gerekli duyuruları hizmet verdikleri tüm işyerlerine müşterilerin rahatça

görebileceği şekilde asarlar. Finansal kuruluşlar ayrıca sürekli iş ilişkisi tesisinde başkası

hesabına hareket edilip edilmediğine ilişkin müşterinin yazılı beyanını alır. Bu beyan müşteri

sözleşmesinde belirtilebilir veya uygun formlar kullanılarak alınabilir.

(2) İşlemi talep eden kimse, bir başkası hesabına hareket ettiğini beyan ettiğinde, 6 ila

14 üncü maddelere göre işlemi talep edenin kimliği ve yetki durumu ile hesabına hareket

edilenin kimliği tespit edilir.

(3) Yükümlüler ticaret siciline kayıtlı tüzel kişilerle sürekli iş ilişkisi tesisinde, tüzel kişiliğin

yüzde yirmibeşi aşan hisseye sahip gerçek ve tüzel kişi ortaklarının kimliğini 6 ve 7 nci

maddelere göre tespit eder.

(4) Yükümlüler sürekli iş ilişkisi kapsamında müşterisi olan bir tüzel kişiliği gerçekte

yöneten, kontrolünde veya sahipliğinde bulunduranlar hakkında doğru bilgilere ulaşmak için

tırma yükümlülüğü (YÇK m. 2), m. 4/2’yi de kapsayacak şekilde genişletilse

bile söz konusu ilişkileri bütün açıklığı ile ortaya çıkartabilmek mümkün değildir.

Zira YÇK m. 4/2 deki tüm ilişkileri ne kayıt altına alma yetkisi ve yükümlülüğü

ne de bu bilgileri içeren merkezi kayıt sistemi vardır. Muhtemelen

kanun koyucu, bu güçlüğü hesaba katarak beyan yükümlülüğüne aykırı davranan

bankalar için herhangi bir ceza yaptırımı öngörmemiştir.

3) YÇK m. 4/2, aksi ispat edilebilecek bir kanuni karine29 kabul etmiştir.

Yukarıda bahsettiğimiz kimselerin çek hesaplarının ve keşide ettikleri çeklerin,

kanunun aradığı ilişkinin varlığı durumunda tacir tüzel kişiye ait olduğu

varsayılmıştır. Ancak bu durumun aksini ispat etmek mümkündür30. İlgili

kimseler, bahsedilen ilişkiler sabit olsa bile, çekin kendilerine ait olduğunu

her türlü delille ispat edebileceklerdir. Gerçekten herhangi bir kimsenin, sırf

maddede işaret edilen ilişkilerin varlığı sebebiyle, onun kendi ticari faaliyetleriyle

ilgili kambiyo taahhüdünü gerektiren tasarrufl arda bulunamayacağını

varsaymak doğru ve adil olmayacaktır.

gerekli tedbirleri alır.

(5) Kişinin başkası hesabına hareket etmediğini beyan etmesine rağmen kendi adına ve fakat

başkası hesabına hareket ettiğinden şüphelenilmesi halinde yükümlü gerçek faydalanıcıyı

ortaya çıkarmak için makul araştırmayı yapar” (m. 17).

“(1) Yükümlüler, müşterileri tarafından gerçekleştirilen işlemlerin; müşterilerinin mesleği,

ticari faaliyetleri, iş geçmişi, mali durumu, risk profi li ve fon kaynaklarına dair bilgiler ile

uyumlu olup olmadığını sürekli iş ilişkisi kapsamında devamlı olarak izlemek ve müşterileri

hakkındaki bilgi, belge ve kayıtları güncel tutmak zorundadır. Ayrıca bu müşterilerin

kimlik tespitine ilişkin alınan telefon ve faks numarası ile elektronik posta adresine ilişkin

bilgilerinin doğruluğu, risk temelli yaklaşım çerçevesinde gerektiğinde bu araçları kullanarak

ilgiliyle irtibat kurulmak suretiyle teyit edilir. Finansal kuruluşlar sürekli iş ilişkisi dışında

gerçekleştirilen işlemleri de risk temelli yaklaşımla izlemek amacıyla gerekli tedbirleri alır.

Finansal kuruluşlar bu amaçlarla uygun risk yönetim sistemi oluşturur” (m. 19).

Konu ayrıntılı olarak MASAK Tebliğlerinde düzenlenmiştir.

Bkz. Pulaşlı, H.: Yeni Çek Hukuku ve İlgili Mevzuat, Ankara 2010, s. 55.

Karine, bilinen bir vakıadan bilinmeyen bir vakıa hakkında kanunun veya hakimin çıkardığı

sonuçlardır. Karine ile bir ihtimal hükmü kabul edilmiştir. Zira daha kuvvetli bir tecrübe kuralı

bulmak ve dolayısıyla daha yakın bir sonuca varmak mümkün değilse, “çok defa böyle

olur” denilerek karine kabul edilmiştir. Karineye dayanan taraf, o konuda iddiasını ispat yükünden

kurtulur. Geniş bilgi için bkz. Taşpınar, S.: Fiili Karinelerin İspat Yükünün Dağılımındaki

Rolü, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi 1996, C. 45, S. 1-4, s. 533-572;

Üstündağ, S.: Medeni Yargılama Hukuku, C. I-II, İstanbul 1992, s. 608.

30 Ayrıca bkz. Reisoğlu, S.: Yeni Çek Kanunu ve Hukuki Sorunlar,

Konferans_Sunumlari/SR_yeni_cek_kanunu_ve_degerlendirilmesi_07012010.pdf

(05.10.2010)], s. 3, 4; Kırca, 5941 Sayılı Çek Kanunu, s. 22, 23. Kanunun getirdiği karinenin,

aksinin ispatının mümkün olmadığı da ileri sürülmüştür. Bkz. Poroy/Tekinalp, Kıymetli

Evrak Hukuku, p. 505.

4) YÇK m. 4/2’nin kabul ettiği karine, kanunun işaret ettiği ilişkilerle

sınırlıdır. Kanunun öngörmediği ilişkilerde, dolaylı temsilin varlığı karinesinden

yararlanılamayacaktır. Ancak genel kurallardan hareketle (BK m. 32/2)

hamil, çekin tüzel kişi tacir hesabına keşide edildiğini anlar veya temsil ilişkisinin

varlığını gösterebilirse karşılıksız çek dolayısıyla tüzelkişi tacire başvurabilecektir.

5) YÇK m. 4/2’de sayılan ilişkilerin varlığını ispat etmek şart değildir.

Bu ilişkilerin varlığını gösteren emarelerin31 bulunması halinde de aynı

sonuç geçerlidir. Ortaklık, yöneticilik, temsilcilik gibi sıfatların ispatında bir

güçlük bulunmasa da ortakların ilgisini, sahip oldukları etkileme gücünü gösteren

ilişkilerin ispatı her zaman kolay olmayabilir. Bu ihtimallerde, maddenin

işaret ettiği ilişkilerin varlığını gösteren emarelerin bulunması yeterli görülmüştür.

6) YÇK m. 4/2, ortakların ilgili oldukları veya etkileri altındaki kişileri

gerçek kişilerle sınırlandırmıştır. Buna karşılık pekâlâ, tüzel kişiler de aynı

ilgi veya etkileme gücü kapsamına dâhil olabilir. Bu sebeple, maddede sayılı

ilişkilerin varlığı ispat edilmek şartıyla, söz konusu sıfatları taşıyan tüzel kişiler

adına açılmış çek hesapları da aynı sonuca tabi tutulmalıdır.

7) Ticari faaliyetlerin kayıt dışı ekonominin denetim altına alınması hedefi

ndeki ağırlığı dikkate alınarak YÇK m. 4/2’deki karinenin uygulama alanı,

sadece tüzel kişi tacirlerle (TK m. 18) sınırlandırılmıştır.

8) YÇK’yı gerektiren sebepler arasında, kayıt dışı ekonominin denetim

altına alınması, keşidecinin hileli işlemlerinin engellenmesi, hamilin ve

piyasanın gözetilmesi hedefl eri önemli rol oynamıştır. Genel gerekçede Kanunun,

çek ile ilgili hukukî ilişkileri ve sonuçlarını düzenlemediği, çekin güvenilir

bir ödeme aracı olmasına, kayıt dışı ekonominin önlenmesine hizmet

edecek kamu hukuku nitelikli düzen kuralları öngördüğü ifade edilmiştir. Gerekçede

zikredilen yaklaşıma karşılık kanun koyucu, çek hesabının açılmasın-

Emarelere dayanan ispat (delil başlangıcı), uyuşmazlığın esasını doğrudan ispat edememekle

birlikte buna yakın vakıaların (emarelerin) gösterilmesi ile ispat yükümlüğünün yerine getirilmesidir.

Emarelerle ispat konusunda geniş bilgi için bkz. Konuralp, H.: İspat Kurallarının

Zorlanan Sınırları, Ankara 2009, s. 18-29.

Tüzel kişilerin tacir sıfatı için bkz. Arkan, S., Ticari İşletme Hukuku, Ankara 2009, s. 119-

127; Nomer Ertan, N. F. (Ülgen, H./Teoman, Ö./Helvacı, M./Kendigelen, A./Kaya, A.): Ticari

işletme Hukuku, İstanbul 2006, p. 645-650.

33 Kanun Tasarısı, Genel Gerekçe (TBMM, Dönem 23, Yasama Yılı 4, S. Sayısı 445), p. 18.

dan, düzenlenmesi ve sonuçlarına varıncaya kadar maddi hukuk kuralları ve

bunların hukuki sonuçları hakkında düzenlemeler sevk etmiştir. Örneğin temsile

ilişkin genel ve özel hükümlerden önemli ölçüde ayrılan, hatta söz konusu

hükümleri bertaraf eden (BK m. 32-40, TK m. 590) sonuçlar benimsenmiştir.

Aynı doğrultuda YÇK m. 4/2’nin gerekçesinde, “tasarıyla güdülen diğer

bir amaç da, tacir sıfatını haiz tüzel kişinin taraf olduğu ticarî ilişkilerde,

bu tüzel kişinin borcuna karşılık olarak, organlarında görev yapan veya temsilcisi

sıfatını taşıyan ya da herhangi bir gerçek kişi adına açılmış çek hesabı

ile ilişkilendirilmiş çek düzenlenmesinin önüne geçmektir” açıklamasına

yer verilmiştir. Muhatap banka, m. 4/2’deki ilişkilerin varlığını ispat eden ya

da bu ilişkilere delalet eden emareler varsa, hamilin ödeme talebini yerine getirmek

ve durumu Maliye Bakanlığı’na (Gelir İdaresi Başkanlığı) bildirmekle

yükümlüdür. Fakat ödeme talebi kısmen veya tamamen karşılanmayan hamil

m. 4/2’deki ilişkilere dayanarak ilgili ve asıl borçlu tüzel kişiye karşı hukuki

takip yapabilecektir.

Kamu idarelerinin, emarelerden hareketle YÇK m. 4/2’deki ilişkilerin

varlığını kabul ederek ilgili tüzel kişiyi sorumlu tuttuğu hallerde, açığa çıkan

ve dolaylı temsilin varlığını gösteren ilişkilerden mağdur hamilin yararlanamaması

düşünülemez. Maddede sayılan ilişkiler çerçevesinde tüzel kişiye ait

nakit işlemlerinin, bir gerçek kişi hesabından yürütüldüğünü gösteren emare

ve deliller, kamu talepleri açısından nasıl nitelendirilirse nitelendirilsin, söz

konusu emare ve delillerin işaret ettiği ilişki dolaylı temsil olarak muamele

görecektir.

IV) KARŞILIKSIZ ÇEK DOLAYISIYLA TÜZEL KİŞİ

TEMSİLCİLERİNİN SORUMLULUĞU

A) Karşılıksız Çekin Hukuki Sonuçları Bakımından Tüzel Kişi

Temsilcisinin Sorumluluğu

Tüzel kişiler, organlarının işlemlerinden ve temsil yoluyla yapılan işlemlerden

sorumludur. Temsil yoluyla çek keşide etme yasağı gerçek kişilerle

sınırlıdır, tüzel kişiler adına pekâlâ temsil yoluyla çek keşide edilebilecektir

(YÇK m. 2/3, 8; m. 5/2). Yetkili temsil çerçevesinde keşide edilen çekin hukuki

sonuçları, tüzel kişiye aittir. Gerçek kişilerden (YÇK m. 5/3) farklı olarak,

temsil yetkisi aşılarak yapılan işlemlerde TK m. 590 hükmü gereği bizatihi

temsilci kendisi sorumlu tutulacaktır. Tüzel kişinin, kusurlu davranışla

rıyla “çekin karşılıksız”34 kalmasına yol açan bu sebeple çek bedeline ek olarak

faiz ve tazminat ödemesine, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına

maruz kalmasına yol açan yönetici ve temsilcilerine rücu imkânı mahfuzdur.

Çekin karşılıksız çıkması halinde hamil, müracaat haklarını kullanabilecektir.

YÇK, yetkisiz temsil yoluyla çek keşide edilmesinin hukuki sonuçlarından

da hesap sahibini sorumlu tuttuğu için hamil, bu hallerde, TK m.

720’deki prosedürü yerine getirmek kaydıyla hesap sahibi, cirantalar ve diğer

çek borçlularına karşı icra takibi yapabilecektir. Müracaat hakkı kapsamında

hamil:

a) Çek bedelinin karşılıksız kalan kısmını,

b) İbraz gününden itibaren gecikme faizini,

c) Masrafl arını,

d) Çek bedelinin binde üçünü aşmamak üzere komisyon ücretini (TK

m. 722), isteyebilir35.

Ayrıca müracaat hakkının kapsamı dışında kalmakla birlikte karşılıksız

çek düzenleyen keşideci, “çekin kapatılmayan miktarının yüzde beşini ödemekle

mükellef olduktan başka hamilin bu yüzden uğradığı zararı tazmine

mecburdur” (TK m. 695/3; TTK Tasarısı, m 783/3). Çekin, karşılıksız kalan

kısmının %5’i kadar tazminat ödeme yükümlülüğü kanundan doğan ceza şartı

niteliği taşır. Söz konusu tazminatı isteyebilmek için hamilin zarara uğraması

veya keşidecinin kusurlu olması şart değildir. Keşideci, etkin pişmanlıktan37

yararlanabilmek için karşılıksız kalan çek bedelini temerrüt faizi (3095 sayılı

Kanun m. 2/2) ile birlikte tamamen ödese bile (YÇK m. 6/1) hamil, TK m.

695/3’teki %5’lik tazminatı isteyebilecektir.

34 Çekin karşılıksız kabul edileceği haller için bkz. Çolak, H., “3167 Sayılı Kanun’un Uygulamasında

Bankaların Özen Yükümlülüğü ile Karşılıksız Çek Keşide Etmek Suçunun Cezai

Hüküm ve Sonuçları”, Çek Hukukunun Güncel Sorunları, İstanbul Ticaret Odası Yayını,

İstanbul 2002, s. 87, 88; Kendigelen, A. (Ülgen, H./Helvacı, M./Kaya, A.), Kıymetli Evrak

Hukuku, İstanbul 2006, s. 232.

35 Bkz. Kendigelen, (Ülgen/Helvacı/Kaya), Kıymetli Evrak Hukuku, İstanbul 2006, s. 235-

237.

36 Kendigelen, Çek Hukuku, s. 306; Öztan, F.: Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara 2007, s. 324,

325.

37 “Etkin pişmanlık” kavramına ilişkin eleştiri için bkz. Kahyaoğlu, E. C.: 5941 Sayılı Çek

Kanunu ile İlgili Bazı Tesbitler, Kazancı Dergisi 2010, S. 67-68, s. 145.

38 EÇK, TK m. 722’deki haklardan başka, TK m. 695/3’ün öngördüğü miktarın üzerinde

düzeltme hakkı çerçevesinde %10 tazminat (m. 8), %12’den %20’ye kadar değişen oranlarda

tazminat (m. 16c) ve gecikme faizi (m. 16a) ödeme yükümlülüğü getirdiğinden ek olarak

Ayrıca YÇK m. 4/2’de bahsedilen emare ve ilişkilerin bulunması halinde,

belirli kimselerin, kendi adlarına keşide ettikleri çek tacir tüzelkişiye ait

kabul edildiğinden, çekin hukuki sonuçları da tacir tüzel kişiye ait olmalıdır.

Hesabına çek düzenlenen tüzel kişinin aynı –muhatap- bankada çek hesabının

bulunması ihtimali ve hamilin doğrudan tüzel kişi hesabından ödeme talep

edebilmesi düşüncesi akla gelebilir. Ancak YÇK m. 4/2’deki karinenin aksinin

ispat edilebilmesi ihtimali dikkate alınarak, mağduriyete yol açmamak

bakımından, hamilin müracaat hakları çerçevesinde hareket etmesi kabul edilmelidir.

Bu anlamda dolaylı temsil ilişkisine dayanarak müracaat haklarını

kullanan hamil, kanundan doğan ceza şartı niteliği taşıyan TK m. 695/3’teki

imkândan yararlanamayacaktır.

Tüzel kişi tacirin yapması gereken ödemeleri (bir borcun ifası, satın

alınan mal veya hizmetlerin karşılığı, kira bedeli, işçilik ücretleri vs) YÇK

m. 4/2’deki ilişkiler çerçevesinde bir başkasının hesabından yapması dolaylı

temsil ilişkisine vücut verdiğinden, bu yolla keşide edilen çeklerden dolayı

hamile karşı öncelikle keşideci sorumlu tutulabilecektir. Fakat hamil, tahsil

edemediği çek bedeli için kambiyo ilişkisi çerçevesinde sebepsiz zenginleşme

(TK m. 730/14; 644) ve Borçlar Hukuku ilişkilerine göre (BK m. 32/2) tüzel

kişi tacire başvurabilecektir39. Bilindiği gibi üçüncü kişiler (hamil), bir temsil

ilişkisinin varlığını halden anlar veya işlemi temsilci ya da temsil olunan ile

yapması kendisi için farksız ise doğrudan temsil hükümleri geçerli olacağından

temsil olunana başvurabileceklerdir (BK m. 32/2).

Ödemesi gereken bir borcu ödemeyen tüzel kişi tacir zenginleşmiş

olacağından TK m. 644 şartları çerçevesinde hamil, ilgili tüzel kişi tacire de

başvurabilecektir40. Sebepsiz zenginleşme davası keşideciden başka, TK m.

644/2’nin açık düzenlemesi karşısında hesabına çek keşide edilen kişilere karşı

da açılabilecektir. YÇK m. 4/2’deki ilişkilerin varlığında ayrıca hamilin temel

ilişkiyi ispat zorunluluğu bulunmayacaktır. Bu sebeple hamil iade talebi-

%5 tazminat talep etmek mümkün değildi. YÇK, düzeltme hakkı ve giderek artan oranda

tazminat sistemini terk etmiş, etkin pişmanlık sistemini benimsemiştir. Dolayısıyla hamil,

TK m. 722 ve YÇK m. 6/1 hükümlerinin bahşettiği haklar karşılanmış olsa bile, kendisine

%5 tazminat ödenmesini talep edebilir (TK m. 695/3).

39 Geniş bilgi için bkz. Yavuz, Tük – İsviçre ve Fransız Medeni Hukuklarında Dolaylı Temsil,

s. 221 vd.

40 Bkz. Ülgen, (Helvac/Kendigelen/Kaya), Kıymetli Evrak Hukuku, s. 98-103; Yasan, M., Kambiyo

Senetlerinde Sebepsiz Zenginleşme, Ankara 2008; Kendigelen, A., “Müracaat Hakkını

Kaybeden Çek Hamilinin Başvurabileceği Hukuki Yollar”, Prof. Dr. Hüseyin Ülgen’e Armağan

C. I, İstanbul 2007, s. 727-740.

ni, başta keşideci olmakla birlikte keşidecinin hesabına hareket ettiği tüzel kişi

tacire, ifl as etmiş ise ifl as masasına karşı da yöneltebilecektir41. Şüphesiz keşidecinin

hesabına hareket ettiği tüzel kişi tacir, zenginleşmediğini ispat ederek

iade yükümlüğünden kurtulabilir.

Hamilin talep edeceği miktar, karşılıksız kalan çek miktarıdır. Borçlu

(keşideci, hesabına çek keşide edilen tüzel kişi tacir), karşılıksız kalan çek

miktarı kadar zenginleşmiştir. Müracaat hakkının içeriğine ilişkin TK m. 722

ve TK m. 695/3 hükümleri uygulanamayacağından borçludan faiz, komisyon,

masraf ve çek tazminatı istenemez. Ancak hamil, temsil olunan tacir tüzel kişiden

sebepsiz zenginleşme şartlarının gerçekleştiği (müracaat hakkının düşmesi

veya zamanaşımına uğraması) tarihten itibaren faiz isteyebilecektir42.

B) Karşılıksız Çekin Cezai Sonuçları Bakımından Tüzel Kişi

Temsilcisinin Sorumluluğu

Tüzel kişilerin yönetimi ve temsili, yetkinin kapsam ve şartları, tabi olduğu

kanun ve statü hükümlerine göre belirlenir. Yönetim ve temsil yetkisinin

kullanılmasında her bir üye bağımsız olarak yetkilendirilebileceği gibi birlikte

temsil şartı ile de yetkilendirilebilir (TK m. 319). Tüzel kişilerde karşılıksız

çek keşide etmekten sorumlu tutulacak olanlar, organ sıfatını taşıyan yönetici

veya temsilcilerdir. Kural olarak tüzel kişi yöneticisi veya temsilcileri,

aynı zamanda çekin karşılığını ilgili banka hesabında bulundurmakla yükümlü

olan kişilerdir. YÇK, çek karşılığını ilgili banka hesabında bulundurmakla

yükümlü olanları, tüzel kişinin malî işlerini yürütmekle görevlendirilen yönetim

organı üyesi, görev bölümü yapılmamışsa yönetim organını oluşturan gerçek

kişi veya kişiler olarak ifade etmiştir (YÇK m. 5/2). Kanunda bu kimseler

için “üye” denmişse de bütün tüzel kişilerde, şirketi temsile yetkili olanlar

için bu sıfatın kullanılması mümkün olmaz. Öyleyse çeki, keşide edenden ziyade,

kanuni ibraz süresi içinde ilgili banka hesabında, yeterli karşılığı bulundurmakla

yükümlü organ görevlisi yönetici veya temsilci sorumlu tutulacaktır

(YÇK m. 5/2)43. Karşılıksız çek dolayısıyla sorumlu olacak kişiler iki hal-

41 Bkz. Poroy/Tekinalp, Kıymetli Evrak Hukuku, p. 389, 390.

42 Bkz. Kendigelen, Çek Hukuku, s. 320.

43 Konuyla ilgili olarak POROY/TEKİNALP aynen şu düşünceye yer vermektedir: “Yetkili

kişinin örtülü bir şekilde (zımni) belirtilmiş olması kabul edilemez; bu hususta çıkarsama

(istidlal) ile sonuca varılamaz. Tescil yoksa tüm yönetim organı çek bedelinin sağlanmasından

sorumlu tutulur” (Kıymetli Evrak Hukuku, p. 521b).

Kural olarak temsil yetkisi ticaret unvanında gösterilen konu içinde sınırlandırılamaz (TK

m. 321/1). Ancak TK m. 321/2 temsil yetkisi ile ilgili iki tür kısıtlama kabul etmiştir: Yer

de farklılık gösterebilecektir:

1) Çek üzerinde yazılı olan ve çeki düzenleyen kişinin organ görevlisi

sıfatını taşımaması,

2) İleri tarihli çeklerde organ görevlisi keşidecinin görevinin sona ermesi

(azil, istifa, ölüm veya fi il ehliyetinin kısıtlanması).

Kanun koyucu tüzel kişi çeklerine ilişkin suiistimalleri engellemek istemiş,

çek üzerine keşidecinin adı ve soyadının yazılmasını şart koşmuştur

(YÇK m. 2/8). Görüldüğü gibi çek düzenleyebilmek için tüzel kişi temsilcilerine

yönelik herhangi bir kısıtlama getirilmemiş ancak sorumluluk organ görevlileri

ile sınırlandırılmıştır. Bu durumda ya çek düzenleyebilmek için organ

görevlisi şartını aramak ya da tüzel kişi adına çek düzenleyen organ görevlisi

dışındaki temsilcilerini de sorumlu tutmak gerekirdi. Bilakis kanun koyucu,

çeki keşide eden tüzel kişi temsilcisinin değil, “kanuni ibraz süresi içinde”

karşılığı çek hesabında bulundurmakla yükümlü organ temsilcisinin sorumluluğunu

benimsemiştir.

Kanun koyucunun karşılıksız çekin cezai sorumluluğunda kanuni ibraz

süresini ve organ görevlisi sıfatını esas alması çeşitli sorunlara yol açacaktır:

1) YÇK m. 5/2 hükmü; VUK m. 10/1, AATUH m. 35 hükmüne paraleldir.

Muhtemelen kanun koyucu bu düzenlemeden esinlenmiştir. Çek, ileri tarihli

bile olsa keşide tarihinden önce ödenebilir (TK m. 707/2)44. Bu anlamda

itibarıyla (merkez veya şube) kısıtlama ve birlikte temsil. Söz konusu kısıtlamalar ancak

tescil ve ilan ile üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir. İyi niyetli kimselere karşı temsil

yetkisinin bu iki hal dışında kısıtlanması mümkün olmadığı gibi, tescil ve ilan edilmeyen

kısıtlamalar da sadece iç ilişki çerçevesinde ileri sürülebilecektir (Bkz. Poroy/Tekinalp/

Çamoğlu, Ortaklıklar ve Kooperatif Hukuku, İstanbul 2005, p. 539, 540). Dolayısıyla

yönetici temsilcinin mali işlerle ilgili yetkisi, hiç değilse diğer yönetici temsilciler için temsil

yetkisinin konu itibarı ile kısıtlanması anlamına gelir ki bu tür kısıtlamaların ne tescil ve

ilanı ne de iyi niyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesi mümkün olmayacaktır (TK m.

321/4). Öyleyse iç ilişki ile ilgili tasarrufl arın, sorumluluk açısından tescil ve ilanını aramaya

gerek yoktur. Bu anlamda mali işlerle yetkilendirilen yönetim organı görevlisinin sorumlu

tutulabilmesi için YK üyelerinin aralarındaki görev dağılımını gösteren kararın varlığı (TK

m. 326/3) gereklidir ve yeterlidir.

44 YÇK ileri tarihli çeklerin, 31.12.2011 tarihine kadar ödenmek üzere muhatap bankaya

ibrazının “geçersiz” olduğunu kabul etmiştir. Asıl olarak kredi aracı olan çeklerde vade

kabulünün, ileri tarihli çeklerle ilgili korumanın isabetli olup olmadığı sorunu bir yana

keşide tarihinden önce çekin bankaya ibrazının “geçersiz” sayılması mümkün değildir. Zira

geçersizlik hukuki işlemlere mahsus bir yaptırım türüdür. Halbuki “ibraz” maddi fi ildir

ve hangi gerekçeye dayandırılırsa dayandırılsın geçersizliğinden söz edilemez. Herhalde

geçersizlikten kastedilen çekin keşide tarihinden önce muhatap bankaya ibrazının hukuki ve

cezai işlemler için sonuç doğurmayacağıdır.

çek keşide eden temsilcinin hiç değilse yeterli karşılığın temin edilmesi ile ilgili

özeni göstermesi, gerekli tedbirleri alması asıl olmalıdır (TK m. 320, BK

m. 528). Yeni organ görevlisinin, tüzel kişi adına keşide edilmiş ileri tarihli

çekten belki haberi bile olmayacaktır. Hâlbuki kamu (vergi) borçlarının tahsil

süreci, ödeme zamanı önceden ilan edilen ve istikrar kazanan bir takvime

bağlandığı için bilindiği varsayılan asli bir yükümlülüktür. YÇK ile tüzel kişi

tacirlerin nitelikleri gereği tutmaları zorunlu defterler (TK m. 66/1-1)45 arasına

çek defterinin de dahil edilmesi yeni temsilcilerin mağduriyetini engelleyecek

bir tedbir olarak değerlendirilebilir46. Ancak çek defterinin “işletmenin

mahiyet ve öneminin gerektirdiği defterler” (TK m. 66/1) kapsamına girdiği

düşüncesi tartışmaya açıktır. İşletmenin niteliği ve öneminin gerektirdiği defterleri

tacir kendisi belirleyecektir. Bu defterlerden bir kısmı TK’da (m. 111,

326, 417, 428, 519, 748) ve diğer kanunlarda (VUK m. 195, 197, 200, 204,

205; Bank. K m. 28; Koop. K m. 89 vs) gösterilmiştir. Söz konusu defterler

eksik ve gereği gibi tutulmamış ise TK m. 66/1-1’deki defterler tam ve usulüne

uygun tutulmuş olsa bile defter kayıtları sahibinin aleyhine delil olarak

kullanılır (TK m. 84, 1465)47. Bu durumda çek defterinde yer almayan ileri tarihli

bir çek dolayısıyla yeni yönetim organı görevlileri, çek defteri kayıtlarına

ve çekin varlığını bilmedikleri gerekçesine dayanarak sorumluluktan kurtulamayacaklardır48.

VUK mükerrer m. 196 ile kabul edilen “kambiyo senetleri

defteri”ne ilişkin yükümlülük yürürlükten kaldırılmıştır. Öyleyse çek defteri

ancak isteğe bağlı defter kapsamında değerlendirilebilir.

2) İleri tarihli tüzel kişi çeklerinde keşidecinin değil kanuni ibraz süresi

içinde yetkili organ görevlileri ile sınırlı sorumluluk ilkesi, tüzel kişilerde ölçüsüz

borçlanmaları, günü kurtarma çabalarını engelleyici değil kolaylaştırıcı

bir yapıya sahiptir.

3) YK üyeleri arasında görev dağılımı yapılmayan hallerde, aksi kararlaştırılmamışsa,

en az iki üyenin imzası (TK m. 321/3) ile çek düzenlenebi-

45 Defter tutma yükümlülüğünün ihlali halinde uygulanacak yaptırımı düzenleyen TK m. 67/3

hükmüne göre ilgililer, üçmilyondan otuzmilyona kadar ağar para cezası ile cezalandırılırlar.

5252 sayılı “Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun” (RG,

13.11.2004, S. 25642) kanunun ile sözkonusu ceza 29 kat arttırılmıştır (m. 4/9). Aynı Kanun,

ağır para cezalarının adli para cezasına dönüşeceğini ve ödenmeyen adli para cezasının gün

karşılığı yüzmilyon Türk Lirası olmak üzere hapis cezasına karşılık gelmesini kabul etmiştir

(m. 5).

46 Poroy/Tekinalp, Kıymetli Evrak Hukuku, p. 521c.

47 Bkz. Teoman, Ö. (Ülgen, H./Helvacı, M./Kendigelen, A./Kaya, A./Nomer Ertan, N. F.): Ticari

işletme Hukuku, p. 1427-1434.

48 Aynı yönde Poroy/Tekinalp, Kıymetli Evrak Hukuku, p. 521c.

lecektir49. Bu ihtimalde haklı olarak karşılıksız çekten, imza sahibi (keşideci)

organ görevlilerinin sorumlu tutulmaları beklenir. Ancak YÇK m. 5/2 hükmü

gereği görev dağılımı yapılmadığı için diğer organ görevlileri de karşılıksız

çekten sorumlu tutulabileceklerdir ki bu sonucun adaletli olmadığı açıktır.

4) Tüzel kişi temsilcisinin görev veya yetkisi, iradi ya da irade dışı sona

erdirilmiş olabilir. Kural olarak temsil yetkisinin, iradi veya irade dışı sona erdirilmesi,

sorumluluk açısından bir farka yol açmaz. Bu anlamda temsil yetkisinin

tek tarafl ı olarak sona erdirilmesi de mümkündür. Bu hak kötüye kullanılmadıkça,

yetkisi sona eren temsilcinin, keşide ettiği çek sebebiyle sorumluluğundan

bahsedilemez. İleri tarihli çek düzenleyen ve kanuni ibraz süresi

gelmeden şirketle ilişkisi kesilen yönetim organı görevlisi hakkında adlî para

cezasına hükmedilememekle birlikte, gerek koruma tedbiri olarak gerek güvenlik

tedbiri olarak çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilebilecektir50.

Tüzel kişi adına ölçüsüz bir şekilde borçlanan, tüzel kişinin mali gücünü

zorlayacak miktarlarda çek keşide eden kimsenin sorumluluktan kurtulmak

için istifa yolunu seçmesi, hakkın kötüye kullanılmasıdır. Bu doğrultuda ibraz

süresi içinde veya ileri tarihli çeklerde, kanuni ibraz süresinden kısa bir süre

önce istifa ederek tüzel kişiyi, onun yönetici ve temsilcilerini zor durumda bırakan

kimsenin hakkını kötüye kullandığı kabul edilmelidir. Ne var ki YÇK

m. 5/2 hükmü, ayırım yapmaksızın “tüzel kişinin malî işlerini yürütmekle görevlendirilen

yönetim organının üyesi, böyle bir belirleme yapılmamışsa yönetim

organını oluşturan gerçek kişi veya kişiler”i sorumlu tutmuştur. Bu anlamda

özensiz borçlanan, istifa hakkını kötüye kullanan temsilciler keşide ettikleri

karşılıksız çek dolayısıyla ancak iştirak (TCK m. 37, 40/1) ve şartları

çerçevesinde dolandırıcılık fi iline (TCK m. 157, 158) ilişkin ceza hükümlerine

göre sorumlu tutulabilecektir.

5) Tüzel kişi adına hareket etmeye yetkili kimseler sadece bir kişi olabileceği

gibi birden fazla da olabilir ve aralarında işbölümü yapabilirler51. Ör-

49 TK m. 692/b.6, çekin şekil şartı olarak keşidecinin imzasını yeterli kabul etmiştir. Hâlbuki

YÇK m. 2/8’e göre, tüzel kişi adına çek düzenleyen kişinin adını ve soyadını çek üzerine

açıkça yazması şarttır. Ancak, YÇK m. 2/7-8’deki şartları taşımasa bile, TK’daki unsurları

taşıyan çek geçerliliğini muhafaza eder (YÇK m. 2/10). Ayrıntı için II-B-1 “yönetim organı

görevlilerinin tüzel kişi adına çek düzenlemesi” başlığı altındaki açıklamalara bakılabilir.

50 YÇK m. 5/4 gerekçesi. Ayrıca bkz. Çağlar, 5941 Sayılı Çek Kanunu Hükümlerine Göre Ticaret

Şirketi Yöneticilerinin, Temsilcilerinin ve İmza Yetkililerinin Çek Hesabı Açma ve

Çek Düzenleme Yasağı, s. 8 vd.

51 Bkz. Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, Ortaklıklar ve Kooperatif Hukuku, p. 535-540; Kırca, İ.:

neğin bir anonim şirkette YK üyeleri işbölümü yapmışlarsa (TK m. 319), YK

üyeleri üstlendikleri görevlerle ilgili sorumluluğa bizzat katlanmak zorundadırlar

(TK m. 336/2, 342, 346). Hatta TK m. 319/2 hükmü çerçevesinde yönetim

yetkisi pay sahibi olmayan kimselere (murahhas müdür) bile devredilebilir:

“Şirket muamelelerinin icra safhasına taalluk eden kısmı, esas mukavele

veya umumi heyet veya idare meclisi kararıyla idare meclisi azasından

veya ortaklardan olmayan bir müdüre tevdi edildiği takdirde; müdür, kanun

veya esas mukavele yahut iş görme şartlarını tespit eden diğer hükümlerle

yükletilen mükellefi yetleri, gereği gibi veya hiç yerine getirmemiş olması

halinde idare meclisi azasının mesuliyetlerine ait hükümler gereğince şirkete,

pay sahiplerine ve şirket alacaklarına karşı mesul olur. Bu esas aykırı bir şartın

esas mukaveleye konması veya müdürün idare meclisinin emri ve nezareti

altında bulunması mesuliyeti bertaraf edemez” (TK m. 342, 346). Bu sebeple

YÇK m. 5/2’nin sadece yönetim organı görevlileri ile sınırlı sorumluluk anlayışı,

genel hükümlerin benimsediği sorumluluk anlayışına aykırıdır. YÇK m.

5/2 hükmüne göre ilgili tüzel kişilerin yönetim organı dışında yönetim görevi

ile yetkilendirdiği ortak ya da ortak dışındaki kimselerin karşılıksız çek keşide

etmekten dolayı sorumlu tutulabilmeleri mümkün olmayacaktır.

Dolaylı temsil yolu ile keşide edilen çekin cezai sonuçlarından sorumlu

olanlar, YÇK m. 5/2-4 gereği kendi hesabından çeki düzenleyen ve tüzel

kişi tacir ile öngörülen ilişkilere sahip gerçek kişilerdir (YÇK m. 4/2)52. Ayrıca

tüzel kişiye ait kabul edilen ve kısmen veya tamamen ödenmeyen çek dolayısıyla,

şartları çerçevesinde, söz konusu çeki düzenleyen gerçek kişi ile ilgili

ya da onu etkileyen yönetici, temsilci yahut ortaklar iştirak hükümlerine

göre cezalandırılabilecektir53.

C) Beyanda Bulunma Yükümlülüğü Açısından Temsilin Önemi

Tüzel kişiler adına çek hesabı açabilmek için öncelikle, tüzelkişinin çek

düzenleme ve çek hesabı açma yasağı bulunmadığı yönünde yazılı beyanda

Ticaret Şirketlerinde Birlikte Temsile Yetkili Kişilerin Birbirlerine Tek Başına İşlem Yapma

Yetkisi Vermeleri, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi 2008, C. 57, S. 3, s. 455-

462.

52 Tüzel kişi temsilcilerinin de sorumlu tutulacağını kabul eden görüşler vardır. Bkz. Poroy/

Tekinalp, Kıymetli Evrak Hukuku, p. 506a.

53 İlgili kimseler (YÇK m. 4/2) iştirak hakkındaki hükme göre sorumlu tutulacaklarından YÇK

m. 5/2’deki organ görevlileri ile sınırlı sorumluluk ilkesi geçerli olmayacaktır. “Suçun kanunî

tanımında yer alan fi ili birlikte gerçekleştiren kişilerden her biri, fail olarak sorumlu olur. Suçun

işlenmesinde bir başkasını araç olarak kullanan kişi de fail olarak sorumlu tutulur” (TCK

m. 37; 40/1).

bulunmak gerekir. Tüzel kişilerde, gerçek kişilerden farklı olarak, organda görev

yapan kişi ve temsilcilerin de tüzel kişi adına çek hesabı açabilmek için

çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı bulunmaması gerekir. Bu anlamda

organ görevlisi temsilcilerle ilgili çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının,

tüzel kişiyi de etkilediği, bu sebeple tüzel kişiye çek defteri verilemeyeceği

açıktır (YÇK m. 2/4)54.

Bir tüzel kişinin organında görev yapan kişilerin veya temsilcilerinin

keşide ettikleri çek, etkilerini tüzel kişinin malvarlığı alanında doğurur. Hesap

sahibi (temsil olunan tüzel kişi) adına hareket eden, dolayısıyla herhangi

bir borç üstlenmeyen temsilcinin kendi sorumluluğu ile ilgili şahsi kısıtlamaların

tüzel kişiyi etkileyecek şekilde genişletilmesinin isabetli olup olmadığı

tartışmaya açıktır. Bilindiği gibi tacirin ifl ası, ticari mümessillik görevini

sona erdirir55. Ancak çoğunluk görüşüne göre, ifl asına hükmedilmiş bir kimse

ticari mümessil olarak atanabileceği gibi56; ticari mümessilin sonradan iflası

görevini sona erdirmez57. Bu doğrultuda temsil olunan adına hareket ettiğinden

temsilcinin, kambiyo taahhüdünde bulunabilmesi için tam ehliyetli olması

da şart değildir58. Anlaşılan kanun koyucu, çekin aynı zamanda bir güven

ilişkisine dayanması sebebiyle yönetici veya temsilcilerin geçmişteki şaibeli

sıfatlarının tüzel kişiyi olumsuz yönde etkilemesi endişesini bertaraf etmek

istemiştir. Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı ile malul kimselerin,

tüzel kişi yönetimi ve temsilinde görev ve inisiyatif almaları arzu edilmemiştir.

Her türlü şüpheyi ortadan kaldırmak bakımından, “hakkında çek düzenleme

ve çek hesabı açma yasağı kararı bulunan gerçek kişinin, yönetim organında

görev yaptığı, temsilcisi veya imza yetkilisi olduğu tüzel kişiye çek

defteri verilmez” (YÇK m. 2/4)59 hükmü, ideali ifade etmekle birlikte, kendi

54 Karşılıksız çek düzenleyen, adına karşılıksız çek düzenlenen ve ileri düzenleme tarihli çeklerde

kanunî ibraz süresi içinde karşılığı ilgili banka hesabında bulundurmayan gerçek ve tüzel

kişi hakkında, karşılıksız çıkan her bir çekle ilgili olarak, çek düzenleme ve çek hesabı

açma yasağı kararı verilir (YÇK m. 5/4).

55 BK m. 35’e göre, aksi kararlaştırılmadıkça veya işin niteliği aksi sonucu gerektirmedikçe

temsil olunanın ve temsilcinin ifl ası temsil yetkisini sona erdirir.

56 Karahan, S.: Ticari İşletme Hukuku, Konya 2009, s. 279.

57 Arkan, Ticari İşletme Hukuku, s. 175; Karahan, Ticari İşletme Hukuku, s. 285 ve dpn.

40’da işaret edilen yazarlar.

58 Bkz. Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, s. 396, 397; Kılıçoğlu, Borçlar Hukuku Genel

Hükümler, s. 159; Öztan, Kıymetli Evrak Hukuku, s. 78.

59 Maddede, hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı bulunan gerçek kişilerle

ilgili tüzel kişiye “çek defteri verilmez” dense de herhalde arzu edilen sonuç “çek hesabı

açılmaması”dır. Aynı yönde bkz. Kendigelen, Çek Hukuku, s. 423 ve dpn. 19.

içinde çelişkili, ağır bir hükümdür. Böylece kanun koyucu; tüzel kişilerin yönetim

ve temsilinde takip ettiği hassasiyetini, karşılıksız çek düzenleyenlerin

sorumluluk alanını daraltarak adeta ihmal etmiş olmaktadır. Zira sorumluluk

açısından fi ile sebep olandan ziyade belirli sıfata sahip olanların dikkate alınması,

organ görevlisi sıfatını taşımayan fakat çek düzenleyebilme imkânı kabul

edilen temsilci ve yöneticilerin istismarına yol açabilecektir.

Tüzel kişinin karar organlarının (genel kurul, ortaklar kurulu), hukuki

sorumluluğu üzerinde taşıyan ilgili kurullarının (yönetim kurulu) güvenini kazanan,

yönetici veya temsilci (müdür) olarak atanan kimsenin şahsına ait engeller

tüzel kişi için de kısıtlama sebebi olarak muamele görmemelidir60.

Tüzel kişiler (tacir olan veya olmayan) hem kendisi61 hem de yönetim

organında görev yapan, temsilcisi olan ya da imza yetkilisi olan kişiler için

çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı bulunmadığı hususunda beyanda

bulunacaktır. Beyan yükümlülüğü, tüzel kişinin yöneticisi veya temsilcisine

aittir. Beyanname almadan veya beyanname ile sabit yasağa rağmen bu kişilere

çek defteri verilirse, işlemi yapan banka görevlisi adli para cezası ile cezalandırılır

(YÇK m. 7/3). Ayrıca bankaya, gerçek dışı beyanda bulunan, hakkındaki

çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararına rağmen çek düzenleyen

kişi hapis cezası ile cezalandırılır (YÇK m. 7/3, 6).

60 Ayrıca bkz. Helvacı, M.: Çek Kanunu Tasarısının Değerlendirilmesi, BATİDER, C. XXV, S.

4, 2009, s. 242, 243; Kendigelen, Çek Hukuku, s. 423; Pulaşlı: Yeni Çek Hukuku ve İlgili

Mevzuat, s. 22, 23; Çağlar, 5941 Sayılı Çek Kanunu Hükümlerine Göre Ticaret Şirketi Yöneticilerinin,

Temsilcilerinin ve İmza Yetkililerinin Çek Hesabı Açma ve Çek Düzenleme Yasağı,

s. 17, 18. Düzenlemeyi olumlu bulan yazarlar da vardır. Bkz. Narbay, Ş.: 5941 Sayılı

Çek Kanununun Getirdiği Bazı Yenilikler ve Bunların Değerlendirilmesi, Terazi Hukuk Dergisi

2010, S. 43, s. 70, 72

61 Tüzel kişiler hakkında da koruma tedbiri ve güvenlik tedbiri olarak çek düzenleme ve çek hesabı

açma yasağı kararı verilebilir. YÇK’nın öngördüğü güvenlik tedbiri, TCK’ m. 53’ün kabul

ettiği güvenlik tedbirinden farklıdır. YÇK güvenlik tedbirini, ceza mahkûmiyetinin sonucu

olarak ortaya çıkması şartına bağlamamıştır. Örneğin limited şirkette temsilci çeki düzenleyip,

şirketten ayrılmışsa, sözkonusu temsilciye adli para cezası verilmeyecek ancak güvenlik

tedbiri olarak çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilebilecektir (YÇK

m. 5/4). Bkz. Kanun Tasarısı, Genel Gerekçe, (TBMM, Dönem 23, Yasama Yılı 4, S. Sayısı

445), s. 12. Güvenlik tedbirleri konusunda geniş bilgi için bkz. Artuk, M. E.: Güvenlik Tedbirleri,

Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi 2008, C. XII, S. 1-2, s. 461-492.

1) YÇK, tüzel kişiler adına çek keşide edebilecek yönetici ve temsilciler

bakımından bir sınırlama getirmemiş, fakat karşılıksız çıkan çekler dolayısıyla

sorumluluğu organ görevlisi sıfatını taşıyan temsilcilerle sınırlandırmıştır.

Organ görevlisi ile sınırlı sorumluluk anlayışı, TK’nın organ görevlileri

arasındaki işbölümü ve sorumluluk anlayışına ters düşmüştür.

2) Organ görevlilerinin sorumluluğu açısından kanuni ibraz süresinin

esas alınması istismara açık olduğundan (istifa hakkının kötüye kullanılması,

kötü yönetim vs) başta tüzel kişi olmak üzere yeni organ görevlileri, pay sahipleri

(üyeler) ve alacaklılar zarar görebilecektir.

3) YÇK m. 4/2, tüzel kişi tacirlerin başka kimseler üzerinden borçlanarak

çek keşide etmeleri ihtimalini dikkate alarak bir kanuni karine benimsemiştir.

Bir gerçek kişinin YÇK m. 4/2’nin işaret ettiği ve ispatı açısından emarelerin

yeterli görüldüğü belirli ilişkiler çerçevesinde, kendi hesabından keşide

ettiği çekler, söz konusu gerçek kişinin ilgili olduğu tüzel kişi tacire ait kabul

edilmiştir. YÇK m. 4/2’nin öngördüğü ilişkiler söz konusu gerçek kişi ile

tüzel kişi tacir arasındaki temsil (dolaylı) ilişkisinin de kabulünü gerektirir.

4) YÇK m. 4/2 hükmü (dolaylı temsil) çerçevesinde düzenlenen ve

karşılıksız çıkan çek dolayısıyla hamil, tüzel kişi tacire başvurabilecektir.

Hamil, ayrıca tüzel kişi taciri Borçlar Hukuku hükümlerine göre de takip

edebilecektir.

08, s. 41-65.

 
Bugün Tekil: 200 Bugün Çoğul: 446 Dün Tekil: 1276 Toplam Tekil: 1637300 Toplam Çoğul: 4049871
        Dataişlem