,
 
Menu
Anasayfa Hakkımızda Kadromuz Çalışma Alanlarımız Linkler Önemli Bilgiler İletişim
ÇOCUKLARA ÖZGÜ GÜVENLİK TEDBİRLERİ / 16-04-2013
 TÜRK HUKUKUNDA
ÇOCUKLARA ÖZGÜ GÜVENLİK TEDBİRLERİ
BİRİNCİ BÖLÜM
TÜRK CEZA HUKUKUNDA YAPTIRIMLAR
I. GENEL OLARAK
İnsanların toplu halde ve barıs içerisinde yasayabilmeleri o toplumda geçerli ve
uyulması zorunu bir takım kuralların varlıgı ile mümkündür. Bu kurallarla kisilerin ve
toplumun görev ve yetkileri belirlenir, bireylerin özgürlükleri ve özgürlüklerin sınırları
tayin edilir ve diger kisilerle olan iliskileri düzenlenir. _ste sosyal bir olgu olarak
meydana gelen bu kurallar hukuk kuralları olarak karsımıza çıkmaktadır.
Hukuk, düzenledigi alana göre “özel hukuk” ve “kamu hukuku” diye ikiye
ayrılır. Özel hukuk insanlar arasındaki borç yükümlülüklerini düzenler ve bu
yükümlülüklere aykırılıkları ödetici ve eski hale iade edici yaptırımlarla gidermeye
çalısır. Bir kamu hukuku dalı olan ceza hukuku da yaptırımlara bagladıgı emredici
hukuk kuralları ile toplum düzenini ve insanların hak ve özgürlüklerini korumaya çalısır.
Bu anlamda ceza hukuku, bir yaptırımlar hukukudur. Yaptırımlar, haksızlık
teskil eden eylemin hukuki ve zorunlu sonucu olarak uygulanırlar. Haksızlıklar,
yaptırımla karsılanmadıgında toplum düzeni bozulur ve insanlar bir arada yasayamaz
hale gelirler.
 “Yaptırım” terimi TCK’da tanımlanmamıstır. Hukukun genel teorisinde ise,
“hukuk düzeninin, sosyal beraberligin devamını saglayan normlarının ihlali halinde
uygulanan koruma vasıtaları, ihlale verilen bir tepki6” olarak tanımlanmaktadır.
Tanımda adı geçen norm, her seyden önce herhangi bir davranısı emretmelidir. Bu norm,
pozitif bir davranısı emrediyorsa ihmali, negatif bir davranısı emrediyorsa icrai fiillerle
ihlal edilebilir. Yine, normun ihlali halinde ihlal eden kisiye kötü bir sonuç
yüklenmelidir. Örnegin, 5271 sayılı TCK’nın 81/1. maddesi Bir insanı kasten öldüren
kisi, müebbet hapis cezası ile cezalandırılır diyerek ihlalin kötü sonucunu göstermistir.
_ste bu kötü sonuç cezadır, yaptırımdır.
Yaptırımlar sadece cezadan ibaret degildir. Hukukumuzda güvenlik tedbirleri de
bir yaptırımdır. Asagıda bu iki kavram detaylı olarak incelenmistir.
A. CEZA YAPTIRIMI
1. Tanım
Arapça bir terim olan “ceza”’Türk Ceza Kanunumuzda tanımlanmamıstır. Ceza,
bir sözlükte9, “suç isleyene, dogru yola gelmesi ve baskalarına örnek olması için suçun
önemine göre uygulanan yaptırım”, bir baska sözlükte de “suç isleyen bir kimsenin
yasantısına, özgürlügüne mallarına, onuruna karsı devletin koydugu sınırlama” olarak,
tanımlanmıstır.
Artuk/Gökcen/Yenidünya’ya göre ceza, “suç teskil eden ve toplum düzenini
bozan eylemi nedeniyle suçlu hakkında kusurluluguyla orantılı olarak yargı organlarınca
hükmedilen bir mahkûmiyetin infazı çerçevesinde, devlet tarafından tatbik olunan ve
esasen ıslahı saglamaya yönelen ızdırap verici, korkutucu ve caydırıcı bir müeyyide”dir.
Tanımda görülecegi gibi cezanın korkutucu niteligi yanında caydırıcı ve ıslah
edici yönüne de vurgu yapılmıstır.
Dönmezer/Erman ise cezayı, “topluma büyük ölçüde zarar veren fiiller
karsılıgı olarak Devletin kanun ile yarattıgı ve izledigi diger amaçlar yanında, özellikle
suçu isleyeni bazı yoksunluklara tabi kılmak ve böylece toplumun islenen fiili tasvip
etmeme duygusunu belirtmek üzere bir yargı kararı ve sorumluluk derecesi ile orantılı
olarak uygulanan korkutucu bir müeyyide” seklinde tanımlamıstır. Bu tanımda
görülecegi gibi cezanın sadece korkutucu özelligi vurgulanmıstır.
Doktrinde baska ceza tanımları içi dip nota bakınız.
2. Amaç
Cezanın amacını açıklayan birçok teori bulunmaktadır; ancak, bu teorileri üç
ana baslık altında toplamak mümkündür: Bunlar “mutlak ceza teorileri”, “nispi ceza
teorileri” ve “uzlastırıcı teoriler”dir.
a. Mutlak Ceza Teorileri (Kefaret ve Adalet Teorileri). Bu teoriye göre ceza,
insanların temel duygularının geregi olarak kefaret teskil edici nitelikte olması gerekir.
Aksi takdirde toplum suçluya duydugu nefret dolayısıyla kendisi adaleti gerçeklestirmek
düsüncesi ile suç isleyecektir. Bu nedenle ceza, toplumun adalet ve kefaret isteklerini
karsılaması gerekir.
Mutlak ceza teorisinde cezanın caydırıcı ve rehabilite edici hedefleri göz ardı
edilmistir. Bu teoride cezadan bir fayda beklenmez. Cezanın, tatbiki dısında baska bir
amaca hizmet etmesi de gerekmez. Çünkü, kendisi bir amaçtır; suç dolayısıyla topluma
verilen zararın ödettirilmesi ve kusurun kefaretidir. Bu anlamda geçmise yöneliktir.
Devlet yarar ve zarar hesabı yapmadan suçluyu cezalandırmak durumundadır.
b. Nispi Ceza Teorileri (Önleme-Caydırıcılık Teorisi). Bu teoriler, mutlak ceza
teorisinin karsıtı olarak ortaya çıkmıstır. Cezanın amacı, mutlak teoride belirtildigi gibi
geçmise degil gelecege yönelik oldugu ve faili gelecekte isleyebilecegi suçlardan
korumayı hedefledigi savunulmaktadır. Bu hedeflere iki çesit önleme ile varılabilecegi
söylenmektedir. “Genel önleme” ve “özel önleme”. Genel önlemede suç isleyenlerin
cezalandırılması ile diger insanlar korkutulmakta ve bu sekilde suç islenmesinin önüne
geçilmeye çalısılmaktadır*. Özel önleme (Bireysel caydırıcılık) de ise suçluların düsünce
ve davranısları yönlendirilir ve bu sekilde failin gelecekte suç islemesinin önüne
geçilmeye çalısılır. Bu önleme üç sekilde gerçeklesir: Birincisi cezanın siddeti ile
korkutarak; ikincisi suçluyu tecrit ederek; üçüncüsü de suçluyu rehabilitasyonla ıslah
ederek. Bu teorilerde toplumun belirtilen bu üç sekilde korunabilecegi savunulmaktadır.
c. Uzlastırıcı Teoriler. Mutlak ve nispi teorilere yapılan elestiriler uzlastırıcı bir
teorinin ortaya çıkmasına neden olmustur. Bu teoride ceza, kefaret teskil etmesi ile
birlikte genel ve özel önlemeyi de gerçeklestirmeyi amaçlar. Bu anlamda ceza hem
geçmise hem de gelecege yönelik nitelik tasır. Kefaret düsüncesinin sonucu olarak ceza
kusur ile orantılı olması gerektigi savunulur. Ceza caydırıcı etki göstermeli ve genel
önlemeyi saglamalıdır. Mahküm, ıslah edilerek yeniden sosyallestirilmeli ve cezanın özel
önleme islevi yerine getirilmelidir. Bu teoriye çagımızda da çok itibar edilmektedir.

3. Cezanın Nitelikleri
Ceza, amacını yerine getirebilmesi için bir takım niteliklere de sahip olması
gerekir. Bu nitelikler asagıdaki gibi özetlenebilir.
1. Cezada kanunilik ilkesi olmalıdır. Cezalar kanunla konulmalı, kanunun suç
saymadıgı bir fiil nedeniyle kimse cezalandırılmamalı (AY.m.38,TCK. m. 2.) .
2. Cezada esitlik kuralı geçerli olmalıdır. Bu esitlik fail kim olursa olsun suç
isleyen herkese cezanın uygulanabilmesidir. Cezanın bireysellestirilmesi neticesi aynı
eylemi isleyenler hakkında farklı cezaların uygulanması cezanın bu niteligine aykırı
olmayacaktır.
3. Ceza insancıl ve ahlaklı olmalıdır. _nsan onurunu zedeleyici cezalardan
muhakkak kaçınılmalıdır. Bireyin kisiligini alçaltan nitelikte cezalar olmamalıdır. Ahlaki
yönden insan vicdanını da rahatsız etmemelidir.
4. Ceza bölünebilir olmalı. Bu niteligi geregi islenen suçun agırlıgı, suçun
islenis sekli, kusurun yogunlugu ve sanıgın kisiligi dikkate alınarak farklı oranlarda
uygulanabilmelidir.
5. Ceza adli hata oldugunda geri alınabilmeli, tamir edilebilir olmalıdır.
Yargılamada bazen adli hatalar olabilmektedir. Bu nedenle sonuçları itibariyle geri
alınabilmelidir.
6. Cezada sahsilik ilkesi geçerli olmalıdır. Bu ilke geregince yaptırım sadece
suç isleyen kisiye karsı uygulanabilmeli ve sonuçlarından da sadece suç isleyen kisi
etkilenmelidir. Ancak, günümüzde birçok yaptırımda baska kisiler de etkilenmektedir.
Örnegin, evin geçimini saglayan aile reisi hürriyeti baglayıcı cezaya çarptırılıp
hapsedildigi zaman o ailede bulunan diger fertler de etkilenmektedir.
7. Ceza suçun agırlıgı ile orantılı olmalıdır.
8. Ceza etkili olmalıdır.
9. Ceza mümkün oldugu kadar devlete az yük getirmelidir.
B. GÜVENL_K TEDB_R_ YAPTIRIMI
Güvenlik tedbirlerinin iki nedenden ötürü ortaya çıktıgı ve uygulandıgı
söylenebilir. Bunlardan birincisi suçların önlenmesinde ceza yaptırımının yetersiz
kalmasıdır. Güvenlik tedbirleri ile tamamlanan ceza sistemi ile suç islenmesinin
azaltılabilecegi düsünülmüstür; ancak buna ragmen suç isleme oranının artısı
engellenememistir. Suçluluk, günümüzde tarihin hiçbir döneminde olmadıgı kadar
yıkıcı bir hal almıstır. _kincisi ise, kusur yetenegi olmayan faillere ceza
uygulanamamasıdır. Modern ceza hukukunda ceza sorumlulugunun esası kusura
dayanır. Kendisine kusur yüklenemeyen kisiler hakkında ceza yaptırımı uygulanamaz.
Bu nedenle suç islemekle tehlikeli hallerini ortaya koyan bu kisiler hakkında, tehlikeli
hallerini ortadan kaldırmak amacıyla güvenlik tedbiri altında baska yaptırımlar
uygulanması yönüne gidilmistir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda da güvenlik tedbirleri bir yaptırım türü
olarak, birinci kitabın üçüncü kısmının ikinci bölümünde sırasıyla, belli hakları
kullanmaktan yoksun bırakılma (m.53), esya müsaderesi (m.54), kazanç müsaderesi
(m.55), çocuklara özgü güvelik tedbirleri (m.56), akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirleri
(m57), suçta tekerrür ve özel tehlikeli suçlular (m58), sınır dısı edilme (m.59) ve tüzel
kisiler hakkında güvenlik tedbirleri(m.60) olmak üzere sekiz baslık altında
düzenlenmistir.
1. Kavram ve Tanım
Güvenlik tedbirinin de cezalar gibi kötülük içerdigi doktrinde agırlıklı olarak
kabul edilmekle birlikte “mahiyeti itibariyle” bir yaptırım olup olmadıgı konusu
tartısmalıdır. Örnegin, Artuk/Gökcen/Yenidünya güvenlik tedbirlerinin yaptırım
oldugunu söylemektedirler. Hafızogulları ise yaptırımın tanımından yola çıkarak
güvenlik tedbirlerinin yaptırım olmadıgını savunmaktadır. Hafızogulları’nın görüsünü
söyle özetleyebiliriz: “Bir tedbirin cebren yerine getirilmesi o tedbiri müeyyide haline
getirmez. Bir tedbiri müeyyide yapan unsur ceza normunun ihlalidir. Bu nedenle
müeyyide ihlale verilen bir cevaptır. Oysaki güvenlik tedbiri ihlalin bir sonucu olarak
hükmedilmezler, tehlikeliligin sonucu hükmedilirler. Bu nedenle güvenlik tedbirleri
müeyyide degildir”. Bu görüslerin ayrıntıları dipnotta belirtilen kaynaklarda
mevcuttur.
Güvenlik tedbirlerinin tanımı konusunda da doktrinde tam bir birliktelik yoktur.
_slenen suça karsı veya suç nedeniyle hükmedilmesi durumuna göre tanımın degistigi
görülmektedir.
Artuk/Gökcen/Yenidünya Güvenlik tedbirlerini “kanunda öngörülen toplumsal
savunma vasıtaları olup, toplum için tehlike olusturan suçun islenmesinden sonra fail
hakkında hâkim tarafından hükmedilen yaptırımlar” seklinde tanımlamıstır.
Hafızogulları’na göre ise güvenlik tedbirleri ”Ceza hukukunda, cezanın
uygulanamadıgı, uygulansa bile yeni suçları önlemede yetersiz sayıldıgı hallerde,
geleneksel ceza sistemini tamamlayan hukuki himaye vasıtalarıdır”. Yazar, güvenlik
tedbirlerinin, yasaklanan bir normun ihlaline karsılık hükmedilmediginden ısrarla
yaptırım olmadıgını savunmaktadır.
Özgenç’e göre ise güvenlik tedbirleri, “isledigi suçtan dolayı kusurlu olup
olmadıgına bakılmaksızın, suç isleyen kisi hakkında ya da suçun konusu ile veya suçun
islenmesinde kullanılan araçla ilgili olarak uygulanan, koruma veya iyilestirme amacına
yönelik ceza hukuku yaptırımlarıdır.”
Yukarıda görüldügü gibi güvenlik tedbirlerinin, “islenen suça karsılık” veya
“islenen suç nedeniyle” hükmedilmesine göre bir ayırım yapılarak tanımlanması,
güvenlik tedbirlerinin yaptırım olup olmadıgı konusunda da farklı sonuçlar elde
edilmesine yol açmıstır. Güvenlik tedbirlerinin bir suç islendikten sonra hükmedilmesi
gerektigi konusunda doktrinde agırlıklı bir görüs mevcuttur. Bir suç islendikten sonra
hükmedildigine göre suça karsılık veya suç nedeniyle hükmedilmesi noktasında bir
ayırıma tabi tutulması kanımızca sonucu degistirmeyecektir. Mademki güvenlik tedbirleri
bir suç islendikten sonra hükmediliyor bu hem suça karsılıktır hem de suç nedeniyle
uygulandıgını söyleyebiliriz. Bu nedenle kanaatimizce de güvenlik tedbirlerii içerigi
itibariyle bir yaptırımdır.
Güvenlik tedbirleri 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda bir “yaptırım” olarak
düzenlenmistir (TCK m. 53-60).
2. Tarihçe
_fade ettigi anlam halen tartısmalı olan güvenlik tedbirlerinin tarihi gelisimi
konusunda söylenenler de tartısmalıdır. Buna ragmen suçlunun tehlike haline karsı
toplumu koruma vasıtası olarak ilk kez pozitivist doktrin tarafından dile getirildigi ve
modern ceza hukuku alanına ithal edildigi agırlıklı olarak kabul edilmektedir. _lk kez
Stooss’un hazırladıgı 1893 tarihli _sviçre ceza kanunu ön tasarısında adı konulan
güvenlik tedbirlerinin, 1930 tarihli _talyan Rocco ceza yasası ile teskilatlı bir sekilde
düzenlendigi ve hukuksal geçerlik kazandıgı da iddia edilmektedir. Bunun yanında ilk
kez 1889 _talyan Zanardelli yasasında yer aldıgını da söyleyenler bulunmaktadır.
Kökenini Roma Hukukuna kadar götürenler de mevcuttur. Hatta ilk kaynagının Platon
oldugu, Platonun, “ceza” ile ruhun ilacı olarak kullanılacak “tedbirler”in ayırımını yaptıgı
da savunulmaktadır.
Alman Hukukunda 1532 tarihli Constitutio Criminalis Carolina yasasında
toplum için tehlikeli olan faillerin belirsiz bir süre ıslahevinde veya cezaevinde tutulması
bir güvenlik tedbiri olarak düzenlendigi de iddia edilmektedir. En önemlisi, akıl hastalıgı
hukuka uygunluk nedeni sayılarak ceza verilmeme yoluna gidilmistir. Daha sonra von
List’in çabalarıyla akıl hastalıgında iyilestirme düsüncesi önem kazanmaya baslamıstır.
Eski 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Mehazı 1889 tarihli _talyan Ceza
Kanununda “güvenlik tedbirleri” adı altında bir düzenleme yoktur. Bu nedenle bazı
yazarlar tarafından teknik anlamda 765 sayılı TCK’da güvenlik tedbirlerinin yer almadıgı
savunulmustur. Ancak bu adla bir düzenleme yok diye 1889 tarihli mehaz yasada
güvenlik tedbirinin olmadıgı söylenebilir mi? Kanun koyucunun gerçek iradesi,
kullandıgı “isimde” degil kanunun “özünde” aranıp ortaya çıkarılmalıdır. Bu anlamda
1889 tarihli mehaz yasada güvenlik tedbirlerine sistemsiz de olsa yer verildigi
söylenebilir.
Mehaz kanunda varlıgı kabul edilen güvenlik tedbirlerinin eski 765 sayılı
TCK’da da bulundugu kabul edilmelidir. Birçok degisiklige ugraması ile birlikte
konumuz açısından içerigi degismeyen akıl hastalarının muhafaza ve tedavisine iliskin
46. madde düzenlemesi, uyusturucu madde bagımlılarının tedavisi ile ilgili 404/4.
madde ve iptila derecesindeki sarhoslugun tedavisi ile ilgili 573. madde ve yine 1987
tarihinde yürürlükten kaldırılan emniyet nezareti altında bulundurmaya iliskin eski
TCK’nın 28/1. madde düzenlemesindeki yaptırımlar agırlıklı olarak doktrin ve Yüksek
Yargıtay içtihatlarında “güvenlik tedbiri” olarak kabul edilmistir .
Yine, 647 sayılı Cezaların _nfazı Hakkındaki Kanunu (C_K)’nun 4.maddesinde
kısa süreli hürriyeti baglayıcı cezalar yerine uygulanabilecek ceza ve tedbirler baslıgı
altında düzenlenen, Aynen iade veya tazmin; bir egitim veya ıslah kurumuna devam
etme; muayyen bir yere gitmekten, bazı faaliyetleri veya meslek ve sanatı icradan men
ve her nevi ruhsat ve ehliyetnamenin geri alınması; agırlıklı olarak güvenlik tedbiri
oldugu kabul edilmistir; ancak, kimi yazarlarca “ceza” kimi yazarlarca da “kendine
özgü baska bir tedbir” olarak adlandırıldıgı görülmüstür.
Güvenlik tedbirleri, degisik ölçülere göre ayırıma tabi tutulabilir. Ancak
çalısmamız “çocuklara” özgü güvenlik tedbirleri oldugu için, asagıda güvenlik
tedbirlerinin çocuklara ve büyüklere uygulanabilirligi dikkate alınarak bir ayırıma tabi
tutularak incelenmistir.
3. Uygulanan Kisiler Bakımından _ncelenmesi
Genel olarak Ceza Hukukumuzda düzenlenen güvenlik tedbirlerini uygulanacak
kisiler bakımından asagıdaki gibi dörde ayırmamız mümkündür:
1. Sadece büyüklere uygulanabilen güvenlik tedbirleri(TCK m. 53, 58, 59).
2. Sadece 15 yasından küçüklere uygulanabilen güvenlik tedbirleri(TCK.
m.56;ÇKK.5).
3. Hem büyüklere hem de küçüklere uygulanabilen güvenlik tedbirleri (TCK.
m. 54, 55,57, 59,60)
Simdi bu baslıkları ayrıntılı olarak inceleyelim.
1. Sadece büyüklere uygulanabilen güvenlik tedbirleri(TCK m. 53, 58).
TCK’nın 53/4. maddesi geregince, 53/1. maddede belirtilen hak yoksunluklarına
iliskin güvenlik tedbirleri 18 yasından küçük çocuklara uygulanamayacaktır.
TCK’nın 58/5. maddesi geregince de, 18 yasından küçükler hakkında “tekerrür”
hükümleri uygulanamayacaktır. Bu düzenleme geregince 18 yasından küçük “özel
tehlikeli suçlu” (itiyadi suçlu, suçu meslek edinen veya örgüt mensubu) çocuklar
hakkında da tekerrür hükümleri uygulanamayacaktır.

2. Sadece 15 yasından küçüklere uygulanabilen güvenlik tedbirleri (TCK.
m.56;ÇKK.5).
TCK’nın 56. ve ÇKK’nın 11. madde yollaması geregince, ÇKK’nın 5.
maddesinde sayılan tedbirler sadece “suça sürüklenen ve ceza sorumlulugu olmayan”
çocuklar hakkında uygulanabilecektir. Bu gruba ancak, 0-12 ve 12-15 yas arasında
bulunan yani 15 yasından küçük çocuklar girebilir. TCK da 15-18 yas arasında bulunan
çocuklar için bir güvenlik tedbiri öngörülmemistir (TCK m.31). Bu nedenle ceza
sorumlulugu olan 15–18 yas arasındaki çocuklar için çocuklara özgü güvenlik tedbiri
uygulanamayacaktır. Bu çocuklar için indirimli ceza uygulanması gerekecektir (TCK. m.
31/3).
3. Hem büyüklere hem de küçüklere uygulanabilen güvenlik tedbirleri (TCK.m.
54,55,57,59,60)
TCK’nın 54 ve 55. maddelerinde düzenlenen müsadere ve 60. maddede
düzenlenen tüzel kisiler hakkındaki güvenlik tedbirlerinin, büyüklere veya küçüklere
özgü bir yanı bulunmamaktadır. Bu nedenle bu tedbirler suç isleyen herkese karsı
uygulanabilecektir.
TCK’nın 57. maddesinde akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirleri
düzenlenmistir. Maddede, güvenlik tedbirinin uygulanacagı kisiler bakımından herhangi
bir istisna getirilmemistir; ancak, ÇKK’nin 12. maddesi geregince; TCK’nın 31.
maddenin 1. fıkra kapsamındaki “12 yasından küçük çocuklar” ile 2. fıkra kapsamındaki
“12–15 yas arasında bulunan çocuklar” hakkında bu madde hükümleri
uygulanamayacaktır. Bu guruptaki çocukların suç isledikleri tarihte akıl hastası oldukları
anlasıldıgı takdirde haklarında ÇKK’nin 5. maddedeki tedbirler uygulanacaktır. Bu
gurubun dısında kalan “15–18 yas arasındaki akıl hastası suça sürüklenen çocuklar”
hakkında ise TCK’nın 57. madde hükümleri uygulanacaktır.
Sınır dısı edilme ile ilgili TCK’nın 59. maddesinin 18 yasından küçüklere
uygulanamayacagına dair bir hüküm yoktur. Böyle bir hükmün olmamasından yola
çıkarak suça sürüklenen yabancı çocukların da sınır dısı edilebilecegi ileri sürülebilir mi?
12 yasından küçük suça sürüklenen çocuklar hakkında hapis cezası
uygulanamayacagından ilgili maddede aranan “kosullu salıverme” ve “cezanın infazı”
sartları da gerçeklesmeyecektir. Bu nedenle 12 yasından küçük yabancı suça sürüklenen
çocuklar hakkında TCK’nın 59. maddesinin uygulanma imkânı yoktur. Ancak, suç
isledigi tarihte 12–18 yas arasında olan yabancı suça sürüklenen çocuk hakkında hapis
cezası uygulandıgında ve bu cezası infaz edildiginde veya çocuk kosullu salıverildiginde,
TCK’nın 59. madde hükümleri uygulanabilecektir.
Bu açıklamalardan sonra konunun daha iyi anlasılabilmesi için ceza ve güvenlik
tedbirlerinin bir karsılastırmasının yapılması gerekir.
II. CEZA VE GÜVENL_K TEDB_RLER_N_N KARSILASTIRILMASI
Ceza yaptırımları ile güvenlik tedbiri yaptırımlarının pek çok açılardan
benzerlikleri oldugu gibi farklılıkları da mevcuttur. Bunların bütününe yer vermek bizi
asıl konumuzdan uzaklastırır; ancak önemli buldugumuz birkaç açıdan her iki yaptırımı
genel hatları ile karsılastıracagız. 
A. AMAÇ BAKIMINDAN
Ceza ve güvenlik tedbirlerinin amaçları konusunda doktrinde üç farklı görüs
ileri sürülmektedir. Bunlar, güvenlik tedbirleri ile cezaların amaçlarının aynı oldugu
görüsü, amaçlarının farklı oldugu görüsü ve cezaların amacının genel önleme, güvenlik
tedbirlerinin amacının da özel önleme oldugu görüsleridir. Asagıda bu görüsleri kısaca
açıklayacagız.
Güvenlik tedbirleri ile cezaların amaçlarının aynı oldugunu savunanlar her iki
tedbirin de toplumda suç islenmesini önlemeye çalısan araçlar olduklarını ve aynı hukuki
degerleri korumayı amaç edindiklerini, bu nedenle amaçlarının aynı oldugunu ileri
sürerler. Asagıda dipnotta belirtildigi gibi Bu görüse çok yakın oldugunu gördügümüz
Hafızogulları, güvenlik tedbirlerinin cezadan farklı olarak bir bastırma degil önleme
tedbiri oldugunu belirterek genel yaklasımdan uzaklasmaktadır.
Güvenlik tedbirleri ile cezaların amaçlarının farklı oldugunu savunanlar, cezaları
tamamlayan, cezaların yerine uygulanan ve cezaları temsilen uygulanan güvenlik
tedbirleri diye üç farklı yaklasımda bulunurlar. Cezaları tamamlayan tedbirlerin, kısmı
akıl hastalarına uygulanan akıl hastanesine veya tecrit kurumuna gönderme gibi cezalarla
birlikte uygulanan tedbirler oldugunu ileri sürerler. Cezaların yerine geçen tedbirlerin ise
failin kusursuz oldugu hallerde uygulanan tedbirler oldugunu belirtirler. Cezayı temsilen
uygulanan güvenlik tedbirleri ise failin kusurlu olması halinde ceza yerine uygulanan
güvenlik tedbirleri oldugunu söylerler. Bu görüs, ceza yerine uygulanan tedbir yine
cezadır, görüsünün karsısında oldugu görülmektedir.
Güvenlik tedbirlerinin asıl amacı özel önleme, cezaların asıl amacı ise genel
önleme oldugu görüsü ilk kez Alman Ögretisinde 1799 yılında Grolman tarafından ileri
sürülmüstür. Halen geçerliligini koruyan bu görüs karsılastırmalı hukukta oldugu gibi
Türk doktrininde de taraftar bulmustur. Bu teoriye göre cezaların asıl amacı genel
önleme, güvenlik tedbirlerin asıl amacı ise özel önlemedir. Ancak mallara ve bazı
hakların sınırlanmasına yönelik güvenlik tedbirleri ile cezaların amaçları aynıdır. Örnegin
bir meslek ve sanatın yasaklanmasına iliskin güvenlik tedbirinde iyilestirici etkiden söz
edilemez ancak burada genel ve özel önleme saglamak istenerek suç islenmesinin önüne
geçilmeye çalısılmaktadır.
Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin _nfazı Hakkındaki Kanunun 3. maddesinde ceza
ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulasılmak istenilen temel amaç’ın öncelikle genel ve
özel önleme oldugu belirtilmistir. Bu düzenleme ile Türk Ceza Hukukunda, cezada
oldugu gibi güvenlik tedbirlerinde de amacın hem “özel önleme” hem de “genel
önleme” oldugu kabul edilmistir.
B. SÜRE VE NEV_ TAYINI BAKIMINDAN
Cezaların süresi kanunda belirlenmistir. Bu nedenle hâkim verdigi hükümde
cezanın süresini göstermek zorundadır. Oysa güvenlik tedbirlerinin süresi kanunda
belirtilmemistir. Hâkim de hükmünde bir süre koyamaz. Güvenlik tedbirleri süresiz
hükümlerdir. Tedbirin amacına ulasılana kadar da infaza devam edilir.
Cezanın belirlenmesinde failin isledigi suçun agırlıgı ve kusurunun yogunlugu
esas alınır. Güvenlik tedbirleri ise failin tehlikeli hali dikkate alınarak hükmedilir ve
tehlikeli hal devam ettigi sürece infaza devam edilir.
C. UYGULANAN K_S_LER BAKIMINDAN
Ceza, ceza sorumlulugu bulunan herkese hakkında uygulanır. Güvenlik
tedbirleri ise ceza sorumlulugu bulunup bulunmadıklarına bakılmadan tehlikeli bütün
faillere uygulanır. Bu nedenle tüzel kisiler hakkında da güvenlik tedbirleri
uygulanabilir. Bu anlamda 5237 sayılı TCK’nın 60. maddesinde tüzel kisiler hakkında
uygulanacak güvenlik tedbirleri düzenlenmistir.
D. FA_LE ETK_LER_ BAKIMINDAN
Ceza ve güvenlik tedbiri yaptırımları uygulanan faile acı ve ızdırap verdikleri
çogunluk yazarlarca kabul edilmektedir. Güvenlik tedbirlerinde asıl amacın faili ıslah
etmek oldugu, acı ve ızdırap vermek olmadıgı, bunun faili ıslah ederken zorunlu olarak
ortaya çıktıgı savunulmaktadır. Ancak bilinmelidir ki fail her iki yaptırımda da acı ve
ızdırap çekecektir. Bu nedenle hem cezanın hem de güvenlik tedbirlerinin fail için
kötülük teskil ettigini düsünüyoruz.
E. CEZA HUKUKU GENEL HÜKÜMLER_N_N UYGULANMASI
BAKIMINDAN
1. Genel Af
Genel Af konu eski 765 sayılı TCK’nın 97. maddesinde düzenlenmistir. Bu
kanunun yürürlükte oldugu dönemde 97. madde düzenlemesinin açık bir düzenleme
olmadıgı gerekçesiyle genel af’ın güvenlik tedbirlerine etkilerinin nasıl olacagı konusu
çok tartısılmıstır. Bu kanunun yürürlükte oldugu dönemde genel af’ın, güvenlik
tedbirlerinin uygulanmasını engellemeyecegini savunan yazarlar bulundugu gibi güvenlik
tedbiri uygulamasına engel teskil edecegini savunan yazarlar da olmustur.
5237 sayılı TCK’nın 65/1. maddesinde “genel af halinde kamu davası düser,
hükmolunan cezalar bütün neticeleriyle birlikte ortadan kalkar” denmistir. Bu
düzenleme, eski 765 sayılı TCK’da genel af’ı düzenleyen 97. maddesi ile aynıdır. Bu
demektir ki genel af’ın güvenlik tedbirlerine etkisi yine tartısılacaktır.
TCK’nın 65/1. maddesinde geçen “bütün neticeleriyle” ibaresini bütün güvenlik
tedbirlerini de kapsar sekilde genis yorumlamak gerekir. Bu nedenle örnegin, 12 yasından
küçük “suça sürüklenen çocuklar” (SSÇ) hakkında hükmedilen güvenlik tedbirleri de
islenen suçun genel af kapsamına alınması halinde ortadan kaldırılmalıdır.
Yine bir suçtan ötürü kovusturma yapılırken genel af çıkması halinde madde
geregi kamu davasını düsürmek zorunda oldugumuzdan yargılamaya devamla sonuçta
güvenlik tedbirine karar veremeyiz.
2. Özel Af
Özel af’ın güvenlik tedbirlerine etkisi, 765 sayılı TCK’nın yürüklükte oldugu
dönemde açık bir hüküm bulunmadıgından çok tartısılmıstır. Simdi ise 5237 sayılı
TCK’nın 65/2. madde düzenlemesine göre özel af, sadece hapis cezasının infaz
kurumunda çektirilmesine son verdiginden veya infaz kurumunda çektirilecek süreyi
kısalttıgından güvenlik tedbirlerine herhangi bir etki edemeyecektir. Bir baska deyisle
özel affın güvenlik tedbirlerine herhangi bir etkisi yoktur. TCK’nın 65/3. maddesinde de
belirtildigi gibi, özel affa ragmen cezaya baglı olarak uygulanan yoksunluklarına iliskin
güvenlik tedbirlerinin etkileri devam edecektir.
3. Zamanasımı
5237 sayılı TCK’nın 69. maddesinde “ Cezaya baglı olan veya hükümde
belirtilen ha yoksunluklarının süresi ceza zamanasımı doluncaya kadar devam eder”
denmistir. Bu hükmün bütün güvenlik tedbirlerine uygulanacagını ileri süren yazarlar
bulunmaktadır.
İKİNCİ BÖLÜM
ÇOCUKLARA ÖZGÜ GÜVENL_K TEDB_RLER_
I. MADDE HÜKÜMLER
Çocuklara özgü güvenlik tedbirleri belirli yasa kadar olan çocuklar hakkında
uygulanacagından konunun baslangıçtan beri iyi anlasılabilmesi için asagıda öncelikle
“çocuk” kavramı ve çocuk yas iliskisi incelenmistir.
A. ÇOCUK KAVRAMI VE ÇOCUK YAS _L_SK_S_
1. Genel Olarak
_nsanlar iyi ile kötüyü, dogru ile yanlısı, haklılıkla haksızlıgı ayırabilme ve bu
anlayısa göre davranabilme yetenegini yasla birlikte kazanırlar. Büyüme ile orantılı
olarak vücut ve aklı melekeler gelisir ve neticede olgunlasma meydana gelir. _ste
dogumdan olgunlasmanın tam olarak meydana geldigi yasa kadar insan “çocuk” sayılır.
Ceza hukukunda yas küçüklügünün, algılama (anlama) ve irade (isteme)
yetenegi olarak tanımlanan kusurlulugu tamamen ortadan kaldırdıgı veya azalttıgı kabul
edilmektedir. Belirli yasa gelmeyen çocuklarda algılama ve irade yetenegi, yani kusur
yetenegi olmaz. Bu nedenle bu çocuklar hakkında cezai yaptırımı uygulanmaz. Birlesmis
Milletler Çocuk Hakları Sözlesmesi(BMÇHS)nin 40/3-a maddesine göre de “belli yasa
kadar olan çocuklar” ceza yasasını ihlal etmis sayılmazlar. Belirli yastan sonra
algılama ve irade yetenegi gelismeye baslayacagı ancak bu gelisme, bir yasa kadar
tamamlanamayacagından, bu yas aralıgındaki çocukların da kusur yetenegi az olacaktır.
Kusur yetenegi azaldıgı ölçüde de çocukların cezai sorumlulukları etkilenecektir.
Ceza sorumlulugunun baslayacagı asgari yas sınırının tespitinde uluslararası
belgelerde bazı ölçütler bulunmaktadır. Buna iliskin olarak Birlesmis Milletler Çocuk
Adaletinin Yönetimi Hakkında Asgari Standart Kuralları (“Beijing Kuralları”)’nın 4.
maddesinde “Cezai sorumlulugun alt sınırını belirleyen sistemler açısından, bu sınır
çocugun duygusal, zihinsel ve entelektüel açılardan olgunluga eristigi yasın altında
tutulmamalıdır” seklinde bir hüküm getirilmistir. Burada getirilen kriter “kisisel
anlama ve isteme yetenegi”dir. Bu da çocugun cezai sorumlulugunun gerektirdigi ahlaki
ve psikolojik unsurlara sahip olması ve bu sorumlulugu kaldırabilecek yasta olmasını
gerektirir.
Yukarıda belirtildigi gibi yas ile kusurluluk ve buna baglı olarak cezai
sorumluluk arasında sıkı bir bag bulunmaktadır. Dogumdan itibaren belirli bir yasa
kadar olan çocuklar bu sorumluluga tabi tutulamayacaktır. Belirli yas aralıgında da
azalan kusurluluk söz konusu olacagından hemen bütün devletler, mevzuatlarında degisik
yas guruplarına yer vermislerdir.
2. Tanımlar
Kusur yetenegi ve kusur yeteneginin ceza sorumluluguna etkisi bakımından
önemi nedeniyle 5237 sayılı TCK ve 5395 sayılı ÇKK’da ve bazı uluslararası belgelerde
“çocuk kavramı” tanımlanmıstır.
Anayasamızda ise çocuk tanımlanmamıstır; fakat, bazı hükümlerde onsekiz
yasından bahsedildigi görülmektedir. Örnegin, 67/3. maddesinde on sekiz yasını dolduran
her Türk vatandasının seçme ve halk oylamasına katılma hakkına sahip oldugu, 68/1.
maddede parti üyesi olabilmek için on sekiz yasının doldurulması gerektigi belirtilmistir.
5237 Sayılı TCK’nın 6/1-b maddesinde çocuk “henüz onsekiz yasını
doldurmamıs kisi” olarak tanımlanmıstır.
5395 sayılı ÇKK’ nın 3./1-a maddesinde ise çocuk, “daha erken yasta ergin
olsa bile on sekiz yasını doldurmamıs kisi” olarak tanımlamıstır.
Birlesmis Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözlesme’(BMÇHS)nin 2.maddesinde
de “Bu sözlesme uyarınca çocuga uygulanabilecek olan kanuna göre daha erken yasta
resit olma durumu hariç, on sekiz yasına kadar her insan çocuk sayılır” denmistir85.
Yukarıda belirtilen üç ayrı tanımı karsılastırmalı olarak incelersek sunları
söyleyebiliriz: Her üç mevzuatta da çocuk “on sekiz yasını doldurmamıs kisi” olarak
tanımlandıgı görülmektedir. Dolayısı ile yas konusunda herhangi bir sorun yoktur.
Ancak, onsekiz yasını doldurmamalarına ragmen daha erken yasta resit olanların 86
çocuk sayılıp sayılmayacakları konusundaki yaklasımlar farklıdır. 5237 sayılı TCK’da ki
tanımda bu hususa hiç deginilmemistir. 5395 sayılı ÇKK’da ise bu durumda olanlar
kapsam içine alınırken BMÇHS’de “daha erken yasta resit olma durumu hariç”
denilerek bu durumda olan çocuklar kapsam dısında bırakılmıstır.
Bu farklı tanımlar farklı uygulamalara neden olabilecektir. Örnegin, onsekiz
yasından küçük olmasına ragmen evlenme veya mahkeme kararı ile erginligi kazanan
çocuk diger sartlar da mevcut oldugu taktirde, 5395 sayılı ÇKK hükümlerine göre
çocuk sayıldıgı için koruma altına alınıp Çocuk Yetistirme Yurduna
yerlestirilebilecektir. Ancak bu uygulama BMÇHS ne aykırılık teskil edecektir. Çünkü
bu sözlesmeye göre daha erken yasta resit kılınan çocuklar “çocuk” kapsamı dısında
tutulmustur. Bu nedenle Anayasamızın 90/son maddesi geregince Türk mevzuatındaki bu
farklılıkların BMÇHS hükümlerine uydurulması gerektigini düsünüyoruz. Yapılacak
düzenleme uygulamadaki tereddütleri ve kavram kargasalarına da son verecegi
inancındayız.
5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu 3-1/a maddesinde çocuk ifadesi “korunma
ihtiyacı olan çocuk” ve “suça sürüklenen çocuk” diye ikiye ayrılmıs ve bu kavramlar da
ayrıca tanımlanmıstır.
ÇKK’ unun 3–1/a–1. maddesinde korunma ihtiyacı olan çocuk, “Bedensel
zihinsel, ahlaki, sosyal ve duygusal gelisimi ile kisisel güvenligi tehlikede olan, ihmal
veya istismar edilen ya da suç magduru çocuk” olarak tanımlanmıstır.
ÇKK’nın 3–1/a–2. maddesinde ise suça sürüklenen çocuk , “Kanunlarda suç
olarak tanımlanan bir fiili isledigi iddiası ile hakkında sorusturma veya kovusturma
yapılan yada isledigi fiilden dolayı hakkında güvenlik tedbirine karar verilen çocuk”
olarak tanımlanmıstır.
Bu tanımın, suç isleyen 12 yasından küçük çocuklar bakımından 5237 sayılı
TCK’nın 31/1 ve ÇKK’nın 11. maddesi ile çelisen yönleri bulunmaktadır. Birinci olarak,
5237 sayılı TCK’nın 31/1. maddesi geregince isledikleri iddia edilen suç nedeniyle
haklarında “sorusturma” (kanundaki “ceza kovusturması” ifadesi sorusturma olarak
anlasılmalıdır) yapılamayan 12 yasından küçük çocukların suça sürüklenen çocuk
statüsüne girmeyecekleri söylenebilir. Çünkü yukarıdaki tanıma göre bir çocugun suça
sürüklenen çocuk kapsamında degerlendirilebilmesi için hakkında sorusturma veya
kovusturma yapılmıs olması veya hakkında güvenlik tedbiri uygulanmıs olması gerekir.
_kinci olarak bu çocuklar hakkında, suça sürüklenen çocuklar için öngörülen çocuklara
özgü güvenlik tedbirleri konusunda hüküm getiren ÇKK’nın 11. maddesinin de
uygulanmayacagı ileri sürülebilir. Ancak, 5237 sayılı TCK’nın 31/1. maddedeki açık
düzenleme karsısında 12 yasından küçük suç isleyen çocukların da suça sürüklenen
çocuk olarak kabulü ile sartlar olustugu takdirde haklarında güvenlik tedbirlerine
hükmedilmesi gerektigini düsünüyoruz. Bununla beraber kanunlardaki çeliskinin de bir
an önce giderilmesi gerektigi kanısındayız.
TCK’nın 31/1. maddesindeki “kovusturma” terimi, Eski 765 sayılı TCK’nın
53/1. maddesindeki “takibat” ve 2253 sayılı ÇMK’nın 11/1. maddesindeki “kovusturma”
karsılıgı olarak kullanılmıstır. Bu terimlerin 5271 sayılı yasadaki karsılıgı ise 2. maddede
tanımlanan “sorusturma”dır. 5237 sayılı TCK hazırlandıgı ve yürürlüge girdigi dönemde
5271 sayılı CMK henüz hazırlanmamıstı. Bu nedenle TCKnın 31/1. maddesindeki “ceza
kovusturması” ifadesini CMK’nın 2. maddesinde tanımlanan “kovusturma” olarak degil
5237 Sayılı TCK’nın hazırlandıgı dönemdeki karsılıgı olan “sorusturma” olarak anlamak
gerekir.
“Suça sürüklenen çocuk”(SSÇ) tanımı da birçok açıdan elestirilmektedir.
Hakkında “sorusturma” yapılan çocugun da bu kapsamda degerlendirilmesinin hatalı
oldugu ileri sürülmektedir. Kaldı ki 12 yasından küçük suça sürüklenen çocuklar
hakkında “sorusturma” bile yapılamamaktadır(TCK 31/1.). Gerçekten, 5271 Sayılı
CMK’nın 60/1. maddesine göre Cumhuriyet savcısı ihbar veya baska bir suretle bir suçun
islendigi izlenimini edindigi takdirde gerçegi arastırmak için islemlere baslayacaktır. Bu
islemlere muhatap olan çocuk, “suça sürüklenen çocuk” kapsamına girecektir. Daha
sonra, isnat edilen suçla ilgili olarak kovusturmama (takipsizlik) kararı verildigi takdirde
çocugun baslangıçta suça sürüklenen çocuk kapsamında degerlendirilmesi bir haksızlık
teskil edecektir. Kovusturma açılsa bile neticede beraat eden çocuk hakkında da aynı
elestiriler geçerli olacaktır. Bu nedenle suç isledigi bir mahkeme kararı ile tespit
edilmeyen çocukların, suçlu kabul edilmesi ve “suça sürüklenen çocuk” olarak
adlandırılmasının yanlıs oldugunu düsünüyoruz. Bu ifadelerin yerine 5271 sayılı
CMK’nın 2. maddesindeki tanımlara paralel olarak “süpheli çocuk” ve “sanık çocuk”
ifadelerinin kullanılmasının daha uygun olacagı kanaatindeyiz.
Birlesmis Milletler Çocuk Adaletinin Yönetimi Hakkındaki Asgari Standart
Kuralları (Beijing Kuralları)’nda “suça sürüklenen çocuk” kavramına yer verilmemistir.
2/2-c maddesinde bu kavrama en yakın “suçlu çocuk” ifadesi kullanılmıs ve “suç
isledigi iddia edilen ya da suç isledigi ortaya çıkan bir çocuk veya genç” olarak
tanımlanmıstır. 5395 sayılı ÇKK’daki suça sürüklenen çocuk tanımı ile “Beijing
kuralları”ndaki tanım karsılastırıldıgında birbirine benzer oldugu görülmektedir. Bu
nedenle suça sürüklenen çocuk için yukarıda yaptıgımız elestiriler Beijing kurallarındaki
suçlu çocuk tanımı için de geçerli oldugunu düsünüyoruz.
Bir de “suça sürüklenen çocuk” ile “korunma ihtiyacı olan çocuk” tanımlarını
karsılastırmalı olarak incelersek sunları söyleyebiliriz:
5395 sayılı ÇKK’nın 3. maddesinde korunma ihtiyacı olan çocuk ile suça
sürüklenen çocugun birbirinden kesin çizgilerle ayrılarak tanımlandıgı görülmektedir.
Kanun koyucu bedensel, zihinsel, ahlaki, sosyal ve duygusal gelisimi ile kisisel güvenligi
tehlikede olan ihmal veya istismar edilen, ya da suç magduru olan çocugu korunma
ihtiyacı olan çocuk kapsamına alırken hakkında sorusturma veya kovusturma yapılan
yada güvenlik tedbiri uygulanan çocugu kapsam dısında bırakmıstır. Kanun
hükümlerinin, tanımların kapsamlarına göre uygulanacagı düsünüldügünde bu durumun
uygulamada sorunlar yaratacagı muhakkaktır. Her suça sürüklenen çocuk aynı zamanda
korunma ihtiyacı olan çocuktur. Ancak bu kural, kanun metninde açıkça yer aldıgı
takdirde uygulama imkanı bulacaktır.
Suça sürüklenen çocuk tanımındaki bir baska sorun da, hakkında “güvenlik
tedbiri” uygulanan çocuklar kapsam içine alınırken “hapis cezası” veya “adli para
cezası”na mahkûm edilenler kapsam dısında bırakılmasıdır. Bu durum, tanımın
içeriginden açıkça anlasılmaktadır. Bu çocuklar korunma ihtiyacı olan çocuk tanımında
da yer almadıklarına göre uygulamada bu çocukların nasıl korunacakları sorunu ortaya
çıkacaktır. Biz, bu çocukların diger çocuklardan daha fazla korunma ihtiyacında
olduklarını düsünüyoruz ve bu nedenle tanımlarda gerekli degisikliklerin bir an önce
yapılmasını ve suça sürüklenen çocukların da “korunma ihtiyacı olan çocuk” kapsamına
alınmasını öneriyoruz.
5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunun 3. maddesinde yapılan çocuk tanımlarının
neden bu kadar sorun yarattıklarını anlamak için bir de madde gerekçesine bakmak
gerekir. 3. madde gerekçesi aynen söyledir. “Maddede, Kanunun degisik yerlerinde
geçen terimler tanımlanmak suretiyle, gereksiz tekrarların önüne geçilmek istenmistir”.
Buradan anlasılıyor ki ÇKK’daki tanımlar gereksiz tekrarları önlemek için yapılmıstır.
Böyle bir gerekçe ile kavramların tanımlanmasını çok hatalı buluyoruz. Tanımlama “bir
kavramın bir sözcügün ne anlama geldigini özel ve baslıca niteliklerini belirtmek için”
yapılmalıdır.
3. Yas Gurupları
_nsanların ırk özellikleri, iklim sartları, terbiye sistemleri ve mizaçları farklı
oldugundan bu yas gurupları da ülkeden ülkeye degisiklik göstermektedir. Kaldı ki aynı
ülkede bile bu yas gurupları zamana göre farklı olabilmektedir. Bu nedenle hiçbir ülkenin
yas gurubu digerine benzemez. Örnegin 27.2.1948 tarihli Romanya Ceza Kanunu, _nsan
hayatını 0-12, 12-15, 15-18, ve 18 ve daha yukarısı olarak dört devreye; 1953 alman
Genç Mahkemeleri Kanunu 0-14, 14-18, 18-21 ve 21 ve üzeri olarak dört devreye;
21.12.1937 _sviçre Ceza Kanunu, 18.3.1971 tarihli degisiklikle 0–7, 7–15, 15–18,18–25
ve 25 ve yukarısı olarak bes devreye; 7.12.1940 Brezilya Ceza Kanunu, 0–18,18–21, 21–
70 ve 70 ve üzeri olarak dört devreye; 15.12.1961 Macaristan Ceza Kanunu, 0–14, 14–
18, 18 ve yukarı olmak üzere 3 devreye; 1974 Mısır Gençlik Kanunu, 0–7, 7–14, 15–17,
18 ve yukarısı olmak üzere dört devreye, 30.6.1889 _talyan CK. 0–9, 9–14, 14–18, 18–
21, 21 ve yukarısı seklinde bes devreye; 19.10.1930 _talyan CK. 0–14,14–18, 18 ve daha
yukarısı olarak üç devreye; 16.3.1968 Bulgaristan CK. O–14, 14–18, 18 ve üstü olmak
üzere 3 devreye; 5.6.1996 Rusya Federasyonu CK. Da 0–14, 14–18, 18–20 ve 20 ve üstü
yas olarak 4 devreye; 2.2.1945 Fransız Emirnamesi 0–13, 13–16, 18 ve daha yukarısı
olmak üzere üç devreye ayırmıstır.
765 sayılı TCK’nın ve 2253 sayılı Çocuk Mahkemelerinin Kurulusu Görev ve
Yargılama Usulleri Hakkındaki Kanun’(ÇMK)’un yürürlükte oldugu eski adalet
sisteminde ceza hukuku karsısında çocukların yasları, fiili isledigi zaman on bir yasını
bitirmemis olanlar, fiili isledigi zaman on bir yasını bitirmis fakat on bes yasını
doldurmamıs olanlar ve fiili isledigi zaman on bes yasını bitirmis fakat on sekiz yasını
doldurmamıs olanlar olmak üzere üçlü bir ayırıma tabi tutmustur. Fiili isledigi zaman
onbir yasını doldurmamıs olanların ceza hukuku açısından “sorumsuz” oldukları kabul
edilmistir. 12–15 yas arasında bulunan çocukların sorumlulukları farık ve mümeyyiz
olmaları kosuluna baglanmıstır. 15–18 yas gurubunda bulunanların ceza sorumlulugu
kosulsuz olarak kabul edilmis ve cezanın indirimli uygulanması benimsenmistir.
5237 sayılı TCK’nın 31. maddesinde de yas küçüklügünün guruplara ayrıldıgını
görüyoruz. Buna göre 0–12 yas birinci gurup, 12–15 yas ikinci gurup ve 15–18 yas
üçüncü gurup olarak düzenlenmistir. Birinci gruptaki çocukların ceza sorumlulugu
yoktur(TCK m.31/1). _kinci gruptaki çocuklar ise fiillerinin hukuki anlam ve sonuçlarını
algılayabilmeleri veya davranıslarını yönlendirme yeteneklerinin yeterince gelismis
olması halinde ceza sorumlulukları vardır(TCK m.31/2). Üçüncü gruptaki çocukların ise
ceza sorumlulukları vardır ancak ceza indirimli olarak uygulanacaktır (TCK m.31/3).
Yas, sorusturma veya kovusturmaya muhatap olan kisinin nüfus kaydına göre
belirlenecektir. Ancak, nüfus kaydı her zaman gerçegi yansıtmayabilir. Böyle durumda
failin gerçek yasının tespiti önem kazanır. Bu nedenle asagıda yas tespitinin nasıl
yapılacagı incelenmistir.
4. Yas Tespiti
Yas tespitinde önce kisinin nüfus kaydı esas alınır. Nüfus kaydına göre ay, gün
ve saat hesabıyla kisi ne kadar süre yasamıs ise o kadar yasta oldugu kabul edilir. Nüfus
kaydında ay belli degil ise Temmuz ayında, gün belli degil ise ayın bir’inde dogdugu farz
edilir. Yani yas, kisinin yasadıgı süreye göre hesaplanır. Yargıtay kararları da bu
yöndedir. Ancak, bazen uygulamada nüfus kaydındaki yasın failin gerçek yası
olmadıgı, farklı nedenlerle küçük veya büyük yazıldıgı görülmektedir. Bütün bunlar ceza
yargılamasında birer yargılama engeli olarak karsımıza çıkar.
Bir kisinin gerçek yasının tespiti yönüne gidilebilmesi için birinci olarak bu kisi
hakkında bir suç isnat edilmis olması gerekir. _kincisi, yas düzeltmesi verilecek hükme
etkili olmalıdır. Yani çocugu büyük, büyügü çocuk statüsüne sokmalıdır. Ya da TCK’nın
31. maddesinde belirtilen yas aralıkları arasında bir geçisi saglamalıdır. Örnegin, 0-12
yas aralıgında olan çocugu 12-15 veya 15-18 yas aralıgına sokmalıdır. Aksi halde yas
tashihi yönüne gidilmemelidir (CMK m.218/2).
Yas tespiti sorusturma ve kovusturma asamalarına göre farklılıklar gösterir. Bu
nedenle konu asagıda bu asamalara göre ayrı ayrı incelenmistir.
a. Sorusturma Asamasında
Hakkında sorusturma yapılan kisinin hiç nüfusa kayıtlı olmaması mümkündür.
Bu durumda öncelikle bu kisinin nüfusa kaydedilmesi gerekir. Burada izlenecek yol
5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun (NHK) 36. maddesinde gösterilmistir. Bu
maddeye göre öncelikle resmi saglık kurulusundan yas tespit raporu alınacak ve bu
raporla birlikte nüfus bilgileri idari yoldan nüfusa tescil edilmek üzere mülki amirlige
gönderilecektir. Mülki amirlik de kisiyi nüfusa kayıt ettirecektir. Bu islemler idari islem
niteligindedir.
Sorusturmaya muhatap olan kisi nüfusa kayıtlı olmasına ragmen kayıttaki
yasının görünen yası ile uyumlu olmaması mümkündür. Bu halde sorun 5490 sayılı
NHK’nın 16. maddesindeki yöntemlere göre çözülecektir. Cumhuriyet savcılıgınca,
ilgilinin bulundugu yerdeki Asliye Hukuk Mahkemesinde yas tashihi davası açılmalıdır.
Dava Cumhuriyet Savcısı ve Nüfus Müdürü veya gösterecegi yetkili kisinin huzurunda
görülecektir. Neticede verilen karar kesinlestiginde nüfus kaydına islenecek ve
sorusturma islemlerine devam edilecektir.
Sorusturma asamasında yas düzeltilmesi yoluna gidilebilmesi için kisi hakkında,
isnat edilen suçu isledigine dair kamu davası açılmasını gerektirecek derecede somut
delillerin bulunması gerekir. Bu nitelikte delil var ise yas düzeltme yönüne gidilmelidir.
Aksi halde, yası düzeltilen kisi hakkında ileride “kovusturmaya yer olmadıgına” (CMK
m. 172/1) seklinde karar verilmesi mümkündür. Bunun da birçok açıdan sakıncalı
olacagı muhakkaktır.
b. Kovusturma Asamasında
5271 sayılı CMK’nın 218/2. maddesinde “Kovusturma evresinde magdur veya
sanıgın yasının ceza hükümleri bakımından tespitiyle ilgili bir sorunla karsılasılması
halinde; mahkeme, ilgili kanunda belirlenen usule göre bu sorunu çözerek hükmünü
verir” denmistir. Bu nedenle kovusturma asamasında ortaya çıkan yas sorunu da ilgili
kanun olan 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 36. maddesi hükümlerine göre
çözülecektir; ancak, burada görevli mahkeme kovusturmayı yapan mahkemedir.
Sorusturma asamasında oldugu gibi Asliye Hukuk Mahkemesi degildir.
Yas düzeltme yargılamasında muhakkak Cumhuriyet Savcısı ve Nüfus Müdürü
veya temsilcisinin de hazır bulunması gerekir.( 5490 sayılı NHK. m.36/1-a)
Yargılama asamasında ortaya çıkan yas sorunu kovusturmayı yapan görevli
mahkemece muhakkak çözülmelidir. Bu sorun bekletici sorun yapılamaz.(CMK
m.218/2)
Kovusturma asamasında failin mahkûmiyetine yeterli delil bulunması halinde
yas tespiti yapılması gerektigini düsünüyoruz. Yani önce failin müsnet suçu isleyip
islemedigi konusu arastırılmalı, deliller toplanmalı, failin müsnet suçu isledigi yönünde
kuvvetli kanaat olustugu takdirde yas düzeltilmesi yönüne gidilmelidir. Aksi halde yası
düzeltilmis failin ileride beraat etmesi söz konusu olabilecektir. (1.Ceza Dairesi,
5.3.1997. 4151–542)
1412 sayılı eski CMUK’nın 255/son. maddesinde yas düzeltmesine iliskin
kararların esas hükümle birlikte temyiz edilebilecegi belirtilmesin ragmen yeni 5271
sayılı CMK’da böyle bir hüküm yer almamaktadır. Ancak kanun yolu konusunda eski
uygulamanın devam edecegi düsünülmektedir ki biz de bu kanıdayız.
Uygulamada, kayda göre 12 yasından küçük olan ancak 12 yasından büyük
görünen çocuk hakkında kovusturma açılması haline her zaman rastlanması mümkündür.
Bu nedenle bu konuya deginmek geregini duyduk. Burada TCK’nın 31/1. maddesine
göre yasaga ragmen kovusturma açılması söz konusudur. Hemen belirtmek gerekir ki
böyle bir iddianamenin CMK’nın 174 maddesi geregince iade edilmesi gerekecektir.
_ddianame iade edilmedi veya iade edilmesine ragmen itiraz üzerine iade kararı kaldırıldı
ise sorun nasıl çözülecektir? Bu durumda görevli mahkeme iddianameyi zorunlu olarak
kabul edecektir. Ancak, yas sorununun çözülmesi için durma kararı vererek dosyayı
yetkili Cumhuriyet Bassavcılıgına geri göndermesi gerekecektir. Çünkü TCK’nın 31/1.
maddesinde 12 yasından küçükler için “sorusturma ve kovusturma” yasagı getirilmistir.
Durma kararı ile dosya kendisine gönderilen Cumhuriyet Savcılıgı çocugun yasının
düzeltilmesi için görevli Asliye Hukuk Mahkemesinde kamu davası açmak zorundadır.
Açılan bu dava sonucunda alınacak kararın kesinlesmesinden sonra dosya mahkemesine
gönderilecektir. Mahkeme de SSÇ’ nin düzeltilen yasına göre hareket edecektir. SSÇ’ nin
yası 12 den büyük oldugu anlasılırsa davaya devamla hüküm verilecektir. Eger 12
yasından küçük oldugu sabit olursa kovusturma sartı gerçeklesmediginden CMK’nın
223/3. maddesi geregince “davanın düsürülmesi” gerekecektir.
B. ÇOCUKLARA ÖZGÜ GÜVENLİK TEDBİRLERİNİN 
TARİHİ GELİŞİMİ
1. Genel Olarak
Çok eski zamanlarda, günümüzde düzenlendigi ve anlasıldıgı sekilde çocuklara
özgü güvenlik tedbirlerinin bulundugunu söylemek mümkün degildir. Bu nedenle asagıda
çocuklar hakkında uygulanan “ceza”dan baska tedbir veya yaptırımların tümü güvenlik
tedbiri olarak kabul edilerek tarihsel süreç incelenecektir.
2. Roma Hukukundan Önceki Dönem
Roma Hukukundan önceki dönemde özellikle; Hint, Çin, Asur, Babil, Sümer,
Mısır ve Eti uygarlıklarında çocuklara özgü güvenlik tedbirlerinin bulunmadıgı kabul
edilir. Yine tarihin ilk yazılı kanunları olarak bilinen Hammurabi, ve Manu kanunları
ile Budist ve _brani kanunlarında da bu anlamda herhangi bir düzenlemenin bulunmadıgı
ileri sürülmektedir.
3. Roma Hukukunda
Roma’da ilk zamanlarda babanın çocuk üzerinde sınırsız bir hâkimiyeti vardı.
Bu hâkimiyet _mparator Valentinianus zamanında sınırlandırılmıs ve çocuklara özgü bazı
tedbirlerin uygulanma yetkisi devlete verilmistir.
Tarihte ilk kez M.Ö. 449 tarihinde Roma Hukukunda 12 Levha kanununda
çocuklara özgü güvenlik tedbirlerine yer verildigi kabul edilmektedir. _lk kez bu
kanunda çocuklar “balig olan” ve “balig olmayan” diye ayırıma tabi tutulmustur. Bu
ayırım günümüze de yapılmaktadır. O dönemde balig olmayanların ceza sorumlulugu
tam kabul edilmediginden bu çocukların fiilleri karsılıgında daha hafif yaptırımlar
uygulanmakta idi. Örnegin, hırsızlıkta suçüstü yakalanan köleler dövüldükten sonra
kayalıklardan asagı atılmalarına ragmen buluga ermeyen çocuklar yetkilinin verecegi
karara göre ya dövülüyorlardı ya da verdikleri zararı tazmin ediyorlardı. Buradaki
“dövülme” veya “zararı karsılama”, kayalıklardan atılma karsısında elbet ki bir güvenlik
tedbiri olarak kabul edilebilir. Buna benzer birçok suçlarda balig olmayanlar hakkında
“dövme” veya “tazmin” yaptırımları uygulanmakta oldugu görülmektedir.
4. Ortaçag Hukukunda
Ortaçag Hukukunda bulug yası Roma hukukuna göre farklılık göstermekle
birlikte silah tasıyamayan kisiye küçük denmekte idi ve küçüklerin isledigi suça karsılık
olarak ailelerinden “intikam hakkının geri alınması” anlamına gelen “faidus” adı altında
bir tazminat alınmakta idi.
_skandinav kanun ve geleneklerine göre 12 yasından küçük çocuk tarafından
yaralanan kimse çocugu tıpkı ailesi gibi “tedip” edebiliyordu. Yine burada uygulanan
tedip cezası bir güvenlik tedbiri olarak düsünülebilir.
5. Karsılastırmalı Hukukta
Karsılastırmalı Hukukta günümüzde uygulanan çocuklara özgü güvenlik
tedbirlerinin tespiti ayrı bir çalısmayı gerektirir; ancak biz burada geçmiste uygulandıgını
bildigimiz bazı tedbirlere yer verecegiz.
Karsılastırmalı hukukta öngörülen tedbirleri “egitici tedbirler” ve “saglık
tedbirleri” olarak iki guruba ayırmak mümkündür. Küçügün, “tevbihi (azarlanması)”,
“ailesine teslimi”, “baska bir aileye verilmesi” veya “resmi veya özel bir kuruma
yerlestirilmesi” tedbirleri egitici tedbir olarak öngörülmüstür. Çocugun saglık sorunları
olması durumunda da tedavi amacıyla saglık tedbirleri uygulanmıstır.
a. Alman Hukukunda
Alman hukukunda güvenlik tedbirlerine iliskin ilk düzenleme 1532 tarihli
“Constitutio Criminalis Carolina” (CCC) ile yapılmıstır. Sorumluluk yası 14 olarak
belirlenen bu yasada çocuklarla ilgili bazı güvenlik tedbiri niteliginde yaptırımlara da yer
verildigi görülmektedir. Örnegin, 14 yasından küçük çocuklar hırsızlık yaptıklarında
büyüklerden farklı olarak bedensel bir cezaya çarptırılıyorlardı.
1871 tarihli Alman Ceza Kanununda küçüklere iliskin bazı düzenlemeler
bulunmakla birlikte suçlu çocukların egitimi ve ıslahına yer verilmemistir. 1871
tarihinden 1923 tarihine kadar olan dönemde 12 yasından küçük çocuklar tam ehliyetsiz
sayıldıgından ceza yaptırımı uygulanmıyordu. Bu yastaki çocuklara sadece güvenlik
tedbirleri uygulanıyordu. Bu tedbirler “ıslah evine veya güvenilir bir aileye yerlestirme”
tedbirleri idi. 12–18 yas arasında olup da temyiz kudreti olmayanlar hakkında ise isledigi
suçlardan ötürü beraat kararı veriliyordu; ancak, bu çocuklar ıslah evlerine
yerlestirildikleri gibi kendi ailelerine de teslim edilebiliyorlardı.
1923 tarihinde çıkarılan bir kanunla 14–18 yas arası çocuklar hakkında, fiilin
hukuka aykırılıgını anlama ve kavrama yeteneginin gelismedigi hallerde cezai yaptırım
gerektiren fiillerine karsılık bazı güvenlik tedbirleri uygulanacagı öngörülmüstü118.
1953 tarihinde çıkarılan Genç Mahkemeleri Kanununda da çocuklar için terbiye
tedbirlerine ve disiplin araçlarına yer verilmistir. Bu tedbir ve disiplin araçları sunlardı:
Direktifler, terbiye kayyımı, ve sosyal yardımlar. Direktifler, çocugun hayatını
düzenleyen ve egitimini saglayan emir ve yasaklardı. Terbiye kayyımı da çocuga ve
ailesine tavsiyelerde bulunarak egitilmelerine yardımcı olurdu. Bu tedbire bugünün
danısmanlık tedbiri denebilir. Sosyal yardım ise, çocugun egitiminden sorumlu kurum ve
kurulusların bu görevi yerine getiremedikleri veya getirmedikleri takdirde hâkimin bu
görevi resmi bir kuruma vermesi seklinde uygulanıyordu.
b. Fransız Hukukunda
1791 tarihli Fransız Ceza Kanununda ilk defa yetiskin ve küçük ayırımı
yapılmıstır; ve ilk defa 1810 tarihli Fransız Ceza Kanununda da 16 yasından küçük
çocukların ceza sorumlulugu olmadıgı kabul edilmistir. Suç isledigi sabit olan bu yastaki
çocukların temyiz kudreti bulunmadıgı takdirde haklarında 20 yasına kadar ıslah tedbiri
uygulanıyordu. Bu ıslah tedbirleri, çocugun ailesine teslimi veya belirli bir süre barınması
ve yetistirilmesi için bir ıslah evine yerlestirilmesine yönelik tedbirlerdi. 1906 tarihinde
kanunda yapılan degisiklikle suçlu çocuklar hakkında egitici tedbirlerin uygulanmasına
agırlık verilmistir. 1942 tarihinde yapılan bir degisiklikle de 13 yasına kadar olan
çocukların tam sorumsuzlugu, 13–18 yas arasında olan çocukların da sınırlı sorumlulugu
kabul edilmistir. Sınırlı sorumluluga sahip çocuklar suç islediklerinde esas olarak
haklarında güvenlik tedbirleri uygulanıyordu; mahkûmiyet yönüne istisnai hallerde
gidiliyordu. 1945 tarihinde çıkarılan Fransız Emirnamesinde bu çocuklar hakkında,
ebeveynine, vasisine, muhafazasına memur kimseye, itimada sayan bir kimseye
bırakılmasına; ya da güvenilen bir müesseseye tevdiine, ya da sosyal yardım servisine
konulmasına yönelik tedbirlerin getirildigi görülmektedir.
Fransız sisteminde çocuk ve çocuklugun, korunması gereken bir deger oldugu
yaklasımının izleri çocuklara iliskin bütün düzenlemelerinde bulmak mümkündür.
c. _talyan Hukukunda
1889 _talyan Zanardelli Yasasına göre belirli agırlıkta suçları isleyen 9 yasından
küçükler ile (m. 53/2) farik ve mümeyyiz olmayan 9-14 yas arasında bulunan küçükler
(m.54/1.) hakkında “savcının talebi” üzerine “hukuk mahkemesi reisi” tarafından tedbir
uygulanabiliyordu. Bu tedbir çocugun veli ya da vasiye tesliminin bir alternatifi olarak
“bir egitim ve islah evine yerlestirilmesine” yönelik güvenlik tedbiri idi.
Aynı tedbirler 14 yasından küçük ya da 14-24 yas arasında olup farik ve
mümeyyiz olmayan sagır ve dilsizler hakkında da uygulanabiliyordu.
Yine hüküm anında 18 yasından küçükler ile 21 yasından küçük sagır ve
dilsizlerin çarptırıldıkları hürriyeti baglayıcı cezaların bir islah evinde çekebilmeleri de
öngörülmüstü. Bu karar diger tedbirlerin aksine ceza mahkemesi tarafından
verilebilmekte idi.
Tedbir kararları temyize tabi degildi; fail yargılama giderlerine de mahkum
edilmekte idi.
d. Amerikan Hukukunda
ABD’ de güvenlik tedbirlerine ilk olarak 1889 yılında Chicagoda kabul edilen
çocuk mahkemesi kanununda yer verilmistir. Bu kanunda düzenlenen güvenlik
tedbirleri sunlardır: “Suçlu çocugun çocuk hâkimince velisine teslimi ve sosyal hizmet
uzmanının kontrolüne bırakılması”; bu tedbirlerden olumlu sonuç alınamaması halinde
“çocugun bir ıslah müessesesine konulması” veya “yakın bir akrabanın yanına
verilmesi”.
Suçlu çocuklarla ilgili çıkarılan baska bir kanun da 16.6.1938 tarihli Gençlige ait
Federal Cürüm Kanunudur. Bu kanunda 17 yasın altında olup suç isleyen çocuklar suçlu
çocuk olarak kabul edilmis ve 1889 tarihli kanundaki tedbirler daha da gelistirilmistir.
6. _slam Hukukunda
_slam hukukunda da yas küçüklügü ceza sorumlulugunu etkileyen bir faktör
olarak görülmüstür ve “ergenlik” ceza sorumlulugunun baslangıcı olarak kabul edilmistir;
Buna karsın müsadereden baska güvenlik tedbirlerine yer verilmemistir. _slam
Hukukun göre buluga ermeyen, yani cinsel olgunluga ulasmayan, çocuk hakkında ceza
takibatı yapılamaz. Ancak, fizyolojik belirtilere ve cinsi olgunluga göre tespit edilen
ergenligin ne zaman baslayacagı konusu _slam âlimleri arasında tartısma konusu
olmustur.
Hz. Peygamberimiz (s.a.v.) bir hadisinde “çocuk 15 yasını tamamladıgı zaman
kendisine hadler(cezalar) uygulanır”, demistir.
Mecelle’nin 985. maddesinde bulug yası kızlarda 9, erkeklerde ise 12 yas olarak
tespit edilmistir.
7. Osmanlı Hukukunda
Osmanlı hukukunda, yas küçüklügü konusundaki düzenlemelerde büyük oranda
_slam hukukunun etkileri görülmektedir. 28 Zilhicce 1274 tarihli Ceza Kanunnamei
Hümayunun 40. maddesinde ceza sorumlulugunun “buluga erme” ile baslayacagı kabul
edilmistir. Bu madde zaman içerisinde çesitli degisikliklere ugramıstır. Buluga ermeme
halinde ceza verilmeyecegini belirten bu madde daha sonraları yapılan degisikliklerle
“temyiz kudretinin mevcudiyeti” halinde ceza verilebilecegi ancak bu cezanın balig
olanlara göre daha az olacagı seklinde düzenlenmistir.
8. Türk Hukukunda
a. 765 Sayılı Türk Ceza Kanununda
765 sayılı TCK,nın 53,54 ve 55. maddelerinde, suçlu çocuklara iliskin bazı
düzenlemelere yer verilmistir.
765 sayılı TCK’da, küçüklerde cezai sorumlulugun baslangıç yası 11 olarak
kabul edilmistir. Bu yası tamamlamayan çocukların ceza sorumlulugu olmadıgı ancak
isledikleri fiilin cezası 1 yıldan fazla olması halinde haklarında 18 yasını dolduruncaya
kadar “ana babaya veya bir müesseseye teslim” tedbirleri uygulanabilecegi belirtilmistir
(TCK m.53/1,2). 11 yasını bitirip de 15 yasını tamamlamayanların “farik ve mümeyyiz”
oldukları takdirde cezai sorumlulugu oldugu kabul edilmistir; ancak, bu çocuklar
hakkında herhangi bir güvenlik tedbiri öngörülmemistir. 15–18 yas arasında olan
çocuklar için ise sadece indirimli ceza uygulanması benimsenmistir.
Bu maddelerde, 5237 sayılı TCK ve 5395 sayılı ÇKK yürürlüge girene kadar
esaslı degisiklikler yapılmamıstır.
b. 647 Sayılı Cezaların _nfazı Hakkında Kanuna Göre
647 Sayılı Yasada çocuklara özgü güvenlik tedbirlerinin düzenlenmedigi
görülmektedir. Ancak 4/6. maddesinde, 4. maddenin 1 ila 5. fıkralarında düzenlenen para
cezası ve tedbirlerin, kısa süreli hürriyeti baglayıcı cezaya mahkum olan 18 yasından
küçükler hakkında zorunlu olarak uygulanması öngörülmüstür. Bu maddede düzenlenen
tedbirler, aynen iade veya tazmin(m.4/2), 6 ayı geçmemek üzere bir egitim veya ıslah
kurumuna devam etme (m.4/3), bir yılı geçmemek üzere muayyen bir yere gitmekten,
bazı faaliyetleri veya meslek ve sanatı icra etmekten men (m.4/4) ve her nevi ehliyet ve
ruhsatnamenin bir aydan bir yıla kadar muvakkaten geri alınması (m.4/5) tedbirleri idi.
647 sayılı yasanın 4. maddesinde düzenlenen tedbirlerin 5237 sayılı TCK’nın
50. maddesinde güvenlik tedbiri olarak degil seçenek yaptırım olarak düzenlendigi
görülmektedir.
b. 2253 Sayılı Çocuk Mahkemeleri Kanununda
1979 yılında kabul edilen 2253 sayılı Çocuk Mahkemelerinin Kurulusu
Görevleri ve Yargılama Usulleri Hakkındaki Kanun(ÇMK) çocuk yargılamasında esaslı
degisiklikler yapmakla birlikte yaptırımlarla ilgili konularda 765 sayılı TCK ile getirilen
prensipleri korumustur. 11.maddesinde 765 sayılı yasanın 53. maddesine paralel bir
düzenleme yapılarak suç tarihinde 11 yasından küçük olan çocukların isledikleri suçun
cezası bir yıldan fazla olması halinde haklarında 10.maddede yazılı tedbirlerden birinin
uygulanabilecegi belirtilmistir. Bu kanunun getirdigi en önemli degisiklik 12.
maddesinde yer almaktadır. Bu maddede suç tarihinde 11–15 yas arası olan çocuklar için
20.maddeye göre yapılacak inceleme neticesi isledikleri iddia edilen suçun “farik ve
mümeyyiz”i olmadıklarının anlasılması halinde haklarında 10.maddede belirtilen
tedbirlerden birinin uygulanabilecegi hükme baglanmıstır.
2253 Sayılı ÇMK’nın 10. maddesinde düzenlenen tedbirler sunlardır.
1. Veliye, vasiye veya bakıp gözetmeyi üzerine alan akrabalardan birine
teslim.
2. Bakıp gözetmeyi üzerine alan güvenilir bir aile yanına yerlestirme.
3. Bu maksatlarla kurulmus çocuk bakım ve yetistirme yurtlarına veya
benzeri resmi yahut özel kurumlara yerlestirme.
4. Genel ve katma bütçeli daireler, mahalli idareler, bankalar, iktisadi
devlet tesekküllerle ve bunların ortakları tarafından kurulmus fabrika, müessese veya
ziraat isletmeleri veya benzeri tesekküllerle is yerlerine yahut meslek sahibi bir usta
yanına yerlestirme.
5. Resmi veya özel bir hastaneye veya tedavi evine yahut egitimi güç
çocuklara mahsus kurumlara yerlestirme.
C. ÇOCUKLARA ÖZGÜ GÜVENL_K TEDB_R_N_N ÇES_TLER_
Çocuklara özgü güvenlik tedbirleri, ÇKK’nın 11. maddesi atfı geregince
ÇKK’nın 5. maddesinde belirtilen koruyucu ve destekleyici tedbirlerdir. Bu tedbirler,
çocuga egitimi ve gelisimi ile ilgili yol gösterilmesi amacı güden danısmanlık tedbiri,
çocugun ailesi tarafından bakılamaması halinde uygulanan bakım tedbiri, çocugun
egitimi veya meslek edinmesi için uygulanan egitim tedbiri, çocugun saglık sorunlarının
giderilmesi için uygulanan saglık tedbiri ve barınma yeri olmayan çocuklu kimselere
veya hayatı tehlikede olan hamile kadınlara uygulanan barınma tedbiri’dir.
Çocugu korumak ve desteklemek için getirilen tedbirlerin, ÇKK 11. maddesinin
atfı geregince, güvenlik tedbirleri olarak uygulanmasının ne anlamı var? Aynı
tedbirler, güvenlik tedbiri yerine koruyucu ve destekleyici tedbir olarak uygulanamaz mı
idi? Sorunun cevabı kanaatimizce güvenlik tedbirlerinin bir yaptırım olması ve devlet
zoru ile uygulanmasında yatmaktadır. Koruyucu ve destekleyici nitelikteki tedbirlerin
uygulanmasında – Çocuk Koruma Kanununa Göre Verilen Koruyucu ve Destekleyici
Tedbir Kararlarının uygulanması Hakkında Yönetmelik (ÇKKTY)’nin 16/13.maddesi
hariç- çocuga zor kullanılamaz. Oysaki bu tedbirler güvenlik tedbiri olarak
uygulandıgında tedbirin uygulanmasına karsı çıkan çocuga karsı zor kullanılarak tedbirin
gerekleri yerine getirilecek ve bu sekilde çocuk iyilestirilerek topluma karsı ikinci bir suç
islemesinin önüne geçilmis olacaktır (CGT_HK m.5.)
D. GÜVENL_K TEDB_RLER_N_N N_TEL_KLER_
5237 Sayılı TCK, 5271 sayılı CMK ve 5395 sayılı ÇKK’daki düzenlemelere
göre güvenlik tedbirlerinin niteliklerini asagıdaki gibi sıralayabiliriz. Bu niteliklerin bir
kısmı uygulanma sartlarındandır; ancak konunun bütünlügünün korunması açısından
bunlara “özellikler” bölümünde de yer verilmesi yönüne gidilmistir.
1. Güvenlik tedbirleri yaptırım dır. 5237 sayılı TCK’nın “yaptırımlar”
baslıklı üçüncü kısmın ikinci bölümünde cezalar gibi bir yaptırım türü olarak
düzenlenmistir. (TCK m. 53–60).
Yaptırım, insanın yükümlülüklere aykırı davranmasının bir sonucu olarak
uygulanır ve uygulanan kisiye acı vermesi nedeniyle de kötüdür. Öyle ise Güvenlik
tedbirlerinin, uygulanan kisiye acı verdigini ve çeken bakımından kötülük teskil ettigini
söyleyebiliriz.
Güvenlik tedbirinin yaptırım olmasının sonucu olarak Ceza ve Güvenlik
Tedbirlerinin _nfazı Hakkındaki Kanun(CGT_HK)’ve buna baglı olarak çıkarılan tüzük
hükümlerine göre ve devlet zoru ile infaz edilirler (CGT_HK m.1,4,5).
Türk Ceza Hukukunda çocuklara özgü güvenlik tedbirlerinin infazı bir sorundur.
Çünkü bu konu TCK’nın 56. maddesi atfı geregince ÇKK’da ayrıca düzenlenmesi
gerekirken böyle bir düzenleme yapılmamıstır ( TCK m.56). ÇKK’da getirilen
düzenlemeler tedbirin “koruyucu ve destekleyici tedbir” olarak hükmedilmesi halinde
uygulanabilecektir. Aynı tedbirler “çocuklara özgü güvenlik tedbiri” olarak hükmedildigi
takdirde tedbirin niteligi degismekte, koruyucu ve destekleyici tedbir, “güvenlik
tedbiri”ne dönüsmekte oldugundan mevcut hükümler uygulanamayacaktır. Çünkü farklı
nitelikteki tedbirler aynı usul hükümleri uygulanmak suretiyle infaz edilemeyecektir. Bu
nedenle yeni bir infaz düzenlemesi yapılana kadar çocuklara özgü güvenlik tedbirlerinin
de genel hükümlere göre infaz edilmesi gerektigini düsünüyoruz.
Çocuklara özgü güvenlik tedbirlerinin infazı ile ilgili olarak getirilen, Ceza ve
_nfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin _nfazı Hakkında
Tüzük(CGT_HT)’ün 59. maddesindeki “5237 sayılı Kanunun 56. maddesinde belirtilen
çocuklara özgü güvenlik tedbirleri 3.7.2005 tarih ve 5395 sayılı Çocuk Koruma
Kanununda gösterilen esas ve usullere göre infaz edilir” seklindeki hüküm de sorunu
çözemez. Çünkü, 5395 sayılı ÇKK’da ki hükümler yukarıda belirtildigi gibi koruyucu ve
destekleyici tedbirlere iliskindir. Tüzügün böyle bir atfı zaten mevzuat yapma teknigine
de aykırıdır. Atıf, tüzükten kanuna dogru degil, kanundan tüzüge dogru yapılmalıdır.
2. Güvenlik tedbirlerine iliskin kararlar, hüküm niteligindedir. 5271 sayılı Ceza
Muhakemesi Kanunu(CMK)’nun 223/1. maddesinde güvenlik tedbirleri “hükümler”
arasında sayılmıstır.
Güvenlik tedbirleri mahkûmiyet hükmü seklinde ifade edilemez. Çünkü
maddede “güvenlik tedbiri” adı ile belirtilmistir.(CMK. m.223/1) Mahkûmiyet, “hapis” ve
“adli para cezaları”na hükmedilmesi halinde söz konusu olur(CMK m. 223/5,6).
Güvenlik tedbiri kararının hüküm olmasının bir sonucu olarak ancak
“mahkeme” tarafından, mahkeme kararı seklinde verilebilir.(CMK m. 223/1). “Hakim”
tarafından, “hakim kararı” seklinde verilemez. Örnegin “çocuk hâkimi” çocuklara özgü
güvenlik tedbiri kararı veremez. Bu nedenle basta Özgenç olmak üzere birçok yazarın
ÇKK’nın 7. maddesi geregince “çocuk hakimi”nin de güvenlik tedbiri kararı verebilecegi
yönündeki degerlendirmeleri dogru degildir. Çocuk hakiminin verebilecegi kararlar
“koruyucu ve destekleyici” nitelikte tedbir kararlarıdır.(ÇKK. m. 7)
Yine, hüküm olmaları nedeniyle güvenlik tedbirine iliskin kararlar muhakkak
ceza yargılaması sonunda durusmalı olarak verilmelidir. Çünkü CMK’nın 223/1.
maddesinde, “durusma sona erdigi açıklandıktan sonra hüküm verilir” denmektedir.
Mademki güvenlik tedbirdir de bir hükümdür durusmalı olarak verilmesi gerekir.
3. Güvenlik tedbirlerinde, cezalarda oldugu gibi kanunilik ilkesi geçerlidir. Suçta
ve cezada kanunilik ilkesini düzenleyen TCK 2/1. maddesinde “Kanunun açıkça suç
saymadıgı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda
yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden baska bir ceza ve güvenlik tedbirine
hükmolunamaz” denmek suretiyle bu husus açıkça vurgulanmıstır.
Kanunilik ilkesi, güvenlik tedbirlerinin olusturulmasından verilecek hükmün
infazına kadar bütün asamalarının kanun tarafından açıkça düzenlenmesini gerektirir.
Ancak, 5395 sayılı ÇKK’da çocuklara özgü güvenlik tedbirleri konusundaki
düzenlemelerin çok eksik oldugu görülmektedir.(ÇKK m.11)
4. Suç isledigi sabit olan kisiler hakkında güvenlik tedbirleri uygulanabilir.
Suçun islendigi ceza usul hükümleri uygulanmak suretiyle tespit edilmelidir. (CMK.
m. 223/1) Bu da kovusturma yapılmasını gerektirir. (CMK. M..223/1). Suçlulugu sabit
olmayan kisi hakkında güvenlik tedbiri uygulanamaz.
Güvenlik tedbirlerinin bu niteligi, 12 yasından küçük SSÇ’ ler hakkında
çocuklara özgü güvenlik tedbiri uygulanmasına engel olur. Çünkü bu çocuklar hakkında
sorusturma ve kovusturma yasagı var.(TCK 31/1). Kovusturma yapılamayacagına göre
suç isleyip islemedikleri de kesinlige kavusturulamayacaktır. Bu nedenle, bu çocuklar
için güvenlik tedbiri öngörülmesinin hatalı oldugunu düsünüyoruz.
5. Güvenlik tedbirleri, toplumsal savunma vasıtalarıdır. Asıl amacı failin
tehlikeli durumundan toplumu korumaktır. Modern Ceza Hukukunda ise amacın, hem
faili hem de toplumu korumak oldugu savunulmaktadır.
6. Çocuklara özgü güvenlik tedbirleri çocuk hakkında ceza yaptırımı
uygulanamadıgı hallerde uygulanır.(TCK. m. 31/1,2, ÇKK m.11) Oysaki “çocuklara
özgü olmayan” ancak gerçek kisiler hakkında uygulanan güvenlik tedbirleri kural olarak
bir ceza yaptırımına ek olarak uygulanmaktadır.(TCK m.53) Bunun istisnası TCK 57.
maddedeki akıl hastalarına iliskin güvenlik tedbirleri ile 58. maddedeki tekerrür
hükümleridir. Fiili islendigi sırada akıl hastası olanlara ceza yaptırımı uygulanmaz,
ancak yüksek güvenlikli saglık kurumlarında koruma ve tedavi altına alınabilirler.(TCK
m.57)
7. Güvenlik tedbiri kararları temyize tabidir. 5320 sayılı Ceza Muhakemesi
Kanunun Yürürlük ve Uygulama Sekli Hakkında Kanunun 19. maddesi geregince, Bölge
Adliye Mahkemeleri kurulana kadar güvenlik tedbiri kararları da diger hükümlerde
oldugu gibi kanun yolu olarak temyize tabidir. Bu mahkemeler kurulduktan sonra ise
istinafa tabi olacaklardır.
8. Güvenlik tedbiri kararları kesinlesmedikçe infaz edilemezler. (CMK
m.272,286). Ancak bu mevzuattaki düzenleme eksikliginden bazı sorunları beraberinde
getirmektedir. Çocuklar açısından degerlendirildiginde, ÇKK’nın 5. maddesinde yer
alan koruyucu ve destekleyici tedbirlerin çocuklara özgü güvenlik tedbiri olarak
uygulandıgı hallerde bu hükümlerin kesinlesmesinin beklenmesi, çocugun bir an önce
tehlikeden uzaklastırılmasını engelleyecektir.
9. Güvenlik tedbirleri adli sicile kaydedilmelidirler. Ancak, 5352 sayılı Adli
Sicil Kanununun adli sicile kaydedilecek bilgiler baslıklı 4. maddede güvenlik tedbirleri
yer almamaktadır. Buna ragmen 9. maddede adli sicilden silinecek kararlar arasında
sayılmaktadır. Bu durum kanımızca güvenlik tedbirlerinin mahkûmiyet kararı olarak
algılanmasının bir sonucudur. CMK’nın 223/1. maddesine göre güvenlik tedbirleri
“hükümdür” ama mahkumiyet hükmü degildir. Mahkûmiyet ifadesi, cezaya iliskin
hükümler için kullanılabilir.( CMK 223/5,6) Güvenlik tedbirleri için kullanılamaz.
E. UYGULANMA SARTLARI
Güvenlik tedbiri kararı verilebilmesi için bazı sartların gerçeklesmis olması
gerekir. Bu sartlar sunlardır:
1 Bir suç islenmis olmalıdır.
2. Toplumda tehlikeli hal ortaya çıkmalıdır.
3. Kanun tarafından öngörülmelidir.
4. Mahkeme tarafından hükmedilmelidir.
5. Cumhuriyet savcısınca talep edilmelidir.
6. Orantılı uygulanmalıdır.
Asagıda, bu sartlar detaylı olarak incelenecektir.
1. Bir Suç _slenmis Olmalıdır
Güvenlik tedbirlerine hükmedebilmek için öncelikle bir suçun islenmesi
gerekir. Çünkü kisi bir suç islemekle tehlikeli halini ortaya koymus olur. Öteden beri
mahkemelere suç islenmeden önce güvenlik tedbirlerine hükmetme yetkisi tanınmamıstır.
Doktrinde baskın olan bu görüs dünyada büyük bir çogunlukla uygulanmaktadır. 5237
sayılı TCK’nın 53-60. maddelerinde ve 5395 sayılı ÇKK’nın 11. maddesinde de
güvenlik tedbirlerinin sadece suç islemis kisiler hakkında uygulanacagı belirtilmistir.
Güvenlik tedbirlerine hükmedebilmek için “fiilin tamamlanmıs olması” da
gerekmez. Fail icra hareketlerine basladıgına göre tehlikeli halde bulundugu kabul
edilmelidir. Bu nedenle tesebbüs asamasında kalan fiiller bakımından da güvenlik
tedbirleri uygulanmalıdır. Yine güvenlik tedbirlerinin uygulanmasında fiilin tek basına
veya istirakken islenmesi veya failin “yardım eden” veya “azmettiren” konumunda
olmasının da önemi yoktur. Bu tür durumlarda da güvenlik tedbirleri uygulanmalıdır.
Fiilin kasten veya taksirle islenip islenmedigi konusu da önemlidir. Genellikle
taksirle islenen fiillerde güvenlik tedbirlerinin uygulanması kabul görmemektedir.
Bununla birlikte taksirle islenen fiillerde güvenlik tedbirinin uygulanmasını öngören
kanunlar da (_talya ve _sviçre Ceza Kanunları) bulunmaktadır.
Türk Hukukunda hem “kasten” islenen suçlarda(TCK. m.53/1) hem de
“taksir”le islenen bazı suçlarda (TCK. m 53/6) güvenlik tedbirlerinin uygulanması
öngörülmüstür. TCK’nın 53/1. maddesine göre, kasten herhangi bir suç islemesi halinde
maddenin a,b,c,d,e bentlerinde sayılan güvenlik tedbirlerine hükmedilebilecektir.
TCK’nın 53/6. maddesine göre de belli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin
gerektirdigi dikkat ve özen yükümlülügüne aykırılık dolayısıyla islenen taksirli suçlarda
mahkûmiyet halinde güvenlik tedbirleri uygulanabilecektir.
Yine esya müsaderesine iliskin güvenlik tedbiri de kasıtlı suçların islenmesi
halinde uygulanabilecektir.
Akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirleri de TCK’nın 57. maddesinde herhangi
bir ayırım yapılmadıgı için hem kasten hem de taksiren islenen suçlar nedeniyle
uygulanabilecektir.
Tüzel kisiler hakkındaki güvenlik tedbirlerinin uygulanması da sadece kasıtlı
suçların islenmesi halinde mümkündür(TCK m.60/1).
Tekerrür hükümleri hem kasen hem de taksirle islenen suçlarda uygulanabilir.
Ancak kasıtlı suçlarla taksirli suçlar ve sırf askeri suçlarla diger suçlar arasında tekerrür
hükümleri uygulanmaz (TCK. m. 58/4).
Çocuklara özgü güvenlik tedbiri uygulanabilmesi için isnat edilen fiile karsılık
gelen cezanın süresi, suçun niteligi ve çesidinin önemi yoktur. Sadece herhangi bir suçun
islenmesi yeterlidir.
Çocugun, fiili kasten veya taksirle isleyip islemediginin önemi var mıdır? Bu
konuda ÇKK’da açık bir hüküm yoktur. Centel/Zafer/Çakmut, TCK’nın 31/1.
maddesinde çocugun isledigi suçun kasıtlı veya taksirli suç olması konusunda bir ayırım
yapılmadıgını, bu nedenle her iki durumda da çocuklara özgü güvenlik tedbirlerinin
uygulanabilecegini belirtmektedirler. Bizce de bu yaklasım dogrudur. Her iki halde de
çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanmalıdır.TCK’da düzenlenen diger güvenlik
tedbirlerinin uygulanması açısından bir sorun yoktur; çünkü bu konu madde metinlerinde
açıkça düzenlenmistir.
Güvenlik tedbirlerinin uygulanmasında islenen suçla ilgili baskaca ölçütler de
bulunmaktadır. Bazı kanunlar güvenlik tedbirlerinin uygulanması için herhangi bir suçun
islenmesini yeterli görürken (1930 _talyan, 1937 _sviçre, 1948 Romanya) bazı kanunlar
bazı suç tiplerinin ihlalini ararlar(Norveç ve kısmen _sveç kanunlarında gene adaba karsı
islenen suçlar ön planda yer almaktadır). Bazı kanunlar da sadece para cezasını gerektiren
fiillerin ihlalinde tehlikeli hal görmedikleri için güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına izin
vermezler.
Türk Hukukunda güvenlik tedbirlerinin uygulanabilmesi için herhangi bir
suçun islenmis olması yeterlidir.
2. Toplumda Tehlikeli Hal Ortaya Çıkmalıdır.
“Tehlikeli hal” kavramı sahsın “yeni suçlar” isleme olasılıgının bulunmasını
ifade eder. Geçmiste hiç suç islememis bir sahsin, yasayıs tarzı, ahlaki egilimleri,
davranısları veya akli kusurları dikkate alınarak toplum için tehlikeli halde bulundugu
kabul edilemez. Sahsın tehlikeli halde bulundugunun kabulü için muhakkak bir suç
islemis olması gerekir. Aksi takdirde “tehlikeli hal” bir tahminden ibaret kalır.
Her suç isleyen kisinin tehlikeli halde oldugu kabul edilecek midir? Bir sahsin
tehlikeli halde bulunup bulunmadıgı nasıl tespit edilecektir? Bazı Ceza Kanunları
tehlikeli halin saptanmasını yetkili merciin takdirine bırakmıstır. Diger bazı ceza
kanunlarında ise bazı fiillerin islenmesi halinde tehlikeli hal varsayılmıstır. 1930 _talyan
Ceza Kanunu buna bir örnektir. 1930 _talyan Ceza Kanunu’nun 203.maddesi “Yukarıdaki
maddede yazılı fiillerden birini isleyen ve gelecekte kanun tarafından suç olarak
öngörülen fiilleri isleyecegi beklenen ceza bakımından ehil olmayan veya
cezalandırılamayan kimse ceza kanununun uygulanmasında tehlikeli sayılır”
demektedir. Ancak, tehlikeli halin var olup olmadıgı sorununun çözümü genellikle
hâkimin takdirine bırakılmaktadır.
TCK’nın 31/1. maddesinde 12 yasından küçük SSÇ lerle ilgili olarak “…
çocuklara özgü güvenlik tedbirleri “uygulanabilir” denilerek 12 yasından küçükler için
çocuklara özgü güvenlik tedbirlerine hükmetmeyi hâkimin takdirine bırakmıstır. Hâkim
bu takdiri hangi ölçütlere göre kullanacaktır? _ste, hakim burada taktir kullanırken
“tehlikeli hali” esas alacaktır. Hâkim, yapacagı inceleme sonunda çocugun, “toplum” ve
“kendisi” açısından bir tehlike olusturdugu kanaatini edinirse ÇKK’nın 5. maddesindeki
koruyucu ve destekleyici tedbirleri “güvenlik tedbiri” olarak uygulayabilecektir.
TCK’nın 31/2. maddesine göre ise, fiili isledigi zaman 12–15 yas arasında olan
SSÇ nin, isledigi fiilin anlam ve önemini kavrayamaması veya davranıslarını
yönlendirme yetenegi yeterince gelismemis olması durumunda çocuklara özgü güvenlik
tedbirleri uygulanacaktır. Kanun koyucu bu maddedeki sartlar gerçeklestiginde
“tehlikeli hal”in ortaya çıkacagını varsaymıstır. Bu nedenle ayrıca tehlikelilik incelemesi
yapılmadan çocuk hakkında çocuklara özgü güvenlik tedbiri zorunlu olarak
uygulanacaktır.
Yine akıl hastalıgı nedeniyle, isledigi fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını
algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranıslarını yönlendirme yetenegi önemli
derecede azalmıs olan kisi hakkında da çocuklara özgü güvenlik tedbirlerine
hükmedilecektir.(TCK m.32/1; ÇKK m.12). Burada da “tehlikeli hal”in varlıgını kanun
koyucu kendisi takdir etmistir.
3. Kanun Tarafından Öngörülmelidir
Cezalar gibi güvenlik tedbirlerinde de kanunilik ilkesini geçerlidir (TCK m. 2).
Bu ilke geregince kanundaki sartlar gerçeklesmedikçe hiç kimse hakkında güvenlik
tedbiri uygulanamayacaktır. Yine sadece kanunda belirtilen güvenlik tedbirleri
uygulanabilecektir. Kanunda olmayan bir yaptırım güvenlik tedbiri olarak
uygulanamayacaktır.
4. Mahkeme Tarafından Hükmedilmelidir
Türk Ceza Hukukuna göre güvenlik tedbirlerine iliskin kararlar, ancak mahkeme
tarafından verilebilir, hakim tarafından verilemez. (TCK M.53-60;CMK M.223/1,6).
Çocuklara özgü güvenlik tedbirleri de ancak “Çocuk Mahkemesi” ile “Çocuk
Agır Ceza Mahkemesi”nce verilebilir.(ÇKK .m. 3/1-b; 26/3). Bu mahkemelerin
kurulmadıgı yerlerde diger görevli mahkemeler de çocuklara özgü güvenlik tedbiri
kararlarını verebileceklerdir. (ÇKK .geçici m.1/3). “Çocuk Hakimi” çocuklara özgü
güvenlik tedbiri kararı veremez. (CMK 223/1,6)
ÇKK’nın 26/3. maddesinde çocuk hakiminin de tedbir almaya görevli oldugu
belirtilmistir. Bu madde iki açıdan elestirilebilir. Birincisi, maddenin baslıgı
“mahkemelerin görevi” olmasına ragmen “çocuk hakimi”ne de burada görev verilmesi
sistematik olarak dogru olmamıstır. _kincisi, sadece tedbir ifadesinin kullanılması kavram
kargasası yaratmıstır; çünkü tedbirin, güvenlik tedbirleri (TCK m.53-60), koruyucu ve
destekleyici tedbirler (ÇKK m.5) ve koruma tedbirlerini (CMK m.90-144) de kapsayan
bir anlamı vardır. Oysa yukarıda da belirtildigi gibi güvenlik tedbirleri, nitelikleri geregi
“hakim” tarafından verilemez; sadece “mahkeme” tarafından verilebilir.
5. Cumhuriyet Savcısınca Talep Edilmelidir
Mahkemelerin güvenlik tedbiri kararı verebilmesi için Cumhuriyet savcısının
buna iliskin bir talebinin olması gerekir. Talep olmadan güvenlik tedbiri kararı
verilemez. Çünkü hüküm, ancak açılan bir kovusturma neticesi yargılamanın sonunda
verilebilir (CMK m.223/1).Güvenlik tedbirleri de hüküm olduguna göre Cumhuriyet
savcısının bu yönde yapacagı talep sonucunda verilebilir (TCK m.70/2). Aynı sekilde
çocuklara özgü güvenlik tedbirlerinin uygulanması talebi da Cumhuriyet savcılarınca
yapılmalıdır.
ÇKK’nın 7. madde düzenlemesine dayanarak çocuklara özgü güvenlik tedbiri
uygulanmasını, çocugun anası, babası, vasisi, bakım ve gözetiminden sorumlu kimse ve
Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumunca da talep edilebilecegi ileri
sürülmektedir. Bu düzenleme “koruyucu ve destekleyici tedbir”lere iliskindir,
güvenlik tedbirlerine iliskin degildir.Yukarıda belirtilen gerekçeler karsısında, ÇKK’nın
7. maddesine dayanarak maddede belirtilen kisi ve kurumlar, çocuklara özgü güvenlik
tedbiri talebinde bulunamayacaklardır. Aksi düsüncenin, ÇKK’nın 11. maddesindeki
koruyucu ve destekleyici tedbirlerin çocuklara özgü güvenlik tedbirleri olarak
uygulanacagına dair hükmün yanlıs yorumlanmasından kaynaklandıgını düsünüyoruz.
6. Orantılı Uygulanmalıdır
Güvenlik tedbiri, islenen suçun agırlıgıyla orantılı uygulanmalıdır. 5237
sayılı TCK ‘nın 3/1. maddesinde “Suç isleyen kisi hakkında islenen fiilin agırlıgıyla
orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur” denmek suretiyle cezalarda oldugu gibi
güvenlik tedbirlerinde de orantılılık ilkesi kabul edilmistir. Madde gerekçesinde de
belirtildigi gibi toplumda adaletin saglanması için suç isleyen kisiye uygulanacak
yaptırımların haklı ve ölçülü olması gerekir. Çünkü, ancak haklı ve suçun agırlıgıyla
ölçülü bir yaptırım suç isleyen kisinin pismanlık duymasını saglayabilir ve yeniden
topluma kazandırılması söz konusu olabilir.
F. ÇOCUKLARA ÖZGÜ GÜVENL_K TEDB_RLER_
UYGULANAB_LECEK ÇOCUKLAR
Çocuklara özgü güvenlik tedbirinin hangi çocuklar hakkında uygulanacagına
dair hem 5237 sayılı TCK’da hem de 5395 sayılı ÇKK’da hükümler bulunmaktadır. Bu
düzenlemelere göre sartlar olustugu takdirde asagıda belirtilen dört gurup çocuk
hakkında çocuklara özgü güvenlik tedbiri uygulanabilecektir:
1. Suç isledigi tarihte 12 yasından küçük olan çocuklar (TCK. m. 31/1).
Daha önce de belirtildigi gibi bu yas gurubundaki çocuklar hakkında isledikleri
iddia edilen suç nedeniyle sorusturma ve kovusturma yapılamayacagından ÇKK’nın 2.
maddesinde tanımlanan suça sürüklenen çocuk kapsamı dısında kalacakları ve dolayısıyla
ÇKK 11. maddesi geregince haklarında çocuklara özgü güvenlik tedbirlerinin
uygulanmayacagı ileri sürülebilir. Ancak bu yaklasım TCK 31/1. madde düzenlemesine
açık aykırılık teskil edeceginden bu çocuklar hakkında da çocuklara özgü güvenlik
tedbirlerinin uygulanması gerektigini düsünüyoruz.
2. 12–15 yas arasında olan çocuklar (TCK m.31/2).
3.18 yasından küçük sagır ve dilsiz çocuklar (TCK m.33) ve
4. Akıl hastası olan çocuklar (ÇKK m.12).
Bu dört grup dısında kalan çocuklar hakkında çocuklara özgü güvenlik tedbiri
uygulanamayacaktır.
Kunter/Yenisey/Nuhoglu tarafından 5395 sayılı Çocuk Koruma kanununda,
“gerek suça sürüklenen çocuk gerekse henüz suç islememis çocuk hakkında” güvenlik
tedbirlerinin düzenlendigi savunulmaktadır. Kanımızca bu dogru degildir. Güvenlik
tedbirlerinin niteligi geregi suç islememis kisiler hakkında uygulanmaz. TCK’nın 3/1.
maddesinde “suç isleyen kisi hakkında islenen fiilin agırlıgıyla orantılı ceza ve güvenlik
tedbirine hükmolunur” denilerek bu husus açıkça vurgulanmıstır. 5395 sayılı ÇKK’da
suça sürüklenen çocuklar için “çocuklara özgü güvenlik tedbirleri”, suç islemeyen ancak
korunma ihtiyacı olan çocuklar için de “koruyucu ve destekleyici tedbirler”
öngörülmüstür”(ÇKK m.1,2, 5,11).Görülecegi gibi 5395 sayılı ÇKK’da suç islememis
çocuklar için çocuklara özgü güvenlik tedbiri öngörülmemistir. Zaten böyle bir
düzenleme olsa idi güvenlik tedbirlerinin “bir suçun islenmesine baglı olarak
uygulanması” kuralına aykırı bir düzenleme olurdu. Bu gerekçeler nedeniyle
Kunter/Yenisey/Nuhoglu’nun yukarıdaki düsüncelerine katılmıyoruz. 5395 sayılı
ÇKK’da korunma ihtiyacı olan çocuklar hakkında güvenlik tedbiri öngörülmemistir diye
düsünüyoruz.
Çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanabilecek çocukların tespitinde bize
yardımcı olabilecek ÇKK’nun 11. maddesi, TCK’nın 31. maddesi ile paralel
yorumlanması gerekir. ÇKK’nın 11. maddesi aynen söyledir.” Bu kanunda düzenlenen
koruyucu ve destekleyici tedbirler suça sürüklenen ve ceza sorumlulugu olmayan
çocuklar bakımından, çocuklara özgü güvenlik tedbiri olarak anlasılır”. Bu maddede
“suça sürüklenen ve ceza sorumlulugu olmayan” ifadesindeki “ve” baglacı geregince,
güvenlik tedbiri uygulanabilmesi için suça sürüklenme ve ceza sorumlulugu olmama
sartlarının birlikte aranması gerektigini düsünüyoruz. Aksi yorum diger düzenlemelerle
özellikle TCK’nın 31. maddesi ile de çatısacaktır. Söyle ki örnegin, 15-18 yas arası çocuk
suça sürüklenen çocuktur ama ceza sorumlulugu vardır (ÇKK m.3/1-2). Bu gurup
çocuklar hakkında çocuklara özgü güvenlik tedbiri öngörülmemis, indirimli ceza
uygulanması benimsenmistir (TCK 31/3.) Yine 12-15 yas arasında olan suça sürüklenen
çocukların ceza sorumluluklarının varlıgı tespit edildigi takdirde de güvenlik tedbiri
uygulanmayacak indirimli ceza uygulanacaktır. (TCK m.31/2). Baska bir sekilde ifade
etmek gerekirse, çocuklara özgü güvenlik tedbirleri “suça sürüklenmis ancak ceza
sorumlulugu olmayan” çocuklar hakkında uygulanabilecektir. Konu ile ilgili olarak
Donay/Kasıkçı, ÇKK’nın 11. maddesine göre, çocuklara özgü güvenlik tedbirlerinin
uygulanabilmesi için çocugun sadece suça sürüklenmis olmasının yeterli olmadıgını buna
ilaveten çocugun ceza sorumlulugunun da bulunmaması gerektigini belirtmislerdir.
Asagıda, her guruptaki çocuklara, çocuklara özgü güvenlik tedbirinin
uygulanmasına iliskin TCK ve ÇKK’ daki düzenlemeler ayrıntılı olarak incelenmistir.
1. 12 Yasından Küçük Çocuklar
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 31/1. maddesine göre suç tarihinde oniki
yasından küçük suça sürüklenen çocuklar hakkında ceza kovusturması yapılamayacak ve
ceza verilemeyecek; ancak çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanabilecektir.
Madde aynen söyledir. “Fiili isledigi sırada oniki yasını doldurmamıs olan çocukların
ceza sorumlulugu yoktur. Bu kisiler hakkında, ceza kovusturması yapılamaz; ancak,
çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanabilir.”
Öncelikle TCK’nın 31/1. madde düzenlemesine göre 12 yasından küçük
çocuklar hakkında “ceza kovusturması” yapılamayacagı seklindeki ifadenin nasıl
anlasılması gerektigini ortaya koymak gerekir. Çünkü bu maddedeki “ceza
kovusturması” terimi 5271 sayılı CMK’nın 2/1. maddesinin (f) bendinde tarif edilen
“kovusturma” olarak anlasıldıgı takdirde bu çocuklar hakkında “sorusturma”
yapılabilecegi anlamı çıkar ki bu, kanun koyucunun amaçladıgı bir durum degildir.
Daha önce de belirtildigi gibi 5271 sayılı TCK’nın 31/1. maddesinin eski 765
sayılı TCK’nın 53. maddesine karsılık olarak çıkarıldıgı unutulmamalıdır. Her iki
düzenleme arasındaki tek fark yasın 11 den 12 çıkarılmasıdır. 765 sayılı TCK’nın 53/1.
maddesi aynen söyledir. “Fiili isledigi zamanda on bir yasını bitirmemis olanlar
hakkında takibat yapılamaz ve ceza verilemez.” Bu maddede adı geçen “takibat”ın
karsılıgı olarak 5271 sayılı TCK’nın 31/1. maddesinde “ceza kovusturması” ifadesi
kullanılmıstır. Dolayısı ile 765 sayılı TCK yürürlükte oldugu dönemde “takibat”tan ne
anlıyor idi isek 5237 sayılı TCK’nın 31/1. maddesindeki “ceza kovusturması”
ifadesinden de onu anlamamız gerekir. Çünkü 5237 sayılı TCK hazırlanıp yürürlüge
girdikten sonra 5271 sayılı CMK hazırlanmıstır ve “kovusturma” ile “sorusturma”
terimleri tanımlanmıstır. Bu nedenle TCK 31. maddedeki “ceza kovusturma”sını
CMK’da tanımlanan “kovusturma” olarak degil “sorusturma” olarak anlamak gerekir.
Hakkında sorusturma yapılamayan kisi hakkında dolayısıyla kovusturma da
yapılamayacaktır.
Kunter/Yenisey/Nuhoglu da kovusturmayı, “toplumsal ve ferdi iddia
makamının süphesinin kuvvetlenip sanı (= zan, kuvvetli süphe ) haline gelmesi üzerine
süphelinin sanık olması ile baslayan ve bu süphenin yenilmesine kadar devam eden iddia
faaliyeti” olarak tanımlamıstır. Görülecegi gibi burada “kovusturma”nın tanımı, 5271
sayılı CMK’nın 2. maddesinde tarif edilen “sorusturma” ve “kovusturma” kavramlarını
kapsayacak sekilde yapılmıstır. Bu nedenle TCK 31/1. maddesindeki “ceza
kovusturması”ni 5271 sayılı CMK’daki “sorusturma” olarak anlamak gerekir.
Bu yas gurubundaki suça sürüklenen çocuklara güvenlik tedbiri uygulanması
hâkimin takdirine bırakılmıstır. Hâkim bu takdiri kullanırken hangi sartlara bakacaktır?
Kanımızca yukarıda güvenlik tedbirlerinin genel sartlarını incelerken bahsettigimiz gibi
suça sürüklenen çocugun toplum ve kendisi için tehlike teskil edip etmedigine bakacaktır.
Çocuk tehlikeli halde bulundugu takdirde, hakkında çocuklara özgü güvenlik tedbirleri
uygulanacaktır, aksi halde uygulanmayacaktır.
Mevcut düzenlemeye göre Cumhuriyet savcısı sorusturma evresinde 12
yasından küçük suça sürüklenen çocuk hakkında, suçu isledigi konusunda yeterli süphe
olusturacak derecede delil elde ederse “çocuk mahkemesi”nden güvenlik tedbiri
uygulamasını talep etmek zorundadır. Bu konuda Cumhuriyet savcılarının takdir yetkisi
yoktur. TCK’nın 31/1. maddesindeki “…çocuklara özgü güvenlik tedbirleri
uygulanabilir” seklindeki düzenleme ile “mahkeme” muhatap alınmıstır. Bu nedenle
Cumhuriyet savcısı güvenlik tedbirine hükmedilip edilemeyecegi noktasında bir
degerlendirme yapamayacaktır. Bu degerlendirmeyi yapma yetki ve görevi mahkemeye
verilmistir. Mahkemenin güvenlik tedbiri uygulayıp uygulamamak konusunda takdir
yetkisi vardır.(ÇKK. m. 1,2,5/1)
TCK’nın 31/1. maddesine göre hakkında “sorusturma” ve “kovusturma”
yapılamayan 12 yasından küçük suça sürüklenen çocuklar için, çocuklara özgü
güvenlik tedbirleri öngörülmesi güvenlik tedbirlerinin genel nitelikleri ile özellikle 5271
sayılı CMK’ nın 223/1. maddesi ile bagdasmamaktadır. Çünkü güvenlik tedbirleri,
nitelikler bahsinde de belirttigimiz gibi “hükümdür” ve kovusturma sonunda durusmada
verilebilir.(CMK. m. 223/1). Mevcut düzenlemeler karsısında kovusturma açılmadan,
durusma yapılmadan, deliler toplanmadan ve bu deliller her iki tarafın huzurunda
tartısılıp hüküm verilmeden ve bu hüküm kesinlesmeden bir kisinin suçlulugu sabit
olmayacagına göre bu kisi hakkında güvenlik tedbirleri de uygulanmamalıdır diye
düsünüyoruz. Bu sorun ancak ayrı bir güvenlik tedbiri yargılama kanununun
olusturulması ile asılabilir.
12 yasından küçükler hakkında sorusturma ve kovusturma yasagı bulunması
Birlesmis Milletler Çocuk Hakları Sözlesmesine(BMÇHS) de uygundur. BMÇHS’ nın
40/3-a maddesine göre belli yasa kadar olan çocuklar ceza yasasını ihlal etmis
sayılamazlar. Hukukumuzda bu yas 12 olarak belirlenmistir. Simdi ortaya söyle bir sonuç
çıkmaktadır: 12 yasından küçük çocukların TCK yı ihlal ettikleri kabul edilemeyecegine
göre suçun islenmesine baglı olarak uygulanan güvenlik tedbirleri de bu çocuklar
hakkında uygulanamaz. Aksi takdirde verilen hüküm BMÇHS’ne aykırı olacaktır diye
düsünüyoruz. Bu nedenle bazı yazarların 12 yasından küçük suça sürüklenen
çocuklar hakkında da kovusturma yapılması için kanuni degisiklik yapılması önerisine,
BMÇHS’nin ilgili hükümleri aykırılık teskil edeceginden katılmıyoruz.
Çocugun yası, fiil tarihi itibariyle onikiden küçük olmalıdır. Yasın
belirlenmesinde nüfus kaydı esas alınmalıdır. Belirli bir yası doldurmus sayılabilmek için
ay, gün ve saat hesabıyla o kadar süre yasamıs olması aranmalıdır.
Sorusturma asamasında nüfus kaydına göre 12 yasından küçük olan çocugun,
görünüse göre 12 yasından büyük oldugu kanaatine varılırsa Cumhuriyet savcısı
tarafından öncelikle Asliye Hukuk Mahkemesinde yas düzeltme davası açılıp çocugun
yası büyütülmeli ve ondan sonra kamu davası açılmalıdır. Çünkü oniki yasından küçükler
hakkında sorusturma yapılamaz ve kamu davası açılamaz.(TCK 31/1). Burada,
kovusturma asamasındaki yas sorununu çözmek için getirilen CMK 218/2 maddesinin
uygulanma imkânı yoktur.
Suça sürüklenen çocugun yası fiil tarihine göre kayden 12 yasından büyük ancak
görünüse göre 12 yasından küçük ise burada da Cumhuriyet savcısı Asliye Hukuk
mahkemesinde yas düzeltme davası açmalı, ve dava sonucuna göre hareket etmelidir.
Ancak, uygulamada yas düzeltme davası açılmadan direk kovusturma açıldıgı sıkça
görülmektedir.
Suça sürüklenen çocugun yası hukuk mahkemesinde daha önceden düzeltilmis
olsa bile ceza yargılamasında maddi gerçek aranacagından bu yas düzeltmesine itibar
edilmeden yeniden arastırma yapılabilecektir.
2. 12–15 Yas Arası Çocuklar
Suç tarihinde 12–15 yas arasında olan çocuklar hakkında, isledikleri suç
nedeniyle ceza sorumlulukları bulunmadıgı hallerde, çocuklara özgü güvenlik tedbirleri
uygulanabilecektir. Konuya iliskin TCK düzenlemesi de aynen söyledir: Madde 31-2:
”Fiili isledigi sırada oniki yasını doldurmus olup da onbes yasını doldurmamıs olanların
isledigi fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamaması veya davranıslarını
yönlendirme yeteneginin yeterince gelismemis olması halinde ceza sorumlulugu yoktur.
Ancak bu kisiler hakkında çocuklara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur”.
Bu guruptaki çocuklar hakkında güvenlik tedbirine hükmedebilmek için her
seyden önce Cumhuriyet savcılıgınca çocugun isledigi iddia edilen eylem nedeniyle
görevli ve yetkili mahkemede kamu davası açılmalıdır. Düzenlenecek iddianamede
çocugun isledigi fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını kavrayabilmesi veya davranıslarını
yönlendirme yeteneginin yeterince gelismis olması durumunda cezalandırılması, aksi
takdirde çocuklara özgü güvenlik tedbirine hükmedilmesi talep edilmelidir.(CMK
m.170/6). Mahkemeler taleple baglıdır, davasız yargılama yapamaz(CMK m. 225.).
_kinci olarak çocuk suç tarihinde 12–15 yas arasında olmalıdır.
Ünver173, yeni TCK’nın 56. madde yollamasıyla çocuklara özgü güvenlik
tedbirlerinin ÇKK’da düzenlendigini, ÇKK’nın 11. maddesinde ise sadece ceza
sorumlulugu olmayan 12 yasından küçük suça sürüklenen çocuklar için güvenlik
tedbirlerinin getirildigini bu nedenle 12-15 yas arasında bulunan suça sürüklenen
çocuklar için güvenlik tedbirlerine hükmedilemeyecegini ileri sürmektedir. Oysa, suç
tarihinde 12-15 yas arasında bulunan ancak, isledigi fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını
algılayamayan veya davranıslarını yönlendirme yetenegi yeterince gelismemis olan suça
sürüklenen çocugun da ceza sorumlulugu yoktur. Bu durum TCK’nın 31/2. maddesinde
“…ceza sorumlulugu yoktur…” ifadesi kullanılarak açıkça vurgulanmıstır. Bu nedenle
Ünver’in iddiasının aksine, 12-15 yas arasında bulunan çocuklar hakkında da sartlar
olustugu takdirde çocuklara özgü güvenlik tedbiri uygulanabilecektir.
Üçüncü olarak, çocugun isledigi fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını
kavrayamaması veya davranıslarını yönlendirme yeteneginin yeterince gelismemis
olması gerekir. Aksi halde, çocuk hakkında ceza verilecek, çocuklara özgü güvenlik
tedbiri uygulanmayacaktır. Ancak, verilecek ceza TCK’nın 31/2. maddesinde belirtildigi
oranlarda indirilecektir. Çocuklar hakkında ceza ve çocuklara özgü güvenlik
tedbirlerinin birlikte uygulanması öngörülmemistir.TCK m. 31/1,2)
Yargılamada, önce çocugun suç isleyip islemedigi, suç isledigi kanaatine
varıldıgı takdirde de ceza sorumlulugunun bulunup bulunmadıgı arastırılmalıdır.
TCK’nın 31/2. maddesinde “…isledigi fiilin…” denmektedir. Yani önce “fiille” sonra
“faille” ilgili arastırma yapılmalıdır. Bunun için önce çocugun fiili isleyip islemedigi
arastırılmalı. Elde edilen delillere göre çocugun fiili islemedigi anlasıldıgı takdirde
çocugun ceza sorumlulugu bulunup bulunmadıgı arastırılmadan beraat kararı
verilmelidir. Eger çocugun isnat edilen fiili isledigi kanaatine varılırsa bu kere çocugun
isledigi fiilin hukuki anlam ve sonucunu kavrayıp kavrayamadıgı ve davranıslarını
yönlendirme yetenegi yeterince gelisip gelismedigi arastırılmalıdır(TCK 31/2). Bu
arastırma sonucuna göre çocuk hakkında ceza veya güvenlik tedbiri uygulanması yönüne
gidilmelidir. Aksi halde, beraat kararı verilmesi muhtemel çocuk hakkında ceza
sorumlulugunun bulunup bulunmadıgı arastırılmıs olacaktır.
3.Sagır ve Dilsiz Çocuklar
a. Genel olarak
_sitme yeteneginin dogustan olmaması veya çok küçük yasta kaybedilmesi
konusma yeteneginin, dolayısıyla da algılama yeteneginin yeterince gelismemesine neden
olur. Bu nedenle belirli yasa kadar olan sagır ve dilsizlerin tam olarak kusur yetenegine
sahip olmadıkları kabul edilmektedir.
Sagır ve dilsizligin kusur yetenegine etkisi bakımından genelde üç degisik
sistem bulunmaktadır.
Birinci sistem, özellikle Fransız ceza kanununun benimsedigi sistemdir. Bu
sistemde kanunda sagır ve dilsizlikten bahsedilmez. Belirli somut olayda sagır ve
dilsizligin kusur yetenegini etkileyip etkilemedigi, etkilemis ise ne derece etkiledigi
arastırılır ve ona göre ceza tayin edilir.
_kinci sistemde sagır ve dilsizlik, kusur yetenegini etkileyen hal olarak kanunda
ayrıca düzenlenmektedir. Bu sistemde sagır ve dilsizler, yasına bakılmadan akıl
hastalarına uygulanan rejime tabi tutulmaktadır. _talyan ceza kanununun sistemi budur.
Üçüncü sistemde ise, sagır ve dilsizligin kusur yetenegini kaldırdıgı veya
zayıflattıgı kabul edilir ve küçüklere uygulanan sistem pek az degisiklikle bu kisilere de
uygulanır. 5237 sayılı TCK’ nın kabul ettigi sistem bu sistemdir.
b. Türk Ceza Hukukundaki Düzenleme
Sagır ve dilsizlik 5237 sayılı TCK’nın 33. maddesinde düzenlenmistir. Bu
maddeye göre 15 yasından küçük sagır ve dilsiz çocuklar hakkında 12 yasını
doldurmamıs çocuklar hakkındaki hükümler; 15–18 yas arasında bulunan sagır ve dilsiz
çocuklar hakkında 12–15 yas arasında bulunan çocuklara iliskin hükümler; 18–21 yas
arasında bulunan sagır ve dilsizler hakkında da 15–18 yas arasında bulunan çocuklara
iliskin hükümler uygulanacaktır. Bu düzenlemeye göre 18 yasından küçük suça
sürüklenen sagır ve dilsiz çocuklar hakkında ‘güvenlik tedbiri” uygulanabilecektir.18–21
yas arasında bulunan suça sürüklenen sagır ve dilsiz çocuklar hakkında ise TCK 31/3.
maddede belirtilen indirimli cezalar verilebilecektir. Bu çocuklar hakkında çocuklara
özgü güvenlik tedbiri uygulanamayacaktır.
5237 sayılı TCK’nın 33. madde düzenlemesine göre, fiil tarihinde 15 yasından
küçük olan sagır ve dilsiz suça sürüklenen çocuklar hakkında TCK’nın 31/1. maddesinde
belirtilen 12 yasından küçük suça sürüklenen çocuklar hakkındaki hükümler
uygulanacaktır. Yani bu çocuklar hakkında, tıpkı 12 yasından küçük çocuklarda oldugu
gibi, “ sorusturma ve kovusturma” yapılamayacak ve ceza verilemeyecektir.(TCK. m.
33/1, 31/1) Ancak, çocuklara özgü güvenlik tedbiri uygulanabilecektir.
Fiil tarihinde 15–18 yas arasında olan sagır ve dilsiz çocugun TCK’nın 31/2
maddesi geregince yapılan inceleme ve arastırma sonunda “isledigi fiilin hukuki anlam
ve sonuçlarını algılayamadıgı veya davranıslarını yönlendirme yeteneginin yeterince
gelismedigi” anlasıldıgı takdirde bu çocuga ceza verilemeyecek ancak zorunlu olarak
ÇKK’nın 5. maddesinde belirtilen tedbirler çocuklara özgü güvenlik tedbiri olarak
uygulanacaktır.
Bu hükümlerin uygulanabilmesi için öncelikle suç teskil eden fiilin islendigi
tarihte çocuk sagır ve dilsiz olmalıdır. Çocugun sagır ve dilsiz oldugu kamu kurumu
niteligindeki saglık kurulusundan veya Adli Tıp Kurumundan alınacak raporla
belgelenmelidir.
4. Akıl Hastası Çocuklar
Çocuk Koruma Kanununun 12. maddesi geregince fiil tarihinde 12 yasından
küçük ve 12-15 yas arasında olan akıl hastası suça sürüklenen çocuklar hakkında da
ÇKK’nın 5. maddesinde belirtilen koruyucu ve destekleyici tedbirler çocuklara özgü
güvenlik tedbiri olarak uygulanabilecektir. Bu çocuklar hakkında akıl hastalarına iliskin
özel düzenleme olan TCK’nin 57. madde hükümleri uygulanamayacaktır.
Fiil tarihinde 15-18 yas arasında bulunan akıl hastası suça sürüklenen çocuklar
hakkında ise TCK’nın 57. madde hükümleri uygulanacaktır. Çünkü ÇKK 12. maddesi, bu
yas gurubunda olan çocuklar hakkında özel bir hüküm getirmemistir. Bu nedenle 15-18
yas arasında bulunan çocuklar hakkında çocuklara özgü güvenlik tedbirleri
uygulanamayacaktır. Bu husus ÇKK’nın 12. maddesinin gerekçesinde açıkça
belirtilmistir.
Hem 12 yasından küçük hem de 12–15 yas arasında bulunan, yanı 15 yasından
küçük bütün akıl hastası suça sürüklenen çocuklara, çocuklara özgü güvenlik tedbiri
“zorunlu” olarak uygulanacaktır. Çünkü ÇKK’nın 12 inci maddesi “…31 inci maddenin
birinci ve ikinci fıkraları kapsamına giren çocuklar hakkında çocuklara özgü güvenlik
tedbiri uygulanır” demektedir. Burada emredici bir kural söz konusudur. Oysaki 12
yasından küçük suça sürüklenen saglıklı çocuklar hakkında çocuklara özgü güvenlik
tedbirinin uygulanması yargıcın takdirine bırakılmıstır (TCK m.31/1.)
Bu tedbirin uygulanabilmesi için suça sürüklenen çocuk suç tarihinde akıl
hastası olmalıdır. Çocugun suç tarihinde akıl hastası olup olmadıgı konusunun
incelenmesinde bir özellik yoktur. Resmi bir saglık kurumundan alınacak raporla bu
durum tespit edilebilir. Bu raporun yetersiz görülmesi halinde de Adli Tıp Kurumundan
rapor alınabilecektir. Çocugun gözlem altına alınması gerektigi seklinde rapor verilmesi
halinde CMK’nın 74. maddesi geregince islem yapılması gerekir.
Suç tarihinden sonra akıl hastası olan çocuklar hakkında çocuklara özgü
güvenlik tedbiri uygulanamayacaktır. Ancak, ÇKK’nın 5. maddesinde belirtilen tedbirler
koruyucu ve destekleyici tedbir olarak uygulanabilecektir. Yargıtay, konu ile ilgili
verdigi bir kararda sanıgın muhafaza ve tedavi altına alınmasına, belli aralıklarla tedavi
olup olmadıgının arastırılmasına karar verilmesi gerektigini belirtmistir. Sanıgın
iyilesmesi halinde yargılamaya devam edilecek ve gerekirse muhafaza ve tedaviye de
karar verilebilecektir. Ancak, suç tarihinden sonra akıl hastası olan bu kisi hakkında
verilecek muhafaza ve tedavi kararı, 5237 sayılı TCK ve 5395 sayılı ÇKK hükümlerine
göre güvenlik tedbiri niteliginde bir karar olmayacaktır. Olsa olsa _dari nitelikte bir karar
olacaktır. Çünkü güvenlik tedbiri ancak suç tarihinde akıl hastası olanlara
uygulanabilecektir.
Akıl hastalıgına iliskin genel düzenleme TCK’nın 32. maddesinde yapılmıstır.
Burada 765 sayılı TCK’da oldugu gibi akıl hastalıgında tam ve kısmı ayırımı
yapılmamıstır. Bu düzenlemeye göre bir insan ya akıl hastasıdır ya degildir. Önemli olan
akıl hastalıgının kisinin algılama ve irade yetenegine etkili olup olmadıgı, etkili ise ne
derece etkili oldugudur. TCK’nın 31/2. maddesindeki düzenlemenin yarım akıl
hastalıgına iliskin oldugunu ileri süren yazarlar da bulunmaktadır. Kanaatimizce bu
düsünce dogru degildir.
5. Madde Bagımlısı Çocuklar
Madde bagımlılıgı TCK’da “cezayı etkileyen hal” olarak düzenlenmemesine
ragmen bu kisilere uygulanacak güvenlik tedbirleri ile ilgili bazı hükümler
bulunmaktadır(TCK m.57/son). Bu nedenle ayrı baslık altında incelenmistir.
TCK’nın 57/son maddesinde, suç isleyen alkol ya da uyusturucu veya uyarıcı
madde bagımlısı kisilerin, güvenlik tedbiri olarak, alkol ya da uyusturucu veya uyarıcı
madde bagımlılıgına özgü saglık kurulusunda iyilesene kadar tedavi altına alınacakları,
iyilestiklerinde mahkeme veya hakim kararı ile serbest bırakılacakları belirtilmistir.
Maddenin düzenlenis yeri ve kaleme alınıs biçimi farklı yorumlara neden
olmaktadır. Artuk/Gökcen/Yenidünya, madde bagımlılıgında akıl hastalıgının söz
konusu oldugunu, dolayısı ile bu kisiler hakkında dogrudan TCK’nın 32. maddesinin
tatbik edilmesi gerektigini söylemektedirler. Erdem/Öztürk tarafından da bu madde
geregince, kasten öldürme suçu islemis olan bir alkol bagımlısının birkaç aylık bir
tedaviden sonra serbest bırakılabilecegi ileri sürülmektedir. Yine madde
bagımlılıgının ceza ehliyetini kaldıran bir neden olarak düzenlendigi de iddia
edilmektedir.
TCK’nın 57/son maddesinin, TCK’nın ikinci bölüm 24 ila 34. maddelerde
belirtilen ceza sorumlulugunu kaldıran veya azaltan nedenlerle birlikte yorumlanması
gerektigini düsünüyoruz. 765 sayılı eski TCK da madde bagımlılıgına iliskin ayrı bir
hüküm bulunmamaktadır. 5237 sayılı TCK’ da da madde bagımlılıgı ceza
sorumlulugunu kaldıran veya azaltan nedenler arasında sayılmamıstır. Bu nedenle
madde bagımlısı kisilere ceza verilemeyecegi sadece TCK’nın 57/son maddesi geregince
tedavilerine iliskin güvenlik tedbiri uygulanacagı iddiası kanımızca dogru degildir.
Ancak, bu kisilerde madde bagımlılıgı akıl hastalıgına yol açması durumunda TCK’nın
57/son maddesi uygulanabilecektir. Bu da kisinin ayrıca akıl hastası olup olmadıgı
konusunun incelenmesini gerektirir. Yani neticede bu kisiler akıl hastası oldukları
takdirde ceza sorumlulukları olmayacaktır. Yoksa tek basına bütün madde bagımlılarının
aynı zamanda ceza hukuku açısından akıl hastası oldugunu ileri sürmek mümkün
degildir. Bu yaklasım tıbben de yanlıstır. Özetlemek gerekirse, TCK’nın 57/son maddesi,
madde bagımlısı olup da aynı zamanda akıl hastası olan kisilerin güvenlik tedbiri olarak
hangi kurumlarda tedavi altına alınacaklarını düzenlemektedir diye düsünüyoruz.
Bu yaklasım dogrultusunda “akıl hastası suça sürüklenen çocugun” aynı
zamanda madde bagımlısı olması halinde TCK’nın 57/son maddesinin uygulanıp
uygulanamayacagı sorunu ortaya çıkmaktadır. Kanımızca ÇKK’nın 12. madde
düzenlemesi burada da göz önünde bulundurulması gerekecektir. ÇKK’nın 12.
maddesine göre, TCK 31.maddenin 1. ve 2. fıkra hükümleri kapsamında kalan 15
yasından küçük çocuklar hakkında bu madde hükmü uygulanamayacaktır. Çünkü bu
çocuklar hakkında ÇKK’nın 5. maddesindeki tedbirler çocuklara özgü güvenlik tedbiri
olarak uygulanacaktır. Ancak 15-18 yas arasında olan suça sürüklenen çocuk aynı
zamanda akıl hastası ise TCK’nın 57/son maddesi uygulanabilecektir.
G. KORUYUCU VE DESTEKLEY_C_ TEDB_RLER
5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 11. maddesi geregince koruyucu ve
destekleyici tedbirler çocuklara özgü güvenlik tedbiri olarak uygulanacagından bu
tedbirlerin detaylı olarak incelenmesi geregi duyulmustur. ÇKK’ unun 5.maddesinde
koruyucu ve destekleyici tedbirler “çocugun korunmasına yönelik danısmanlık, egitim,
bakım, saglık ve barınma tedbirleri” olarak tanımlandıgı görülmektedir.
Tanımda sadece çocuk ifadesi kullanılmıstır. Suça sürüklenen çocuk ve korunma
ihtiyacı olan çocuk ayırımı yapılmamıstır. Bu nedenle koruyucu ve destekleyici tedbirler
sartlar olustugu takdirde bütün çocuklar hakkında uygulanabilecektir.
Asagıda koruyucu ve destekleyici tedbirler ayrı ayrı açıklanacaktır.
1. Koruyucu Tedbirler
Koruyucu Tedbirler, Çocugun bulundugu aile ortamından alınarak özel veya
kamuya ait bir sosyal hizmet kurumuna veya bir koruyucu ailenin yanına yerlestirilmesi
veya evlat edindirilmesine yönelik tedbirlerdir. ÇKKTY’nin 5. maddesinde de
“Koruyucu ve destekleyici tedbirler, çocugun yararı göz önünde bulundurularak,
öncelikle kendi aile ortamında korunmasının saglanması ile yasına ve gelisimine uygun
egitim ve ögreniminin desteklenmesini, kisiliginin ve toplumsal sorumlulugunun
gelistirilmesini saglamaya yönelik danısmanlık, egitim, bakım, saglık ve barınma
tedbirleri” olarak tanımlanmıstır.
2. Destekleyici Tedbirler
Destekleyici Tedbirler ise, çocugun ailesi veya bakıp gözetmekle sorumlu olan
kimselerinin(örnegin vasisi) maddi ve manevi açıdan desteklenmesi suretiyle öncelikle
kendi aile ortamında iyilestirilmesini saglamaya yönelik tedbirlerdir.
Çocuk için öncelikle destekleyici tedbirlere basvurulmalıdır. Çünkü ÇKK ‘nın
5/1.maddesinde çocugun öncelikle kendi aile ortamında bırakılarak korunması gerektigi
belirtilmistir.
3. Koruyucu ve Destekleyici Tedbir Çesitleri
Koruyucu ve destekleyici tedbirler ÇKK’ nın 5. maddesinde danısmanlık,
egitim, bakım, saglık ve barınma tedbirleri olarak sayılmıstır .
Danısmanlık tedbiri:
“Danısmanlık tedbiri, çocugun bakımından sorumlu olan kimselere çocuk
yetistirme konusunda; çocuklara da egitim ve gelisimleri ile ilgili sorunlarının
çözümünde yol göstermeye yönelik tedbirlerdir” (ÇKK m.5/1-a). Bu tedbirin amacı,
çocugun ailesinin yanında korunmasını saglamak veya çocuk hakkında verilen tedbir
kararlarının uygulanması sırasında onu desteklemek yada uygulanması muhtemel
tedbirler hakkında bilgilendirmek, çocugun bedensel, zihinsel, psiko-sosyal, duygusal
gelisimini desteklemek, okul, aile ve sosyal çevresi ile uyumunu güçlendirmek ve
yeteneklerine uygun bir meslek sahibi olarak hayata hazırlanmalarını saglamak amacıyla
çocugun okul basarısını arttırma, madde kullanımı, davranıs bozuklugu, ergenlik
sorunları, aile içi iletisim gibi çocugun ailesinin ve çocugun bakımını üstlenen kisilerin
ihtiyaçlarını karsılamaktır. (ÇKKTY. m.12/2,3).
Danısmanlık hizmeti, kurumlarda görevli sosyal çalısma görevlileri ile alanında
mesleki egitim almıs görevlilerce yürütülür. Bu hizmetin verilmesine iliskin standart
kurallar tedbiri yerine getirecek kurumlarca belirlenir. (ÇKKTY. m 12/5).
Egitim tedbiri:
Egitim Tedbiri, çocugun bir egitim kurumuna gündüzlü veya yatılı olarak
devamına; bu sekilde egitim alması mümkün olmayan çocukların evde egitim almalarına,
özel egitim almaları gereken çocukların egitsel ihtiyaçları dogrultusunda ilgili egitim
kurumuna devamına, kendilerine, ailelerine, ögretmenlerine ve okul personeline, uzman
personel, araç gereç saglanmasına yönelik tedbirler ile çocugun is ve meslek edilmesi
amacıyla bir meslek veya sanat edinme kursuna gitmesine veya meslek sahibi bir ustanın
yanına yahut kamu ya da özel sektöre ait isyerlerine yerlestirilmesine yönelik
tedbirlerdir.(ÇKK m.5/1-b,ÇKKTY. m.13/1)
Mahkeme egitim tedbirine karar vermeden önce çocugun egitim alacagı kisi
veya kurumlardan bu konuda bilgi alabilir.(ÇKKTY. m.13/2).
Onbes yasını doldurmamıs çocuklar hakkında egitim tedbiri kararı verilmesinde
uluslararası sözlesmeler ve kanunların öngördügü sınırlar dikkate alınmalıdır. Bu
çocukların egitimlerine devam etmesi yönünde tedbir kararları verilebilir.(ÇKKTY
m.13/5) Onbes yasını doldurmus çocuklar hakkında, is ve meslek edinmesi amacıyla bir
meslek veya sanat edinme kursuna gitmesine, meslek sahibi bir ustanın yanına yahut
kamu ya da özel sektöre ait isyerlerine yerlestirilmesine yönelik tedbir kararları
verilebilir. Hiç egitim almamıs veya zorunlu egitimini yarıda bırakmıs ve zorunlu egitim
yasını tamamlamıs çocukların egitimlerini sürdürebilmeleri, kapasitelerini
gelistirebilmeleri, is ve meslek edinebilmeleri amacıyla Milli Egitim Bakanlıgı ile
Çalısma ve Sosyal Güvenlik Bakanlıgı ve Türkiye _s Kurumu Genel Müdürlügü gerekli
önlemleri almakla yükümlüdür (ÇKKTY m.13/,6,7)
Bakım tedbiri:
“Bakım tedbiri, çocugun bakımından sorumlu olan kimsenin herhangi bir
nedenle görevini yerine getirememesi halinde, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme
kurumu tarafından çocugun resmi veya özel bakım yurduna yerlestirilmesi ya da
koruyucu aile hizmetlerinden veya kurumun bu kapsamda yürüttügü hizmet
modellerinden yararlandırılmasına yönelik tedbirlerdir..(ÇKK m.5/1-c; ÇKKTY m.14/1).
Saglık ve bakım tedbirinin birlikte uygulanacagı hallerde önce saglık tedbiri
uygulanmak suretiyle çocuk saglıgına kavusturulur, daha sonra bakım amacıyla aile
yanına veya bu amaçla kurulmus resmi veya özel kurulusa yerlestirilir.( ÇKKTY.
m.14/3).
Saglık Tedbiri:
“Saglık Tedbiri, çocugun fiziksel ve ruhsal saglıgının korunması ve tedavisi için
gerekli geçici veya sürekli tıbbi bakım ve rehabilitasyonuna, bagımlılık yapan maddeleri
kullananların tedavilerinin yapılmasına yönelik tedbirlerdir”.(ÇKK m.5/1-d)
Suça sürüklenen veya korunma ihtiyacı olan çocuk akıl hastası ise öncelikle
tedavisi için saglık tedbiri uygulanmalıdır.(ÇKKTY m.16/2). Mahkeme bu kararı
vermeden önce çocugun saglık durumu konusunda resmi saglık kurulusundan rapor
isteyebilir(ÇKKTY m.16/3). Çocugun akıl hastalıgı veya madde bagımlılıgı nedeniyle
saglık tedbirine hükmedilmeden önce muhakkak saglık kurulusundan rapor alınmalıdır;
ancak, çocugun akıl hastası veya madde bagımlısı oldugu açıkça anlasılıyor ise rapor
alınmadan da saglık tedbirine karar verilebilir(ÇKKTY m.16/4).
Saglık kurulunca düzenlenen rapora göre toplum açısından tehlikeli oldugu
anlasılan akıl hastası suça sürüklenen veya korunma ihtiyacı olan çocukların saglık
tedbiri yüksek güvenlikli saglık kurumlarında yerine getirilir.(ÇKKTY. m.16/5) Çocugun
tehlikeliliginin devam edip etmedigi veya bu tehlikeliligin önemli ölçüde azalıp
azalmadıgı konusunda en geç üçer aylık dönemlerde, tedavisi yapıldıgı saglık kurumunca
mahkemeye bilgi verilir.(ÇKKTY. m.16/6). Çocugun tehlikeliliginin kalktıgı veya
önemli ölçüde azaldıgının anlasılması halinde tedbir kararı kaldırılarak çocuk serbest
bırakılır.(ÇKKTY. m.16/7). Saglık kurulu raporunda çocugun tıbbi kontrol ve bakımının
gerekli olup olmadıgı, gerekli ise hangi aralıklarla yapılması gerektigi hususu
belirtilir.(ÇKKTY. m.16/8) Tıbbi kontrol gerektiren çocukların raporda belirtilen
aralıklarla kontrol ve takipleri yapılır. Bu kontrol ve takip sonucu çocugun toplum
açısından tehlikeliliginin artıgı ortaya çıkarsa yeniden saglık tedbirine
hükmedilir.(ÇKKTY.m.16/9,10)
Barınma Tedbiri:
“Barınma Tedbiri, barınma yeri olmayan çocuklu kimselere veya hayatı
tehlikede olan hamile kadınlara ve bunların çocuklarına uygun barınma yeri saglamaya
yönelik tedbirlerdir”.(ÇKK m.5/1-d), Bu kimselerin talepleri halinde kimlikleri gizli
tutulur.(ÇKKTY. m. 15/2) Barınma tedbiri kararı verilen kimselerin, kolluk kuvvetlerince
tedbir kararını uygulayacak kuruma teslim edilecegi hallerde, bu kimselerin ilk saglık
kontrolü yapıldıktan sonra teslimi saglanır. Bulasıcı hastalıgı olanların tedavisi Saglık
Bakanlıgınca gerçeklestirilir(ÇKKTY.15/3). Bu durumdaki kimseler hakkında derhal
saglık tedbiri alınması için mahkemeye veya çocuk hâkimine basvurulur
(ÇKKTY.m.15/3). Saglık kontrolü ve tedaviye iliskin hizmetlerden dogan tüm giderle
Saglık Bakanlıgınca karsılanır.(ÇKKTY.m.15/5)
4. “Aileye Teslim” Koruyucu ve Destekleyici Tedbir mi?
Aileye teslim’in koruyucu ve destekleyici tedbir olup olmadıgını
belirleyebilmek için ÇKK’ daki düzenlemelere bakmak gerekir. ÇKK’nın 5 inci
maddesinde koruyucu ve destekleyici tedbirler çocugun, öncelikle “kendi aile ortamında
korunması”nı saglamaya yönelik danısmanlık, egitim, saglık, bakım ve barınma
konularında alınacak tedbirler olarak sayılmıstır. Bu tedbirlerin arasında “aileye teslim”
yoktur. Bu nedenle aileye teslim bir koruyucu ve destekleyici tedbir degildir diye
düsünüyoruz.
ÇKK’nın 37. maddesinde, bir koruyucu ve destekleyici tedbir olmayan aileye
teslim kararından söz edildigi görülmektedir. Maddede “… Çocugun aileye teslimi
yönünde karar verilmesi halinde, bu çocuklar hakkında denetim görevi gözetim esasına
göre Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu tarafından yerine getirilir”
denilmektedir. Burada mahkemenin aileye teslim yönünde bir karar verebilecegi
belirtilmistir; ancak, bu kararın nasıl bir karar oldugu ve nasıl alınacagına iliskin ÇKK’da
herhangi bir hüküm yoktur. Bu nedenle 37. madde düzenlemesinin ÇKK’nın diger
düzenlemeleri ile bagdasır nitelikte olmadıgını düsünüyoruz. Bir teslim kararından söz
edilmektedir ancak bu kararın niteligi belli degildir.
Bilindigi gibi 2253 sayılı ÇMK’nın 10. maddesinde çocugun aileye teslimi bir
“tedbir” olarak düzenlenmistir.
5. Koruyucu ve Destekleyici Tedbir Uygulanacak Çocuklar
Koruyucu ve destekleyici tedbirler 18 yasından küçük bütün suçça sürüklenen
ve korunma ihtiyacı olan çocuklar hakkında uygulanabilir (ÇKK m.1,5,13). ÇKK’ nın
amaç baslıklı 1.maddesinde, hiçbir ayırım yapılmadan korunma ihtiyacı olan veya suça
sürüklenen bütün çocukların korunmasının amaçlandıgı belirtilmistir. Yine 13. maddede
suça sürüklenen ve ceza sorumlulugu olmayan çocuklarla korunma ihtiyacı olan çocuklar
bakımından herhangi bir yas ve statü ayırımı yapılmadan hükümler getirildigi
görülmüstür. Bu nedenle ÇKK’nın 5. maddesinde yer alan tedbirler, koruyucu ve
destekleyici tedbir olarak, 18 yasından küçük “korunma ihtiyacı olan” veya “suça
sürüklenen” bütün çocuklar hakkında uygulanabilecektir.
Bu açıklamalar ısıgında koruyucu ve destekleyici tedbir uygulanabilecek
çocukları korunma ihtiyacı olan ve suça sürüklenen çocuk tanımlarından yola çıkarak
asagıdaki gibi 5 grupta toplamamız mümkündür.
1. Korunma ihtiyacı olan çocuklar(ÇKK m.5/1, 7/1, 8/1, 13)
2. Hakkında sorusturma yapılan suça sürüklenen çocuklar(ÇKK m.5,15/3).
3. Hakkında kovusturma yapılan suça sürüklenen çocuklar(ÇKK m.26/3).
4.Hakkında güvenlik tedbirine hükmedilen suça sürüklenen
çocuklar(ÇKK.m.3/a–2), ve
5.Ceza sorumlulugu olmayan suça sürüklenen çocuklar(ÇKK m.13/1).
Bunların dısında kalan çocuklar hakkında koruyucu ve destekleyici tedbir
kararları uygulanamayacaktır. Çünkü ÇKK’nın 3. maddesinde sadece bu çocuklar
tanımlanmıstır ve kapsam içine alınmıstır. O halde örnegin, hapis veya para cezasına
mahkûm edilen suçlu çocuk hakkında ÇKK’daki koruyucu ve destekleyici tedbir
kararları uygulanamayacak midir? ÇKK’nın 3. maddesindeki çocuk tanımlarına iliskin
düzenlemede, bu statüdeki çocukların suça sürüklenen çocuk kapsamı dısında tutuldugu,
korunma ihtiyacı olan çocuk kapsamına da alınmadıgı görülmektedir. Bu düzenleme
karsısında diger bütün çocuklardan daha fazla korunmaya ihtiyacı olan hapis veya adli
para cezasına mahkûm edilen bu çocuklar hakkında güvenlik tedbiri uygulanamayacagı
gibi koruyucu ve destekleyici nitelikte tedbir kararları da uygulanamayacaktır. Bu
nedenle mevzuat degisikligi yapılarak bu çocuklar hakkında da koruyucu ve destekleyici
tedbir kararının uygulanmasının yolu açılmalıdır diye düsünüyoruz.
6. Tedbir Talebinde Bulunabilecekler
Koruyucu ve destekleyici tedbir kararlarının alınması, ÇKK’nın 7/1. maddesi
geregince çocugun anası, babası, vasisi, bakım ve gözetiminden sorumlu olan kimse,
Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme kurumu ve Cumhuriyet savcısı tarafından talep
edebilecektir. Bunun yanında Mahkeme veya Çocuk Hakimi de resen bu kararı
verebilecektir.
ÇKK’nın 7/1. madde düzenlemesi geregince, maddede sayılanların dısında bir
kisi tarafından çocuk hakkında koruyucu ve destekleyici tedbir kararı verilmesi talebinde
bulunuldugu takdirde , mahkeme veya çocuk hâkimi görevi geregi resen harekete
geçmeli, çocuk hakkında tedbir alınması gerekip gerekmedigini arastırılmalı ve sonuca
göre, gerekiyor ise çocuga uygun tedbir kararı vermelidir.
7. Koruyucu ve Destekleyici Tedbir Kararının Alınması
Koruyucu ve destekleyici tedbirlerin nasıl alınacagı 5395 sayılı ÇKK’nın degisik
maddelerinde açıklanmıstır. .(ÇKK m.7/1, 8/1, 9/1, 14, 15/3, 26/3). Koruyucu ve
destekleyici tedbirler ÇKK’nın 7. maddesinde belirtilen kisilerin talebi üzerine veya resen
mahkeme veya çocuk hâkimi tarafından verilecektir. Tedbir kararı verilmeden önce çocuk
hakkında sosyal inceleme raporu yaptırılabilir (ÇKK. m.7/2). Eger sosyal inceleme
raporu alınmazsa bunun gerekçesi kararda gösterilmelidir (ÇKK. m. 35/3). Bir veya
birden fazla tedbire hükmedilebilir (ÇKK. m. 7/3). Tedbirin türü de kararda muhakkak
gösterilmelidir (ÇKK. m.7/3). Yine, tedbir kararında tedbiri uygulayacagı kisi ve merciler
de gösterilmelidir. (ÇKKTY.m.8/13) Tedbir kararı verilmeden önce yeterli idrak gücüne
sahip çocugun görüsü de alınmalıdır.(ÇKK m.13/2)
Koruyucu ve destekleyici tedbir kararı verilirken öncelikle çocugun kendi aile
ortamında bırakılarak iyilestirilmesinin çareleri aranmalıdır. Bu mümkün olmadıgı veya
çocugun üstün yararı söz konusu oldugu takdirde diger koruma çarelerine
basvurulmalıdır.
BMÇHS’nin 20. maddesinde de çocugun öncelikle kendi aile ortamında
bırakılması ile korunması benimsenmistir. Bu nedenle ÇKK’nın 5. maddesindeki bu
düzenleme -eksiklikleri ile birlikte- BMÇHS’ye uygun bir düzenlemedir.
ÇKK’nın 9. maddesinde yazılı sartlar olustugu takdirde acil koruyucu ve
destekleyici tedbir kararı da verilebilecektir; ancak, konunun önemi açısından hemen
belirtmek gerekir ki bu maddeye dayanarak acil çocuklara özgü güvenlik tedbiri kararı
verilemeyecektir. ÇKK’nın 11.madde yollamasından böyle bir anlam çıkarılmamalıdır.
Daha önce ayrıntılı olarak belirttigimiz gibi bu atıf sadece uygulanacak tedbirlerin
türlerine iliskindir.
a.. Görevli Mahkeme
Koruyucu ve destekleyici tedbir kararlarının alınmasında esas görevli “çocuk
hâkimi”dir (ÇKK m.7/1). Bu durum ÇKK’ nın degisik maddelerdeki düzenlemelerden de
anlasılmaktadır (ÇKK m.7/1, 8/1, 9/1, 14, 15/3, 26/3).
Koruyucu ve destekleyici tedbir kararlarının alınmasında ÇKK’nın 26/3.
maddesi geregice çocuk mahkemeleri ve çocuk agır ceza mahkemeleri de
görevlidir.ÇKK’ nın 26/3. maddesinde “Mahkemeler ve çocuk hâkimi bu kanunda ve
diger kanunlarda yer alan tedbirleri almakla görevlidir” denilmektedir. Burada hangi
tedbirlerin kast edildigi açıkça belli degildir. güvenlik tedbiri de bir tedbirdir Ancak
çocuk hakimi “yaptırım” ve “hüküm” olan, kovusturma sonucunda verilebilen güvenlik
tedbiri kararı veremez. Bu nedenle çocuk hâkimini sadece koruyucu ve destekleyici
nitelikte tedbirlerin alınmasında görevli oldugu kabul edilebilir. Bu madde
düzenlemesinin bu yönü ile yeniden gözden geçirilmesi gerektigini düsünüyoruz.
Yine, ÇKK’nin 26/3. madde düzenlemesi geregince Çocuk Mahkemeleri ve
Çocuk Agır Ceza Mahkemelerince, yargılama sırasında korunma ihtiyacında oldugu
anlasılan(ÇKK. m.3/a–1) suç magduru çocuklar hakkında, ÇKK’nin ilgili hükümler
isletilerek en kısa sürede ÇKK’nin 5. maddesinde belirtilen tedbirlerden birine veya
birkaçına hükmedilmelidir.
Türkiye’nin her tarafında çocuk mahkemeleri henüz kurulamamıstır. Bu nedenle
ÇKK’nin geçici 1.maddesinin 3.fıkrası hükmü ile çocuk mahkemesi bulunmayan yerlerde
bu mahkemeler kurulup göreve baslayana kadar korunma ihtiyacı bulunan çocuklar
hakkında tedbir kararlarının alınmasında görevli aile veya asliye hukuk mahkemeleri, bu
konuda da görevli sayılmıstır.
Kovusturma asamasında kovusturmayı yapan çocuk mahkemesi veya çocuk agır
ceza mahkemesi “suça sürüklenen çocuklar” hakkında da sartlar olustugu takdirde
koruyucu ve destekleyici nitelikte tedbir kararları verebileceklerdir(ÇKK m.26/3).
ÇKK’da, sorusturma asamasında koruyucu ve destekleyici tedbir kararlarında
görevli mahkeme net bir sekilde düzenlenmemistir ancak, ÇKK’nin 3/1-c maddesindeki
çocuk hâkimi tanımı, sorusturma baslıklı 15.maddenin 3. fıkrası ve 26/3. maddesi bir
bütün halinde dikkate alındıgında sorusturma asamasında koruyucu ve destekleyici
nitelikteki tedbir kararlarının alınmasında çocuk hâkiminin görevli oldugunu
söyleyebiliriz.
“Suça sürüklenen çocuklar” hakkında sorusturma asamasında çocuk mahkemesi
veya çocuk agır ceza mahkemesi olmayan yerlerde görevli aile veya asliye hukuk
mahkemeleri, koruyucu ve destekleyici nitelikte tedbir kararı verebilecek midir? ÇKK
geçici 1.maddesinin 4. fıkrasında sadece korunmaya ihtiyacı olan çocuklar bakımından
bir görev düzenlemesi yapmıstır. Bu nedenle suça sürüklenen çocuklar hakkında aile
veya asliye hukuk mahkemelerinde koruyucu ve destekleyici tedbir kararları
verilemeyecektir diye düsünüyoruz.
Bu konuda yönetmelikle getirilen bir düzenlemeye de deginmek isteriz.
ÇKKTY’ nin 8/2. maddesinde korunma ihtiyacı olan çocukların yanında, hakkında
sorusturma yapılan suça sürüklenen çocuklar hakkında da asliye hukuk mahkemelerinin
koruyucu ve destekleyici tedbir kararı verebilecegi belirtilmistir. Bu düzenleme 5395
sayılı ÇKK’nın geçici 1. maddesinin 4. fıkrasına aykırıdır.Yönetmelikteki bu hüküm
kanun hükmünü asmaktadır ve adeta kanun gibi mahkemeye görev vermektedir. Oysa
mahkemelerin görevi CMK’ nın 3. maddesi geregince ancak kanunla düzenlenebilir. Bu
nedenle yönetmeligin bu düzenlemesi yok hükmündedir.
b. Yetkili Mahkeme ve Hâkim
Koruyucu ve destekleyici tedbirlerde yetki ÇKK’nın 8/1. maddesinde
düzenlenmistir. Bu maddeye göre, korunma ihtiyacı olan çocuklarda koruyucu ve
destekleyici nitelikte tedbir kararlarının alınmasında yetkili mahkeme çocugun kendisinin,
anasının, babasının, vasisinin veya birlikte yasadıgı kimsenin bulundugu yerdeki çocuk
hâkimidir.
Bu düzenleme yapılırken çocugun menfaatleri gözetilmistir. Kanun koyucu
görev konusunda oldugu gibi yetki konusunda da sınırlayıcı davranmamıs ve genis bir
yetki kuralı getirmistir.
Suça sürüklenen çocuklar hakkında kovusturma asamasında görevli ve yetkili
olan mahkeme aynı zamanda koruyucu ve destekleyici tedbirleri almaya da
yetkilidir.(ÇKKTY m.8/3) Bu durum ÇKK ‘nun 26/3. madde düzenlemesinden de
anlasılmaktadır.
Sorusturma asamasında bulunan suça sürüklenen çocuklar hakkında koruyucu
ve destekleyici tedbirlerde yetkili mahkeme ise genel yetki kuralından hareketle tespit
edilmesi gerekir.(CMK m. 12 vd.). Çünkü bu konuda ÇKK’da özel bir düzenleme
yoktur.
8. Kanun Yolu
Çocuk Koruma kanununun 14.maddesinde, çocuk hâkimi tarafından alınan
tedbir kararlarının itiraza tabi oldugunu belirtmistir; ancak, çocuk mahkemesi veya
çocuk agır ceza mahkemesinin verecegi tedbir kararları konusunda herhangi bir hüküm
yoktur. Bu kararların da niteligi geregi, kararı veren makama bakılmaksızın itiraza tabi
oldugunu söyleyebiliriz.
ÇKKTY’nin 9/2. maddesinde bu kararların kesinlesmesi beklenmeden derhal
infaz edilecegi belirtilmistir.
9. Koruyucu ve Destekleyici Tedbirlerde Yargılama Usulü
Koruyucu ve destekleyici tedbir kararları durusma yapılmaksızın dosya
üzerinden yapılacak arastırma sonucu verilir; ancak, mahkeme zaruret görmesi halinde
durusma yapabilecektir. Bu durum tamamen mahkemenin takdirindedir(ÇKK m.13/1).
Çocuk mahkemesi veya Çocuk agır ceza mahkemesi, koruyucu ve destekleyici
tedbir kararlarının yanında Medeni Kanun hükümlerine göre velayet, vesayet, kayyım,
nafaka veya çocugun kisisel iliskilerini düzenleyici nitelikte karar verecek ise ÇKK’nın
13/1. maddesinin istisnası geregince muhakkak durusma açmak zorundadır.
ÇKK’nın13/2. maddesi geregince tedbir kararı verilmeden önce yeterli algılama
gücü olan çocugun görüsü alınmalıdır. Çünkü maddede “çocugun görüsü alınır” denmek
suretiyle emredici bir hüküm getirilmistir. Buna ragmen, ÇKKTY’nin 16/13. maddesine
göre alkol veya uyusturucu veya uyarıcı madde bagımlılarının tedavisinde çocugun rızası
aranmayacaktır.
Yine mahkeme veya hâkim, karardan önce ilgili gördügü kisileri de dinleyebilir
ve çocuk hakkında sosyal inceleme raporu düzenlenmesini isteyebilir(ÇKK m.13/2).
Tedbir kararında tedbirin türü, uygulayacak kisi, kurum veya kurulus ile gerek
görülürse tedbirin süresi açıkça gösterilir. (ÇKK m.7, yönetmelik m.8/13. )
Birden fazla tedbire de karar verilebilir.(ÇKK m.7)
10. Koruyucu ve Destekleyici Tedbirlerin Uygulanması
Koruyucu ve destekleyici tedbirlerin nasıl uygulanacagı hakkında ÇKK’nun
5,8,9,10 ve 45. maddeleri ile ÇKK’nin 47.maddesine dayanarak 24.12.2006 yayınlanma
tarihli ve 26386 sayılı “Çocuk Koruma Kanununa Göre Verilen Koruyucu ve
Destekleyici Tedbir Kararlarının Uygulanması Hakkında Yönetmelik”in 18. maddesinde
birçok hüküm bulunmaktadır. Koruyucu ve destekleyici tedbirler bu hükümlere göre
yerine getirilecektir.
Mevcut düzenlemelere göre Danısmanlık tedbiri, Milli Egitim Bakanlıgı,
Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme kurumu ile yerel yönetimler tarafından yerine
getirilecektir(ÇKK m.45) .
Egitim tedbirine iliskin kararlar, Milli Egitim Bakanlıgı ve Çalısma ve Sosyal
Güvenlik Bakanlıgının ilgili birimleri tarafından yerine getirilir(ÇKK m.45; ÇKKTY
m.13/8).
Bakım tedbiri kararları Sosyal Hizmetler ve çocuk Esirgeme Kurumu tarafından
yerine getirilir(ÇKK m.45;ÇKKTY m.14/7).
Saglık tedbiri kararları Saglık Bakanlıgı tarafından yerine getirilecektir(ÇKK
m.45 ÇKKTY. m.16/15)
Barınma tedbirine iliskin kararlar da Milli Egitim Bakanlıgı ve Sosyal
Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu ile yerel yönetimler tarafından yerine
getirilecektir (ÇKK. m.45)
Tedbir kararlarının uygulanması için çocugun kendisine gönderilen kisi, kurum
veya kurulus çocugu teslim aldıgı tarihten itibaren en geç on gün içerisinde bu tedbiri
nasıl yerine getirecegine dair bir plan hazırlamak ve bunu mahkemenin onayına sunmak
zorundadır ÇKKTY. m.18/1). Bu planda kararın uygulanmasından sorumlu kisi, tedbirin
türü, süresi, hangi kurumlarla isbirligi yapılarak tedbirin uygulanacagı, hangi hizmetlerin
saglanacagı, nelerin amaçlandıgı ve ilerlemenin nasıl ölçülecegine dair bilgiler
bulunmalıdır (ÇKKTY. m.18/3).
Tedbir kararını veren mahkeme veya çocuk hâkimi de tedbir kararlarının
uygulanmasını, tedbirden beklenen gayenin gerçeklesip gerçeklesmedigini, uygulanan
tedbirin çocugun gelisimini hangi yönde etkiledigini en geç üçer aylık süreler içerisinde
belirtilen sosyal çalısma görevlilerine ya da uzmanlara incelettirmek durumundadır.
_ncelemeyi yapan görevli veya uzman, bir rapor hazırlamak ve bu raporu mahkemeye
veya çocuk hâkimine sunmak zorundadır. Gerekli görüldügünde görevli veya uzman
dinlenir ve ek rapor da alınabilir. (ÇKKTY. m.18/4,12).
11. Koruyucu ve Destekleyici Tedbirlerin Nitelikleri
5395 sayılı ÇKK’nın 5. maddesinde düzenlenen koruyucu ve destekleyici
tedbirlerin niteliklerini sunlardır:
1. Koruyucu ve destekleyici tedbirler çocugun korunması ve kollanması maddi
ve manevi açıdan desteklenmesi amacı ile olusturulurlar. ÇKK’nın 5/1.maddesinde yer
alan… çocugun… korunmasını saglamaya yönelik… ibaresi bunu göstermektedir.
2. Koruyucu ve destekleyici tedbirler yaptırım niteligi olmayan tedbirlerdir. Bu
tedbirler ÇKK’da yaptırım olarak düzenlenmedigi gibi çocugun isledigi bir haksız fiil
nedeniyle de hükmedilmezler. Çocugun, buna ihtiyacı oldugundan hükmedilirler.
3. Koruyucu ve destekleyici tedbirler devlet zoru ile yerine getirilemezler; ancak,
yönetmelikte bunun bir istisna getirilmistir. ÇKKTY’nin 16/13. maddesinde, alkol,
uyusturucu veya uyarıcı madde bagımlısı olan çocuklar hakkında koruyucu ve
destekleyici tedbir olarak bu bagımlılıktan kurtulmaları yönünde saglık tedbirine karar
verildigi takdirde bu kararın uygulanmasında çocugun rızası aranmaz, denmistir. Bu
istisnai hükümden de anlıyoruz ki koruyucu ve destekleyici tedbirler genel olarak
çocugun rızasına dayalı olarak uygulanan tedbirlerdir.
4. Koruyucu ve destekleyici tedbirler, sartlar olustugu takdirde hem korunma
ihtiyacı olan hem de suça sürüklenen çocuklar hakkında uygulanabilirler. Çünkü bu
tedbirin uygulanması için önemli olan çocugun korunma ihtiyacında olmasıdır. Çocugun
suç islemis olup olmamasının önemli yoktur (ÇKK m.13).
5. Koruyucu ve destekleyici tedbirler, kanundaki mevcut düzenleme karsısında
hakkında kesinlesmis mahkûmiyet kararı bulunan çocuklar hakkında uygulanamaz.
Çünkü ÇKK’ nın 3. maddesinde bu statüdeki çocuklar, korunma ihtiyacı olan veya suça
sürüklenen çocuk tanımı içinde sayılmamıstır. Halbuki bu çocukların da korunmaya ve
desteklenmeye ihtiyaçları vardır. Hapis cezasına mahkûm olan çocugun infaz asamasında
korunup desteklenecegi düsünebilir ancak para cezasına mahkûmiyet halinde bu mümkün
olmayacaktır. Bu nedenle bu çocukların da korunmaya ihtiyacı olan çocuk tanımı içine
alınması gerektigini düsünüyoruz (ÇKK m.3/2).
6. Koruyucu ve destekleyici tedbir kararları hâkim kararı niteliginde
kararlardır. Hüküm degildir. Kural olarak durusmasız verilir. Zaruret gördügü hallerde
hakim durusma da açabilir. (ÇKK m.13/1). Ancak, Türk Medeni Kanunu hükümlerine
göre velayet, vesayet, kayyım, nafaka ve kisisel iliski kurulması hususlarında karar
verebilmek için durusma açmak gerekir.( ÇKK m. 7/7) .
7. Koruyucu ve destekleyici tedbir kararları kanun yolu olarak itiraza tabi
kararlardandır. (ÇKK m.14) Bu nedenle Çocuk mahkemesinin bu yöndeki kararlarına
karsı itiraz, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun itiraza iliskin hükümlerine göre en
yakın çocuk mahkemesine yapılır.(ÇKK m.14, CMK m.267-271)
H. ÇOCUKLARA ÖZGÜ GÜVENL_K TEDB_RLER_ _LE KORUYUCU
VE DESTEKLEY_C_ TEDB_RLER_N KARSILASTIRILMASI
Buraya kadar çocuklara özgü güvenlik tedbirleri ile koruyucu ve destekleyici
tedbirler genis bir sekilde ele alınarak incelenmistir. Asagıda ise her iki tedbir
karsılastırılmak suretiyle farklı yönleri ortaya konmaya çalısılacaktır.
1. Güvenlik tedbirleri, gerek suçlunun kendisinin gerekse toplumun korunması
için uygulanır; ancak, esas amaç toplumu korumaktır. Bu koruma, önceden suç
islemis olması ile toplum için tehlikeli halde bulundugu anlasılan failin, uygun vasıtalarla
iyilestirilmesinden sonra yeniden topluma katılması ile saglanmaktadır. Koruyucu ve
destekleyici tedbirlerin amacı ise çocugu korumaktır, toplumu korumak gibi bir amacı
yoktur. Bu durum özellikle ÇKK’nın 5/1. maddesinde açıkça belirtilmistir(ÇKK m.1,2,5).
2. Çocuklara özgü güvenlik tedbirleri yaptırım niteliginde kararlardır(TCK m.
53-60). Çocuk bu tedbirlere uygun davranmazsa Cumhuriyet savcılıgınca zorla yerine
getirilmesi saglanır (CGT_K m.5). Koruyucu ve destekleyici tedbirler yaptırım
olmadıgından bu tedbire aykırılık halinde çocuk zorlanamaz.(ÇKK m.5)
3. Çocuklara özgü güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını sadece Cumhuriyet
savcısı talep edilebilir (CMK .m.170/6) Taleple baglı olan mahkeme talep olmadan
güvenlik tedbiri kararı veremez.(TCK m.170/6) Koruyucu ve destekleyici tedbir
kararlarının verilmesini ise çocugun anası, babası, vasisi, bakım ve gözetiminden sorumlu
kimse, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu ve Cumhuriyet savcısı tarafından
talep edilebilir. (ÇKK m. 7/1). Mahkeme veya çocuk hâkimi de resen koruyucu ve
destekleyici tedbir kararı verebilir.(ÇKK m.7/1)
4. Çocuklara özgü güvenlik tedbiri kararları, hüküm niteliginde oldugundan
sadece mahkemeler (Çocuk mahkemesi ve çocuk agır ceza mahkemesi) tarafından
verilebilir198.(CMK m.223/1,6). Koruyucu ve destekleyici tedbir kararları ise “hâkim
kararı” niteliginde oldugundan çocuk hâkimi tarafından verilmesi gerekir (ÇKK
m.7,8,13). “Mahkemeler” de koruyucu ve destekleyici niteliginde tedbir kararı
verebilirler (ÇKK m.26/3); ancak, verilen karar yine hâkim kararı niteliginde olacaktır.
5. Çocuklara özgü güvenlik tedbiri kararları temyize tabidir(CMK m 272/1).
Koruyucu ve destekleyici tedbir kararları ise hâkim kararı olması nedeniyle itiraza
tabidirler (ÇKK m.14).
6. Çocuklara özgü güvenlik tedbiri kararları durusmalı olarak verilmelidir(CMK
223/1). Koruyucu ve destekleyici tedbirler kural olarak durusmasız verilir. _stisnai
hallerde durusma açılır.(ÇKK m.13/1)
7. Çocuklara özgü güvenlik tedbirlerine iliskin kararlar hüküm olması ve
yaptırım içermesi nedeniyle Cumhuriyet savcılıgının gözetiminde infaz edilmelidir (CMK
m36/2, 5275 sayılı yasanın 5.maddesi). Koruyucu ve Destekleyici tedbir kararları ise
ÇKK 44.maddesinde belirtilen kurumlar tarafından yerine getirilir.
8. Çocuklara özgü güvenlik tedbirleri, yapılan sorusturma veya kovusturma
neticesi suç isledigi sabit olan ancak ceza sorumlulugu olmayan 15 yasından küçük suça
sürüklenen çocuklar hakkında uygulanabilir. Bu tedbirler TCK’nın 31. maddesinin 1. ve
2. madde düzenlemesine göre 0-12 yas arasındaki çocuklar hakkında takdiri, 12-15 yas
arasındaki çocuklara da zorunlu olarak uygulanacaktır (TCK 31/1,2.). Koruyucu ve
destekleyici tedbirler ise 18 yasından küçük hem korunma ihtiyacı olan çocuklar hem de
suça sürüklenen çocuklar hakkında uygulanabilirler.(ÇKK m.2,11).
9. Çocuklara özgü güvenlik tedbirlerinde kanunilik esası geçerlidir.(TCK m.2)
Koruyucu ve destekleyici tedbirlerin uygulanması böyle bir esasa baglı tutulmamıstır.
10. Çocuklara özgü güvenlik tedbirleri adli sicile kaydedilir, ancak koruyucu ve
destekleyici tedbirler adli sicile kaydedilmezler.(5352. S.Y.nın 4 ve 9. md.)
I. DENET_ML_ SERBESTL_K TEDB_R_ GÜVENL_K
TEDB_R_ _L_SK_S_
1. Genel Olarak
Denetimli serbestlik tedbiri, doktrinde ve uygulamada güvenlik tedbirleri ile
karıstırılmaktadır. Bu nedenle konu çalısmamızı ilgilendirdiginden ayrı baslık altında
ayrıntılı olarak incelenmesi geregi duyulmustur.
5237 sayılı Türk Ceza Kanununda denetimli serbestlik tedbiri tanımlanmamıstır.
5275 sayılı CGT_K’nın, “Salıverilme Öncesi ve Sonrası Hükümlüye ve Eski Hükümlüye
Yardım” baslıklı besinci kısmın ikinci bölümünde ise, hükümlülere uygulanacak bir
yardım kurumu olarak ele alındıgı belirtilmistir. 20.12.2005 tarih ve 26029 sayılı
Denetimli serbestlik ve Yardım merkezleri ile Koruma Kurulları Yönetmeliginin 4.
maddesinde de “Mahkemece belirtilen kosullar ve süre içinde, denetim planı
dogrultusunda suça sürüklenen çocuk, süpheli, sanık veya hükümlünün toplumla
bütünlesmesi açsından ihtiyaç duydugu her türlü hizmet, program ve kaynakların
saglandıgı toplum temelli bir uygulama” olarak tanımlanmıstır.
Niteligi tartısmalı da olsa Türk Ceza hukukunda denetimli serbestlik tedbirinin
genis bir uygulama alanı bulunmaktadır. 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesinin 6 ve 9.
fıkraları geregince tekerrür halinde bulunan suçlular ve “özel tehlikeli suçlular” , 51/3.
maddesi geregince “cezası ertelenen suçlular”; 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik
Tedbirlerinin _nfazı Hakkında Kanun’un 107/6. maddesi geregince “kosullu salıverilen
hükümlüler” ve 5395 sayılı ÇKK’ nın 36. maddesi geregince “koruyucu ve
destekleyici tedbir kararı verilen, kamu davasının açılması ertelenen veya hükmün
açıklanması geri bırakılan” çocuklar hakkında bu tedbir uygulanabilecektir200.
Bu genel açıklamalar ısıgında asagıda denetimli serbestlik tedbirinin bir
güvenlik tedbiri olup olmadıgı incelenecektir.
2. Denetimli Serbestlik Bir Güvenlik Tedbiri Midir?
Uygulamada ve teoride denetimli serbestlik tedbirinin bir güvenlik tedbiri
oldugu ileri sürülmektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun son kararlarından birinin
gerekçesinde de denetimli serbestlik tedbirinden “güvenlik tedbiri” olarak bahsedildigi
görülmüstür.
Güvenlik tedbirleri, 5237 sayılı TCK’nın birinci kitabın üçüncü kısmının ikinci
bölümünde yer almaktadır. Yani ayrı bir bölümde ve ayrı baslık altında düzenlenmistir.
Bunların arasında denetimli serbestlik tedbiri yoktur.
Yine, Türk Ceza Hukukunda bir yaptırım olan güvenlik tedbirleri bir suç
islenmesinden sonra(TCK m.3/1), kanunilik ilkesi çerçevesinde uygulanabilirler (TCK.
m.2/1). Oysa denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasında böyle bir kural yoktur, suç
islemeyen kisiler hakkında da uygulanabilmektedir. Örnegin, ÇKK ‘nın 36. maddesi
geregince denetimli serbestlik tedbiri suç islemeyen ancak korunma ihtiyacı olan
çocuklar hakkında da uygulanabilecektir.
Bu gerekçeler karsısında Türk Ceza Hukukunda denetimli serbestlik tedbirinin
bir güvenlik tedbiri olarak düzenlenmedigini söyleyebiliriz. Denetimli serbestlik tedbiri
kendine özgü bir tedbirdir.
3. 18 Yasından Küçük Kosullu Salıverilen Çocuklarda Uygulanması
Sorunu
Onsekiz yasından küçükler hakkında TCK’nın 58/5. maddesi geregince
“tekerrür” hükümleri uygulanamayacagına göre, CGT_K’nın 107/8. maddesinde belirtilen
ve denetim süresince uygulanması öngörülen denetimli serbestlik tedbirinin de “onsekiz
yasından küçük kosullu salıverilen hükümlü çocuklar” hakkında uygulanamayacagı ileri
sürülmektedir.
Yukarıda da belirtildigi gibi denetimli serbestlik tedbiri TCK ve ÇKK’da
belirtilen birçok hallerde uygulanmaktadır. Tekerrür de bu hallerden birisidir; yoksa
denetimli serbestlik tedbiri sadece “tekerrür” halinde uygulanan bir tedbir degildir.
Kanunlarda belirtilen diger hallerde de uygulanacaktır (Ör. TCK m.51,ÇKK m.36). 18
yasından küçük suça sürüklenen çocuk hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanamaması,
kosullu salıverilme nedeniyle CGT_K’nın 107/8. maddesinde belirtilen denetimli
serbestlik tedbirinin uygulanmasına engel teskil etmez. Bu nedenle, CGT_K’nın 107/8.
maddesi geregince kosullu salıverilen 18 yasından küçük suça sürüklenen çocuklar
hakkında da denetimli serbestlik tedbiri uygulanabilecektir diye düsünüyoruz. Ancak, bu
çocuklar hakkında mükerrirlere özgü infaz rejimini düzenleyen TCK’nın . madde
hükümleri uygulanamayacaktır.
4. Çocuklara Özgü Güvenlik Tedbirleri _le Birlikte Uygulanması Sorunu
Yukarıda belirtildigi gibi denetimli serbestlik tedbiri ceza olmadıgı gibi,
güvenlik tedbiri de degildir. Kendine özgü bir tedbirdir.
Denetimli serbestlik tedbirinin çocuklara özgü güvenlik tedbiri ile birlikte
uygulanıp uygulanamayacagı konusunda mevzuatımızda açık bir düzenleme yoktur.
Sadece ÇKK’nin 36. maddesinde, hakkında koruyucu ve destekleyici tedbir kararı verilen
çocugun denetim altına alınmasına da karar verilebilecegi belirtilmistir. Bu maddeden
hareketle, koruyucu ve destekleyici tedbirlerin çocuklara özgü güvenlik tedbirleri olarak
uygulandıgı hallerde de denetimli serbestlik tedbiri uygulanabilecek midir?
Denetimli serbestlik tedbiri ile ilgili düzenlemeler ceza hukukunun maddi
düzenlemeleridir, usule iliskin düzenlemeleri degildir. Ceza hukukundaki kıyas yasagı
geregince, ceza hukukunun maddi hükümlerinin uygulanma alanı kıyas yoluyla
genisletilemez. Bu nedenle kanaatimizce çocuklara özgü güvenlik tedbirleri ile birlikte
denetimli serbestlik tedbiri uygulanamaz.
J. MAHSUP
1. Genel Olarak
Sorusturma asamasında veya kovusturma devam ederken suça sürüklenen çocuk
hakkında uygulanmıs olan koruyucu ve destekleyici tedbirler veya güvenlik tedbirleri
yargılama sonunda hükmedilen çocuklara özgü güvenlik tedbirinden veya ceza
yaptırımından mahsup edilebilecek midir?
Mahsup TCK’nın 63. maddesinde düzenlenmistir. Bu düzenlemeye göre,
hükmün kesinlesmesinden önce gerçeklesen sahsi hürriyeti sınırlayan bütün hallerde
geçirilmis süreler hükmolunan hapis cezasından indirilecektir. Burada mecburilik ilkesi
benimsenmistir. Sartlar olustugu takdirde hâkim cezadan mahsubu yapmak zorundadır.
765 sayılı Eski TCK’nın 40. maddesine göre sadece tutuklulukta geçen süreler
hapis cezasından indirilebilmekte idi. Buna ragmen yeni düzenlemeye göre -tedbirler
dâhil- hürriyeti kısıtlayan bütün hallerde mahsup yapılabilmektedir (TCK m.63)
Kanunumuzda, hürriyeti kısıtlayan haller açıkça gösterilmemistir; ancak bazı
özel durumlarda mahsubun uygulanamayacagı veya uygulanabilecegi belirtilmistir206.
Asagıda önce mahsubun sartlarları sonra da çocuklara özgü güvenlik
tedbirlerinde uygulanıp uygulanamayacagı incelenecektir.
2. Mahsubun Sartları
TCK’nın 63.maddesine göre mahsup yapılabilmesi için asagıdaki sartların
gerçeklesmesi gerekir.
a. Sahsi hürriyeti sınırlayan bir halin bulunması:
Mahsubun yapılabilmesi için öncelikle sahsi hürriyetin sınırlandıgı bir halin
bulunması gerekir (TCK m.63).
TCK’nın 63. maddesinde mahsup için sahsi hürriyetin sınırlanması kosul olarak
aranmasına ragmen hangi hallerin sahsi hürriyeti sınırlayan hal oldugu belirtilmemistir;
ancak CMK’da, bazı durumların gerçeklesmesi halinde sahsın hürriyetinin sınırlanacagı
öngörülmüstür. 5271 sayılı CMK’nın 109/3-e maddesi buna bir örnektir. CMK’nın 109/6.
maddesinde 109/3-e maddede belirtilen madde bagımlılıgından arınmak amacıyla
hastanede yatmak dahil tedavi veya muayenede geçen süreler sahsi hürriyeti sınırlayan
hal olarak kabul edilmistir. Bu düzenleme karsısında, adli kontrol tedbiri olarak
uygulanmasa dahi, madde bagımlılıgında, tedavi amacıyla hastane veya muayenede
geçen süreler sahsi hürriyeti sınırlayan hal olarak kabul edilip mahsup edilebilecektir. Bu
tedbir, koruyucu ve destekleyici tedbir olarak çocuklar hakkında da uygulansa mahsup
edilebilecektir.
b. Hürriyeti sınırlayan halin hükmün kesinlesmesinden önce gerçeklesmesi:
Mahsubun yapılabilmesi için sahsi hürriyeti kısıtlama sonucunu doguran hallerin
hükmün kesinlesmesinden önce gerçeklesmis olması gerekir.
Mahkûmiyet hükmünün yargılamaya konu suç nedeniyle verilmis olması sart
degildir. Kisinin mahküm edildigi suçtan baska bir suç nedeniyle hürriyetinin
kısıtlanması halinde de mahsup hükümleri uygulanacaktır.
c. Bir mahkûmiyetin bulunması:
Mahsup yapılabilmesinin diger sartı, bir mahkûmiyet hükmünün bulunmasıdır.
Hükmün mahkûmiyet olmadıgı, yani hapis veya adli para cezasına iliskin olmadıgı
hallerde mahsup yapılamayacaktır. CMK’nın 223/1. maddesi geregince güvenlik
tedbiri kararı mahkûmiyet hükmü olmadıgına göre güvenlik tedbirine hükmedildigi
hallerde mahsup hükümleri uygulanamayacaktır.
3. Çocuklara Özgü Güvenlik Tedbirlerinde Mahsup
Mahsupla ilgili yukarıda yapılan genel açıklamalardan sonra çocuklara özgü
güvenlik tedbirlerinde mahsup konusunda sunları söyleyebiliriz.
Bir kere yukarıda da belirtildigi gibi kovusturma neticesi suça sürüklenen çocuk
hakkında çocuklara özgü güvenlik tedbirine hükmedildigi hallerde mahsup
yapılamayacaktır. Çünkü mahsup hükümlerinin uygulanabilmesi için hükmün muhakkak
ceza yaptırımına iliskin olması gerekir.(TCK m. 63)
Suça sürüklenen çocuk hakkında kovusturma neticesi ceza yaptırımı uygulandıgı
takdirde mahsup söz konusu olabilecektir. Buradaki sorun ÇKK’nın 5.maddesinde
belirtilen tedbirlerinden hangisi veya hangileri hürriyeti sınırlayıcı nitelikte kabul
edilecegi sorunudur. Bu nedenle asagıda ÇKK’nın 5.maddesinde belirtilen tedbirler tek
tek ele alınarak konu incelenmistir.
1. Danısmanlık tedbiri, suça sürüklenen çocugun ailesine çocuk yetistirme
konusunda, çocuga da egitim ve gelisimi konusunda yol gösterici nitelikte bir tedbirdir.
Hiçbir sekilde çocugun hürriyetinin sınırlanması söz konusu olmadıgı için mahsup ta söz
konusu olmayacaktır diye düsünüyoruz.
2. Egitim tedbiri, çocugun bir egitim kurumuna veya bir meslek edindirme
kursuna gitmesine veya bir ustanın yanına yahut kamuya ya da özel sektöre ait isyerlerine
yerlestirilmesine yönelik olusu nedeniyle çocugu bir sekilde eylemde bulunmaya mecbur
etmektedir. Ancak, bu mecburiyetin hürriyetini sınırlayıcı nitelikte olmadıgı ve bu
nedenle burada da mahsubun söz konusu olamayacagı kanısındayız.
3. Bakım ve Barınma Tedbiri tedbirleri de çocugun yararı düsünülerek çocugun
bakımı ve barınması için belirli bir bakım yurduna yerlestirilmesi seklinde
uygulanmaktadır. Bu anlamda hürriyeti sınırlayan nitelik tasımazlar.
4. Saglık tedbiri, çocugun ruhsal ve fiziksel saglıgının korunması veya tedavisi
için geçici veya sürekli tıbbi bakım ve rehabilitasyona tabi tutulması ve bagımlılık yapan
maddeleri kullanması halinde, tedavisinin yapılması seklinde uygulanmaktadır. Bununla
ilgili olarak özel düzenleme geregince, adli kontrol tedbiri olarak uyusturucu, uyarıcı
veya uçucu maddeler ile alkol bagımlılıgından arınmak amacıyla hastaneye yatmak dâhil
olmak üzere tedavide geçirilen süreler mahsup edilebilecegine göre (CMK m. 109/6),
aynı nitelikteki tedavi, çocuk hakkında “saglık güvenlik tedbiri” olarak uygulandıgı
hallerde de tedavide geçen süreler mahsup edilebilecektir. Diger haller de ise mahsup
yapılamayacaktır.
K. YARGILAMA G_DERLER_
5271 sayılı CMK’nın 325/1. maddesinde, sanıgın cezaya veya güvenlik
tedbirlerine mahkûm edilmesi halinde yargılama giderlerinden sorumlu olacagı
belirtilmistir. Bu düzenleme karsısında koruyucu ve destekleyici tedbirler güvenlik
tedbiri olarak uygulandıgı hallerde suça sürüklenen çocuk yargılama giderlerinden
sorumlu tutulması gerekecektir.
Bu vesile ile yargılama giderlerini düzenleyen CMK’nın 325/1. maddesinde
yapılan bir yanlısı belirtmek isteriz. Bu maddede güvenlik tedbirine iliskin hükümler de
mahkûmiyet hükmü olarak nitelendirilmistir. Oysaki CMK’nın 223. maddesinde
“mahkûmiyet kararları” ile “güvenlik tedbiri” kararları iki farklı “hüküm” olarak
düzenlenmistir. Bu itibarla “sadece hapis veya adli para cezasına iliskin hükümler
mahkûmiyet kararı olarak adlandırılabilir”. Bunun dısındaki hükümler mahkûmiyet
hükmü olarak adlandırılamaz. Güvenlik tedbirine iliskin hükümler sadece güvenlik
tedbiri olarak ifade edilebilir.
II.USUL HÜKÜMLER_
A. GÖREV, YETK_ VE ÇOCUK HÂK_M_ KAVRAMI
1. Görev
a. Genel Olarak.
5395 sayılı ÇKK’ da suça sürüklenen çocukların yargılanmasında ve güvenlik
tedbirlerinin uygulanmasında iki mahkeme görevlendirilmistir. Bunlar, çocuk
mahkemeleri ve çocuk agır ceza mahkemeleridir.(ÇKK m.26). Çocukların, sulh ve asliye
ceza mahkemelerinin görev alanına giren fiilleri ile ilgili davalarda çocuk mahkemeleri;
agır ceza mahkemelerinin görev alanına giren fiilleri ile ilgili davalarda da çocuk agır
ceza mahkemeleri görevlidir.(ÇKK 26/1,2)
Çocuk mahkemeleri ve çocuk agır ceza mahkemeleri yurdumuzun tamamında
henüz kurulamadıgından, bu mahkemeler kurulup göreve baslayana kadar bu görev,
ÇKK’ya eklenen geçici 1/3. maddesi ile genel görevli mahkemelere verilmistir.
ÇKK’da baskaca görev kurallarına da rastlanmaktadır(ÇKK m.7,8.9.13). Bu
maddelerde görev ve yetki kurallarının birlikte düzenlendigi görülmektedir. Ancak, bu
madde düzenlemelerinin koruyucu ve destekleyici nitelikteki tedbir kararlarının
alınmasına iliskin oldugu unutulmamalıdır.
Görev konusu, isledigi suç nedeniyle hakkında sorusturma ve kovusturma açılan
ve açılmayan ayırımına göre özellik gösterdiginden asagıda 12 yasından küçükler ve
büyükler için ayrı ayrı incelenmistir.
b. 12 yasından küçük çocuklarda görevli mahkeme
12 yasından küçük suça sürüklenen çocuklar hakkında çocuklara özgü güvenlik
tedbiri uygulanmasında görevli mahkeme çocuk mahkemesidir.(5235 S.Y. m. 10.ve ÇKK
m.26/1)
5235 sayılı Adli Yargı _lk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye
Mahkemelerinin Kurulus Görev ve Yetkileri Hakkındaki Kanunun 10 uncu maddesinde,
sadece güvenlik tedbirlerine iliskin hükümlerin sulh ceza mahkemelerince verilecegi
belirtilmistir. ÇKK’nın 26.maddenin 1. fıkrasında da “çocuk mahkemesi, asliye ceza
mahkemesi ile sulh ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlar bakımından, suça
sürüklenen çocuklar hakkında açılacak davalara bakar” denilmistir. Her iki kanuni
düzenleme dikkate alındıgında, 12 yasından küçük suça sürüklenen çocuklar hakkında
güvenlik tedbiri uygulanmasında görevli mahkemenin çocuk mahkemesi oldugu ortaya
çıkmaktadır. Bu nedenle Özgenç’in, bu guruptaki çocuklar hakkında çocuklara özgü
güvenlik tedbiri kararlarının “çocuk hakimi”nce verilecegi seklindeki düsüncesine
katılamıyoruz.
Genel kural bu olmakla beraber çocuk hakkında herhangi bir sekilde kamu
davası açılmıs ve bu dava mahkemece kabul edilerek kovusturma asamasına geçilmis ise
kovusturmayı yapan mahkeme de çocuklara özgü güvenlik tedbiri kararı verebilecektir.
Çünkü ÇKK’nın 26/3. maddesinde bu mahkemeler de güvenlik tedbirleri konusunda
görevli kılınmıstır. Konu ile ilgili olarak Beyoglu Çocuk Agır Ceza Mahkemesi ile
Beyoglu Çocuk Mahkemesi arasında çıkan görev uyusmazlıgı nedeniyle Yargıtay verdigi
kararda, 12 yasından küçük suça sürüklenen çocuk hakkında güvenlik tedbiri
uygulanmasında Çocuk Agır Ceza mahkemesini de görevli saymıstır ve Çocuk Agır Ceza
Mahkemesinin bu konuda verdigi görevsizlik kararını kaldırmıstır.
Çocuk mahkemeleri ve çocuk agır ceza mahkemeleri yurdumuzun tamamında
henüz kurulamadıgından, bu mahkemeler kurulup göreve baslayana kadar, ÇKK’ya
eklenen geçici 1/3 maddesi ile genel görevli mahkemelere görev verilmistir.
Yine 15 yasından küçük sagır ve dilsiz çocuklar hakkında da kamu davası açılıp
kovusturma yapılamayacagından bu çocuklar hakkında da çocuklara özgü güvenlik
tedbiri alma görevi çocuk mahkemelerine ait olacaktır (TCK. m. 33).
c. 12–15 yas arasında bulunan çocuklarda görevli mahkeme
Bu guruptaki çocuklar hakkında çocuklara özgü güvenlik tedbiri kararı vermeye
görevli mahkeme, asıl fiil nedeniyle kovusturmayı yapmaya görevli olan çocuk
mahkemesi veya çocuk agır ceza mahkemesidir. (TCK. m. 31/2; ÇKK.m.26/3) Çünkü bu
gruba giren çocuklar hakkında isledikleri suç nedeniyle kovusturma açılması zorunludur.
Kovusturmayı yapacak olan mahkeme gerekirse güvenlik tedbirine de karar
verebilecektir (TCK m.31/2).
Bu görev kuralı fiil tarihinde akıl hastası olan çocuklar(TCK m.32) ile sagır ve
dilsiz çocuklar için de geçerlidir. (TCK m.33; ÇKK m.12)
Özgenç, isledigi suçtan dolayı kusur yetenegi olmayan çocuk hakkında
çocuklara özgü güvenlik tedbirlerine hükmetme görevinin çocuk mahkemesine ait
oldugunu belirtmistir. Oysa çocuk mahkemelerinin yanında çocuk agır ceza
mahkemeleri de görevlidir. Çünkü, ÇKK’nın tedbirlerde görevle ilgili 26/3. maddesinde
“mahkemeler” ifadesi kullanılmıstır. ÇKK’nın 3/1-b maddesinde de mahkeme, “çocuk
mahkemeleri” ve “çocuk agır ceza mahkemeleri” olarak tanımlanmıstır. Bu nedenle
Özenç’in degerlendirmesini eksik buluyoruz.
2. Yetki
Çocuklara özgü güvenlik tedbirlerine hangi yerdeki mahkemenin bakacagı
konusunda mevzuatımızda herhangi bir düzenleme yoktur. Çocuk koruma kanununda yer
alan yetki ve usule iliskin hükümler koruyucu ve destekleyici nitelikteki tedbirlere
iliskindir.(ÇKK m.8/1, 139) Bu nedenle suça sürüklenen çocuklarda güvenlik tedbirine
hükmedecek mahkemenin 5271 sayılı CMK’nın 12-21. maddelerde yer alan genel yetki
kurallarına göre belirlenmesi gerektigini düsünüyoruz. Bu hükme göre suçun islendigi
yerdeki mahkeme çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanmasında da genel yetkili
mahkeme olacaktır.
Bu yetki kuralları yapılan atıflar geregince akıl hastası çocuklar ve sagır ve dilsiz
çocuklar için de uygulanacaktır.(TCK, 33; ÇKK 12)
Kural bu olmakla beraber uygulamada ve teoride güvenlik tedbirleri ile
koruyucu ve destekleyici tedbirler birbirine karıstırıldıgından koruyucu ve destekleyici
tedbirlerde yetkili olan mahkemelerin güvenlik tedbirlerinde de yetkili oldugu ileri
sürülmektedir. Daha önce de vurguladıgımız gibi güvenlik tedbirleri ile koruyucu ve
destekleyici tedbirlerin hukuki nitelikleri birbirinden farklı oldugundan her iki tedbirin
olusturulmasında görev, yetki ve usul hükümleri de farklı olmak zorundadır. Bu nedenle
koruyucu ve destekleyici tedbirlere iliskin yetki kurallarının güvenlik tedbirlerinde de
uygulanmasına imkan yoktur.
3. Çocuk Hâkimi Kavramı
“Çocuk hakimi”, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununda genellikle koruyucu ve
destekleyici tedbir kararlarının alınmasında görevlendirilmistir. Bu husus, ÇKK’nın 3/1-c
maddesindeki çocuk hakimi tanımından ve 26/3. maddesindeki göreve iliskin hükümden
anlasılmaktadır.
5237 sayılı TCK’nın 31. madde gerekçesinde de -maddede olmamasına ragmençocuk
hakimine bazı görevler verildigi görülmektedir.
Bu düzenlemeler karsısında çocuk hakiminin çocuklara özgü güvenlik
tedbirlerinin uygulanmasında görevli olup olmadıgı konusunun incelenmesi çalısmamız
açısından önemli görülmüstür. Bu nedenle asagıda mevcut düzenlemeler, bir bütün
halinde verildikten sonra yorumlanacaktır.
Çocuk hâkimi ÇKK’nin 3/1-c maddesinde “hakkında kovusturma baslatılmıs
olanlar hariç, suça sürüklenen çocuklarla korunma ihtiyacı olan çocuklar hakkında
uygulanacak tedbir kararlarını veren çocuk mahkemesi hâkimi” olarak tanımlanmıstır.
TCK 31. madde gerekçesinin 5. paragrafında “bu grup yas küçüklerinin ceza
sorumlulugunun olup olmadıgı çocuk hakimi tarafından tespit edilir” denmektedir. 6.
paragrafta da “Çocuk hakimi, isledigi suç açısından ceza sorumlulugunun oldugunu kabul
ettigi yas küçügü hakkında ise kural olarak indirilmis cezaya hükmedecektir”
denilmektedir.
ÇKK 26/3 maddesinde de “Mahkememler ve çocuk hakimi, bu kanunda ve diger
kanunlarda yer alan tedbirleri almakla görevlidir” denmistir.
Yukarıdaki hükümler ısıgında konumuzu ilgilendirdigi kadarıyla çocuk hakimi
hakkında sunları söyleyebiliriz:
1. Çocuk hâkimi sadece “koruyucu ve destekleyici nitelikte” tedbir kararları
verebilir, güvenlik tedbiri kararı veremez. Çünkü güvenlik tedbiri kararları CMK’nın
223/1. maddesi geregince “hüküm” niteliginde kararlardır. Hükmü ancak mahkemeler
verebilir. Özgenç’in217 de yanlıs olarak iddia ettigi gibi hâkim kararı seklinde güvenlik
tedbiri kararı verilemez. Bu nedenle ÇKK’nın 3/1-c maddesinde adı geçen “tedbir kararı”
ifadesi koruyucu ve destekleyici nitelikte tedbir olarak anlasılmak zorundadır.
2. Hakkında herhangi bir nedenle kovusturma açılan suça sürüklenen çocuk
hakkında, çocuklara özgü güvenlik tedbirleri veya koruyucu ve destekleyici tedbir
kararları”nın uygulanmasında görevli mahkeme, kovusturmayı yapan mahkemedir. Bu
halde çocuk hakimi koruyucu ve destekleyici nitelikte tedbir kararı da veremeyecektir.
Çünkü ÇKK’nın 26/3. maddesi bu konuda, yargılamayı yapan mahkemeyi de görevli
kılmıstır. Kovusturma açılmakla artık görev, kovusturmayı yapan mahkemeye geçmistir.
3. TCK’nın 31.madde gerekçenin 5. paragrafında belirtildigi gibi çocuk hakimi,
çocugun ceza sorumlulugunun olup olmadıgını tespit edebilecek midir? 12 yasından
küçük çocukların ceza sorumlulugu olmadıgı için bu gurup çocuklar açısından bir
degerlendirme yapmaya gerek yoktur. Konuyu 12-15 yas arası çocuklar açısından
incelemek gerekir. Çocuk hakimi kovusturmada görevli olmadıgına göre(ÇKK m.3/1-c)
sorusturma asamasında çocugun ceza sorumlulugunun tespiti söz konusu olabilir. Bu
konu degisik açılardan tartısılabilir ancak çocuk hakiminin böyle bir tespit kararı
verebilecegini kabul edersek ortaya su sonuçlar çıkacaktır: Yapılan incelemede çocugun
ceza sorumlulugu olmadıgı ortaya çıktıgı takdirde çocuk hakimi çocuga, “çocuklara özgü
güvenlik tedbiri” uygulayamayacaktır. Çünkü, yukarıda da belirtildigi gibi çocuk hakimi
“hüküm” niteliginde olan güvenlik tedbiri kararı veremeyecektir.(CMK m.223/1; ÇKK
3/1-c) Çocugun ceza sorumlulugu oldugu ortaya çıktıgı takdirde de ceza
veremeyecektir(CMK 223/1. ÇKK 3/1-c) Bu nedenle çocuk hakiminin böyle bir tespiti
yapmasının pratik bir faydası olmayacaktır. Kaldı ki böyle bir tespit kararı Türk Ceza
Muhakemesi Kanununda da tanımlanmıs degildir. Bu nedenle 12-15 yas arası çocuklar
suç isledikleri takdirde haklarında kovusturma açılmalı ve kovusturmayı yapan
mahkemece ceza sorumlulugunun olup olmadıgı tespit edilmelidir diye düsünüyoruz. Bu
nedenle maddede adı geçen çocuk hakimi ifadesini mahkeme olarak anlamak gerekir.
4. TCK’nın 31.madde gerekçesinin 6. paragrafındaki düzenleme ile ilgili de
sunları söyleyebiliriz: Bir kere çocuk hakiminin ceza verme yetki ve görevi yoktur.(ÇKK
m.3/1-c). Cezayı ancak mahkeme verir. Bu nedenle 6. paragraftaki “çocuk hakimi
ifadesi”ni de mahkeme olarak anlamak gerekir. Bu mahkeme, çocugun suç nedeniyle
kovusturmasını yapan çocuk mahkemesi veya çocuk agır ceza mahkemesidir.
B. ÇOCUGA UYGUN GÜVENLİK TEDBİRİNİN TESPİTİ
1. Genel Olarak
Suça sürüklenen çocuk hakkında ÇKK’nın 5.maddesinde belirtilen tedbirlerden
hangisinin uygulanacagı toplanan delilere göre mahkemece takdir edilecektir. Mahkeme
bu takdiri kullanmadan önce gerek görürse çocuk ve ilgili kisileri dinleyecek ve çocuk
hakkında hazırlatacagı sosyal inceleme raporu (SIR)’ndan büyük ölçüde faydalanacaktır.
Bu nedenle konunun önemi açısından sosyal inceleme raporu ayrı baslık altında kısaca
incelenmistir.
2. Sosyal _nceleme Raporu
Sosyal inceleme raporu çocuk mahkemelerinin temel etkinliklerinden birisidir.
Suça sürüklenen çocukların toplumla bütünlesmesini amaç edinen bütün adalet
sistemlerinde S_R olmadan çocuk hakkında karar verilemeyecegi kabul edilir.
Çocuk Koruma Kanununun 35. maddesine göre fiil tarihinde 12 yasından küçük
suça sürüklenen çocuklar için (SIR) raporu alınması zorunlu degildir. 12-15 yas arasında
bulunan suça sürüklenen çocuklar için ise zorunludur. Çünkü bu rapor 12-15 yas
arasındaki çocugun, isledigi fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili
olarak davranıslarını yönlendirme yeteneginin takdirinde mahkemece göz önünde
bulundurulacaktır.(ÇKK m. 35/1;ÇKKTY. m. 20/3)). 12 yasından küçük çocuklarda ceza
sorumlulugu olmadıgı için böyle bir inceleme yapmaya gerek yoktur. Ancak, hangi
güvenlik tedbirinin uygulanacagı konusunda bu çocuklar için de (SIR) raporu alınması
önemlidir.
Sosyal inceleme raporu mahkemede görevli sosyal çalısma görevlilerince
hazırlanacaktır. Raporda, çocugun isledigi fiille ilgili olarak algılama ve irade yetenegi
olup olmadıgı konusunda bir degerlendirme yapılmamalıdır; ancak, bu konuda
mahkemenin kanaat edinmesine katkı yapacak somun olgulara yer verilmelidir.
Birlesmis milletler Beijing kurallarının 16 inci maddesinde de, önemsiz ve tali
derecedeki suçlar dısındaki bütün davalarda hükümden önce, çocugun suç islemeden
önceki yasam kosulları ve suçun hangi ortam içinde islendigi konusunda yeterli
incelemenin yapılması öngörülmüstür.
C. ÇOCUKLARA ÖZGÜ GÜVENL_K TEDB_R_N_N UYGULANMASI,
YARGILAMA, YARGILAMANIN SONA ERMES_ VE HÜKÜM.
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 56. maddesinde, “çocuklara özgü güvenlik
tedbirlerinin ne suretle uygulanacakları ilgili kanunda gösterilir” dendikten sonra ÇKK
‘nın 11. madde düzenlemesi yapılmıstır. Madde aynen söyledir. “Bu kanunda düzenlenen
koruyucu ve destekleyici tedbirler, suça sürüklenen ve ceza sorumlulugu olmayan
çocuklar bakımından, çocuklara özgü güvenlik tedbiri olarak anlasılır”.
Konu ile ilgili olarak ÇKK’nın yürürlüge girmesinden sonra yazılan birkaç
eserde, 11.madde atfı geregince ÇKK’ da yer alan koruyucu ve destekleyici tedbirlerle
ilgili bütün hükümlerin (infaz dahil) çocuklara özgü güvenlik tedbirlerine de
uygulanabilecegi iddia edilmistir. ÇKK’ da çocuklara özgü güvenlik tedbirlerinin nasıl
olusturulacagı ve nasıl uygulanacagı konusunda 11. maddeden baska bir düzenleme
yoktur. Buradan anlıyoruz ki kanun koyucu, ÇKK nın 11. madde atfı ile koruyucu ve
destekleyici tedbirlere iliskin bütün hükümlerin çocuklara özgü güvenlik tedbirlerine de
uygulanmasını amaçlamıstır; ancak, bu mümkün degildir. Koruyucu ve destekleyici
tedbirlerin nitelikleri ile güvenlik tedbirlerinin nitelikleri birbirinden farklıdır. Daha önce
deginildigi gibi güvenlik tedbiri yaptırımdır; hükümdür; kararın alınması sadece
Cumhuriyet savcılıgınca talep edilebilir; mahkeme kararıdır; durusmalı olarak verilir;
temyize tabidir; Cumhuriyet savcılıgınca infaz edilir; suç islendikten sonra hükmedilir.
Oysa koruyucu ve destekleyici tedbirler hüküm degil karardır; çocuk hakimi tarafından
verilir; karar çocugun anası, babası, vasisi, bakım ve gözetiminden sorumlu kimse,
Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu ve Cumhuriyet savcısının istemi üzerine
veya resen çocuk hakimi tarafından alınabilir, asıl olarak durusmasız verilir; itiraza
tabidir; idarece yerine getirilir; uygulanması suç islenmesine baglı degildir. Bu nitelik
farklılıklarından dolayı koruyucu ve destekleyici tedbirlere iliskin bütün hükümlerin
çocuklara özgü güvenlik tedbirlerine de uygulanması imkansızdır diye düsünüyoruz.
. Bu durumda konumuzla ilgili olarak ÇKK’nın 11. maddesini nasıl anlamak
gerektigini ortaya koymak gerekir. Bu madde, birinci olarak hangi çocuklar hakkında
çocuklara özgü güvenlik tedbiri uygulanacagını düzenlemektedir. _kinci olarak da
ÇKK’nın 5. maddesindeki tedbirlerin, sartlar olustugu takdirde çocuklara özgü güvenlik
tedbiri olarak uygulanacagını belirtmektedir. Bundan daha ileri bir anlam çıkarmak
olanaksızdır. Çünkü, yukarıda belirtilen nitelik farkından dolayı, koruyucu ve
destekleyici tedbirlere iliskin hükümlerin uygulanması suretiyle çocuklara özgü güvenlik
tedbirlerinin olusturulması olanaksızdır.
Çocuklara özgü güvenlik tedbirlerinin olusturulması ve uygulanmasında
ÇKK’daki koruyucu ve destekleyici tedbirlere iliskin hükümler uygulanamayacagına ve
baskaca özel düzenleme olmadıgına göre genel hükümler uygulanmalıdır. 5271 sayılı
Ceza Muhakemesi Kanunu, genel olarak ceza yaptırımına iliskin yargılama usulünü
düzenlemis güvenlik tedbiri yargılamasına yer vermemistir; ancak bu durum, hakkında
kamu davası açılabilen 12–15 yas arası çocuklar için bir sorun olusturmaz. Çünkü
güvenlik tedbirine hükmedilmesi suçun sabit olmasına baglı oldugundan hüküm
asamasına kadar yapılacak ceza yargılaması aynı zamanda bir güvenlik tedbiri
yargılaması olacaktır. Burada her iki yargılamada bir beraberlik söz konusudur.
Daha önce de degindigimiz gibi, fiil tarihinde 12 yasından küçük suça
sürüklenen çocuklar hakkında sorusturma ve kovusturma yapılamadıgına göre bu
çocukların müsnet fiili isleyip islemedikleri nasıl tespit edilecektir? Güvenlik tedbirlerine
iliskin ayrı bir usul hükümlerinin olmaması sorunu güçlestirmektedir. Kovusturma
yapılmadan bir kisinin suçluluguna karar vermek mümkün degildir. Bu nedenle 12
yasından küçük çocuklar bakımından ayrı bir güvenlik tedbiri yargılaması yasasına
muhakkak ihtiyaç oldugunu düsünüyoruz. Böyle bir düzenleme yapılana kadar takdire
baglı olarak uygulanması öngörülen 12 yasından küçükler hakkında güvenlik tedbiri
uygulanmaması, bunun yerine koruyucu ve destekleyici tedbir uygulanmasını
öneriyoruz.(ÇKK. m.31/1)
Çocuklarla ilgili sorusturma ve kovusturma yapılırken öncelikle CMK ve ÇKK
daki çocuklara iliskin özel düzenlemeler dikkate alınmalı ve uygulanmalıdır. Çocugun
savunması muhakkak müdafii huzurunda alınmalı(CMK. m. 150/3) ve durusması
muhakkak kapalı yapılmalı ve hüküm de kapalı oturumda açıklanmalıdır.(CMK. m. 185).
Durusmalarda sosyal çalısma görevlilerinin bulundurulmasına önem verilmelidir224.Yine,
çocugun menfaati açısından takdire baglı olarak uygulanması öngörülen ÇMK’daki
kovusturma baslıklı ikinci bölümdeki hükümlere riayet edilmelidir.
12-15 yas arası suça sürüklenen çocuk hakkında yapılacak yargılama sonunda
müsnet suçu isledigi sabit görülmekle birlikte ceza sorumlulugunun olmadıgı
anlasıldıgında bu çocuk hakkında ceza verilmesine yer olmadıgına(CMK m. 223/3-a)
ancak uygun görülecek bir veya birkaç koruyucu ve destekleyici tedbirin(ÇKK m. 5)
güvenlik tedbiri olarak uygulanmasına karar verilmelidir. Bu karar, mevcut düzenleme
karsısında kanun yolu olarak temyize tabi olacaktır ve kesinlesmeden infaz
edilemeyecektir.
III. _NFAZ HÜKÜMLER_
A. GÜVENLİK TEDBİRLERİNİN İNFAZI
Mevzuatımızda çocuklara özgü güvenlik tedbirlerinin infazına iliskin bir hüküm
bulunmamaktadır. 5237 sayılı TCK’nın 56. madde yollaması ve ÇKK’nın kapsam
baslıklı 2. maddesine ragmen ÇKK da, çocuklara özgü güvenlik tedbirlerinin nasıl infaz
edilecegi konusunda bir düzenleme yapılmamıstır. Yine konu ile ilgili olarak, 5275 sayılı
Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin _nfazı Hakkındaki kanun(CGT_K) ve Ceza _nfaz
Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin _nfazı Hakkında
Tüzükte(CGT_T)”ve Çocuk Koruma Kanununun Uygulanmasına _liskin Usul ve Esaslar
Hakkındaki Yönetmelikte (ÇKKTY) de bir hüküm getirilmemistir. Çünkü, çocuklara
özgü güvenlik tedbirlerinin de ÇKK’nin 11.madde yollaması geregince koruyucu ve
destekleyici tedbirler gibi infaz edilebilecegi düsünülmüstür. Oysa daha önce de
belirtildigi gibi her iki tedbir arasında hukuki nitelik farkı buna engeldir. Bu nedenle
koruyucu ve destekleyici tedbirlerin infazına iliskin hükümler uygulanarak, bir yaptırım
olan güvenlik tedbirlerinin infazı yapılamaz.
Konu ile ilgili olarak CGT_T nın 59. maddesi ile getirilen “5237 sayılı
Kanunun 56 ncı maddesinde belirtilen çocuklara özgü güvenlik tedbirleri, 3/72005 tarih
ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununda gösterilen esas ve usullere göre infaz edilir”
seklindeki hükmün de uygulanma kabiliyeti yoktur. Çünkü yukarıda da belirtildigi gibi
ÇKK’da çocuklara özgü güvenlik tedbirlerinin nasıl infaz edilecegine dair bir hüküm
mevcut degildir.
Çocuklara özgü güvenlik tedbirleri, kanunda ayrıntılı olarak düzenlenene kadar
mevcut düzenlemeler ısıgında infazın çareleri aranmalıdır. Bu tedbirlerin infazı,
koruyucu ve destekleyici tedbirlerin uygulanması ile büyük benzerlik gösterecegi
muhakkaktır. Yeni bir düzenleme yapıldıgı takdirde düzenlemenin bu yönde olacagı da
söylenebilir. Simdi ise ÇKK’nın 5 inci maddesinde belirtilen koruyucu ve destekleyici
tedbir ve tanımları ile CMK’nın 36/2. maddesi ve CGT_K’nın 5 inci maddesi dikkate
alınarak çocuklara özgü güvenlik tedbirlerinin infazı çareleri aranmalıdır.
CMK’nın 36/2 ve CG_K’nın 5. maddesine göre infaz edilecek hükümler
kesinlesme serhi verilerek mahkemenin yanındaki Cumhuriyet Bassavcılıgına
gönderilmelidir. _nfaz, cumhuriyet savcısı tarafından izlenmeli r ve takip edilmelidir225.
Bu düzenlemeler geregince çocuklara özgü güvenlik tedbirlerine iliskin hükümler de
usulüne uygun olarak verilip kesinlestikten sonra kesinlesme serhli bir nüshası infaz için
bu kararı veren mahkeme yanındaki Cumhuriyet savcılıgına gönderilmelidir. Cumhuriyet
savcısı güvenlik tedbirine iliskin kararları ilgisine göre Yönetmelik 9. maddede sayılan
kisi ve kurumlara gönderecek ve infazı izleyip denetleyecektir. Mahkeme bu kararları
koruyucu ve destekleyici tedbir kararlarında oldugu gibi yönetmelik 9.maddede belirtilen
kisi veya kurumlara kendiliginden gönderemeyecektir.
B. KOSULLU SALIVERME
CGT_K’nın 107.maddesine göre sartla salıverme sadece hapis cezalarının
infazında söz konusudur. Bu nedenle çocuklara özgü güvenlik tedbirlerinin infazında
sartla salıverme hükümlerinin uygulanmasına imkân yoktur.
C. GÜVENLİK TEDBİRİNİN SONA ERMESİ
Çocuklara özgü güvenlik tedbirlerinin ne zaman sona erecegi konusunda ÇKK’
da herhangi bir düzenleme mevcut degildir. 5237 sayılı TCK’nın Adalet Alt
Komisyonunda kabul edilen ancak daha sonra degistirilen 56. maddenin 4. fıkrasında
güvenlik tedbiri uygulanmasının en geç çocugun onsekiz yasını doldurması ile sona
erecegi belirtilmistir.
Koruyucu ve destekleyici tedbirler ise ÇKK’nın 7/6. maddesine göre çocugun on
sekiz yasını doldurması ile sona ermektedir. Ancak çocugun egitim ve ögrenime devam
edebilmesi için rızası alınmak suretiyle belli bir süre daha devamına karar
verilebilmektedir. Koruyucu ve destekleyici tedbirler ile güvenlik tedbirleri arasındaki
nitelik farkı geregince bu maddenin çocuklara özgü güvenlik tedbirlerinde
uygulanmasına imkân yoktur. Ancak, çocuklara özgü güvenlik tedbirleri mahiyeti
itibariyle çocuklara uygulanacagından suça sürüklenen çocuk, çocukluktan çıktıgı anda
yanı on sekiz yasını doldurdugu anda bu tedbirlerin uygulanmasına da son vermek
gerekecegi kanısındayız.
SONUÇ
Güvenlik tedbirleri 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53-60. maddelerinde
ceza gibi bir yaptırım türü olarak düzenlenmistir. Bu nedenle çocuklara özgü güvenlik
tedbirleri de bir yaptırımdır.
Yaptırım, hukuk düzeninin, sosyal beraberligin devamını saglayan normların
ihlali halinde uygulanan koruma vasıtaları, ihlale verilen bir tepkidir. Bu anlamda ceza
yaptırımı, suç teskil eden ve toplum düzenini bozan eylem nedeniyle suçlu hakkında
kusurluluguyla orantılı olarak yargı organlarınca hükmedilen ve devlet tarafından infaz
edilen ve esasen ıslahı saglamaya yönelen ızdırap verici, korkutucu ve caydırıcı bir
müeyyidedir. Güvenlik tedbirleri ise kusura bakılmaksızın, toplumu ve kisiyi gelecekte
suç tehlikesinden korumak amacıyla, suç isleyen kisi hakkında ya da suçun konusu ile
veya suçun islenmesinde kullanılan araçla ilgili olarak uygulanan, koruma veya
iyilestirme amacına yönelik yaptırımlarıdır.
5237 sayılı TCK’ da güvenlik tedbirleri, 53 ilâ 60. maddelerde sırası ile 1)
Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma, 2) Esya müsaderesi, 3) Kazanç müsaderesi,
4) Çocuklara özgü güvenlik tedbirleri, 5) Akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirleri, 6)
Suçta tekerrür ve özel tehlikeli suçlular, 7) Sınır dısı edilme ve 8) Tüzel kisiler hakkında
güvenlik tedbirleri olmak üzere sekiz baslık altında düzenlenmistir. Bu maddelerde -
çocuklara özgü olanlar hariç- güvenlik tedbirlerinin uygulanma sartları da
düzenlenmistir.
Güvenlik tedbirlerinin infazına iliskin 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik
Tedbirlerinin _nfazı Hakkındaki Kanun ile bu kanuna dayanarak Ceza _nfaz
Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin _nfazı Hakkında Tüzük
çıkarılmıstır.
Ceza Hukukunda yas küçüklügü, algılama (anlama) ve irade (isteme) yetenegi
olarak tanımlanan kusurlulugu tamamen ortadan kaldırdıgı veya azalttıgı kabul
edilmektedir. Bu nedenle kusura dayalı ceza yaptırımı uygulanamayan çocuklar
hakkında, çocuklara özgü güvenlik tedbiri uygulanması benimsenmistir(TCK m.31/1,2)
Hangi çocuklar hakkında, hangi sartların gerçeklesmesi halinde “çocuklara özgü
güvenlik tedbirleri” uygulanacagı 5237 sayılı TCK’nın 31. maddesinin 1 ve 2.
fıkralarında gösterilmistir. 1. fıkra düzenlemesine göre, fiili isledigi sırada oniki yasını
doldurmamıs olan çocukların ceza sorumlulugu olmadıgından bu kisiler hakkında
“sorusturma” ( TCK 31/1. maddedeki “kovusturma” “sorusturma” olarak anlasılmalıdır.)
yapılamayacaktır; ancak, çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanabilecektir. Burada
güvenlik tedbirinin uygulanması hakimin takdirine bırakılmıstır. Hakim, bu takdiri
kullanırken çocugun kendisi ve toplum için tehlikeli halde bulunup bulunmadıgına
bakacaktır. 31. maddenin 2. fıkrasına göre ise, fiil tarihinde 12-15 yas arasında bulunan
çocukların isledikleri fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamamaları veya
davranıslarını yönlendirme yeteneginin yeterince gelismemis olmaları halinde ceza
sorumlulukları olmayacaktır; ancak, bu çocuklar hakkında çocuklara özgü güvenlik
tedbiri uygulanacaktır. Bu fıkra düzenlemesindeki sartlar gerçeklestiginde güvenlik
tedbiri zorunlu olarak uygulanacaktır. Ayrıca çocugun tehlikeli halde bulunup
bulunmadıgı aranmayacaktır.
5395 sayılı ÇKK’nın 12. maddesi geregince, fiil tarihinde akıl hastası olan 12
yasından küçük ve 12-15 yas arasında olan çocuklar hakkında genel olarak akıl
hastalarına iliskin güvenlik tedbirlerini düzenleyen 5237 sayılı TCK’ nın 57.
maddesindeki tedbirler degil ÇKK’nın 5. maddesinde düzenlenen koruyucu ve
destekleyici tedbirler güvenlik tedbirleri olarak uygulanacaktır. Dolayısıyla bu çocuklar
hakkında öncelikle “saglık tedbiri”ne hükmedilmesi gerekecektir.
5237 sayılı TCK’nın 57/7. maddesinde düzenlenen alkol ya da uyusturucu veya
uyarıcı madde bagımlılıgı, TCK’nın ceza sorumlulugunu kaldıran veya azaltan
nedenlerin belirtildigi birinci kitap, ikinci kısım ikinci bölümde yer almamaktadır. Bu
nedenle madde bagımlılıgının tek basına ceza sorumlulugunu kaldırdıgı veya azalttıgı
söylenemez. Her madde bagımlısı da muhakkak akıl hastası olmayacagına göre bu
kisilerin de TCK’nın 32. maddesi geregince akıl hastası olup olmadıklarının ayrıca
arastırılması gerekir ve sonuca göre karar olusturulmalıdır. 5237 sayılı TCK’nın 57.
maddesinin son cümlesi geregince, bu kisilerin yerlestirildigi kurumun saglık kurulunca
iyilestiklerine dair rapor düzenlenmesi halinde serbest bırakılabilecegi yönündeki ifadeyi,
ceza verilmeyecek seklinde anlamamak gerekir. Bu anlamda madde bagımlısı suça
sürüklenen çocuklar hakkında da muhakkak akıl hastası olup olmadıkları yönünde
arastırma yapılmalı ve sonuca göre akıl hastalıgına iliskin hükümlerin uygulanması
düsünülmelidir.
TCK’nın 31/1. maddesinde, isledikleri iddia edilen suç nedeniyle haklarında
sorusturma ve kovusturma yapılamayan 12 yasından küçük suça sürüklenen çocuklar
hakkında çocuklara özgü güvenlik tedbiri uygulanabilecegine iliskin hüküm CMK’nın
223/1. maddesi ile çelismektedir. Çünkü CMK’nın 223/1. maddesi geregince bir yaptırım
olan güvenlik tedbirleri ancak bir yargılama sonucunda hükmedilebilir. Oysa 12
yasından küçük çocuklar hakkında “sorusturma” dolayısıyla da yargılama
yapılamamaktadır. Bu sorunların çözümünün ancak ayrı bir güvenlik tedbirleri
yargılaması hukukunun olusturulması ile mümkün olacagı kanısındayız. Ancak yeni
düzenleme yapılana kadar bu çocukların ifadesi alınmadan sorusturma harici islemlerle
suç isleyip islemedikleri konusunda bir kanaat edinilmeli ve ona göre de tedbir
uygulanması düsünülmelidir.
Yine 5271 sayılı CMK’nın sorusturma ve kovusturma kavramlarını tanımlayan
2.maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentleri ile 5237 sayılı TCK’nın 31/1. maddesi ve
ÇKK’nın 3 ve 11. maddelerinin birbirini tamamlayacak sekilde paralel düzenlenmedigi
görülmektedir.
Yas küçüklügünü düzenleyen TCK’nın 31/1. maddesinde, 765 sayılı TCK’nın
53/1. maddesindeki “takibat” karsılıgı olarak “kovusturma” teriminin kullanılmıs olması,
12 yasından küçükler hakkında kovusturma yapılamayacagı ancak sorusturma
yapılabilecegi anlamı çıkarılmasına neden olmaktadır. Oysa bu maddedeki “kovusturma”
terimi, takibatın karsılıgı olan “sorusturma” olarak anlamak gerekir. Ancak
“kovusturma” teriminin 5271 sayılı yasadaki tanıma göre anlasılması ve uygulamanın da
bu sekilde gelismesi mümkündür. Bu farklılıkların yeni bir düzenleme ile giderilmesi
gerektigini düsünüyoruz.
Yine ÇKK’nın 3. maddesindeki tanıma göre, bir çocugun suça sürüklenen
çocuk sayılması için hakkında “sorusturma” ya da “kovusturma” açılmıs olması gerekir.
ÇKK’nın 11. maddesi geregince de çocuk hakkında çocuklara özgü güvenlik tedbiri
uygulanabilmesi için çocugun “suça sürüklenen çocuk” statüsünde bulunması gerekir. Bu
durumda suça sürüklenen çocuk kapsamı dısında kalan 12 yasından küçük suç isnadı
altında bulunan çocuklar hakkında TCK’nın 31/1. madde düzenlemesine ragmen
çocuklara özgü güvenlik tedbiri uygulanamayacagı gibi bir yorum getirilmesi
mümkündür. Bu nedenle yukarıda belirtilen kanun maddelerinin de uygulamada
duraksamalara sebebiyet vermeyecek sekilde yeniden ele alınıp birbirine paralel
düzenlemesi gerektigini düsünüyoruz.
Fiil tarihinde 12-15 yas arasında bulunan çocukların “ceza sorumlulugu”
bulunup bulunmadıgı konusunun kimin tarafından takdir edilecegi sorunu önemlidir.
TCK’nın 31. madde gerekçesinde, bu tespitin “çocuk hakimince yapılacagı”; çocugun
ceza sorumlulugunun olmadıgı anlasıldıgı takdirde haklarında ceza tertibine yer
olmadıgına karar verilecegi ve çocuklara özgü güvenlik tedbiri uygulanacagı; aksi halde
indirilmis ceza uygulanacagı belirtilmistir. Buradaki “çocuk hakimi” ifadesi, ÇKK’nın
3/b maddesinde tarıf edilen “çocuk mahkemeleri” ve “çocuk agır ceza mahkemeleri”
olarak anlasılması gerekir. Çünkü, ceza sorumlulugunun varlıgı veya yoklugu
kovusturma asamasında “mahkemece” degerlendirilmelidir. Oysa çocuk hakiminin
kovusturma ve ceza verme yetkisi yoktur. Bu nedenle bu gruptaki çocukların ceza
sorumluluklarının bulunup bulunmadıgı suç nedeniyle kovusturmayı yapan mahkemece
takdir edilmelidir.
Mahkeme, fiil tarihinde 12-15 yas arasında bulunan çocuklar hakkında
ÇKK’nın 35. madde geregince, uzman bilirkisiye çocugun bireysel özelliklerini ve
içinde bulundugu aile, sosyal ve ekonomik kosulların tespiti için inceleme yaptırmalı ve
rapor almalıdır. Alınan bu Sosyal _nceleme Raporu çocugun ceza sorumlulugunun
bulunup bulunmadıgı konusunun takdirinde de göz önüne alınmalıdır.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda çocuklara özgü güvenlik tedbirleri
konusunda baska bir düzenleme 56. maddesi ile yapılmıstır. Bu madde ile çocuklara
özgü güvenlik tedbirlerinin neler oldugu ve ne suretle uygulanacakları konusunda
ÇKK’ya atıfta bulunulmustur.
5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununda, çocuklara özgü güvenlik tedbirlerine
iliskin düzenleme ise 11.maddede yapılmıstır. Bu maddede “Bu kanunda düzenlenen
koruyucu ve destekleyici tedbirler, suça sürüklenen ve ceza sorumlulugu olmayan
çocuklar bakımından, çocuklara özgü güvenlik tedbiri olarak anlasılır”. denilerek ÇKK
5. maddede belirtilen koruyucu ve destekleyici tedbirlere atıf yapılmıstır. Bu tedbirler,
çocuga egitimi ve gelisimi ile ilgili yol gösterilmesi amacı güden danısmanlık, çocugun
ailesi tarafından bakılamaması halinde uygulanan bakım, çocugun egitimi veya meslek
edinmesi için egitim, çocugun saglık sorunlarının giderilmesi için saglık ve barınma
yeri olmayan çocuklu kimselere veya hayatı tehlikede olan hamile kadınlara uygulanan
barınma tedbirleridir.
ÇKK’nın 11. maddesi geregince suça sürüklenen çocuklar hakkında ÇKK ‘nın
5.maddesindeki koruyucu ve destekleyici tedbirler uygulandıgında artık bu tedbirler
güvenlik tedbiri niteligini alacaktır. Yani 5. maddedeki tedbirlerin niteligi, korunma
ihtiyacı olan çocuklar hakkında koruyucu ve destekleyici tedbir olarak uygulandıgında
farklı, suça sürüklenen çocuklar hakkında çocuklara özgü güvenlik tedbiri olarak
uygulandıgında farklı olacaktır. Bu nedenle her iki tedbir arasındaki farkı ortaya koymak
gerekir.
Güvenlik tedbirleri, hem toplumu hem kisiyi korumak amacı güderler;
yaptırımdır; hükümdür; sadece mahkemece hükmedilir; durusmalı verilir; _stinafa
tabidir; Cumhuriyet savcılarınca infaz edilirler. Koruyucu ve destekleyici tedbirler ise
sadece çocugu korumak ve desteklemek amacı ile olusturulur; yaptırım degildir; hâkim
kararlarıdır; kural olarak durusmasızı verilir; _tiraza tabidir; Cumhuriyet savcılarınca
degil, kanunda ve yönetmelikte belirtilen kisi ve kurumlarca yerine getirilirler (ÇKK m.
45)
Yine ÇKK’nın 5. maddesindeki tedbirlerin çocuklara özgü güvenlik tedbiri
olarak uygulanabilmesi için bir suçun islenmesi ve toplumda tehlikeli bir halin ortaya
çıkması gerekir. Oysa aynı tedbirlerin koruyucu ve destekleyici tedbir olarak
uygulanması için bu sartların gerçeklesmesine gerek yoktur. Çocugun korunma ihtiyacı
altında olması yeterlidir.
ÇKK’nın 11. maddesi ile, çocuklara özgü güvenlik tedbirlerinin olusturulması
ve uygulanması konusunda, koruyucu ve destekleyici tedbirlere iliskin hükümlere atıf
yapılması kanımızca hatalı olmustur. Çünkü nitelikleri farklı iki tedbir hakkında aynı
hukuk kurallarının uygulanması mümkün degildir. Bu nedenle atfın, sadece Çocuk
Koruma Kanunu 5. maddede sayılan koruyucu ve destekleyici tedbirlerin çocuklara özgü
güvenlik tedbiri olarak uygulanması seklinde anlasılması gerektigini düsünüyoruz. Yani
bu düzenleme geregince suça sürüklenen çocuklara, çocuklara özgü güvenlik tedbiri
olarak sadece ÇKK’nın 5. maddesinde sayılan, danısmanlık, egitim, bakım, saglık ve
barınma tedbirleri uygulanabilecektir. Bunların dısında bir tedbir, güvenlik tedbiri olarak
uygulanamayacaktır.
Koruyucu ve destekleyici tedbir kararlarının olusturulmasında uygulanan usul
ve esaslar uygulanmak suretiyle çocuklara özgü güvenlik tedbiri kararları
olusturulamayacagından, eger çocuklar hakkında gerçekten çocuklara özgü güvenlik
tedbirlerinin uygulanması arzu ediliyor ise bu tedbirlerin olusturma asamasından infaz
asamasına kadar bütün ayrıntıları kanun, tüzük ve yönetmeliklerle düzenlenmesi
gerektigini düsünüyoruz.
ÇKK’nın 3. maddesinde yapılan çocuklarla ilgili tanımlarda da sorunlar
bulunmaktadır. Maddede suça sürüklenen çocuk “Kanunlarda suç olarak tanımlanan
bir fiili isledigi iddiası ile hakkında sorusturma veya kovusturma yapılan ya da isledigi
fiilden dolayı hakkında güvenlik tedbirine karar verilen çocuk; korunma ihtiyacı olan
çocuk ise” Bedensel zihinsel, ahlaki, sosyal ve duygusal gelisimi ve kisisel güvenligi
tehlikede olan, ihmal veya istismar edilen ya da suç magduru çocuk” olarak
tanımlanmıstır. Burada her iki çocugun birbirinden bagımsız olarak tanımlandıgı
görülmektedir. Oysa her suça sürüklenen çocuk, aynı zamanda korunmaya ihtiyacı olan
çocuktur. Uygulamada, suça sürüklenen çocukların korunma ihtiyacı olan çocuk
kapsamına alınmadıgı gerekçesi ile haklarında koruyucu ve destekleyici tedbir kararı
alınmaması ihtimali vardır. Bu nedenle tanımların yeniden gözden geçirilmesi, suça
sürüklenen çocukların da korunma ihtiyacı olan çocuk kapsamına alınması ve bu
çocuklar hakkında da tereddütsüz koruyucu ve destekleyici tedbir kararlarının
uygulanmasının yolunun açılması gerektigini düsünüyoruz.
Yine “suça sürüklenen çocuk” ifadesi bir kesinlik içermektedir ve bir suç isnadı
ile birlikte çocuk bu statüye girmektedir. Oysa suç nedeniyle yapılacak sorusturma
sonunda kovusturmaya yer olmadıgına(CMK m.172) kararı verilmesi söz konusu oldugu
gibi kovusturma sonunda çocugun isnat edilen suçu islemediginden beraatına karar
verilmesi de mümkündür. Bu halde çocuk baslangıçta suça sürüklenen çocuk konumuna
haksız yere konulmus olacaktır. Bu nedenle bu çocuklar hakkında kullanılan ve
“süpheli” ve “sanık” ifadelerinden daha agır anlam içeren “suça sürüklenen çocuk”
ifadesinin terk edilmesi gerektigini düsünüyoruz. Bunların yerine “süpheli çocuk” ve
“sanık çocuk” ifadelerinin kullanılmasının daha yerinde olacagı kanaatindeyiz.
Çocuklara özgü güvenlik tedbirleri kesinlesmedikçe infaz edilemeyeceginden
bazen çocugun uzun süre korumasız kalması söz konusu olabilecektir. Bu nedenle
koruyucu ve destekleyici tedbirlerde oldugu gibi çocuklara özgü güvenlik tedbirlerinin
de kesinlesmeden infaz edilebilmelerinin yolu açılmalıdır.
Türk hukukunda oldugu gibi karsılastırmalı hukukta da suç isleyen çocuklar
hakkında koruma tedbiri, disiplin tedbiri ve ceza tedbiri adı altında bazı tedbirlerin
uygulandıgı görülmektedir. Bu tedbirlerin Türk Ceza Hukukundaki çocuklara özgü
güvenlik tedbirleri ile karsılastırmalı olarak incelenmesi, bir yaptırım olarak düzenlenip
düzenlenmediginin arastırılması, çocuklara özgü güvenlik tedbirlerinin gelistirilmesine
katkı saglayacagı düsüncesi ile konu yeni arastırmacılara önerilmektedir.
Denetimli serbestlik tedbiri bir güvenlik tedbiri degildir. Çünkü 5237 sayılı
TCK’da güvenlik tedbirleri arasında sayılmamıstır. Bu nedenle içerigi itibari ile
güvenlik tedbiri oldugu ileri sürülse bile bu tedbirlerin TCK’da güvenlik tedbiri olarak
düzenlendigi söylenemez.
Çocuk hakkında uyusturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol
bagımlılıgından arınması amacıyla saglık tedbiri uygulandıgı takdirde, hastaneye yatmak
dâhil olmak üzere tedavide geçirdigi süreler mahkûm oldugu cezaya mahsup
edilebilecektir.(CMK m. 109/6), Diger hallerde ise mahsup yapılamayacaktır.
Çocuklara özgü güvenlik tedbirleri mahiyeti itibariyle çocuklara
uygulanacagından suça sürüklenen çocuk, çocukluktan çıktıgı anda yanı onsekiz yasını
doldurdugu anda bu tedbirlerin uygulanmasına da son vermek gerekecektir.
CGT_K’nın 107.maddesine göre sartla salıverme sadece hapis cezalarının
infazında söz konusu oldugundan çocuklara özgü güvenlik tedbirlerinin infazında sartla
salıverme hükümleri uygulanmayacaktır.
Çocuklara özgü güvenlik tedbirlerinin nasıl infaz edilecegine dair ÇKK herhangi
bir düzenleme yoktur. Bu nedenle Ceza _nfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve
Güvenlik Tedbirlerinin _nfazı Hakkındaki Tüzük’ün 59. maddesindeki “5237 sayılı
Kanunun 56 ncı maddesinde belirtilen çocuklara özgü güvenlik tedbirleri, 3/7/2005 tarih
ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununda gösterilen esas ve usullere göre infaz edilir”
seklindeki düzenlemenin hiçbir anlamı yoktur. Bu madde ile kast edilen, çocuklara
özgü güvenlik tedbirlerinin koruyucu ve destekleyici tedbirlere iliskin usullere göre infaz
edilmesidir. Ancak daha önce de belirtildigi gibi her iki tedbirin nitelikleri farklı
oldugundan koruyucu ve destekleyici nitelikteki tedbirlerin yerine getirilmesine iliskin
hükümler uygulanmak suretiyle çocuklara özgü güvenlik tedbirleri infaz edilemez.(ÇKK
m.45). Koruyucu ve destekleyici tedbirlerin infazında Cumhuriyet savcısı yer
almamaktadır. Oysaki bir yaptırım olan çocuklara özgü güvenlik tedbirleri Cumhuriyet
savcılıgınca infaz edilmelidir.(CMK m. 36/2; CG_K m. 5). Bu nedenle Çocuklara özgü
güvenlik tedbirleri de bu konuda düzenleme yapılana kadar genel hükümlere göre infaz
edilmesi gerektigi kanısındayız.
Koruyucu ve destekleyici tedbirler çocuklara özgü güvenlik tedbiri olarak
uygulandıgı takdirde suça sürüklenen çocuk yargılama giderlerinden de sorumlu
olacaktır. (CMK m. 325/1)
Çocuklara özgü güvenlik tedbirlerinin Türk Ceza Hukukundaki düzenlenis sekli
göz önünde bulundurularak karsılastırmalı hukuk açısından incelenmesi, konu ile ilgili
olarak gelecekte yapılması muhtemel mevzuat degisikligine ve uygulamaya olumlu katkı
saglayacaktır. Bu nedenle böyle bir çalısma konuya ilgi duyan arastırmacı arkadaslara
önerilir.
 
 
Bugün Tekil: 1431 Bugün Çoğul: 2667 Dün Tekil: 1258 Toplam Tekil: 1643328 Toplam Çoğul: 4063899
        Dataişlem