,
 
Menu
Anasayfa Hakkımızda Kadromuz Çalışma Alanlarımız Linkler Önemli Bilgiler İletişim
YENİ TÜRK TİCARET KANUNUNDA ACENTE KAVRAMI / 22-10-2013
 YENİ TÜRK TİCARET KANUNUNDA ACENTE KAVRAMI

Ülkemizde yaygın biçimde uygulama alanı bulan acentelik müessesesi, 6102 sayılı yeni Türk Ticaret Kanunu’nun 102 ila 123. maddeleri arasında düzenlenmektedir. Yeni TTKnın gerekçesinde ülkemizin bir acenteler ülkesi olduğu hususuna vurgu yapılarak, Kanunda acentenin hukukî konumunu güçlendiren düzenlemelere yer verilmiştir. Acentenin güçlenen konumunun temelini oluşturan başlıca üç konu: acentenin ücret alma hakkına ilişkin düzenlemeler ( YTTK 113 – 116 ), denkleştirme istemine ilişkin düzenleme ( YTTK 122 ) ve rekabet yasağı anlaşmasına ilişkin düzenlemedir ( YTTK 123 )

1. TANIMI

Yeni TTK’ nın “tanımı” kenar başlığını taşıyan 102. maddesinin 1. fıkrasında da ifade edildiği üzere; Acente, bağlı bir tacir yardımcısı olmayıp, acentecilik sözleşmesi temelinde, belirli bir bölgede tekel hakkını haiz olarak, sürekli bir biçimde, ticarî işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde aracılık etmeyi ve/veya bu sözleşmeleri söz konusu tacir nam ve hesabına yapmayı meslek edinen kimsedir.

2. ACENTENİN ÜCRET ALMA HAKKINA İLİŞKİN DÜZENLEMELER


Acente, acentelik ilişkisinin devamı süresince, kendi çabasıyla ve aynı nitelikteki işlemler için kazandırdığı üçüncü kişilerle kurulan işlemler için ücret isteyebilir. Kural bu olmakla birlikte, söz konusu ücret hakkının önceki acenteye ait olduğu haller bu kurala istisna teşkil etmektedir( YTTK m.113/I ).
Acenteye belli bir bölge veya müşteri çevresi bırakılmış olması durumunda ise acente, acentelik ilişkisinin devamı boyunca bu bölgedeki müşterilerle kurulan işlemler için, kendisinin hiçbir katkısı olmasa dahi ücret isteyebilecektir( YTTK m. 113/II ).
Bazı hallerde acentenin, acentelik ilişkisinin sona ermesinden sonra kurulan işlemler için de ücret isteyebilme hakkı bulunmaktadır. Bu haller, YTTK’nın 3. maddesinde 2 bent olarak sayılmıştır:
• Önceki acentenin işleme aracılık etmesi veya işlemin yapılmasının önceki acentenin çabasına bağlanabileceği ölçüde işlemi hazırlamış olması ve işlemin de acentecilik ilişkisinin sona ermesinden sonra makul bir süre içerisinde kurulmuş olması
• Ücret istenebilecek bir işleme ilişkin olarak üçüncü kişinin icabının, acentelik ilişkisinin sona ermesinden evvel acenteye veya müvekkile ulaşmış olması
Fakat somut olayın şartları dikkate alındığında hakkaniyet gerektiriyorsa, bu ücretten sonraki acente de uygun bir pay alır.
Bunun yanında, acentenin, müvekkilin talimatına uygun olarak tahsil ettiği paralar için ayrıca tahsil komisyonu isteyebilme hakkı da bulunmaktadır ( YTTK m.113/IV ).
Taraflar aksini kararlaştırmadıkları müddetçe, acente, kurulan işlem yerine getirildiği anda ve ölçüde ücrete hak kazanacaktır ( YTTK m. 114/I ). 
Üçüncü kişinin işlemi yerine getirmeyeceğinin kesinleşmesi durumunda, acentenin ücret isteme hakkı düşecek ve ödenmiş tutarların da iadesi gerekecektir ( YTTK m. 114/II ).
Müvekkile yüklenemeyen sebeplerle sözleşmenin yerine getirilememesi halinde acentenin ücret hakkı düşer ( YTTK m. 114/III ). 
Acentenin ücretinin, muaccel olduğu tarihten itibaren en geç 3 ay içinde ve her halükârda sözleşmenin sona erdiği tarihte ödenmesi gerekmektedir ( YTTK m. 116/I ).
Acente, hak kazandığı ücretin, muacceliyeti ve hesaplanması hususlarında bilgi almak istiyorsa müvekkilin bu bilgileri verme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu çerçevede acente, ücrete hak kazanmasının temelini oluşturan işlemlere ilişkin defter kayıtlarının bir suretinin kendisine verilmesini talep edebilir. Fakat müvekkil; defter kayıtlarına ilişkin suretleri vermekten kaçınırsa veya acentenin defterlerin tamlığı ve doğruluğuna ilişkin kuşku duymasını gerektirecek haklı sebepleri varsa, acente, ilgili kısımları ya kendisi inceler ya da bir uzmana inceletebilir. Müvekkilin buna da izin vermemesi durumunda, mahkeme sorunu, duruma en uygun şekilde karara bağlayarak, çözer ( YTTK m. 116/II ). Ücretin ödenme zamanına ilişkin bu hükümlerin aksinin kararlaştırılabilmesi ancak acente lehineyse mümkündür; tarafların, acentenin aleyhine olacak şekilde bu hükümlere ilişkin getirecekleri düzenlemeler geçersizdir ( YTTK m. 116/III ).

3. MÜVEKKİLİN BORÇLARI


6762 Sayılı yürürlükteki Türk Ticaret Kanunu’nda bu hususa ilişkin açık bir düzenleme mevcut değildir. Yeni TTK’nın 120. maddesiyle müvekkilin borçları hüküm altına alınmıştır. Kanunun açık hükmü doğrultusunda bu borçlar şu şekilde sayılabilir: 
• Acenteye mallarla ilgili belgeleri vermek,
• Acentelik sözleşmesinin yerine getirilebilmesi için gerekli olan hususları bildirmek,
• Acentenin yaptığı işleri kabul edip etmediğini ya da yerine getirilmediğini uygun bir süre içinde bildirmek,
• Acentenin hak kazandığı ücreti ödemek,
• Ücret, avans ve olağanüstü giderler hakkında 20. madde hükümlerine göre faiz ödemek.
Bu maddeye aykırı şartlar, acentenin aleyhine olduğu ölçüde geçersizdir ( YTTK m 120/II).

4. PORTFÖY TAZMİNATI


Mevcut TTK’da portföy tazminatına ilişkin bir düzenleme bulunmamakla beraber Yargıtay birçok kararında, acentelik ilişkisinin haksız olarak müvekkil tarafından sona erdirilmesi durumunda, hakkaniyet gereği uygun bir denkleştirme tazminatı verilmesi gerektiğine hükmetmiştir. Bu durum, yeni TTK’nın “denkleştirme istemi” kenar başlığını taşıyan 122. maddesinde hüküm altına alınarak kanuni bir temele dayandırılmıştır. Bu hükümlerde yer alan düzenlemelere göre acentenin, müvekkilden portföy tazminatı talep edebilmesinin şartları şunlardır:
• Taraflar arasındaki acentelik ilişkisi sona ermiş olmalı, ( Ancak taraflar arasındaki bu sözleşme ilişkisi fesih yoluyla sona erdiriliyorsa, denkleştirme isteminde bulunulabilmesi için acentenin haklı feshi veya müvekkilin haksız feshi söz konusu olmalıdır; aksi takdirde denkleştirme talebinde bulunulabilmesi mümkün değildir.)
• Müvekkil, acentenin oluşturduğu müşteri çevresi sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde etmeye devam ediyor olmalı,
• Acente, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla, aralarındaki acentelik ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret hakkını kaybediyor olmalı,
• Somut olayın şartları dikkate alındığında bu tazminatın ödenmesi hakkaniyete uygun düşmeli.
Ancak talep edilebilecek bu tazminat, acentenin son beş yıllık faaliyeti neticesinde aldığı yıllık komisyon ve diğer bedellerin ortalamasını aşamaz. Bunun yanında, sözleşme ilişkisinin beş yıldan daha az sürmüş olması durumunda faaliyetin devamı sırasındaki ortalama değer esas alınacaktır ( YTTK m. 122/II ).
Denkleştirme isteminden önceden vazgeçilmesi mümkün değildir. Bu hususta kanunun emredici hükmüne aykırılık teşkil edecek her türlü düzenleme hükümsüz olup; Portföy tazminatı hakkının, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren 1 yıl içinde ileri sürülmesi gerekmektedir ( YTTK m. 122/IV ). Kanunda öngörülen bu süre, hak düşürücü süre olup karşı tarafça ileri sürülmesi gerekmeksizin hakim tarafından resen dikkate alınacaktır.
Hakkaniyete uygun olduğu ölçüde, tek satıcılık, franchising gibi tekel hakkı veren sürekli borç ilişkilerinin sona ermesi hallerinde de portföy tazminatı istenebilmesi kanunun açık hükmü doğrultusunda mümkündür ( YTTK m. 122/V ). 

5. REKABET YASAĞI ANLAŞMASI


Mevcut TTK’da yer almayan bu düzenleme, yeni TTK’nın 123. maddesinde açık hükme bağlanmıştır. Bu düzenlemelere göre, acentenin sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra işletmesine ilişkin faaliyetlerini sınırlandıran bu anlaşmanın şu şartlara uygun olarak gerçekleştirilmesi gerekmektedir:
• Anlaşma, acentenin tekeline bırakılmış bölgeye veya müşteri çevresine ve kurulmasına aracılık ettiği sözleşmelerin dayandığı konulara ilişkin olmalı,
• Rekabet yasağı en çok ilişkinin sona ermesinden itibaren 2 yıl süre için öngörülmüş olmalı,
• Anlaşma yazılı şekilde akdedilmeli ve anlaşma hükümlerini içeren müvekkil tarafından imzalanmış bir belge acenteye verilmeli,
• Müvekkil bu sınırlama dolayısıyla acenteye uygun bir tazminat ödemeli.
Müvekkilin, sözleşme ilişkisinin sona ermesine kadar rekabet sınırlamasının uygulanmasından yazılı olarak vazgeçmesi mümkündür. Bu durumda müvekkil, vazgeçme tarihinden altı ay geçtikten sonra tazminat ödeme borcundan kurtulacaktır ( YTTK m. 123/II). 
Taraflardan biri sözleşme ilişkisini haklı sebeplerle feshederse, fesihten itibaren bir ay içinde rekabet sözleşmesiyle bağlı olmadığını karşı tarafa yazılı olarak bildirebilecektir ( YTTK m. 123/III ).
Taraflar arasındaki rekabet yasağı anlaşmasına, acentenin aleyhine kanundaki bu düzenlemeye aykırı olarak konulan her türlü şart geçersizdir ( YTTK m. 123/IV ).

 
Bugün Tekil: 1432 Bugün Çoğul: 2707 Dün Tekil: 1258 Toplam Tekil: 1643329 Toplam Çoğul: 4063939
        Dataişlem