,
 
Menu
Anasayfa Hakkımızda Kadromuz Çalışma Alanlarımız Linkler Önemli Bilgiler İletişim
İŞVEREN TANIK BEYANIYLA NEYİ İSPAT EDEMEZ? / 15-12-2011


Geçenlerde akıl danışmak üzere ofisimde ziyaretime gelen bir müvekkilim bir arkadaşının başına gelen bir olaydan söz etti. Atölye sahibi arkadaşı, bir takım nedenlerden dolayı çalışanlarından üçünün iş sözleşmesini kendisine göre haklı (!) sebeplerle feshetmiş. İşçiler ise akabinde mahkemeye başvurmuşlar. Atölye sahibi, iş sözleşmesinin feshine neden olan olaylarla ilgili olarak kendisinin de tanık gösterdiğini ancak mahkemenin atadığı bilirkişinin ,davacı işçilerin tanıklarına itibar ettiğini ve bu nedenle davaları kaybettiğini anlatmış ağlamaklı. Ben de kısaca bunun nedenlerini anlattım. Sizlerle de paylaşayım:
            İş Mahkemelerinde dava açıldıktan sonra , dava dilekçesi davalıya gönderilir. Davalı buna cevap verir. Davacı , davalının bu cevabına cevap verir. Davalı, davacının bu cevabına cevap verir. Bu arada bordrolar, özlük dosyaları, tutanaklar vb. belgeler bulundukları yerden getirtilir ; dava konusu ile ilgili tarafların gösterdikleri tanıklar dinlenilmek üzere mahkemeye davet edilir.
            Davacılar çoğunlukla bir ücret karşılığında işyerinde çalışmış bulunan ve haksızlığa uğradığını düşünen işçilerdir. Davalılar ise her ay muhtasar, stopaj, KDV, Vergi , kira, elektrik,su, telefon , internet , yemek vb. giderleri karşılamanın sıkıntısıyla uğraşan işverenlerdir.
            İş Kanunu dolayısıyla İş Mahkemeleri hakimleri  nezdinde işçiler her zaman daha zayıf ve işverene karşı korunmalarının gerektiği kabul edildiğinden , mahkeme nezdinde açılmış bir davada deliller yönünden de eşitsizlik bulunmaktadır. Bunlardan bir tanesi de tanık delilinin değerlendirilmesinde söz konusu olur.
            İş Yargılamasında , haklar çoğunlukla tanıkların beyanlarına göre hesaplanmaktadır. Örneğin tanıkların beyanı 45 saatin üzerinde bir çalışmayı işaret ediyorsa fazla mesai ücreti hesaplanır. Yine ücretin tutarı , işe giriş tarihi gibi pek çok konuda tanıkların beyanlarına bakılmaktadır. Dava açan işçinin hafta tatili kullanıp kullanmadığı , hafta tatillerinde ulusal bayram ve genel tatillerde çalışma olup olmadığı tanık beyanları ile tespit edilir.
            Tanık beyanları işçi bakımından son derece önemli iken işveren açısından durum böyle değildir. İşveren , haklarını kanun tarafından tutulması emredilen belge ve defterlerle koruyabilir. İşveren tanık beyanları ile işçisine yıllık izinlerini kullandırdığını, fazla mesai dahil her tür ödemesini tam olarak yaptığını ispat edemez. İşveren bordro, hesap pusulası, yıllık izin defteri gibi yasal belgelerle edimlerini ispat edebilir.
            Müvekkilim , tanık beyanlarının bu değerlendirilme farklılığı nedeniyle oldukça şaşırmıştı. Olaylarla ilgili olarak elbette belge ile ispat zorunluluğu söz konusu olmaz , ancak yazılı olarak ispat edilmesi gereken konularda dinletilen tanığın işveren yönünden bir geçerliliği olamayacağına bu güne kadar ihtimal vermemişti. Biraz düşünceli bir şekilde muhasebecisini aradı ve “bizim defterlerimiz tam mı?” diye sordu .

Bir işveren; bir takım nedenlerden dolayı çalışanlarından üçünün iş sözleşmesini kendisine göre haklı (!) sebeplerle feshetmiş. İşçiler ise akabinde mahkemeye başvurmuşlar. İş sahibi, iş sözleşmesinin feshine neden olan olaylarla ilgili olarak kendisinin de tanık gösterdiğini, ancak mahkemenin atadığı bilirkişinin; davacı işçilerin tanıklarına itibar etmesi  nedeniyle davaları kaybetmişler.. Bunun nedenlerini şöyle açıklayabiliriz..

İş Mahkemelerinde dava açıldıktan sonra , dava dilekçesi davalıya gönderilir. Davalı buna cevap verir. Davacı , davalının bu cevabına cevap verir. Davalı, davacının bu cevabına cevap verir. Bu arada bordrolar, özlük dosyaları, tutanaklar vb. belgeler bulundukları yerden getirtilir ; dava konusu ile ilgili tarafların gösterdikleri tanıklar dinlenilmek üzere mahkemeye davet edilir.

Davacılar çoğunlukla bir ücret karşılığında işyerinde çalışmış bulunan ve haksızlığa uğradığını düşünen işçilerdir. Davalılar ise her ay muhtasar, stopaj, KDV, Vergi , kira, elektrik, su, telefon , internet , yemek vb. giderleri karşılamanın sıkıntısıyla uğraşan işverenlerdir.

İş Kanunu dolayısıyla İş Mahkemeleri hakimleri  nezdinde işçiler her zaman daha zayıf ve işverene karşı korunmalarının gerektiği kabul edildiğinden , mahkeme nezdinde açılmış bir davada deliller yönünden de eşitsizlik bulunmaktadır. Bunlardan bir tanesi de tanık delilinin değerlendirilmesinde söz konusu olur.

İş Yargılamasında , haklar çoğunlukla tanıkların beyanlarına göre hesaplanmaktadır. Örneğin tanıkların beyanı 45 saatin üzerinde bir çalışmayı işaret ediyorsa fazla mesai ücreti hesaplanır. Yine ücretin tutarı , işe giriş tarihi gibi pek çok konuda tanıkların beyanlarına bakılmaktadır. Dava açan işçinin hafta tatili kullanıp kullanmadığı , hafta tatillerinde ulusal bayram ve genel tatillerde çalışma olup olmadığı tanık beyanları ile tespit edilir.

Tanık beyanları işçi bakımından son derece önemli iken işveren açısından durum böyle değildir. İşveren , haklarını kanun tarafından tutulması emredilen belge ve defterlerle koruyabilir. İşveren tanık beyanları ile işçisine yıllık izinlerini kullandırdığını, fazla mesai dahil her tür ödemesini tam olarak yaptığını ispat edemez. İşveren bordro, hesap pusulası, yıllık izin defteri gibi yasal belgelerle edimlerini ispat edebilir.

İddialarla ilgili olarak elbette yanlızca belge ile ispat zorunluluğu söz konusu olmaz , ancak yazılı olarak ispat edilmesi gereken konularda dinletilen tanığın işveren yönünden bir geçerliliği olamayacağı hususu ortaya çıkar.

 

 
Bugün Tekil: 189 Bugün Çoğul: 515 Dün Tekil: 1327 Toplam Tekil: 1636013 Toplam Çoğul: 4047575
        Dataişlem