,
 
Menu
Anasayfa Hakkımızda Kadromuz Çalışma Alanlarımız Linkler Önemli Bilgiler İletişim
DEVRE TATİL SÖZLEŞMESİ NEDİR? / 14-04-2014
DEVRE TATİL SÖZLEŞMESİ ´NİN HUKUKİ ALT YAPISI..

 

A) Genel Olarak

 

Devre tatil temelde bir ailenin ebediyen veya belirlenen yıllar boyunca, tatil amaçlı turistik komplekslerde bulunan konaklama ünitelerinde, her sene bir veya birkaç hafta kullanım hakkı edinmesini içermektedir. Bu hakkı elde etmek için tüketicinin başlangıçta satın alma ücretini, her yıl ise kendi kullanım payına düşen oranda bakım ücretini ödemesi yeterli olmaktadır.

 

Devre tatil terimi ile; işletmecinin sözleşme yaptığı kişiye (devre tatil sahibine) devre mülk hakkı gibi bir aynî hak sağlamamakla birlikte, şahsî talep niteliğindeki devre tatil konusu yararlanma imkânı veren ve işletmeciye yöneltilen bir nisbî hak ifade edilmektedir. Devre tatil sahibi, işletmeci ile yaptığı sözleşme çerçevesinde yılın belirli dönem veya dönemlerinde tesislerden yararlanma hakkını elde etmektedir.

 

Doktrindeki bu tanımların yanında, bizim için önemli olan 4077 Sayılı Tüketeciyi Koruma Hakkında Kanun md.6/B’deki ve Devre Tatil Sözleşmeleri Uygulama Usûl ve Esasları Hakkında Yönetmelik md.4 f.I, h bendindeki devre tatil sözleşmesi tanımları önemlidir..

 

 

Yönetmelik’teki tanım TKHK’deki tanımın hemen hemen aynısıdır. Bu tanıma göre; “Devre Tatil Sözleşmesi: En az üç yıl süre için yapılan ve bu süre zarfında yıl içinde, belirli veya belirlenebilecek ve bir haftadan az olmayacak bir dönem için bir veya daha fazla sayıdaki taşınmazın kullanım hakkının devri ya da devri taahhüdünü içeren sözleşme ya da sözleşmeler grubunu ifade eder.” TKHK md.6/B’deki tanımda Yönetmelik’teki tanıma ek olarak “bir nüshasının tüketiciye verilmesi zorunlu, yazılı” ifadeleri vardır. Ancak bu iki husus Yönetmeliğin 5. maddesinin 1. fıkrasında ayrıca belirtilmiştir. Bu tanım yukarıda verdiğim tanımlarla da benzeşmektedir.

 

 

1- DEVRE TATİL SÖZLEŞMESİNİN HUKUKÎ NİTELİĞİ

 

Bu konuda öncelik uluslararası nitelikli kazanmaları gerekli olan devre tatil sözleşmeleridir. Devre tatil sözleşmesinin hukukî niteliği ne olduğu konusunda çeşitli görüşler vardır: Devre tatil hakkı sahibi, işletmeciyle aralarında yapılan anlaşma çerçevesinde, yılın belirli dönemlerinde tesislerden yararlanma hakkına sahip olmaktadır. Devre tatil sözleşmesi artık atipik bir sözleşme değildir, tipik bir sözleşmedir; bu husus 2003 değişikliği ile TKHK’ye 6/B maddesi olarak eklenmiştir.

 

Devre tatil hakkı sahibi bu hakkını sözleşmenin diğer tarafı olan işletmeciye karşı kullanma imkânına sahip olacak ve aralarındaki ilişki, tarafların hak ve yükümlülükleri gibi konular, bu sözleşme çerçevesinde belirlenecektir. Bu itibarla sözleşme gereği tarafların birbirinden karşılıklı alacak hakları doğar.

 

Devre tatil sözleşmesi satım veya kira sözleşmesi olarak da nitelenemeyeceği için, onun yeni bir sözleşme türü olarak nitelenmesi daha uygundur. BK md.19 f.II gereğince yapılan bir sözleşmedir. Bu yeni sözleşme türü “karma sözleşme” türüne dâhildir; yani kanunda yer alan sözleşmelere ilişkin unsurlar kanunda öngörülmeyen bir biçimde bir araya getirilerek oluşturulur. Devre tatil sözleşmesi karma sözleşme türünde de “kombine sözleşme”ler içine girer; taraflardan biri kanunda yer alan birden çok sözleşmeye ilişkin denk kıymette edimler taahhüt eder, buna karşılık diğer taraf tek bir edimi (genellikle para borcu) taahhüt etmektedir.

 

Devre tatil sözleşmesinde de devre tatil sahibi bir defada ödediği tatil bedeli ile her yıl ödediği katkı payı ve servis hizmetleri bedeli karşılığında devre tatil borçlusu bağımsız bölümü ve teferruatını devre tatil sahibinin kullanımına sunmak, bağımsız bölümlerin temizliği-bakımı (hizmet ve istisna sözleşmelerine ait edimlerdir), taşınmazın yönetimi-ortak tesislerin işletilmesi(vekâlet sözleşmesine ait edimlerdir), devre tatil hakkının devre tatil sahibi adına kiraya verilmesi (vekâlet-tellâllık sözleşmelerine ait edimler) gibi birçok edimi üstlenir.

 

2- DEVRE TATİL SİSTEMİNİN İŞLEYİŞİ

 

Devre tatil sisteminin işleyişine bakarsak; 1. uygulama türünde bir anonim şirket, bir tatil köyü ünitesi inşa etmekte ve bu tatil köyünde mevcut bağımsız bölümleri üzerinde her sene ve senenin belirli bir döneminde istifade hakkı sağlamak isteyen kişilerle sözleşme yapılmaktadır. Taahhüt muamelesi niteliğindeki bu sözleşme ile şirket, daha sonra devre tatil edinen kişilerin de ortağı (hissedarı) olmak zorunda bulundukları kurulacak yeni bir şirkete tatil köyünün mülkiyetini devretmeyi, kendisinin de yalnızca tatil köyünün işletilmesini sağlayacağını taahhüt etmektedir.

 

Bu şirkete “işletmeci şirket” denmektedir. Yani işletmeci şirket daha sonra tatil köyünün mülkiyetini iktisap edecek şirketi kurmakta ve devre tatil alıcıları belirli itibarî değerden hisse senedi satın alarak bu yeni şirkete ortak olmaktadırlar. İşletmeci şirket de, inşasını tamamladığı taşınmazların mülkiyetini bu şekilde devre tatil sahiplerinin ortağı bulunduğu yeni kurulmuş şirkete devretmektedir.

 

Ortaklara sağlanan güvence bu noktada toplanmaktadır; ortaklar devre tatil haklarını kullandıkları taşınmazın maliki bulunan şirketin ortağı durumundadırlar. Bu uygulamada devre tatil sahipleri ile taşınmaz maliki şirketin karşılıklı hak ve borçları, “satış şartnamesi” veya “devre tatil sözleşmesi” adı verilen taahhüt muameleleri ile belirlenmektedir. Ayrıca, bağımsız bölümlerden ve ortak mahallerden nasıl yararlanılacağına ilişkin “kullanma yönetmeliği” de yapılmaktadır. Kullanma yönetmeliğinde gerekli tanımlar yapılmakta ve bu tanımlara bağlı olarak karşılıklı hak ve borçlar tespit edilmektedir.

 

Bu sistemde ortaklara ve onların mirasçılarına tanınan devre tatil hakkı sınırlı bir süreye bağlanmamıştır. Her ortak süresiz olarak istifade hakkına sahiptir. Başka bir ifade ile devre tatil hakkının ömrü şirketin varlığı süresincedir.

 

2. bir uygulama ise; “süreli devre tatil” olarak adlandırılabilir ve süre konusunda birinci uygulamadan farklıdır. Devre tatil sözleşmesine konu olacak bağımsız bölümler ile ortak kullanım yerleri daha önceden inşa edilmiş olabilir. Bu durumda yapılan devre tatil sözleşmesi ile devre tatili kullanma hakkı on, on beş ve yirmi yıllık sürelere bağlanmıştır. Devreler, dört mevsime göre dağıtılmış olup on beş günlüktür. Buna göre alıcı villa ve suit villa olarak ayrılmış taşınmazlardan seçtiği devreye ve belirtilen azamî istifade süresine göre farklı olarak saptanmış bedeli ödeyerek istifade hakkını (devre tatil hakkını) kazanmaktadır.

 

Bu 2. uygulamanın 1. uygulamadan önemli bir farkı da; devre tatil sahiplerinin, taşınmazın sahibi bulunan şirkete ortak olması zorunluluğunun olmamasıdır. Karşılıklı hak ve borçların tespiti ise 1. uygulama ile aynıdır.

 

3- DEVRE TATİL SİSTEMİNİN ORTAK ÖZELLİKLERİ

 

 

a) Devre Tatil Hakkı Sahiplerinin İstifade Edilen Taşınmaz Mal Üzerinde Herhangi Bir Aynî Haklarının Bulunmaması

 

Devre tatil sahipleri devre tatil hakkının sağladığı yılın belirli dönemlerinde yararlanma hakkını devre tatil borçlusuna ait veya onun tarafından sağlanan bir taşınmazda kullanmaktadırlar. Devre tatil sahiplerinin, devre tatil hakkının kullanıldığı taşınmaz üzerinde herhangi bir aynî hakları, müşterek mülkiyet payları yoktur.

Devre tatil sahiplerinin, 1. uygulama şeklindeki gibi, devre tatil konusu taşınmazın maliki şirketin ortağı olmaları da bu sonucu değiştirmeyecektir. Çünkü taşınmaz tüzel kişi şirketin mülkiyetinde olup devre tatil sahipleri taşınmaz üzerinde bir aynî hakka sahip değildirler. Şirket tüzel kişi olarak, ortaklarından ayrı bir hukuk süjesidir. Devre tatil işletmecisinin ve taşınmaz malikinin mutlaka TTK hükümlerine tâbi bir tüzel kişi şirket olması zorunlu değildir. TTK hükümlerine tâbi şirketlerin yanında, kooperatifler, adî şirketler, gerçek kişiler de sahip oldukları taşınmazlar üzerinde birden çok kişiye devre tatil hakkı tanıyabileceklerdir.

 

b) Bağımsız Bir Bölüm Üzerinde Devrelere Bağlı (Periyodik) İstifade Hakkı

Devre tatil sisteminin özünü, devre tatil konusu taşınmazın bağımsız yararlanmaya elverişli bölümleri üzerinde, birden çok kişiye sırayla belirli bir dönemle sınırlı olarak yararlanma hakkının sağlanması oluşturmaktadır. Burada 2 unsur vardır: Bağımsız bir bölümün mevcudiyeti ve devre zaman dilimi.

 

c) İstifade Hakkının Devamlılık Arz Etmesi

Devre tatil hakkı geçici bir süre için tanınmayıp süreklilik arz etmektedir. Bunun anlamı; hak sahibine her sene aynı devrede istifade hakkı tanınmasıdır. Devre tatil sözleşmelerinde bir hak süresiz olarak tanınabileceği gibi, belli süreler için de tanınabilir (on, on beş, yirmi yıl gibi).

 

 

d) İstifade Hakkı Şahsî Niteliktedir

Devre tatil hakkı sahibi, sadece borçlu taşınmaz malikinden talep hakkına sahiptir. Dolayısıyla devre tatil borçlusu olan taşınmaz malikinin pasifini arttırarak onu borç altına sokar. Buna karşılık, devre tatil hakkı, hak sahibine de alacak hakkı sağlar.

 

e) Devre Tatil Hakkının Devri ve Mirasçılara İntikali

Devre tatil sisteminde; devre tatil hakkı ile ilgili kazandırıcı işlemlere imkân sağlanmıştır. Buna bağlı olarak devre tatil hakkının kullanımının devri ve mirasçılara intikali mümkündür. Bedelli veya bedelsiz olarak taahhüt işlemlerine konu olabilir. Devre tatil hakkı kiraya verilebilir, ariyet verilebilir. Bedel karşılığında devredilince (devre tatil hakkının satılması ile) alacak hakları temlik edilmiş olmaktadır. Ölüme bağlı tasarruflara da konu olabilir ve mirasçılara intikal edebilir.

 

4- DEVRE TATİL HAKKININ UNSURLARI

 

 

a)  Taşınmazın Kullanım Hakkının Devri veya Devri Taahhüdü

 

Devre tatil sisteminin konusu; tatil yapmaya uygun bir veya birkaç taşınmazı kullanma ve onunla birlikte çeşitli hizmetlerden yararlanmadır. Bu hizmetler Yönetmeliğin 5. maddesinde örnek olarak sayılmıştır. Kullanım hakkının sözleşme yapıldığında derhal kullanılması mümkün olduğu gibi, taşınmaz henüz inşaat hâlinde ise inşaat tamamlandıktan sonra da kullanılacak olması da mümkündür. Bu durumda kullanım hakkının devredileceği taahhüt edilmektedir. Böylece henüz inşaat hâlindeki bir taşınmazın da devre tatil sözleşmesine konu olması sağlanarak yatırımcılar açısından önemli bir finansman olanağı yaratılmış olmaktadır.

 

b)    Devre (Dönem)

 

TKHK md.6/B’de; devrelerin yılda bir haftalık dönemden az olmaması belirtilmiştir. AB Konseyi Yönergesi’nde de devrelerin bir haftadan az olmayacağı belirtilmiştir. Bu süre devre tatil hakkının asgarî limitidir. Ancak bir haftadan daha kısa süreli ise, tüketiciyi korumak için Yönetmeliğin 7. maddesine göre tüketicinin bu durumun düzeltilmesini isteme hakkı olmalıdır. Bu imkânı kaçırmış olsa bile tüketici, sözleşmenin kanunî unsurlara uygun olmadığı gerekçesiyle sözleşmenin geçersizliğini ileri sürebilir (ancak bu durum hakkın kötüye kullanılması teşkil etmemelidir). Aynı durumdaki sağlayıcı ise sözleşmenin geçersizliğini ileri süremez; çünkü sözleşmeyi kanuna uygun yapmakla yükümlü olan kendisidir. Bu durumda sağlayıcı bir an önce sözleşmeyi düzeltmelidir.

 

c) Sözleşmenin Süresi

 

Devre tatil sözleşmesinin süresi en az 3 yıl olmak zorundadır. AB Konseyi Yönergesi’nde de süre en az 3 yıldır. 3 yıldan daha kısa süreli devre tatil sözleşmesi yapılırsa yukarıda saydığım 7. maddenin uygulanma ihtimali ve tüketicinin geçersizlik iddia edebilmesi-sağlayıcının geçersizlik iddia edememesi durumu aynen söz konusu olur.

 

 

5- TARAFLARIN HAKLARI VE BORÇLARI

 

A) Devre Tatil Sahibinin Hakları

 

 

aa) Devre Tatil Hakkının Sağlanması

 

Uygulamada genellikle devre tatil; taşınmazların bitmesinden önce pazarlanmakta ve elde edilen sermaye ile taşınmazlar tamamlanarak hak sahiplerinin yararlanmasına sunulmaktadır. Devre tatil sahibi de; taşınmazın zamanında tamamlanarak devre tatil hakkının sağlanmasını talep etmek hakkına sahiptir. Devre tatil sahibi; taşınmazın zamanında bitmemesi durumunda sözleşmeyi fesih imkânını kullanmadan önce diğer hukukî imkânlardan da yararlanabilir. Buna göre taşınmazın zamanında bitirilememesi durumunda fesih hakkını kullanmak istemeyen devre tatil alıcısı, aynen ifa ile birlikte gecikme tazminatı olarak yararlanamadığı devre gün sayısı kadar tazminat isteme hakkına sahip olmalıdır (TTK md.25, BK md.106-108, 187). Tazminat miktarı alacaklının eşdeğer bir tatil için ödeyeceği bedeli veya kullanım devri hâlinde ise kira bedeli olabilir. Birincisi fiilî zarar, ikincisi yoksun kalınan kâr olarak gecikme tazminatı kalemleridir.

 

bb) Taşınmazın İstifadeye Elverişli Olarak Teslimi ve Devre Boyunca İstifade Hakkı

 

 

Devre tatil borçlusu, devre tatil sahibinin devre sırası geldiğinde ona, taşınmazı, yararlanmaya elverişli olarak teslim etmek ve devre boyunca taşınmazı yararlanmaya elverişli biçimde bulundurmak yükümlülüğü altındadır. Devre tatil sahibi de bunları talep hakkına sahiptir.

 

cc) Değişim Hakkı

 

Devre tatil borçlusu ile devre tatil sahibinin aralarındaki sözleşmeye göre devre tatil sahibine yurtiçindeki veya yurtdışındaki değişik tesislerden yaralanma olanağı sağlanabilir. Devre tatil borçlusunun birden çok tesisinden yararlanma hususunda devre tatil sahibine seçim hakkı tanınmışsa, devre tatil sahibi hakkını dermeyan ederken hangi tesisten yararlanmak istediğini de bildirecektir.[164] Seçim hakkı devre tatil sahibine de, işletmeciye de verilebilir. Değişim hakkı için ek ücret ödenmesi de kararlaştırılabilir.[165] Devre tatili değişim hakkı aynı devre tatil borçlusuna ait taşınmazlarda da, devre tatil borçlusunun anlaşma ile değişim hakkı elde ettiği başka kişilere ait taşınmazlarda da söz konusu olabilmektedir.

 

dd) Kullandırma Hakkı

 

Devre tatil sahibi, devresinden kendisi yararlanmayacaksa, süresi içinde işletme şirketine bildirmek ve kullanma hakkı belgesine şerh verip imzalamak suretiyle bir başkasını haklarından yararlandırabilir.

 

 

ee) Devir Hakkı

 

Devre tatil sahipliğinden doğan hak, kurulması öngörülen şirketin yönetim kurulunun izniyle başkasına devredilebilir. Hakkın devri ile kişi, şirket ortaklığı sıfatını da kaybetmektedir.

                          

ff) Kiraya Verme Hakkı

 

Devre tatilin başkasına kiralanabilmesi için, belirlenen süre içinde işletme şirketine bildirilmesi gerekmektedir. Bunun üzerine şirket, devre tatil sahibinin devre tatilden doğan hakkını kendi adına, hak sahibi hesabına başkasına kiralar. Kira gelirin üzerinden %15 kiralama komisyonu kesilerek geri kalan meblağ devre tatil sahibinin hesabına alacak kaydedilir ve devresinin bitiminden itibaren 3 ay sonra kendisine ödenir.[169]

 

 

gg) Diğer Haklar

 

Devre tatil sahibi, işletme hizmetlerinden, ortağı olduğu şirketlerin gelirlerinden, şirket ana sözleşmesinin sağladığı ve yapılan anlaşmaya aykırı olmayan diğer haklardan yararlanabilir. Ayrıca mirasçılara intikal ettirme, ortak yerlerden ve ortak tesislerden yararlanma gibi hakları da vardır.

 

B) Devre Tatil Sahibinin Borçları

 

 

aa) Devre Tatil Bedelini Ödeme Borcu

 

Devre tatil sahibi, başkasına ait taşınmazdan her yıl belirli bir devre ile sınırlı yararlanma hakkı karşılığında bedel ödemek zorundadır. Ancak bedelin tek seferde ödenmesi zorunlu olmadığı gibi, düzenli aralıklarla ödenmesi de şart değildir. Taraflar ödeme şeklini serbestçe kararlaştırabilirler. (Eğer taksitli satış şetlinde bir sözleşme yapılmışsa TKHK md.6/A’nın da uygulanması söz konusu olur.) AB Konseyi Yönergesi ise belli bir ücretin toptan ödenmesinden bahseder. Yılmaz ASLAN’a göre bu ifade taksitli ödemeyi engellemez, kastedilen; ücretin her yıl devre tatil yapıldıkça, her yıl için ayrı ayrı ödenmeyeceğidir. (Böyle ayrı ayrı ödeme yapılması başka bir konaklama sözleşmesi türü olabilir.)

 

bb) Kullanış Şeklini Bildirmek

 

Devre tatil sahibi, devresini bizzat kullanıp kullanmayacağını, kiraya verip vermeyeceğini, başkasına kullandıracak ise bu hususları işletme şirketine bildirecektir.

 

cc) Yönetim Giderlerine Katılma, Servis Hizmetleri Karşılığı Ücret Ödeme, İştirak Payını Yatırma Borcu

 

Devre tatil sahibi iştirak payını ödemek; bağımsız bölüm ve işletme tesislerinin bakımı korunması, temizliği gibi hizmetler karşılığında “katılım payı” adı altında her yıl belli bir para ödemek; lokanta, otopark, vs. hizmetler karşılığında “servis ücreti” adlı her yıl belirlenen bir ücreti ödemek zorundadır. Burada önemli bir nokta; bu tür genel masrafların önceden belli veya belirlenebilir olmaması hâlinde, tüketicinin sonradan fahiş giderler ödemek zorunda bırakılmasıdır. Bu nedenle, yapılacak sözleşmede bu hususların ayrı ayrı ve net bir şekilde gösterilmesi gerekir. Yönetmeliğin 5. maddesinin (h) bendinde de bu husus belirtilmiştir.

 

dd) Diğer Yükümlülükler

Devre tatil sahipleri yukarıdaki yükümlülüklerin yanı sıra devre tatil sözleşmesi veya kullanma yönetmeliği olarak adlandırılan anlaşmalardan doğan diğer yükümlülüklerle de bağlıdır. Toplu yaşamın gerektirdiği ortak tesislerin nasıl kullanılacağına ilişkin kurallar ile taşınmaza ve ortak tesislere verilebilecek zararların sözleşme hükümlerine göre tazmini kuralları da burada sayılabilir. Ayrıca devrenin bitiminde tatil evini terk etmek yükümlülükleri de vardır.

Sağlayıcının/işletmenin hakları devre tatil sahibinin borçları, sağlayıcının/işletmenin borçları devre tatil sahibinin hakları olduğu için tekrar açıklamaya gerek görmüyorum.

 

 

6- DEVRE TATİL SÖZLEŞMESİNİN ŞEKLİ VE ZORUNLU İÇERİĞİ

 

Devre tatil sözleşmesinin yazılı olarak yapılması ve bu sözleşmenin bir nüshasının tüketiciye verilmesi zorunludur. Sözleşmenin zorunlu içeriği Devre Tatil Yönetmeliği’nin 5. maddesinde düzenlenmiştir. Sözleşmede yer alması gereken şartların eksikliği hâlinde yaptırımın ne olacağı Yönetmeliğin 7. maddesinde belirtilmiştir. Buna göre; tüketici, sözleşmeyi imzaladığı tarihten itibaren 3 ay içinde bir bildirimde bulunarak bu sürenin sonuna kadar eksikliğin giderilmesini talep ve eksiklik giderilmezse sürenin bitiminde sözleşmenin kendiliğinden sona ermiş olacağını ihbar edebilir. Bu ihbarın şekli belirtilmemiştir ancak ispat zorluklarıyla karşılaşmamak açısından en azından yazılı bir bildirim yapmakta fayda vardır.

 

Yukarıda da belirttiğim gibi Yönetmeliğin 7. maddesinin 2. fıkrasında cayma süresinin başlangıcı 6. maddeden farklı düzenlenmiştir: Süre sözleşmedeki eksikliklerin tamamlanmasının tüketiciye bildirilmesinden itibaren başlayacaktır. Böylece tüketici cayma hakkını kullanıp kullanmayacağına sözleşmenin tamamını inceledikten sonra karar verecektir. Bu hükümden eksikliğin taraflarca birlikte değil sağlayıcı tarafından tek yanlı olarak tamamlanacağı anlaşılmaktadır. Süresi içinde eksiklik giderilmediği takdirde sözleşme 3 aylık süre sonunda kendiliğinden sona erecektir. Ayrıca tüketiciden hiçbir ödeme talep edilemez, yaptığı ödemeler de kendisine iade edilir. Bu hüküm AB Konsey Yönergesi’ne göre daha iyi bir koruma sağlamaktadır. Çünkü Yönerge sözleşmeden cayılması hâlinde, sözleşmede belirtilen ve sözleşme yapılırken sarf edilen masrafların tüketici tarafından ödenmesini öngörmektedir. Ancak Yönerge’ye göre; üye devletler, Yönergenin sağladığı korumaya göre daha elverişli bir koruma sağlayan düzenlemeler yapma konusunda serbesttirler.

 

Açıklamalardan da anlaşılacağı gibi sözleşmenin zorunlu içeriğindeki eksiklikler otomatik olarak sözleşmenin geçersizliğine sebep olmamaktadır. Tüketici ihbarda bulunarak cayma hakkını kullanırsa sözleşme sona ermektedir.

 

B)    DEVRE TATİL SÖZLEŞMELERİNDE TÜKETİCİNİN KORUNMASI

 

 

1- Devre Tatil Sözleşmelerinde Tüketicinin Cayma Hakkı

 

Devre tatil sözleşmelerinde, tüketicinin özellikle sözleşmenin kuruluşu aşamasında korunması gerekmektedir. Bu nedenle Bakanlık da Devre Tatil Yönetmeliği’nde, devre tatil sözleşmesinin yapılması aşamasında tüketiciyi koruyabilmek için, kapıdan satış sözleşmelerinde olduğu gibi, tüketiciye cayma hakkı verilmiştir. Uygulamada da, Yargıtay’ın, haklı olarak takip ettiği müstakar kararlarında, kapıdan satış şeklinde yapılan devre tatil sözleşmelerinde tüketiciye cayma hakkı verilmekte idi. Şimdi ise. cayma hakkı devre tatil sözleşmeleri için genel olarak tanınmış, kapıdan satış şeklinde yapılması aranmamıştır. Gerçekten, Devre Tatil Yönetmeliği’nin 6. maddesine göre; “Tüketici, sözleşmenin her iki tarafça imzalanmasından itibaren on gün içinde hiçbir sebep göstermeksizin ve hiçbir hukukî ve cezaî sorumluluk üstlenmeksizin cayma hakkın kullanarak sözleşmeden dönebilir.” “Sağlayıcı, bu süre dolmadan devre tatil sözleşmesine konu mal ve/veya hizmet karşılığında tüketiciden herhangi bir isim altında ödeme yapmasını veya borç altına sokan herhangi bir belge vermesini isteyemez. Sözleşmenin, devre tatil sözleşmesine konu tesiste akdedilmesi hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu durumda, sözleşmenin devre tatile konu tesiste yapıldığını ispat külfeti sağlayıcıya aittir.

”Cayma hakkının süresi, sözleşmenin imzasından itibaren başlar. Yukarıda da belirttiğim gibi cayma süresi 10 gündür. Cayma süresi geçmeden önce, tüketiciden, ödeme ya da borçlandırıcı belge vermesi istenemeyecektir.

Ancak sağlayıcı, tüketiciden ödeme veya borçlandırıcı belge almış ise, cayma hakkının kullanılması hâlinde bunları iade etmek zorunda kalacağı gibi, 25. maddeye göre para cezası ile de karşılaşabilecektir.

 

6. maddenin 2. fıkrasının son iki cümlesinde ne kastedildiği belli değildir. Zira sözleşmenin, devre tatile konu tesiste yapılmasının ne gibi bir ayrıcalığı olduğu açık değildir. “Sözleşmenin devre tatil sözleşmesine konu tesiste akdedilmesi hâlinde, bu hüküm uygulanmaz.”cümlesi ile kastedilenin; sadece ikinci fıkra hükmünün uygulanmayacağı olduğunu kabul etmek yerinde olacaktır. Çünkü bu cümle ikinci fıkra içinde yer almaktadır, ayrı bir fıkra olarak yazılmamıştır. Ayrıca tüketiciye, sözleşme konusu tesislerde yaptığı devre tatil sözleşmeleri için de cayma hakkı tanınmalıdır. Nitekim AB Konseyi Yönergesi’nde böyle bir istisna tanınmamıştır. Esasen uygulamada da, devre tatil sözleşmelerinin bazıları, sözleşme konusu tesislere tüketiciler davet edilmek ve bir gün ağırlanmak suretiyle yapılmaktadır. Bu şekilde yapılan devre tatil satışları, Yargıtay’a göre kapıdan satıştır ve cayma hakkı vardır.

 

Sözleşmenin devre tatil sözleşmesine konu tesiste yapıldığını ispat yükü sağlayıcıya verilmiştir. Ancak sağlayıcı, sözleşmeyi nerede yaparsa yapsın, sözleşmenin tesislerde yapıldığını, sözleşmeye bir hüküm olarak koyacaktır. Bu durumda tüketicinin aksini ispat etmesi gerekmektedir ki bu, oldukça zor olacaktır. Çünkü yazılı delil karşısında tüketicinin de bir yazılı delil göstermesi gerekmektedir. Yargıtay bu konuyla ilgili bir kararında takdirî delillere başvurulamayacağını belirtmektedir. Bu durumda, satıcı tarafından matbu sözleşmeye konulacak bir kayıt sayesinde, aslında başka yerde yapılan bir sözleşmeden doğan cayma hakkının, tüketici tarafından kullanılması engellenmiş olacaktır. Bu durumda kanuna karşı hile söz konusu olduğundan, en azından kanuna karşı hilenin aksinin her türlü delille kanıtlanmasının mümkün kılınması tüketicinin ispat yükünü kolaylaştıracaktır. Ayrıca bu gibi hükümlerin, TKHK’nin 6. maddesi çerçevesinde haksız sözleşme koşulu olarak kabul edilmesi gerekmektedir. Çünkü böyle matbu bir hüküm sayesinde satıcı, tüketicinin kanunla verilmiş en önemli haklarından birini bertaraf edebilmektedir. Bu durumda, böyle bir hükmün tek taraflı konmuş ve tüketici aleyhine dengesizlik yaratan bir hüküm olduğuna şüphe yoktur.

 

Devre tatil sözleşmeleri şekle tâbi ve zorunlu içeriği de belirlenmiş sözleşmelerdir. Zorunlu içerik olarak sözleşmede yazılması gereken hususların sözleşmede bulunmaması hâlinde bunların sağlayıcı tarafından tamamlanması gerekmektedir. Bu durumda cayma süresi Yönetmeliğin 7. maddesinin 2. fıkrasına göre; sözleşmedeki eksikliklerin tamamlanarak tüketiciye bildirildiği tarihinden itibaren başlayacaktır.

 

 

2- SORUMSUZLUK KAYDI

 

Devre Tatil Yönetmeliği’nin 9. maddesinde açık bir hükümle, devre tatil sözleşmelerine sorumsuzluk kaydı konması ve tüketicinin haklarından feragat ettiğine dair hükümler konması hâlinde bu hükümlerin geçersiz olacağı belirtilmiştir. Böylece tüketicinin korunması doğrultusunda önemli bir adım atılarak Yönetmelik ile tüketiciye verilen haklar ve sağlayıcıya yüklenen yükümlülükler emredici hâle getirilmiş olmaktadır. Ancak, yine tüketicinin korunması ilkesi gereğince, tüketicinin haklarını arttıran ve sağlayıcıya daha fazla yükümlülük getiren sözleşme şartları geçerlidir.

 

3- BROŞÜR

 

Devre Tatil Yönetmeliği’nin 10. maddesi ile sağlayıcıya, talep eden tüketicilere bir broşür verme zorunluluğu getirilmiştir. Ayrıca bu broşürlere bazı hukukî sonuçlar bağlanmıştır. Örneğin broşürde yer alan şartlar değiştirilemez. Dolayısıyla broşürde yer alıp da sonradan sözleşmeye konulmamış şartlar sanki sözleşmede varmış gibi kabul edilecektir. 10. maddede broşürde yer alması gereken hususlar sayılmıştır. Sağlayıcı tarafından devre tatil sözleşmesine konu taşınmaz veya taşınmazlar için yapılacak reklamlarda, söz konusu broşürün nereden temin edileceğine ilişkin bilgiler de yer alır.

 
Bugün Tekil: 1177 Bugün Çoğul: 2211 Dün Tekil: 1341 Toplam Tekil: 1582193 Toplam Çoğul: 3927660
        Dataişlem