,
 
Menu
Anasayfa Hakkımızda Kadromuz Çalışma Alanlarımız Linkler Önemli Bilgiler İletişim
POLİSİN ARAMA YETKİSİ NEDİR / 25-08-2014
POLİSİN ARAMA YETKİSİNİN SINIRLARI..

I.AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİ AÇISINDAN

Öncelikle, Anayasamızda değişiklik yapılmasını gerektiren Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “özel hayatın ve aile hayatının korunması” başlıklı 8 inci maddesini incelemek gerekir:, AİHS’nin 8 inci maddesine göre; “Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve haberleşmesine saygı gösterilmesi hakkına sahiptir. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu otoritesinin müdahalesi, ancak ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, dirlik ve düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için, demokratik bir toplumda, zorunlu olan ölçüde ve yasayla öngörülmüş olmak koşuluyla söz konusu olabilir.”

Madde irdelendiğinde görüleceği üzere; özel hayatın gizliliği mutlak bir hak olarak öngörülmekte ve bir kamu otoritesinin bu hakka müdahalesinde şekli şartı ve sınırları belirtilmektedir.

Buna göre müdahalenin amacı;

1- Ulusal güvenlik,

2- Kamu güvenliği,

3- Ülkenin ekonomik refahı,

4- Dirlik ve düzenin korunması,

5- Suç işlenmesinin önlenmesi,

6- Sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması ile, sınırlandırılmıştır.

Müdahalenin şekli şartı ve sınırları ise;

1- Demokratik bir toplumda, zorunlu olan ölçüde,

2- Kanunla düzenlenmiş,

olma şeklinde tespit edilmiştir.

Burada esas olarak üzerinde durulması gereken husus; “demokratik bir toplumda, zorunlu olan ölçü”nün ne olduğu ve bu hakka müdahale konusunda karar merciin kim olduğudur.


II.ANAYASAMIZDA ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİ AÇISINDAN

Özel hayatın gizliliği ve arama ile ilgili anayasal ilkeler aşağıdaki gibidir:

 20. madde; özel ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkını ve bunların gizliliğine dokunulamayacağını emrettikten sonra sadece millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak, usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; kimsenin üstü, özel kâğıtları ve eşyasının aranamacağını ve bunlara el konulamayacağını, yetkili merciin kararının da yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulması gerektiğini, hâkimin de kararını el koymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklayacağını; aksi halde, el koyma işleminin kendiliğinden hükümsüz olacağını belirtmiştir.

21. madde de; konut dokunulmazlığını teminat altına almakta, 20. maddede belirtilen hususlar gibi konut dokunulmazlığının ihlali ile ilgili sınırları düzenlemektedir.

Anayasamız arama ve konut dokunulmazlığını teminat altına almakta, istisnai olarak da, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak, esasen hakim kararı alınmasını zorunlu kılmaktadır. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merci yazılı emir verebilir.

Hukukumuzda “gecikmesinde sakınca bulunan hal” sadece Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliğinde tanımlanmış, “derhal işlem yapılmadığı takdirde suçun iz, eser, emare ve delillerinin kaybolması veya şüphelinin kaçması veya kimliğinin saptanamaması ihtimalinin ortaya çıkması hali” olarak tespit edilmiştir.


III. ARAMA YETKİSİNİ DÜZENLEYEN MEVZUAT AÇISINDAN

A. POLİS VAZİFE VE SALÂHİYET KANUNU

Anayasa değişikliğine paralel olarak 3 Ağustos 2002 tarihinde de 4771 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunun 10 uncu maddesi ile2559 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu’nun (PVSK) 9 uncu maddesi değiştirilmiş ve arama için öngörülen anayasal ölçütler PVSK’na yansıtılmıştır:

PVSK Md 9 – “Polis; millî güvenlik ve kamu düzeninin, genel sağlık ve genel ahlâkın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, taşınması veya bulundurulması yasak olan her türlü silah, patlayıcı madde veya eşyanın tespiti amacıyla usulüne göre verilmiş hâkim kararı veya bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de mahallin en büyük mülki amirinin vereceği yazılı emirle;

1. 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu kapsamına giren toplantı veya gösteri yürüyüşlerinin yapıldığı yerde veya yakın çevresinde,

2. Özel hukuk tüzel kişileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları veya sendikaların genel kurul toplantılarının yapıldığı yerin yakın çevresinde,

3. Halkın topluca bulunduğu veya birikebileceği yerlerde,

4. Öğretim ve eğitim özgürlüğünün sağlanması için her derecedeki öğretim ve eğitim kurumu binalarında veya bunların eklentilerinde veya bunların yakın çevrelerinde veya giriş ve çıkış yerlerinde,

5. Umumi veya umuma açık yerlerde veya öğrenci yurtlarında veya eklentilerinde,

6. Yerleşim birimlerinin giriş ve çıkışlarında,

7. Her tür toplu taşıma veya seyreden taşıt araçlarında,

kişilerin üstlerini, araçlarını ve eşyasını arar, suç unsurlarına el koyar ve evrakıyla birlikte Cumhuriyet  savcılığına teslim eder.

Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu ile diğer kanunlara göre suç iz, eser, emare veya delillerinin tespiti veya faillerinin yakalanması amacıyla polis tarafından yapılacak aramalar için de usulüne göre verilmiş hâkim kararı veya bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde diğer kanunlarda yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmalıdır.”

Buna göre; suçun önlenmesi amacıyla polis tarafından yapılacak aramalarda ana kural hakim kararı, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde ise mahallin en büyük mülki amirinin yazılı emridir.

B. CEZA MUHAKEMELERİ USULÜ KANUNU

Adli arama ile ilgili esas düzenleme 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununda yer almaktadır. Bu yasaya göre aramaya karar verme yetkisi hakime ait olmakla beraber, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet  savcıları ve bunların muavini sıfatı ile emirlerini icraya memur zabıta memurları da arama yapabilirler:

Gece yapılacak arama, gecenin tayini Madde 96- “Meşhut cürüm ile tehirinde mazarrat görülen haller veya firar eden bir mevkuf veya mahpusun tekrar yakalanması hali müstesna olmak üzere meskende veya iş mahalleri ile sair kapalı yerlerde gece vakti aranma yapılmaz.

Bu kayıt, Emniyeti Umumiye İdaresinin hususi nezareti altında bulunan şahısların oturdukları yerlerle geceleyin herkesin girip çıkabileceği mahaller yahut mahkumların toplanma veya sığınma veya suç ile elde edilen eşyayı saklama mahalli veyahut gizli kumar yerleri veya umumhaneler gibi polisçe maruf olan yerler hakkında cari değildir.”

Arama kararı salahiyeti Madde 97- “Aramaya karar vermek salahiyeti hakimindir. Ancak tehirinde mazarrat umulan hallerde Cumhuriyet  Müddeiumumileri ve müddeiumumilerin muavini sıfatı ile emirlerini icraya memur olan zabıta memurları arama yapabilirler.

Hakim veya Cumhuriyet savcısı hazır olmaksızın süknada veya iş görmeğe mahsus mahaller ile kapalı yerlerde aramada bulunabilmek için o mahal ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulur.

Yukarıdaki fıkrada gösterilen takayyüt 96 ncı maddenin ikinci fıkrasında yazılı mahallere şamil değildir.

Harp gemileri dahil olmak üzere askeri hizmetlere mahsus yerlerde yapılacak zabıt muamelesi hakim veya Cumhuriyet  savcısının talep ve iştirakiyle askeri makamlar tarafından derhal ifa olunur. Ancak askeri hizmetlere mahsus yerler ordu ile alakası olmayan kimseler tarafından münhasıran işgal edildiği takdirde askeri makamların müdahalesine lüzum yoktur.”

2559 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu’nun 4771 sayılı Kanunla değişik 9 uncu maddesi son fıkrası, “Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu ile diğer kanunlara göre suç iz, eser, emare veya delillerinin tespiti veya faillerinin yakalanması amacıyla polis tarafından yapılacak aramalar için de usulüne göre verilmiş hâkim kararı veya bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde diğer kanunlarda yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmalıdır” hükmünü getirmiştir.

CMUK Md 97 ve PVSK Md 9/son fıkra birlikte değerlendirildiğinde görüleceği üzere gecikmesinde sakınca umulan hallerde suç iz, eser, emare veya delillerinin tespiti veya faillerinin yakalanması amacıyla zabıta memurları da arama yapma yetkisine sahiptir.

Bu maddede Anayasanın 20 ve 21 inci, PVSK’nın değişik 9/2 inci maddelerinde düzenlenen “yetkili merci”ler belirtilmiş olduğu için bu madde halen yürürlükte olan bir hükümdür. Dolayısıyla, polisin suçun iz, eser, emare veya delillerinin tespiti veya faillerinin yakalanması amacıyla yapacağı aramalarda, “arama yetkisi” devam etmektedir.Ancak bir polis memurunun kendi yapacağı arama için yine kendisi, yazılı emri nasıl verecektir?

C.KAÇAKÇILIĞIN MEN VE TAKİBİNE DAİR KANUN

1918 sayılı Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanunun 3. maddesine göre her mahallin en büyük mülkiye memuru, sözleşmeli personel dahil bilumum gümrük ve gümrük muhafaza amir ve memurları, doğrudan doğruya Devlet tarafından idare edilen bilcümle tekel memurları, emniyet hizmetleri sınıfına dahil personel, jandarma subay, astsubay, uzman çavuş ve eratı, Sahil Güvenlik Komutanlığı subay, astsubay ve eratı, kaçakçılığı men ve takip ve soruşturma ile yükümlüdür ve bu memurlar, Kanunun 6. maddesine göre, 7 ila 11. maddelerde düzenlenen arama yetkisine sahiptirler:

“Madde 7 – (Değişik:26/7/1983-2867/3 md.) Kaçak eşya, her türlü silah, mühimmat patlayıcı ve uyuşturucu maddelerin bulunduğu şüphe edilen her denk veya sandıkta veya nakle yarayan diğer araçlarda arama yapılır.

Madde 8 – (Değişik:17/1/1940-3777/1 md.) Hususi evlerle müştemilatında arama:

a) Mahallin en büyük mülkiye amirinin vereceği yazılı izinle,

b) Salahiyetli memurun izni bulunmadığı halde köylerde muhtar veya vekilinin ve bunlar da bulunmadığı takdirde ihtiyar heyetinden iki kişinin huzuru ile,

c) Arama izni verenlerin evlerinde arama icap ettiği takdirde mafevk idare amirinin izniyle,   yapılır.

Hususi ev aramaları salahiyetli memurlarca, ihtiyar heyetleri arasından ve bulunmadığı takdirde mahalle veya köy halkından en az iki kişinin huzuru ile yapılır. Muvazzaf ve müstahdem subaylarla askeri memurların kendilerinin oturdukları yerlerde arama, mafevk veya hem rütbe bir subay huzuru ile yapılır.

İzin veren makamın iş`arı üzerine aramada bulunacak subayın izamına askeri merciler mecburdurlar.

Arama sırasında kaçakçılık suçunun işlendiğini gösteren veya bu suçun ispatına yarayacak olan evrak bulunursa sahibinin veya mümeyyiz olan hısımlarının, bunlar da bulunmadığı takdirde bu maddenin “B” bendinde yazılı kimselerin huzuru ile mühürlenir ve aramayı yapan kimselerce alınacak zabıt varakasının aslı ile birlikte tahkikat yapan gümrük muhafaza kıtaları subayları ile gümrük ve muhafaza idareleri amirlerine verilir.

Bu mühür kaçakçılık tahkikatını yapanlar tarafından sahibinin huzuru ile,sahibi gelmez veya belli olmazsa ihtiyar heyetinden veya o yerde oturan kimselerden iki kişi bulundurularak açılır ve en kısa zamanda evrak tetkik edilir ve suçun işlendiğini gösterenlerle suçun ispatına yarayanlar ayrılarak tahkikat kağıtları ile birlikte Cumhuriyet  Müddeiumumiliğine ve askerliğe ait olan evrak da en yakın askeri adli amire gönderilir. Diğerleri imza mukabilinde hemen sahibine iade edilir. Zabıt muamelesine karşı alakalılarca Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununda yazılı sebep ve usul dairesinde vazifeli merciler nezdinde itiraz olunabilir.

Kaçak eşya ile girilirken veya çıkılırken görülen veyahut kaçakçılık sayılan her hangi bir işin yapıldığı zahiri delilleriyle tespit edilen yerlerde usulü dairesinde ve hemen aramak için gündüz izin almağa lüzum yoktur.

Bu hallerde arama (A, B, C) fıkraları hükümleri dairesinde gece dahi yapılır.

Madde 9 Dükkan, mağaza, ticaret ve alış veriş yapılan hususi evler, depo, ambar, antrepo, han, otel, pansiyon, sinema, tiyatro, gazino, kahvehane, bar, dansing ve bunlara benzer yerler ve müştemilatı umuma açık oldukları müddetçe ve umuma açık yerlerinde arama izinsiz yapılabilir. Bu mahaller umuma açık bulunmadıkları zaman 8 inci madde hükmüne tabi tutulur.

Madde 10Gümrük salonlarında kaçak eşya sakladığında şüphe edilen şahısların üzeri sivil, asker ayrılmaksızın kayıt ve şartsız aranabilir.

Gümrük bölgesinde bu arama en yakın bir karakola veya bir Hükümet dairesine veya askeri garnizona götürülerek yapılır.

Kadınların üzerinde arama, bir kadın marifeti ile yapılır.

Hakim ve Cumhuriyet  müddeiumumileri ile müddeiumumilerin muavini sıfatı ile emirlerini icraya memur olan zabıta memurları hakkında ceza muhakemeleri usulü kanununda mevcut salahiyetler mahfuzdur.

Madde 11 – (Değişik: 29/8/1956-6829/1 md.) Gümrük Kanununun 7 inci maddesi gereğince tayin olunan kapı ve yollardan başka yerlerden girmek, çıkmak veya geçmek memnudur.

Bu yerlerde tesadüf edilecek eşhas ve her nevi nakil vasıtaları salahiyetli memurlar tarafından durdurulur ve şahısların eşya yük ve üzerleri ve nakil vasıtaları aranır.

(Değişik: 26/7/1983-2867/4 md.) “Dur” ihtarına itaat etmeyen şahıslar hakkında evvela havaya ateş etmek suretiyle bu ihtar tekrar edilir. Bu ihtara da riayet edilmezse salahiyetli memurlar silah kullanmaya yetkilidir. Ancak silahla mukabeleye yeltenilmesi veya meşru müdafaa durumuna düşülmesi veya Bakanlar Kurulunca ihdas edilen emniyet bölgelerinde dur ihtarına itaat edilmemesi hallerinde salahiyetli memurlar doğruca hedefe ateş edebilirler.

Silahla teçhiz edilmiş zabıta ve gümrük muhafaza memurlarının memleket dahilinde tesadüf edecekleri kaçakçılar hakkında da yukarıdaki fıkralar ahkamı tatbik olunur.

Gümrük mıntıkası dahilinde havaya silah atmak suretiyle vaki dur ihtar ve işaretine itaat etmeyen canlı, cansız kara vasıtaları sürücülerine de salahiyetli memurlar silah istimaline mezundur.

Demiryolu vasıtaları bu hükümden müstesnadır. Bunların durdurulmasını gerektiren ahvalde yapılacak muameleler istasyonlardaki tavakkufları[4] sırasında icra  olunur.

Kaçakçılığın men, takip ve tahkikiyle vazifeli jandarma veya gümrük muhafaza teşkilatı mensupları karasuları dahilinde veya gümrük mıntıkalarında her nevi deniz vasıtalarına yanaşıp yük ve evrakını tetkike salahiyetlidir.

Sahillerde veya hudut teşkil eden nehir ve göllerde gümrük idaresi bulunmayan yerlere izinsiz yanaşan veya kara ile yahut sair sefinelerle ihtilat eden gemilerle ek ikinci maddenin IV üncü fıkrası hükmüne riayet etmeyen her nevi deniz vasıtaları hakkında dahi, hangi tonajda olursa olsun yukarıdaki fıkra hükmü tatbik olunur.

Karasularımızda ve gümrük mıntıkalarında jandarma veya gümrük muhafaza teşkilatı mensuplarının yanaşmasına müsaade etmeyerek kaçan veya kaçmaya teşebbüs eden her nevi deniz vasıtalarına beynelmilel deniz işaretlerine göre gündüz filama ve gece mors ve emsali işaretlerle durması ihtar olunur.

Bu ihtara riayet etmeyen vasıtaya ihtar mahiyetinde top veya sair silahlarla ateş edilir. Buna da riayet etmeyip kaçmaya devam ettiği takdirde durmaya mecbur edecek şekilde üzerine ateş edilir.

Mücbir bir sebep olmaksızın gümrük idaresi bulunmayan bir mahalle inen veya kalkan hava sefineleri hakkında da kara vasıtalarına tatbik olunan hüküm uygulanır.”

Kaçak eşya, her türlü silah, mühimmat patlayıcı ve uyuşturucu maddelerin bulunduğu şüphe edilen her denk veya sandıkta veya nakle yarayan diğer araçlarda yapılacak arama ile; mahallin en büyük mülkiye amirinin vereceği yazılı izinle, yetkili memurun izni bulunmadığı halde ise köylerde muhtar veya vekilinin ve bunlar da bulunmadığı takdirde ihtiyar heyetinden iki kişinin huzuru ile, arama izni verenlerin evlerinde arama gerektiğinde de üst idare amirinin izniyle evler ve müştemilatında arama yapılabilecektir.

D.DİĞER KANUNLARLA DÜZENLENEN HUSUSLAR

Aşağıda belirtilen haller, doğal nitelikleri itibariyle herhangi bir makam veya merciden izin alınması şartına bağlanamayacağından, bu gibi hallerde hakim kararı alınmasına gerek olmadan Polis tarafından doğrudan arama yapılabilecektir.

a) Hakkında gıyabi tutuklama müzekkeresi bulunan kişi yakalandığında üstünde, yakalanması amacıyla konutunda, işyerinde, yerleşim yerinde, bunların eklentilerinde ve aracında yapılacak aramalarda,

b) Kolluk tarafından yakalanan kişinin, yakalandığı anda, silah gibi kendisine veya kişilere zarar verebilecek diğer unsurlardan arındırılması amacıyla yapılacak üst aramasında ve bu gibi hallerde aracında, kaçarken içerisine girdiği bina ve eklentilerinde yapılacak aramalarda,

c) Hakim kararı veya Cumhuriyet savcısının emri ile yakalanan kişinin, yakalandığı anda, silah gibi kendisine veya kişilere zarar verebilecek diğer unsurlardan arındırılması amacıyla yapılacak üst aramasında ve bu gibi hallerde aracında, kaçarken içerisine girdiği bina ve eklentilerinde yapılacak aramalarda,

d) Gözaltına alınan kişinin nezarethaneye konmadan önce yapılacak üst aramasında,

e)    i. Bir suçun işlenmesine veya işlenen suçun devamına engel olmak üzere,

ii. Bir suçun sanığı veya şüphelisi olarak yakalandıktan sonra kolluk güçlerinin elinden kaçmakta olan kimselerin yakalanması maksadı ile,

iii. 3005 sayılı Meşhut Suçların Muhakeme Usulü Kanunu kapsamında işlenen suçların faili veya delillerini elde etmek üzere,

kişilerin üstlerinde ve eşyasında, araçlarında, özel kağıtlarında ve kaçarken girdikleri bina ve eklentilerinde yapılacak aramalarda,

f) 1918 sayılı Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanun’un 8’inci maddesi kapsamında, kaçak eşya ile girilirken veya çıkılırken görülen veyahut kaçakçılık sayılan herhangi bir işin yapıldığına ilişkin delil görüntüsü bulunan yerlerde, usulüne göre ve hemen yapılan aramalarda,

g) 1918 sayılı Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanun’un 11’inci maddesi kapsamında, Gümrük Kanunu gereğince tayin olunan kapı ve yollardan başka yerlerden girmek, çıkmak ve geçmek üzere iken tesadüf edilen kişilerin üst, eşya ve araçlarının aranması ile genel kolluk tarafından memleket dahilinde tesadüf edilecek kaçakçıların üst, eşya ve araçlarının aranmasında,

h) 765 sayılı TCK’nın 49’uncu maddesindeki ve diğer kanunların öngördüğü hukuka uygunluk sebepleri ve suçüstü halinde yapılan aramalarda, toplum için veya kişiler bakımından yaşamsal tehlikeyi ortadan kaldırmak amacıyla veya kapalı yerlerden gelen yardım çağrıları üzerine, konut, işyeri ve yerleşim yeri ile eklentilerine girmek için.

 

SONUÇ VE DEĞERLENDİRME

Yukarıda belirtilen kanuni düzenlemelere dikkat edildiğinde görüleceği üzere, PVSK dışındaki diğer kanunlara göre yapılacak aramalarda anayasal kural sadece polis için geçerli olmak üzere yasalara yansıtıldığı halde, polis dışındaki diğer kamu görevlileri için bu sınırlama getirilmemiştir.

Gerçekleştirilen değişiklikler temel hak ve özgürlükleri korumayı amaçlamaktadır. Ancak ne gibi sonuçlar doğurmaya başladığını aşağıda örneklediğimizde belki farklı düşünmeye başlayacağız. “Kanun koyucuya hata izafe edilemez” kuralını bilmekle beraber, PVSK’da yapılan değişiklik sonrası bizleri ne tür sıkıntılar beklemektedir ve hatta ortaya çıkmıştır. Bunları sizlerle paylaşmak istiyoruz, ki bu tespitler 81 il emniyet müdürlüğünden aldığımız bilgilerdir:

Önleme araması için hakim kararı verildiği olmuştur (Örneğin İstanbul’da Şişli, Üsküdar, Gaziosmanpaşa adliyeleri hariç diğer mahkemeler). Ancak son günlerde karar vermeme yönünde eğilimler artmış, suçların önlenmesine yönelik çalışmaların polisin idari görevleri arasında yer aldığından bahisle arama izninin mülki amirden istenmesi belirtilerek arama kararı verilmemeye başlanmıştır (Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı).

Spor karşılaşmaları, açık ve kapalı yer toplantıları öncesinde alınacak emniyet tedbirleri, havalimanı gibi tesislere girişte yapılacak arama için karar talepleri “yanıcı ve patlayıcı maddelerin stadyuma sokulmasını engellemek polisin idari nitelikte görevi olması nedeniyle” reddedilmektedir (Trabzon 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 24.09.2002 tarihli kararı). Cumhuriyet  Başsavcılığına müracaat edildiğinde arama kararının mahkemelerden değil mahallin en büyük mülki amirinden alınması gerektiği belirtilerek müracaatlar kabul edilmemektedir.

Umumi veya umuma açık yerlerde suçluların tespit ve aranma işlemlerinin yerine getirilebilmesi için arama kararına gerek olmadığına hatta bunun polisin görevi olduğuna dair gerekçe belirtilerek arama kararı verilmemektedir (Sarıyer ve Şişli Sulh Ceza Mahkemeleri). Umuma açık yerlerin suç ve suçluların barınma yerleri olduğu düşünüldüğünde denetim tamamen zayıflamıştır.

Arama kararının alınmasında savcılarla ilgili bir husus düzenlenmediğinden polisin talebini bazı Cumhuriyet  Başsavcılıkları (Örneğin Trabzon) mahkemeye iletmekte, bazıları ise talebin doğrudan mahkemeye yapılmasını istemektedir (Kuşadası ilçesindeki uygulama bu yöndedir).

Arama kararının hangi mahkemeden alınacağı açıkça düzenlenmemiştir ancak müracaatlar genellikle doğrudan Sulh Ceza Hakimliklerine yapılmaktadır (Kuşadası ilçesindeki uygulama bu yöndedir).

Polise yapılan ihbarın veya arama ihtiyacının mesai saatleri dışında veya gece geç saatte olması durumunda arama için karar verecek hakim veya yazılı emir verecek mahallin en büyük mülki amirine ulaşılamaması, ulaşılsa dahi işlemin ne şekilde gerçekleşeceği belirtilmediği ve ilgili kurumlarda da henüz bir sistem oluşturulmadığı için ertesi günün mesai saati beklenmektedir.

Suikast ve sabotajların önlenmesi amacıyla cezaevi, adliye, emniyet, valilik, askeri makamlar, polis merkezleri gibi önemli bina ve tesislerin girişlerinde nasıl arama yapılacağı konusunda tereddüt oluşmuştur.

Mahallin en büyük mülki amiri icracı değil, denetleyici durumda olması gerektiği halde icranın içine çekilmiştir.

Önceden tespit edilen eşkal tanımlamasına dayanarak canlı bomba olduğundan şüphe edilen bir kişinin üstünün, uyuşturucu madde sattığı bilinen ve o anda da taşıdığından şüphe edilen kişinin çantasının, silahla adam öldürmek şüphesiyle suçüstü halinde yakalanan bir kişinin üstünün aranabilmesi için en azından kanunla yetkili kılınan merciin yazılı emrinin beklenmesinin ne gibi sonuçlar doğurduğunu geçtiğimiz yıl Taksim’de hep birlikte izledik. İntihar saldırısı sonucu iki Çevik Kuvvet Polisi şehit oldu, daha başka yer ve tarihlerde de bazı saldırılar önlendi.

Gerçek hayattan verdiğim örnekleri bir kez daha düşünelim. Kişinin özel hayatının gizliliğini koruyalım düşüncesi ile bir başkasının en kutsal temel hak olan yaşama hakkını, dönüşü olmayacak bir şekilde tehlikeye atmış olmuyor muyuz? Bu örnekler polisin her an karşılaştığı, sıradan şeylerdir aslında. Sadece suçun önlenmesini değil, suçların aydınlatılmasını da zorlaştıran bu gelişmelerin İnsan Hakları alanında bir iyileştirme olduğunu söylemek ne yazık ki zordur. İnsan Haklarına saygı, bir hakkın diğerine feda edilmesi olmamalıdır. Hele feda edilmek üzere olan kişilerin ve kamu düzeninin yaşam hakkı ise.

Alışveriş merkezleri, kamuya veya özel kişilere ait bina ve tesislere girişte yapılabilecek işlemin arama değil kontrol olduğu doktrinde ifade edilse de işlemi yapan genel veya özel kolluk personeli hakkında açılacak dava ve muhtemelen alacağı ceza, en azından dava süresince terfi edememe, daha üst bir göreve atanamama gibi uğrayacağı zararlardan korunamamaktadır.

Bugün için bu duygu ve düşünce, polisin görevini yapmasını, yasaların verdiği yetkiyi kullanmasını engelleyen en büyük etken halini almıştır. Bunun nedeni, yasalardaki eksiklik ile sistemin tam olarak kurulamaması olmasına rağmen bedelini yine polis ödemektedir.

Bütün bu sakıncaların yanında, kanunların verdiği yetkiye dayanarak yakalanan bir kişinin, PVSK’nın 13 üncü maddesi ve Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği kapsamındaki yetkinin kullanılması ile, yakalanan kişinin kendisine, polise veya 3. bir kişiye saldırıda bulunmasını engelleyecek veya suçun iz, emare, eser ve delillerinin yok edilmesini veya bozulmasını önleyecek tedbirlerin alınması, bu bağlamda aranması da mümkündür. Bu sebeple, basit bir üst araması ile ortadan kaldırılabilecek şüphenin giderilmesi için yetkili merciin yazılı emrini zamanında elde edemeyen kolluk, aramadan daha ağır bir tedbir olan gözaltına alma tedbirini uygulayabilecektir. Bu durumda, kişi özgürlüğünün korunması için arama tedbirine getirilen kısıtlamanın, aramadan daha ağır bir tedbir olan kişi özgürlüğünün kısıtlanması gibi bir sonucu doğuracağını ifade etmek gerekir.

Polis, arama ve el koyma için getirilen en azından yazılı emir zorunluluğu nedeniyle, suçu önleyememe veya suçu önlemek için yakalama yetkisini geniş kullanma ve bu nedenle kişi özgürlüğünü eskisinden daha fazla kısıtlama ikilemiyle karşı karşıya bırakılmıştır.

Günümüzde bu teşkilat ve mensuplarının gerçek durumu nedir?

Ülkemizde başka hiçbir kurumda olmadığı halde, üniversite mezunları dahi iki yıllık temel eğitimle polis olabilmektedir.

Polis Akademisi Güvenlik Bilimleri Fakültesi ile Polis Meslek Yüksek Okullarındaki temel eğitimlerin dışında suç soruşturması hizmetlerini planlayan asayiş, terör, kaçakçılık birimleri başta olmak üzere tüm birimlerde çok yoğun hizmet içi programları uygulanmaktadır. İllerdeki eğitim şubeleri aktif hale getirilmiştir.

Mevzuat tasarıları hazırlanmasında, mevcut hükümlerin yorumlanmasında en azından yöneticiler, hukukun üstünlüğü, temel hak ve özgürlüklerin korunması, özüne zarar verilmemesi ilkelerinin savunucusudurlar.

Bu nedenle başta PVSK ve CMUK olmak üzere polisi ilgilendiren yasa tasarılarını hazırlayan komisyonlarda polis de yer almalı, sadece yazılı görüş bildirmenin sakıncaları ta işin başında ortadan kaldırılmalıdır.

 

 
Bugün Tekil: 63 Bugün Çoğul: 155 Dün Tekil: 1355 Toplam Tekil: 1582434 Toplam Çoğul: 3928269
        Dataişlem