,
 
Menu
Anasayfa Hakkımızda Kadromuz Çalışma Alanlarımız Linkler Önemli Bilgiler İletişim
ÖZEL BELGEDE SAHTECİLİK SUÇU VE YARGITAY KARARLARI / 14-09-2015
 

ÖZEL BELGEDE SAHTECİLİK SUÇU VE YARGITAY KARARLARI

Son zamanlarda sitemizden, sosyal medya hesaplarımız üzerinden takipçilerimizden ve Avea, Turkcell, Vodafone bayi sahipleri ve bayi çalışanlarından en çok gelen sorulardan biri de ÖZEL BELGEDE SAHTECİLİK konusu ile ilgili olmaktadır. Bu sebeple bu makalemizde ÖZEL BELGEDE SAHTECİLİK konusuna ayrıntılı değineceğiz.

ÖZEL BELGEDE SAHTECİLİK SUÇU

Özel belgede sahtecilik suçu TCK’nın 207. ve TCK’nın 208. Maddelerinde düzenlenmiştir.

Suçun maddi konusunu özel belge oluşturmaktadır. Belge kelimesi dilimizde evrakın karşılığı olarak kullanılmaktadır. Evrak keli­mesi, yazılı kağıt anlamına gelmektedir. Belgenin her şeyden önce yazılı bir materyal olduğu benimsenmekte ve ancak her yazılı olan şeyin belge olmayacağı, hukuken korunacak bir değeri ve delil niteliği olanların belge olabileceği kabul edilmektedir.

Ceza hukukunda belge; belirli bir düşünce, hukuki ilişki veya vakıayı yansıtan, başka deyişle hukuki sonuç doğurmaya elverişli bir irade beyanını içeren ve dü­zenleyicisinin kim olduğunu da gösteren yazılı evrak olarak tanımlanabilir.

Özel belgede, sahtecilikten söz edebilmek için, yapılan değişikliğin, “aldatıcı” nitelikte olması gerekir. Değişiklik, aldatıcı nitelikte değil ise, özel belgeyi bozma suçu oluşur.

Özel belgede sahtecilik suçunun oluşabilmesi için, düzenlenen özel sahte belgenin, kullanılması gerekir.

Özel belgede sahtecilik suçunda “kasıt” aranır. Yani kişinin ceza alması için özel belgeyi kullanan kişinin özel belgenin sahte olduğunu bilmesi gerekir.

Özel belgede sahtecilik suçunu işleyen bir kişi TCK madde 207 ve TCK madde 208 de belirtildiği üzere bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

“TCK madde 207 (1) Bir özel belgeyi sahte olarak düzenleyen veya gerçek bir özel belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren ve kullanan kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Bir sahte özel belgeyi bu özelliğini bilerek kullanan kişi de yukarıdaki fıkra hükümlerine göre cezalandırılır.” şeklinde, “TCK madde 208 (1) Gerçek bir özel belgeyi bozan, yok eden veya gizleyen kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” şeklinde düzenlenmiştir.

Özel belgelerde sahtecilik suçlarında görevli Mahkeme, Asliye Ceza Mahkemesidir.

YARGITAY KARARLARI

T.C

YARGITAY

7. CEZA DAİRESİ

E. 2012/28255

K. 2013/18941

T. 1.10.2013

ÖZEL BELGEDE SAHTECİLİK ( Başkasına Ait Kimlik Bilgileri İle Abonelik Sözleşmesi Yapıldığı – Eylemin Elektronik Haberleşme Kanunu’na Aykırılık Değil Özel Belgede Sahtecilik Suçunu Oluşturabileceği/11. Ceza Dairesi’nin Görevli Olduğu )

ELEKTRONİK HABERLEŞME KANUNU’NA AYKIRILIK ( Başkasına Ait Kimlik Bilgileri İle Abonelik Sözleşmesi Yapıldığı – Eylemin Elektronik Haberleşme Kanunu’na Aykırılık Değil Özel Belgede Sahtecilik Suçunu Oluşturabileceği/11. Ceza Dairesi’nin Görevli Olacağı )

BAŞKA KİŞİYE AİT KİMLİK BİLGİLERİ İLE ABONELİK SÖZLEŞMESİ YAPILMASI ( Eylemin Elektronik Haberleşme Kanunu’na Aykırılık Değil Özel Belgede Sahtecilik Suçunu Oluşturabileceği – 11. Ceza Dairesi’nin Görevli Olacağı )

11. CEZA DAİRESİNİN GÖREV ALANI (Başkasına Ait Kimlik Bilgileri İle Abonelik Sözleşmesi Yapıldığı – Eylemin Elektronik Haberleşme Kanunu’na Aykırılık Değil Özel Belgede Sahtecilik Suçunu Oluşturabileceği/11. Ceza Dairesinin Görevli Olduğu)

5237/m.207

5809/m.56

ÖZET : İddianamedeki, yasal abone olan kişinin kimlik bilgileri kullanılarak abonelik sözleşmesi düzenlenip üçüncü kişiye hat verilmesi şeklindeki anlatıma göre, eylemin Elektronik Haberleşme Kanunu kapsamında “Abonelik tesisi için gerekli kimlik belgeleri örneği alınmadan işletmeci veya adına iş yapan temsilcisi tarafından abonelik kaydı yapılamaz.” hükmüne aykırılık olarak değerlendirilemeyeceği, özel belgede sahtecilik suçunu oluşturabileceği gözetildiğinde, temyiz inceleme görevi Yargıtay 11.Ceza Dairesine ait bulunduğu kabul edilmelidir.

DAVA : Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Viranşehir Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen iddianamedeki, yasal abone olan kişinin kimlik bilgileri kullanılarak abonelik sözleşmesi düzenlenip üçüncü kişiye hat verilmesi şeklindeki anlatıma göre, eylemin 5809 sayılı yasanın 56/3.maddesi yoluyla 63/10.maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği ve sübutu halinde yalnızca TCK.nun 207.maddesinde düzenlenen sahtecilik suçunu oluşturabileceği ve Yargıtay Kanununun 14.maddesi ile Yargıtay Büyük Genel Kurulunun kararlarına göre, temyiz inceleme görevi Yargıtay Yüksek 11.Ceza Dairesine ait bulunduğundan,

SONUÇ : Dairemizin GÖREVSİZLİĞİNE, dosyanın anılan Daireye GÖNDERİLMESİNE, 01.10.2013 günü oybirliğiyle karar verildi.

T.C

YARGITAY

6. CEZA DAİRESİ

E. 1999/5537

K. 1999/5744

T. 14.10.1999

ÖZEL BELGEDE SAHTECİLİK ( Kullanma İle Oluşacağı )

EKSİK KALKIŞMA ( Sahtecilik Suçlarında )

TAM KALKIŞMA ( Sahtecilik Suçlarında Olanaklı Olmaması )

765/m.61, 62, 345

ÖZET : 1- Özel belgede sahtecilik suçu, “kullanma” ile oluşacağından suça konu belgelerin nerede, ne zaman, ne şekilde kullanıldığı, karar yerinde açıklanıp tartışılmalıdır.

2- Kabule göre de, sahtecilik suçlarına ancak eksik derecede kalkışılabilir; tam kalkışma olanaklı değildir.

DAVA : Sahtecilikten sanık Şahin ve Ali haklarında yapılan duruşma sonunda: Mahkumiyetlerine dair ( Diyarbakır Üçüncü Asliye Ceza Mahkemesi )nden verilen 29.4.1999 tarihli hükmün Yargıtayca incelenmesi sanık Şahin vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C. Başsavcılığından bozma isteyen 28.9.1999 tarihli tebliğname ile 1.10.1999 tarihinde daireye gönderilmekle okunarak gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 1- Özel belgede sahtecilik suçu “kullanma” ile oluşacağından suça konu belgelerin nerede, ne zaman, ne şekilde kullanıldığı karar yerinde açıklanıp, tartışılmadan yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi,

2- Kabule göre de;

Sahtecilik suçlarına ancak eksik derecede kalkışılabileceği, tam kalkışmanın olanaklı bulunmadığının gözetilmemesi,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanık Şahin vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle istem gibi ( BOZULMASINA ), bozmanın hükmü temyiz etmeyen sanık Ali’ye de sirayetine, 14.10.1999 gününde oybirliğiyle karar verildi.

+++++++++++

DENETİMLİ SERBESTLİK TEDBİRİ OLARAK EHLİYETE EL KONULMASI

Denetimli Serbestlik 5237 Sayılı Ceza Kanunu ile hukuk sistemimize girmiş fakat uygulaması sonradan oluşmaya başlamış bir sistemdir. Modern hukuklarda farklı türleri de olan denetimli serbestlik Türkiye’de son yıllarda sık sık başvurulan alternatif bir ceza yöntemidir. Bu ceza yöntemini içerisinde çeşitli yaptırımlar vardır. Bunlardan biri de “ehliyete el konulması” yaptırımıdır.

Bu denetimli serbestlik türü olarak direk karşımıza çıkan bir sistem olmasa da denetimli serbestlik müdürlüğünce takip edilen bir sistem olarak uygulamada yer bulmuştur.

5327 Sayılı Türk Ceza Kanunu 53/6 Fıkrası gereğince hukukta uygulama alanı bulmaktadır. Bu madde içeriği ise;

“İKİNCİ BÖLÜM:GÜVENLİK TEDBİRLERİ

Madde 53 – (6) Belli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkûmiyet hâlinde, üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere, bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebilir. Yasaklama ve geri alma hükmün kesinleşmesiyle yürürlüğe girer ve süre, cezanın tümüyle infazından itibaren işlemeye başlar.”

Şeklinde kanunda ifade edilmiştir.

Burada önemli olan husus ise araç kullanmaktan yasaklanma v.b tedbirler hükmün kesinleşmesiyle uygulamaya girecektir. Yani ceza hüküm kesinleştikten ve cezanın tamamının infaz edilmesinden sonra süre olarak başlayacaktır. Örnek vermek gerekirse taksirli olarak trafik kazası yapıp ölüme sebebiyet veren bir sürücünün ehliyetine el konulmuş ve 3 yıl hapis cezası almış ise öncelikle aldığı hapis cezası infaz edilecek. Hapis cezasının infaz edilmesinin ardından bu 3 yıllık tedbir süresi başlayacaktır. 

UYGULAMADA EHLİYETE EL KOYMA PROSEDÜRÜ NASILDIR?

Bu konuda uygulama yeni yeni oluşmaya başlamıştır. Uygulamada ehliyete el konulması işlemi için öncelikle mahkemenin TCK 53/6 uyarınca bir ceza vermesi ve bu cezanın kesinleşmesi bekleniyor. Cezanın kesinleşmesinden sonra mahkeme tarafından bu karar infaz edilmesi amacıyla Cumhuriyet Savcılığına iletiliyor. Cumhuriyet Savcılığı da bu mahkeme kararını denetimli serbestlik defterine kayıt ederek ilgili denetimli serbestlik şube müdürlüğüne veya denetimli serbestlik bürosuna iletiyor. Müdürlük yada büro bu kararı kendi defterlerine kaydederek işlemlere başlıyor. Burada sadece el koyma işlemi yapılmıyor ayrıca bir denetimli serbestlik tedbiri uygulanıyor. Sürücü tedbiren belirli bir süre bir mesleği yapmaktan men ediliyor ve bu durum da takip ediliyor.

Denetimli serbestlik müdürlüğü ilk işlem olarak sürücü belgesinin alınmasına karar verilen kişiye bir tebligat çıkarıyor. Bu tebligatta 10 gün içinde başvuru yapmasını bildiriyor. Eğer bu on gün içerisinde kişi kendi rızası ile gelmezse denetimli serbestlik müdürlüğü bunu yetkili kolluk mercilerine ileterek kolluk vasıtasıyla zorla getirilmesini sağlayabiliyor.

Kişi süresinde geldiği takdirde denetimli serbestlik müdürlüğü yada denetimli serbestlik bürosu tarafından bu konuda bir denetim görevlisi veya denetleme memuru konuya atanıyor. Bu denetleme memuru hükümlü için denetim planı hazırlayarak denetleme görevinin onayı ile bu planı uygulamaya koyuyor. Burada dikkat edilmesi gereken hususu tekrar etmekte fayda var. Bu plan hükümlünün cezasını tamamen çektikten sonra mahkeme kararında verilen süre boyunca tedbiren uygulanıyor.

Denetimli Serbestlik Müdürlüğü bu planın bir örneği hükümlüye bir örneğini ilgili kuruluşlara bir örneğini de kolluk birimlerine iletiyor. Sonrasında hükümlünün bu plana uyup uymadığı Denetimli Serbestlik Şube Müdürlüğü veya Denetimli Serbestlik Bürosunca sıkı sıkıya takip ediliyor.

Eğer hükümlü bu plana uymaz ise Denetimli Serbestlik Şube Müdürlüğü veya Denetimli Serbestlik Bürosunca hükümlüye bir uyarı yazısı tebliğ edilir. Eğer hükümlü plana buna rağmen yine uymazsa infaz ile ilgili kuruluşlar ve kolluk birimleri devreye girerek hükümlünün plana uyması sağlanır.

UYGULAMADA EHLİYETİN GERİ ALMA PROSEDÜRÜ NASILDIR?

Sürücü belgesinin geri alınması kararı verilen hükümlü para veya hapis cezasının infazından sonra mahkemece karar verilmiş süre sonuna kadar ehliyetini kullanamayacaktır. Ehliyeti denetimli serbestlik müdürlüğünün dosyasında saklanacaktır.  Mahkemece ilamda belirtilen süre sona erdiğinde kolluk birimleri infazın tamamlandığına dair yazıyı Denetimli Serbestlik Şube Müdürlüğü veya Denetimli Serbestlik Bürosuna teslim edecek bu Denetimli Serbestlik Şube Müdürlüğü veya Denetimli Serbestlik Bürosunca kayıt kapatılarak evraklar teslim edilmek amacıyla Cumhuriyet Savcılığına gönderecektir. Cumhuriyet Savcılığı da bu evrakı mahkemeye iletecektir. Hakkında sürücü belgesinin geri alınması kararı verilen sürücü belgesini bu prosedürlerden sonra geri alabilecektir.

 
Bugün Tekil: 203 Bugün Çoğul: 507 Dün Tekil: 1276 Toplam Tekil: 1637303 Toplam Çoğul: 4049932
        Dataişlem