,
 
Menu
Anasayfa Hakkımızda Kadromuz Çalışma Alanlarımız Linkler Önemli Bilgiler İletişim
BANKA HESABINDAN İZİNSİZ PARA ÇEKİLMESİ SUÇU NEDİR? SORUMLULUK KİMİNDİR? / 14-09-2015
 BANKA HESABINDAN İZİNSİZ PARA ÇEKİLMESİ SUÇU NEDİR? SORUMLULUK KİMİNDİR?

Bankacılık işlemlerinde işlem güvenliğinin banka tarafından sağlanması gerektiğinden bankanın kusursuz sorumluluğu vardır. Yani bankanın hesaptan para çekilmesi işleminde hiçbir kusuru olmasa bile sorumluluğu devam edecektir. Bunun sebebi de müşterilerin hesap güvenliğini bankanın sağlamak zorunda olmasından kaynaklanmaktadır. Bankalar müşterilerine internet üzerinden işlem yapma yetkisi verirken bu tür doğabilecek sıkıntıları düşünmeli ve bunların önlemini almalıdır. Bankanın bu önlemleri yeterli olarak almaması sebebiyle meydana gelecek her türlü zarardan banka sorumludur. Bankalar her türlü önlemi aldığını ispat etse bile işlemin internet üzerinden yapılması sebebiyle uğranılacak zarardan sorumlu olacaktır. Müşterinin sorumluluğu ise kusuru ile doğru orantılıdır. Müşteri hesabından para çekilmesi eyleminde kusurlu ise bu kusuru oranında sorumlu tutulacaktır. Fakat müşterinin kusurlu olması bankanın sorumluluğunu ortadan kaldırmayacaktır.

Yargıtay Kararındaki Ana Başlıklar

HESAP SAHİBİNİN BİLGİSİ VE İZNİ DIŞINDA HESAPTAN PARA ÇEKİLMESİ Usulsüz işlemle çekilen paraların doğrudan bankanın zararı niteliğinde olduğu hesap sahibinin bankaya karşı alacağının devam ettiği ve hesap sahibinin ispat edilirse müterafik kusurundan sorumlu olacaktır.

BANKANIN SORUMLULUĞU Kendisine yatırılan paraları mudilere istediğinde veya belli bir vadede aynı veya misli ile iadeyle yükümlü olduğu ve usulsüz işlemle çekilen paranın bankanın sorumluluğunda olduğu hesap sahibinin sorumluluğunun kusuru olması halinde devam edecektir.

YARGITAY KARARININ ÖZETİ: Dava, davalı banka nezdinde açılmış olan hesapta bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlemler sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.

İLGİLİ KANUN MADDELERİ:

818 Sayılı Kanun Madde 306,307,472

4839 Sayılı Kanun Madde 10/4

5411 Sayılı Kanun Madde 61

T.C

YARGITAY

11. HUKUK DAİRESİ

E. 2010/9742

K. 2011/2979

T. 21.3.2011

DAVA: Taraflar arasında görülen davada Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12/05/2010 tarih ve 2009/217-2010/170 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Murat Azaklı tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

KARAR: Davacı vekili, davalının güvenli hizmet verme yükümlüğüne aykırı davranması sonucu müvekkiline ait davalı Bankanın Köprübaşı şubesindeki vadeli hesabından vadesiz hesabına aktarılan 92.460,00 TL’nin farklı kişiler adına havale edildiğini ve zarara uğradığını ileri sürerek, söz konusu meblağın 20.01.2007 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, müvekkili ile davacı arasında akdedilen Bireysel Bankacılık Hizmet Sözleşmesi hükümlerince internet şubesi hizmetinden yararlanabilmek için mudiye bir kullanıcı kodu ve akkart şifresi verildiğini, ayrıca para çıkışı olan işlemlerde kullanılmak üzere altı karakterden oluşan parola verildiğini, bankanın internet şubesinin sağlıklı biçimde işlemesi için gerekli tüm teknolojik donanıma sahip olduğunu, alınan güvenlik önlemlerinden biri olan Cep Ajan uygulamasında; mudiinin hesabından herhangi bir işlem yapıldığında aynı anda kullanıcının bildirdiği telefona işlemin mesaj olarak bildirildiğini, kullanıcı bilgilerinin banka sisteminden temin edilmesinin mümkün olmadığını, dava konusu işlemlerin davacının egemenlik alanında bulunan kendisince bilinen şifreler kullanılmak suretiyle gerçekleştiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, davacı ile davalı arasındaki sözleşme gereği davacının sözleşme gereği korumakla yükümlü olduğu kişisel bilgileri 3. kişilere karşı koruyamadığı ve olaya sebebiyet verdiği, davacıya ait kişisel bilgilerin hacking yöntemlerinden biri kullanılarak ve büyük olasılıkla kullandığı bilgisayardan trojan tipi casus yazılımlarla davaya konu havale işlemlerini elektronik ortamda gerçekleştiren 3. kişilerce elde edilmiş olabileceğini, gerek davacının gerekse davalı bankanın kusur ve ihmallerinin, zararın oluşmasına katkıda bulunduğu, davalı tarafından kullanılan Cep Ajan uygulamasının havalenin gerçekleşmesinden sonra müşterinin cep telefonuna bildirilmesi sistemi olduğu, olayda davacının %20, davalı bankanın ise %80 oranında kusurlu oldukları gerekçesiyle, 73.968.00 TL ‘nin 20.01.2007 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davacı ve davalı vekili temyiz etmiştir.

1 – Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2 – Dava, davalı banka nezdinde açılmış olan hesapta bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlemler sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.

Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür ( 4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61. maddesi ). Bu tanımlamaya göre mevduat, ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. BK’nun 306 ve 307. maddeleri uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nefi ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.

Somut olayda mahkeme, davacının şifre ve parolasını koruyamamasının zararın meydana gelmesinde etkili olduğu gerekçesiyle davacıyı meydana gelen zararda %20 oranında kusurlu kabul etmiştir. Oysa, davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen sahtecilik işlemi ile hesaptan çekilerek başka hesaba havale edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, ispat yükü kendisinde olan davalı banka, davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının kusuruyla ele geçirildiğini de kanıtlayamamıştır. Davalı bankanın internet bankacılığında kendisinin ve müşterilerinin güvenliğini sağlayacak güvenlik enstrümanlarının kullanılmasını zorunlu kılmayıp, somut olayda davacının insiyatifine bırakması, SMS ile bildirim, tek kullanımlık şifre, elektronik imza gibi teknolojik uygulamalara geçmemesi zararın doğmasında başlıca etken olup, davalı bankanın zarardan sorumlu olduğu açıktır.

O halde somut olayda tüm kusur davalı bankada olduğu halde, yazılı gerekçelerle tarafların birlikte kusurlu olarak kabul edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda ( 1 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, ( 2 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, aşağıda yazılı bakiye 3.295,20 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 21.03.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 
Bugün Tekil: 84 Bugün Çoğul: 280 Dün Tekil: 547 Toplam Tekil: 1640723 Toplam Çoğul: 4058805
        Dataişlem