,
 
Menu
Anasayfa Hakkımızda Kadromuz Çalışma Alanlarımız Linkler Önemli Bilgiler İletişim
KAMBİYO SENETLERİNE MAHSUS HACİZ YOLU İLE TAKİPLERDE “BORCA İTİRAZ ŞEKLİ” ve “BORCA İTİRAZIN SONUÇLARI” / 15-12-2011

KAMBİYO SENETLERİNE MAHSUS HACİZ YOLU İLE TAKİPLERDE

“BORCA İTİRAZ ŞEKLİ” ve “BORCA İTİRAZIN SONUÇLARI”

(İİK. mad. 169; 168/I-5)

 

Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takiplerde «borca itiraz şekli» ve «borca itirazın sonuçları» İİK. mad. 169* ve İİK. mad. 168/I-5**’de düzenlenmiştir.

§A. «Borca İtiraz Şekli»

Borca itirazın nasıl ve nereye yapılacağı İİK. mad. 169/I, c:1 ve 168/I-5’de düzenlenmiştir.

I- Borçlu, İİK. mad. 168/I-5’e göre yapacağı borca itirazını;

a- Ödeme emrinin tebliğinden itibaren beş gün içinde,

b- Bir dilekçe ile,

c- Ödeme emrini gönderen icra dairesinin bağlı olduğu icra mahkemesine,

bildirmek zorundadır.

Borçlunun bu koşullara uymayan itirazı hükümsüzdür. Yani;

- Ödeme emrinin tebliğinden beş gün geçtikten sonra,

- Sözlü olarak

- İcra mahkemesi yerine icra dairesi’ne

yapılan itiraz geçersizdir.

II- Beş günlük ödeme emrine itiraz süresi ödeme emrinin tebliğinden itibaren başlarsa da, henüz kendisine ödeme emri tebliğ edilmeyen fakat hakkında yapılan takibi öğrenen borçlu, ödeme emrinin kendisine tebliğini beklemeden de borca itirazda bulunabilir. Yüksek mahkeme -özellikle son içtihatlarında-

«Kural olarak borçlunun itiraz hakkı kendisine ödeme emrinin tebliği ile doğarsa da; borçlunun, kendisine ödeme emrinin tebliğini beklemeden -alacaklının anlaşmazlığı ve takibi sürdürme iradesini taşıması halinde- icra mahkemesine yapacağı itirazın (ve şikayetin) icra mahkemesince ‘süreden ret’ edilmeden inceleneceğini» belirtmiştir... Yüksek mahkeme, yine bu konuyla ilgili olarak;

√ «Kendisine ödeme emri tebliğ edilmemiş olan borçlunun -daha sonra da ödeme emri tebliğ edilmemiş olması koşuluyla- borca (ve imzaya) itirazda bulunamayacağını»

√ «Borçluya gönderilen ödeme emrinin, tebliğ edilemeden iade edilmesi halinde, borçlunun itirazının «borçlunun henüz itiraz hakkı doğmamış olması nedeniyle» reddedilmesi gerekeceğini»

√ «Takip tarihinden sonra ve ödeme emrinin tebliğinden önce -daha sonra ödeme emrinin tebliği koşulu ile- borçlunun, ödeme emrine itiraz edebileceğini»

ifade etmiştir...

Borçluya birden fazla kez ödeme emri tebliğ edilmiş olması halinde, itiraz (şikayet) süresi, «ilk tebliğ tarihi»nden değil, «son tebliği tarihi»nden itibaren işlemeye başlar.

Ödeme emrinin tebliği ile başlayan itiraz süresi, senet aslının takip talebi ile birlikte icra dairesine verilmemiş olması halinde, «alacaklının, senet aslını incelenmesi için ibraz ettiğine» dair icra dairesince gönderilen bildirinin borçluya tebliğ tarihinden itibaren» işlemeye başlar.

İtiraz süresinin hesaplanmasında, süreler hakkındaki genel hüküm niteliğindeki İİK. mad. 19 uygulanır. Bu nedenle, beş günlük itiraz süresinin hesaplanmasında, ödeme emrinin tebliğ edildiği gün, hesaba katılmaz ve itiraz süresinin son -beşinci- günü tatile rastlarsa, itiraz süresi, tatili izleyen çalışma günü -çalışma saati bitiminde- sona erer.

«İtiraz süresi» kesilmez. Bu nedenle «ödeme emri»ne karşı şikayet yoluna gidilmiş olsa bile itiraz süresi işler.

Bu süre kamu düzenine ilişkin «hak düşürücü süre»dir. «İtirazın süresinde yapılmış olup olmadığı» doğrudan doğruya icra mahkemesi tarafından araştırılır.

İtiraz süresi geçtikten sonra «borca itiraz» edilmiş olduğunun saptanması halinde, bu itiraz, «süre yönünden» red edilir[1] ve bu red kararı ile birlikte -esasa girilmemiş olduğu için- alacaklı lehine ayrıca % 40 tazminata hükmedilmez.

Ödeme emri borçluya usulsüz olarak tebliğ edilmişse, ödeme emrine itiraz süresi «borçlunun usulsüz tebligatı öğrendiği tarih»ten itibaren işlemeye başlar. Ancak, bunun için borçlunun ayrıca şikayet yolu ile -yedi gün içinde- icra mahkemesine başvurup «tebligatın usulsüz olduğunu» tesbit ettirip, «ödeme emrinin tebliğ tarihinin, usulsüz tebligatı öğrendiği tarih olduğu» konusunda bir karar alması gerekir. Bu konuda icra mahkemesine ayrı bir şikayette bulunmayan borçlu, icra mahkemesine -süresinden sonra- yaptığı «borca itiraz»ında da, «ödeme emrinin tebliğinin usulsüz olduğunu» ileri sürebilir.

Bu takdirde, icra mahkemesinin önce «ödeme emrinin tebliğinin usulsüz olup olmadığını» incelemesi ve tebligatın usulsüz olarak yapılmış olduğunu saptaması halinde, «borçlunun borca itiraz sebeplerini irdelemesi» gerekir.

Yüksek mahkeme, bu konuyla ilgili olarak;

√ «İcra mahkemesince -borçlunun, ‘tebligatın usulsüz yapıldığına ilişkin şikayeti bulunmadıkça’- doğrudan doğruya tebligatın usulsüzlüğünün dikkate alınamayacağını»

√ «Ödeme emri ‘kendisine bizzat tebliğ edilmiş’ gözüken borçlunun, daha sonra ‘takibi haricen öğrendiğini’ iddia ederek, tebliğ tarihinin düzeltilmesini icra mahkemesinden isteyebileceği (bunu istemekte hukuki yararının bulunacağı), bu durumda, icra mahkemesince, öncelikle ödeme emri tebliğine ilişkin tebliğ zarfındaki imzanın borçluya ait olup olmadığının usulen incelenerek, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekeceğini»

√ «Usulsüz tebligat halinde -Teb. K.’nun 32. maddesi uyarınca- ‘borçlunun beyan ettiği öğrenme tarihinin, ödeme emrinin tebliğ tarihi’ olarak kabul edilerek bu tarihe göre borçlunun icra mahkemesine yaptığı itirazın (başvurunun) ‘5 günlük yasal sürede olup olmadığı’nın incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekeceğini»

√ «Tebligat parçasındaki kaydın -örneğin; tebligat yapılan kişinin, muhatabın işçisi, aile fertlerinden birisi olup olmadığının- icra mahkemesinde her türlü delil ile ispat edilebileceğini»

√ « ‘Örnek 10 ödeme emri’ kendisine usulsüz olarak tebliğ edilmiş olan borçlunun, usulsüz tebliğ işlemini öğrendikten sonra, bu tebliği öğrendiği tarihten itibaren 7 gün içinde şikayet yolu ile, tebligatın usulsüzlüğünü -takibin yapıldığı icra dairesinin bağlı olduğu- icra mahkemesine başvurarak, ‘tebliğ tarihinin -ödeme emrini öğrendiği tarih olarak- düzeltilmesini’ istemesi gerekeceğini»

belirtmiştir.

Borçluya gönderilen «ödeme emrinin iptaline» -örneğin; takip dayanağı kambiyo senedinin aslı, İİK. mad. 167/II uyarınca icra dairesine verilmemiş olduğu için- karar verilmişse, yeniden düzenlenip gönderilen ödeme emri üzerine, borçlu (yeniden) ödeme emrine itiraz hakkı kazanır.

III- Borçlu -kural olarak- ödeme emrinin kendisine Tebligat Kanununa uygun olarak tebliği ile hakkında takip yapıldığını öğrenir.

Yüksek mahkeme ödeme emrinin borçlu tarafından öğrenilmiş sayılması -ve dolayısı ile; ödeme emrine itiraz süresinin başlaması- ile ilgili olarak;

√ «Borçlunun eşinin,haciz sırasında hazır bulunmasının ve borçlu vekilinin, icra dosyasına vekaletname ibraz etmiş olmasının, ödeme emrinin borçlu tarafından öğrenilmiş olması sonucunu doğurmayacağını»

√ « ‘Evinde haciz yapıldığını’ Cumhuriyet Savcılığına verdiği dilekçede açıklamış olan borçlunun en geç bu tarihte hakkında yapılan takipten haberdar olmuş sayılacağını»

√ «Borçlunun ödeme emrinden, evinde uygulanan ihtiyati haciz tarihinde haberdar olmuş sayılmayacağı, ödeme emrine itiraz (şikayet) süresinin kendisine ödeme emrinin tebliği ile başlayacağını»

belirtmiştir.

IV- Borca itiraz dilekçesi, doğrudan doğruya takibin yapıldığı icra dairesinin bağlı olduğu icra mahkemesine verilebileceği gibi (bu durumda harcın yatırıldığı tarihte borca itirazda bulunulmuş olunur), bu mahkemeye gönderilmek üzere, başka bir icra mahkemesine de verilebilir. Bu taktirde, dilekçenin verildiği icra mahkemesinde, harcın alındığı tarihte «borca itiraz» edilmiş olunur. Bu icra mahkemesi tarafından, hiç harç alınmamışsa, başvuru geçersiz mi olur? Yüksek mahkeme bu durumda dahi«borca itirazın geçersiz sayılmayacağını, borca itirazı inceleyecek asıl icra mahkemesinin borçluya harcı tamamlaması için süre tanıması gerektiğini»belirtmiştir.

«Harç» konusu ile ilgili olarak, yüksek mahkeme ayrıca;

√ «Harcın, itiraz (şikayet) süresi içinde ‘vezneye yatırılmak üzere’ emanete alındığının itiraz (şikayet) dilekçesi arkasındaki şerhten anlaşılması halinde, itirazın (şikayetin) süresinde yapılmış sayılacağını»

√ « ‘Harca tabi davalarda, dava harcın ödendiği tarihte açılmış sayılacağı’ndan, borçlunun itiraz (şikayet) süresi olan 5 gün geçmeden harcını yatırarak icra mahkemesine başvurmuş olması gerektiğini»

√ «Borçlunun, itiraz süresinin 5. günü saat 16.50’de adliye veznesine başvurduğu, ancak, ‘veznenin kapalı olduğu’ndan bahisle, harcın ertesi günü yatırılacağının (alınacağının) belirlenmiş olması halinde, -fiili imkansızlık nedeniyle harcın süresinde yatırılamadığı dikkate alınarak- itirazın süresinde yapıldığının kabulü gerekeceğini»

√ «Harcın, itiraz (şikayet) süresi içinde ‘vezneye yatırılmak üzere’ emanete alındığının itiraz (şikayet) dilekçesi arkasındaki şerhten anlaşılması halinde, itirazın (şikayetin) süresinde yapılmış sayılacağını»

belirtmiştir.

V- Uygulamada kimi kez karşılaşıldığı gibi borçlu, «takip konusu senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığını» süresi içinde icra mahkemesine bildirip«imza inkarı»nda bulunduktan sonra, ayrıca icra mahkemesine başvurup «borca itiraz»da bulunabilir mi? Kanımızca, borçlu her iki yola da başvurabilir. Yani, isterse sadece «imza inkarı»nda bulunmakla yetinir, isterse sadece «borca itiraz»da (İİK. mad. 169) -ve hatta koşulları varsa- İİK. mad. 170/a’ya göre «şikayet»te bulunur veya her iki (hatta üç) yola birden başvurabilir...

Yüksek mahkeme de -İcra ve İflas Kanununun 168/4 ve 170. maddelerinde 3494 sayılı kanun ile değişiklik yapılmadan önceki dönemde (yani borçlunun icra dairesine yaptığı imza inkarının icra takibini durdurduğu dönemde)- «borçlunun süresi içinde ‘imza inkarında (itirazında)’ bulunmuş olmasının, ayrıca ‘borca itiraz’da bulunmasına engel teşkil etmeyeceğini» belirtmişti...

Buna karşın, icra dairesine başvurup, borcu kabul eden borçlu, daha sonra -itiraz süresi içinde- bu kabulünden dönerek, icra mahkemesine «borca itiraz»da bulunamaz.

VI- İcra mahkemesine başvurup «borca itiraz»da bulunan borçlunun itiraz iradesini -itiraz dilekçesinde- açık-seçik belirtmesi gerekir. Örneğin; «borcun aslına», «faiz oranına», «gider vergi-sine», itiraz etmek isteyen ya da «borcun zamanaşımına uğradığını» bildirmek isteyen borçlunun, bu itirazlarını dilekçesinde açıkça belirtmesi gerekir. Bu nedenle yüksek mahkeme -yerinde olarak- borçlunun «...senesinden beri kimse alacağının tahsili için beklemez», «...beş sene sonra boş olarak verilen senet alacaklı tarafından doldurulmuştur», «...aradan yedi yıl geçtiği için senetler ticari niteliğini kaybetmiştir» şeklindeki itirazları«zamanaşımı itirazı» olarak değerlendirmemiştir.

VII- Borçlu, İİK. mad. 169’da belirtilmemiş olmakla beraber, İİK. mad. 168/5’de açıklandığı şekilde, itiraz nedenlerini borca itirazında belirtmek zorundadır. Kanunun bu hükmüne rağmen, borçlu, «itiraz nedenlerini» açıklamaksızın, sadece; «borcum yoktur» şeklinde borca itiraz etmişse durum ne olacaktır? İcra mahkemesindeki duruşmada -dilekçesinde belirtmediği- itiraz sebeplerini açıklayabilir mi?

Bu konu hakkında ayrıntılı açıklama için bknz: UYAR, T. İcra ve İflas Kanunu Şerhi, 2007, C:9, s:14558 vd.

VIII- Borçlunun, «borca itiraz»larını -takibin yapıldığı icra dairesinin bağlı olduğu- icra mahkemesine bildirme zorunluluğu, takibin «kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile» yapılmış olması ve borçluya «örnek: 10 ödeme emri» gönderilmiş olması halinde gereklidir.

Eğer, borçlu hakkında «kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile» takip yapılmış olduğu halde, borçluya -hatalı olarak- genel haciz yolu ile takiplere ilişkin «7 örnek ödeme emri» gönderilmişse, borçlunun icra mahkemesine yapacağı itiraz geçersiz olur. Bu durumda, borçlunun tüm itirazlarını -ödeme emrinde belirtildiği şekilde-icra dairesine -yedi gün içinde- bildirmesi gerekir. Alacaklı, elinde kambiyo senedi niteliğinde bir senet bulunmasına rağmen, borçlu hakkında «genel haciz yolu ile»takip yapıp; borçlusuna «7 örnek ödeme emri» göndertirse, ödeme emrini alan borçlunun, tüm itirazlarını -icra mahkemesine değil- icra dairesine bildirmesi gerekir...

IX- Bir başvurunun (itirazın) «borca itiraz»mı, «imzaya itiraz»mı sayılması gerektiği (olduğu) uygulamada kimi kez tereddüt konusu olabilir. Bu konuda, içeriği itibariyle «borca itiraz» sayılan başvurular için bknz: “UYAR, T. age. C:9, s:13820 vd.” «imzaya itiraz» sayılan başvurular için ise bknz: “UYAR, T. age. C:9, s:13822 vd.”

§B. «Borca İtirazın Sonuçları»

Borçlunun -icra mahkemesine İİK. mad. 168/I-5 uyarınca- yapacağı itirazın ne gibi sonuçlar doğuracağı İİK. mad. 169 c.2’de düzenlenmiştir.

Borçlunun süresinde usulüne uygun olarak yaptığı itiraz -imza inkarı (itirazı) gibi- «satıştan başka icra takip işlemlerini» durdurmaz (İİK. mad. 169) Yani bu itiraz sadece satışı durdurduğundan, itiraza rağmen takibe devam edilir. Haciz ve kıymet taktiri işlemleri yapılır, icra veznesindeki para alacaklıya ödenir. Bu para alacaklıya ödendikten sonra icra mahkemesi «borca itirazın kabulüne» karar verirse, icra dairesi alacaklıya ödediği parayı ondan gelir alır ve borçluya öder (İİK. mad. 361). Ancak bu durumda satışa gidilemez ve satış isteme süresi (İİK. mad. 106) borca itiraz üzerine karar verilinceye kadar işlemez. Satış için «itirazın reddedilmesini» beklemek gerekir. Borçlu «borca itiraz» için icra mahkemesine başvururken ya da duruşma sırasında İİK. mad. 169a/II uyarınca «takibin geçici olarak da durdurulmasına karar verilmesini» icra mahkemesinden isteyebilir. İcra mahkemesi borçlunun ileri sürdüğü itiraz sebeplerinin niteliğine ve kanıtların durumuna göre takibin geçici olarak -dava sonuna kadar- durdurulmasına karar verebilir.kaynak:www.talihuyar.com

 
Bugün Tekil: 1175 Bugün Çoğul: 2170 Dün Tekil: 1341 Toplam Tekil: 1582191 Toplam Çoğul: 3927619
        Dataişlem